Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Bir İnek Dünyayı Kurtarırsa…




Toplam oy: 13
Dünyayı Kurtaran İnek kitabı dil zenginliği bakımından ufuk açıcı olmasa da mizah dili ve senaryosu açısından başarılı. Klonlama gibi güncel bir konuya eğilmesi, paket sütlerin içeriğine eleştiriler getirmesi gibi önermeleri bulunan bu çocuk romanının eğlenceli dili on yaş ve üzeri çocukların ilgisini çekecek.

Bir çocuk için bir kitabı anlamlı kılan ve heyecanla okumasını sağlayan şeylerden birisi içindeki macera ve mizah sosudur. Eğer bunu günlük hayatın akışına boyayabilirseniz bu çocuk için daha cazip bir kitaba dönüşür elbette. Selçuk Ceyhan’ın yazdığı Dünyayı Kurtaran İnek romanının da yaptığı tam olarak bu.

 

Romanın konusu kısaca şöyle: Çiftlikte yaşayan kahramanımız bir inek ve adı da Kaymak. Her inek gibi hayatının anlamının ‘süt’ olduğunu düşünüyor. Bu sadece inekler için geçerli bir şey değil elbette. Birçoğumuz için de hayatın anlamı çoğu kez yaptığımız işe odaklanmak olsa gerek. Ta ki bir şeyler kafanıza ‘dank’ edene kadar... Ondan sonra bir arayışa sürükleniriz. Tıpkı Kaymak gibi. Bir yavrusu olunca hayatının anlamı tümden değişiyor Kaymak’ın. Ama bu değişen hayatı ve sevinci kısa sürüyor. Çünkü bir sabah yavrusu ortadan kayboluyor. Ve dedektifliğe soyunan Kaymak yavrusunun insanlar tarafından bir arabayla götürüldüğünü fark ediyor. Ama nereye? İşte maceranın başladığı yer burası. Yavrusunun peşinden gidip onu tekrar ait olduğu yere getirmek için harekete geçen bu inek, artık yazarın elinde inek olmaktan çıkıp kitabın başkahramanına dönüşüyor ve çocukların çok seveceği ve özümseyeceği bir format halini alıyor.

Kasapla dostluk kuran inek 

Gittiği şehirde bir kasap dükkânına giriyor Kaymak ve çiftlikteki radyodan dinledikleriyle insan sesini öğrenebildiği için kasaba derdini anlatıyor. Çok şaşıran kasap, Kaymak’a yardım etmek için şehirdeki bütün süt ve yoğurt tesislerini Kaymak ile birlikte dolaşmaya ve kaybolan yavruyu aramaya başlıyor. Kaymak kasabın evine yerleşiyor hatta. Kasap da bu durumdan faydalanarak bir sütçü dükkânı açıyor, çok başarılı olamasalar da…
İlerleyen macera boyunca inek mi insanlaşıyor yoksa kasap mı günlük alışkanlıklarını değiştirip bir inek gibi yaşamaya başlıyor bilinmez ama aralarında iyi bir dostluk oluştuğu kesin. Ve Kaymak’ın yolu kusursuz insan kopyalamaya çalışan bir grup insanla kesişiyor. Bu kopyalama deneyine katılan bütün hayvanlarla birlikte laboratuvarı yerle bir ederek dünyayı kurtarıyor. Ve tabii orada hapsedilen yavrusuna da kavuşuyor Kaymak.
Dünyayı Kurtaran İnek kitabı dil zenginliği bakımından ufuk açıcı olmasa da mizah dili ve senaryosu açısından başarılı. Klonlama gibi güncel bir konuya eğilmesi, paket sütlerin içeriğine eleştiriler getirmesi gibi önermeleri bulunan bu çocuk romanının eğlenceli dili on yaş ve üzeri çocukların ilgisini çekecek.


