Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Bir Fil Ne Kadar Büyür?




Toplam oy: 34
Çocuklara ölüm duygusunu edebiyatla anlatmak zor iştir. Bu acıya bir de geride kalan büyüğün çektiği acıyı da ilave ettiğinizde çocuğun psikolojisini doğru bir dil ve bakış açısıyla aktarmak daha karmaşık bir hale gelir. Tıpkı Fil kitabında olduğu gibi. Annesini kaybeden küçük kız Olive’nin acısından ziyade babasının girdiği depresyona odaklanan roman, küçük kızın babasını hayata bağlama çabasını işliyor.

Hayatta hepimizin başına hiç ummadığımız bir zamanda olmadık sıkıntılar gelebilir. Çok sevdiğimiz bir yakınımızı kaybedebiliriz sözgelimi, bir kaza olur sakat kalırız ya da işimizle ilgili bir sorun yaşayıp işimizi kaybedebiliriz. Bu tür durumlarda girdiğimiz ağır depresyondan çıkabilmek kolay olmayabilir. Bir yetişkinin girdiği depresyonla baş etme yöntemleri bir çocuğunkinden farklıdır elbette. Çocukların kendi sıkıntıları ve üzüntüleriyle baş etme yöntemleri de farklıdır. Bu tür durumlarda bir büyüğün yardımına ihtiyaç duyarlar. Ama ne olursa olsun üzüntü ve sıkıntı yaşadığımız hayata dair duygulardır.

 

Peki sevdiği bir büyüğünün depresyona girdiğini fark eden bir çocuk nasıl davranır? Bunun çözümü için bir büyüğe yardımcı olacak güçte midirler. Fil isimli roman işte bunları sorgulatan ve üzerinde düşünmemizi sağlayan bir kitap.

 

Doğrusu Peter Carnavas’ın yazdığı kitap ilk yazı deneyimi olmasına rağmen olaya çocuk gözüyle yaklaşabilme becerisi, cümle kurgusundaki dinamikliği ve sürükleyiciliği ile başarılı bir serüven sunuyor. En azından bir çocuğun sahip olduğu naif bilgeliği yakalayabilmiş olması bile kitabı anlamlı bir yere koyuyor gözümde.

