Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Borges'in görme yetisini kaybettikten sonra çizdiği otoportre




Toplam oy: 42

Dünya edebiyatının büyük ustası Jorge Luis Borges yaşamının bir noktasında kör olacağını biliyordu. Körlük Borges ailesinde nesilden nesile geçiyordu. Yalnızca babası değil, babasının anne-babası da yaşamlarının bir safhasında kör olmuşlardı. Borges kendi durumunun çok da dramatik olmadığını düşünüyordu. Bir keresinde, “körüm, gülümsüyorum, cesurum ve ölmeyi umuyorum” diyecek ve şöyle devam edecekti bu konuya ilişkin:

“Esas dramatik olan, görme yetisini bir anda kaybedenlerdir. Benim durumumda körlük, ağır ağır çöken bir gece gibiydi. Görmeye başlamamla birlikte, körlük süreci de başlamıştı. 1899’da doğduğum gün, dramatik iniş çıkışlara gerek duymadan hep devam eden bir süreçti (...)”

 

Görsel: Burak Dak

 

 

Borges kendi durumunu “mütevazı körlük" olarak tanımlıyordu. Tek gözü tamamıyla körleşmişti, ancak diğer gözü kısmen görüyordu. Kırmızı ve siyah renkleri göremese bile, mavi, yeşil ve sarı renkleri seçebiliyordu.

Borges, görme yetisini büyük oranda kaybettikten sonra Arjantin Ulusal Kütüphanesi’nin başına atanmasındaki ironiden de bahseder; artık okuyamıyor ancak halen yazabiliyordur.

“Orada, farklı dillerdeki 900 bin kitabın ortasında duruyordum işte. Ancak kitapların başlıklarını bile güçlükle seçiyordum.”

Bundan 20 yıl kadar sonra, Borges, Amerikalı ünlü edebiyat aşığı Burt Britton için otoportresini çizecekti. Ortaya çıkan eskiz pek çok detaylı çizimden daha kıymetliydi elbette.

 

 

Borges'in 1976'da The Paris Review'da yayımlanan otoportresi

 

 

Yaklaşık 500 kadar edebiyatçının otoportrelerini toplayan Britton, Borges’in Strand adlı ünlü kitapçıya gelip kendi portresini çizdiği günü şöyle anlatıyor:

 

“Onu binaya çevirmeni getirdi. Portre kusursuzdu. Ancak benim için asıl akılda kalıcı olan, ona merdivenlerden yukarı çıkarken eşlik etmekti. Kitapçının ana bölümüne doğru yürürken bana dönüp, 'sizde bizim ulusal kütüphanemizdeki kadar çok kitap var,' demişti.”

 

 

 


 


Kaynak: Lithub

 

 


 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Bir haber bombardımanı altındayız. Görüntüler, infografikler, yıkılan şehirler, mülteciler, cinayetler ekranlardan zihnimize bir tsunami dalgası olarak geliyor. İdrakimiz doğal olarak aciz kalıyor zamanla ve kalplerimiz olan biten karşısında taş kesiliyor. Mustafa Kutlu’nun denemelerini bir araya getirdiği Fırtınayı Kucaklamak, tam olarak bu derdimizin şifasını gösteriyor bize.

“İnsan, alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.”


Bazı sanatçılar var ki isimleri sıkça anılmaktan kendileri ve eserleri hakkında tabiri caizse bir körlük oluşuyor. Bir klişeymiş gibi görünse de aslında sanatları ve söylemek istedikleri yüz yıl geçse dahi öneminden hiçbir şey kaybetmiyor. Nesiller büyütüyorlar, nesiller yetiştiriyorlar. İşte Ömer Seyfettin de bu sanatçılardan biri.

BREXIT & LONDRA KİTAP FUARI

 

Kitap, bugün farklı mecralarda elimize ulaşabilen, bilgiyi yazılı ve/veya görsel olarak sunan, hatta bazı örneklerde sesini bile duyurabilen bir ürün olarak karşımıza çıkıyor. Ancak çoğu kaynakçada yer alan (örnek olarak TDK’yı alırsak) bilumum tanıma göre kitap “ciltli veya ciltsiz olarak bir araya getirilmiş, basılı veya yazılı kağıt yaprakların bütünü” veya “herhangi bir konuda yazılmış

Söyleşi

Melike Yıldırım: Bazı kitaplar isimleriyle öylesine bütünleşirler ki sanki o kitabı başka hiçbir isim öylesine doğru bir şekilde anlatamaz gibi gelir.

ŞahaneBirKitap

Svetlana Aleksiyeviç, "yepyeni bir edebi tür" olarak tanımlanan, uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla 2015 Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştü.

Editörden

Her ne kadar kitabın 5000 yıllık serüveni desek de, birçok iyi okur için kitabın tarihi, kendi serüveniyle birlikte ilerlemiştir aslında. Bizi kitaplara çeken şey, biraz da kendimizden dışarı çıkmak isteğidir. Okuduğumuz her macera, her tez ya da antitez, kitapla bizim aramızdaki gizemli bir sözleşme gibidir. Bu anlamda okumak soylu bir eylemdir de.