SEVGİ VE DOSTLUK ÜZERİNE
Büyükannesinin yaşadığı adaya pek de istemeyerek giden küçük bir çocuğun masalını ele alıyor Büyükannem ve Minik Kuş kitabı. Sıkıcı da olsa sonuçta sevgi ve dostluğa dönüşen bu tatil aynı zamanda küçük çocukların aile büyükleriyle ilişkileri ve hayvanlarla kurduğu dostluğa değinmesi bakımından önemli. Küçük çocuğun bir fırtınada bulduğu yaralanmış minik bir kuşun büyükannesiyle arasındaki bağları nasıl güçlendirdiğini anlatıyor kitap. Kitabın öyküsünün çok çarpıcı ve edebi bakımdan iyi olduğunu söylemek zor. Fakat kitabı yazan Benji Davies’in metni her ne kadar zayıf bir kurguya sahip olsa da canlı ve detaylı çizimleri kitabı güzelleştirmeye yetiyor. Çocuğunuzla birlikte okuyup, çizgileriyle hayal kuracağınız bir macera bu.
BEN ÇOCUK OLSAM…
.Ben çocuk olsam bir ineğin kahraman olduğu bu kitabın mizahî içeriğini sever ve keyifle sıkılmadan sonuna kadar okurdum.

.Kitabın çizimlerini beğenmezdim. Bir çocuk kitabı illüstrasyonundan ziyade karikatür tarzında ve basitçe çizilen çizimlerden zevk almazdım.

.Kitabın final sahnesinin çok daha vurucu ve mizah dozu yüksek olmasını dilerdim.
BEN ÇOCUK OLSAM…


.Kitaptaki çizimlere bayılırdım. Resimlerdeki detaylar arasında kaybolur ve kitaptan kendi kendime yeni maceralar çıkarırdım.

.Sanırım kitabı okuduktan sonra benim de küçük bir kuş ya da kedi gibi bir hayvanımın olmasını isterdim.

.Sıkıcı olarak bulduğum her şeyin içinde aslında bir macera gizli olduğunu keşfederdim. Evde olan büyüğüme o an sımsıkı sarılırdım.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Nekro Porta/Ölüler Kapısı bir ilk roman olmasına rağmen sağlam kurgusu ve bütünlüğüyle dikkat çekmektedir. Bütün karakter ve olaylar, tek bir olayın çevresine toplanmakta, birbirinin neden veya sonucu olmaktadır. Bu yönüyle Nekro Porta bir ilk roman için ilk ve en zor sınavdan başarıyla geçmektedir. İlk romanlar için diğer bir handikap, romanda kullanılan dil ve üsluptur.

Çocuklar muzip ama bir o kadar da kalplerine dokunan metinlere bayılırlar. Bir çocuğun edebiyattan ve kitaptan beklediği şey de budur aslında. Gökhan Özcan ismini bilenler bilir. Ve kalemindeki sadeliğin yanında derinliği de fark edenler onun metinlerinin müptelâsı olurlar.

Necati Mert’in ustalığı

 

Şehir yazılarının tarihi çok eskilere dayanır. Gezmek, görmek ve seyahatten geriye kalan izlenimlerini paylaşmak insanın doğasında olan bir özelliği gibi aslında. Gezmek, ruha şifa olduğu kadar kelimelere de bir canlılık katıyor.

Hayatımı değiştiren kitapları listeleyebilmem çok zor. Benim bugüne gelebilmemin arkasında çok çeşitli etkenler, unsurlar var çünkü. Bu sebeple “bu kitabı okudum, şöyle değiştim” demek diğerlerine haksızlık olur. Faulkner “bu kitapta ne anlatmak istedin?” diye soranlara çok kızarmış.

Kulis

Ekrem Demirli: ''Kuşeyri, ilahi kitaba 'Sevgilinin Mektubu' gibi bakıyordu''

ŞahaneBirKitap

Amerikan psikolojisi ve varoluşçu psikoterapinin önde gelen isimlerinden Rollo May, Yaratma Cesareti adlı o pek ünlü kitabında, modern-kapitalist sarsıntı çağının bizleri bir şeyler yapmaya, üstelik yeni bir şeyler yapmaya çağırdığından bahseder.

Editörden

Deniz denildiğinde aklıma hep Küçük Kara Balık geliyor. Üstelik, Samed Behrengi’nin bu hüzünlü küçük öyküsü, yosunlarla kaplı bir kayadan göllere dökülen, oradan da nehir nehir denize açılan bir öyküdür. Elbette denizden daha fazlasını anlatır. Yine de büyük denizi özleyen küçük bir balık imgesi, insanın dünyadaki yolculuğunu anlatmada bana hep eşsiz bir metafor olarak görünmüştür.