Çocukların çok yakın birini kaybetme yani ölüm duygusunu edebiyatla çocuğa anlatmak zor iştir. Bu acıya bir de geride kalan büyüğün çektiği acıyı da ilave ettiğinizde çocuğun psikolojisini doğru bir dil ve bakış açısıyla aktarmak daha karmaşık bir hale gelir. Tıpkı Fil kitabında olduğu gibi. Annesini kaybeden küçük kız Olive’nin acısından ziyade babasının girdiği depresyona odaklanan roman, küçük kızın babasını hayata bağlama çabasını işliyor. Olive babasının bu üzüntülü halinde yanında büyük, gri ve ağır bir fil hayal ediyor, çocuğun gözüyle bakacak olursa hayal etmiyor fili düpedüz görüyor. İşe giderken, eve dönerken, yemek yerken bir gölge gibi babasının yanından ayrılmayan bir fil bu. Ve bu fil babasının üzüntüsünü artırdıkça artırıyor; Olive içinse yapacak tek şey kalıyor geriye: Fili göndermek. Ama nasıl?
Umut ve iyileşme macerası
Mutluluğun sandığı kadar kolay bir şey olmadığını fark eden küçük kız kahramanın bu anlamda en büyük yardımcısı dedesi oluyor. Modern hayatta artık rolü iyice zayıflayan dede-torun ilişkisini gayet güzel şekilde kitaba dahil etmeyi başarıyor yazar. Olive’nin babasının yanındaki fili gönderme planı öncesinde ortaya başka bir sorun çıkıyor: Dedesinin üzüldüğü bir anda onunda yanında beliren kaplumbağa. Küçük kız bunu dedesini neşelendirip duygulandırarak başarıyor ve kaplumbağayı dedesinden uzaklaştırıyor. Geriye tek bir sorun kalıyor: Babasının filini kovmak. Ve bu duygusunu dedesine açtığında bilge dedesi ona yardım ederek bir yöntem söylüyor ve planı birlikte yapıyorlar. Sonuçta ne mi oluyor? Evet üzgün olan babasının yanındaki kasvetli, ağır, gri fil gerçekten gidiyor ve babası eski güzel günlerdeki gibi gülümseyen bir babaya dönüşüyor.
Kitabın başından itibaren küçük kızın yanında dolaşan köpeğin de aslında küçük kızın üzüntüsünü temsil eden bir hayvan oludğunu fısıldıyor yazar kitabın sonunda. Ve sadece Olive’nin gördüğü bu köpek de kitabın sonunda küçük kahramanımızla vedalaşıp gidiyor. Bir aile olmanın, birlik olmanın, sevmenin ve birbirimizi düşünmenin güzelliğini anlatan umut ve iyileşme hikâyesi olarak okunması gereken bir kitap Fil. Kimbilir belki içimizde çöreklenen bir hayvanı fark etmemize ve ondan kurtulmamıza vesile olur.
KÜÇÜK MERAKLILARA BÜYÜK CEVAPLAR
Dört kitaplık güzel bir seri Küçük Meraklı dizisi. Bilgilendirici kısa metinler ve bol illüstrasyonlarla soru cevap şeklinde ilerleyen kitaplar okumayı bilenlerin kendi başlarına eğlenebilecekleri, okuma bilmeyenlerinse büyükleri yardımıyla çok rahat şekilde anlayabilecekleri bir formatta hazırlanmış. Kitaplarda yer alan sorular çocukların çok merak ettiği konulara yoğunlaşıyor ve tatmin edici cevaplar sunuyor. Küçük Meraklının Güneş Sistemi Rehberi, Küçük Meraklının Hayvanlar Âlemi Rehberi, Küçük Meraklının Bilim Rehberi ve Küçük Meraklının Gezegen Rehberi isimlerini taşıyan 32’şer sayfalık seri çocuklarınıza cevap vermekte zorlandığınız bir çok sorunun cevabını barındırıyor.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

-Kimsin?

-Anneannemin torunuyum.

 

Divan Edebiyatı, sahibi meçhul bir kavram. Her halükârda 20. yüzyılın başında ortaya çıktığı konusunda bir tartışma yok. İskoçyalı oryantalist Elias John Wilkinson Gibb’in 1900 yılında yayınlanan Osmanlı Şiiri Tarihi kitabında bu kavrama hiç yer verilmez. Hepsi batılılaşma döneminde düşünülen isim alternatiflerinden biridir “Divan Edebiyatı”.

Arap coğrafyasında üretilen roman, öykü ve şiirler son yıllarda edebiyat gündeminde karşılık buluyor. Avrupa başta olmak üzere Batı’da düzenlenen büyük ve uluslararası kitap fuarlarındaki temsiliyetin güçlenmesi, en yeni eserlerin prestijli birçok ödüle değer görülmesinin bu ilgideki payı büyük elbette. Batı’nın doğuyu gördüğü “egzotik göz”le romantize edilemeyecek bir yükseliş bu.

Yirminci yüzyıl başlarında İngiltere genelinde Müslümanlara yönelik hasmane tavırlar öne çıkarken, İslam’ı seçenlerin sayısında da gözle görülür bir artış söz konusudur. İslam’la müşerref olan bu şahsiyetler, yeri geldiğinde İslam dünyasının savunucuları olarak da önemli faaliyetlerde bulunmuşlardır.

Günümüz Türk şiirinin derviş kalem şairlerinden Said Yavuz’un üçüncü kitabı Üşüyen Eller Divanı Muhit Kitap’ın şiir kitaplığından okura sunuldu. Kitapta 24 şiir bulunuyor, buna dervişin bir günü diyebiliriz. Sıkıntısı olan birinin, isyan etmeden, kırmadan ve kızmadan; insan olma vasfını koruyarak ruhundaki yarayı paylaşmasına şahitlik ediyoruz.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.