Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Bohemliğin Krimonolojisi




Toplam oy: 52
Boşluktakiler Avrupa’nın geçiş döneminde detaylarla örülmüş kurgusu ve kendine has retoriği olan, çağdaş bir İngiliz romanı. Kitabın dinamiği yakalandığında McCarthy’nin okuyucusu kendisine bir düşünme boşluğu bularak kitabın değişen mekânlarına, zamanlarına ve ruh hallerine ayak uydurabilecektir.

Boşluktakiler İngiliz yazar Tom McCarthy’nin yazdığı ilk roman. Fakat dilimize yine Jaguar Kitap tarafından kazandırılan Kalan, yazarın ilk yayımlanan ve edebi şöhretine kavuşmasını sağlayan kitabı. Londra’da yayınevleri tarafından reddedilen Tom McCarthy’nin Kalan romanı 2005 yılında -7 yıl yayıncısını aramasının ardından- Paris merkezli küçük bir yayınevi tarafından kabul görür. Sonrasında Tom McCarthy kariyerinde Man Booker’a aday gösterilme, eleştirmenlerce Joyce, Perec, Calvino gibi yazarlarla anılmaya başlıyor.

 

Boşluktakiler ile Tom McCarthy Kalan’da olduğu gibi yine geçmişe, bu sefer 90’ların ilk yarısına götürüyor okurunu. Politik olarak geçiş dönemi. Sovyetler yeni dağılmış. Hikâye Prag’da (yazarın da gençlik yıllarının geçtiği şehir) Orta Çağ’a ait bir ikon resminin sahtesinin yapılması ekseninde gelişiyor. Hikâyede çok sayıda farklı millet ve sosyal sınıftan karakter yer alıyor. Eserin reprodüksiyonlarını yapan yarı Rus bohem sanatçı Ivan Mansek, İngiliz bir göçmen ve sanat eleştirmeni Nick, mafya ve sanat camiasının ortak ayağı Bulgar Anton, Ilievski, Heidi, Roger, Angelika, Barbara, Klara, Sasha, Karolina, Han, Helena, Gabina, Tylore, Markov, Milachkov hikâyede geçen bazı karakterler yani mülteciler, kaçakçılar, sanatçılar, mafya ve bohemler… Tüm bu insanlar Sofya’dan kaçırılarak Prag’a getirilen bir Bizans ikonasının çevresinde adeta boşlukta bir yer tutmaya çalışıyorlar.

 

SATIR ARALARINDA ELIOT, FRIDA, BURROUGHS…

 

McCarthy’nin yazdıkları sadece kurgudan ibaret değil, Prag ve Amsterdam’ı çapraz çizen tramvay hatları, Sovyet kozmonotunun kaderi, radyo dalgaları, ikonanın üzerindeki figür dahi yazarın tüm evreni birbirine bağlayan felsefesinin elemanlarını oluşturuyor. Satır aralarında T.S Eliot, Frida, William Burroughs gibi isimleri görüyoruz. Bunun yanında McCarthy, ansiklopedik sayılabilecek bazı bilgileri okuyucuya kurgu içerisinde, hiç sıkmadan ayrıntılı şekilde betimleyerek veriyor. Örneğin bir sanat eserinin kopyalanabilmesi için gerekli malzemelerden -sarımsağın altın varak için sabitleyici olarak kullanıldığına dek- kopyalama tekniklerine, Amsterdam’daki merdivenlerin dar oluşundan, bu nedenle eşyaları caddeye indirmek veya eve taşımak için binanın çatısına kanca ile kurulan makara sistemlerine… Ve pencerelerden bile eşya taşınabildiğine dair ayrıntılar...

 

McCarthy hikâye kurgusunda bir karaktere odaklanmamıza izin vermiyor, “biri”nin hikâyesini okumuyoruz, bir bakıma karakterlere analojik yaklaştığını söyleyebiliriz, ana karakterler ise sırası gelince hikâyede rolünü yerine getiriyor.

 

Boşluktakiler Avrupa’nın geçiş dönemindeki bohem atmosferiyle örülmüş kurgusu ve kendine has retoriğiyle, çağdaş bir İngiliz romanı. Hikâyede tekrarlanan imgelerin ve karakterlerin çokluğu olay kurgusuna girmeyi bir nebze zorlaştırsa da kitabın dinamiği yakalandığında McCarthy’nin okuyucusu kendisine bir düşünme boşluğu bularak kitabın değişen mekânlara, zamanlara ve ruh hallerine ayak uydurabilecektir.

 

Zadie Smith tarafından da “edebiyatın geleceği” görülen Tom McCarthy ismini önümüzdeki yıllarda da çok duyacağız gibi görünüyor.

 

 

 

BOŞLUKTAKILER
Tom McCarthy

ÇEV: Çiğdem Erkal İpek
JAGUAR KITAP 2019

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Virginia Woolf’un (1882-1941) yaşarken basılı tek öykü kitabı olan Pazartesi ya da Salı (1921) bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biridir. Virginia Woolf, Mrs. Dalloway, Dalgalar, Deniz Feneri romanlarıyla bilinç akışı tekniğinin başarılı örneklerini vermiş bir öncüdür. Bu akım günümüzde de etkisini yoğun bir şekilde göstermektedir.

Emily Dickinson’a geçmeden önce kendi çocukluğumu ve bahçe hikâyemi anlatacağım size... Macera olsun diye evden kaçıp gün batarken kimsenin ruhu duymadan döndüğüm çocukluk yıllarımda, bütün evlerin bahçeli olduğunu sanırdım. Neden, çünkü şanslıydım; oturduğumuz sakin mahallede bütün evler bahçeliydi, bizimki de.

 

Hepimiz etrafında toplanacağımız hikâyeler arıyoruz. Çünkü bir bakıma hikâye, hayatın zihinlerimizdeki anlamlandırılmış yansımasıdır. Dünyadaki varlığımızı konumlandırabilmek ve bir anlama ulaşabilmek için şeylerin mekân ve zamanda nelere bağlı, nelerle birlikte olduğunu bilmeye muhtacız.

Eğer hidâyet yazılmışsa bir kişinin alınyazısına, kişi ne denli farklı mecralarda dolaşırsa dolaşsın dönüp gelmesi muhakkaktır takdir olunana. Gai Eaton da Lozan’dan İngiltere’ye, Jamaika’dan Mısır’a hakikat arayışıyla gezinirken, bu yazgının izini süren son devir Müslüman entelektüellerinden birisidir.

 

A-

 

Mecnun one night

 

B-

 

Ben bu tarzı benimsedim. Elim belimde vakaların önünde bekler, sakallarımı sıvazlar, sosyolojik birtakım çıkarımlarımı dile getiririm. ‘Ne güzel bir toplum simit yiyor.’ ‘Toplum koşma oğlum beş dakika sonra tekrar gelecek tren.’ ‘Toplum şuradan geçerken az sessiz ol uykuya uzağım zaten.’

 

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.