Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Dünya Kiracısı'ndan Öyküler




Toplam oy: 8
Doğukan İşler, Dünya Kiracısı’nı “Tüm unutulan öykücülere” ithaf ediyor. Bu ithaftaki unutulmayı yok olmak değil kolektif bilinçaltı ile hemhal olmak yani bir anlamda yazar denilen akarsuyun bir denize kavuşması şeklinde okudum. Hatta bu yazımı unutulmuş ve unutulacak tüm öykücülere ithaf etmek isterim.

Her öyküde farklı bir arayışın, oyunun peşinde Doğukan İşler. Her öyküde dilinde, üslubunda bir farklılık getirmeye çalışıyor. Bu gayret onun öykü sayısında bir sınırlama getiriyor ister istemez. Ancak şunu net bir şekilde söylemem gerek. Onun hiçbir öyküsü, okurda “bunu daha önce okumuştum” duygusu uyandırmıyor. Tabii bu noktada İşler’in üç öykü kitabının yanı sıra çocuk ve gençlik kitapları yazdığı, dolayısıyla hiç de az yazmadığı söylenebilir. Nicelik patlaması yaşanan bir zaman diliminde İşler’in reyini edebiyattan yana kullandığını “firesiz” metinlere imza atma kaygısı taşıdığını rahatlıkla söyleyebilirim.

 

Kitaba ismini veren Dünya Kiracısı son derece günlük hayata yaslanan bir öykü olarak başlarken birdenbire fantastik öyküye dönüşüveriyor. Ancak kullanılan tema genellikle alışageldiğimizin aksine metni bir korku hikâyesine de dönüştürmüyor. İşler; kendine kurallar, sınırlar koyan bir yazar. İlginç bir şekilde koyduğu sınırlar İşler’in öykülerini daha renkli ve daha incelikli bir hale getiriyor. Bir kimya formülü hazırlanır yahut divan şairinin aruz vezninin sınırları içinde billurlaşması gibi İşler’in öykülerine getirdiği sınırlar onların daha dengeli ve billurlaşmış hale gelmesine hizmet ediyor.

 

İşler’in “oyunlu” metinleri hakkında söylemem gereken bir şey var. Oyun ifadesine yazarın aleyhine kullanılabilecek çağrışımlar yüklenmiş durumda. Tabii ki bu yazının sınırlarını aşan boyutları olan bir problematik. Yine de oyunun hayatı temsil kabiliyeti yüksek bir teknik olduğunu, insanların hayatı oyunlar aracılığı ile öğrendiğini söylemeden de geçemeyeceğim. İşler’in oyunlarını da bu anlamda kıymetli buluyorum.

 

İthaf edilmiş öyküler

 

Kitabın dikkat çekici bir özelliği de ithaf edilmiş öyküler. Mustafa Kutlu’ya “Ala”, Borges’e “Kum”, Tomris Uyar’a “Çamur”, Buzatti’ye “Kehanet” ve Spencer Holst’a “Lisan-ı Kedi’nin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazatı Şamildir” öyküleri bu anlamda dikkat çekici. Zira söz konusu öyküler sadece epigrafta yer alan birer kuru ithafın ötesinde her birinin teması, dili ve üslubuyla ithaf edilen yazarla ortak bir atmosfer inşa etmesi dikkat çekici. İşler, basit bir taklit ameliyesi yapmamış elbette.

 

Her öykü tabii ki birer Doğukan İşler öyküsü olmaya devam ediyor. Ancak bir yandan da ithaf edilen yazara bir saygı duruşu tavrı da var. İşler, bu öykülerde pastiş tekniğini çok incelikli ve derinlikli bir şekilde kullanmayı başarıyor.

 

Doğukan İşler, üçüncü öykü kitabı Dünya Kiracısı’nı “Tüm unutulan öykücülere” ithaf ediyor. İşler’in unutulmuş öykücüleri hatırlatmak için bir mesai sarf ettiğinin elbette farkındayım. Ancak bu ithafı farklı bir anlamda yeniden okumak da geldi içimden. Bu ithaftaki unutulmayı yok olmak değil kolektif bilinçaltı ile hemhal olmak yani bir anlamda yazar denilen akarsuyun bir denize kavuşması şeklinde okudum. Hatta bu yazımı unutulmuş ve unutulacak tüm öykücülere ithaf etmek isterim. Yani bir ucundan da kendime…

 

(Şimdi fark ettim. Postmodern kelimesini kullanmadan yazıyı bitirivermişim. Okurlardan bir ricam olacak. Yazının uygun gördüğünüz bir yerine bu kelimeyi ekler misiniz?)

 

 

DÜNYA KİRACISI
Doğukan İşler

DEDALUS 2019

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

 

Büyük laflar etmiyor Gülçin Durman. Küçük, sade, yalın, samimi, sıcak hikâyeler anlatıyor. Başıma Gelenler Hep Senin Yüzünden, Durman’ın Kent Masalları ve İnşallah’tan sonra yayınlanan üçüncü hikâye kitabı. Durman’ın hikayelerinin hem belge değeri var hem de nostalji değeri. Daha da önemlisi güzel bir hikâyeyi okumanın keyfini yaşıyoruz okurken.

 

 

Oryantalizm aslında bir tür misyonerlik ve siyasi gayelere sahip.

 

Batı şarkiyatçılarının bilerek veya bilmeyerek İslam’ı tahrif etmeleri bilinen bir vasıf.

 

Kulis

Gülenay Börekçi İntihal mi, Esinlenme mi? ''Ben bu kitabı daha önce okumuştum!''

ŞahaneBirKitap

“Tıp gerçek bir kütüphanedir, ama doğru biçimde okunması gerekir” cümlesinden yola çıkan Kütüphanedeki Beden, Charles Dickens’tan Franz Kafka’ya, Virginia Woolf’tan Susan Sontag’a, John Berger’dan Oliver Sacks’e uzanan bir yelpazeyle zenginleşen, tıbbın toplumsal tarihini edebiyat aracılığıyla aydınlatan bir antoloji.

Editörden

 

Günümüz İngiliz romancılarından Ian McEwan’ın Soğuk Savaş döneminin “edebiyat cephesi”ni anlattığı ilginç bir romanı var; Bir Parmak Bal. Ülkemizde de yayınlanan roman bir anlamda birbirine benzemeyen üç ilgi çekici konuyu garip bir kurgu etrafında bir araya getiriyor: Gizli servis, edebiyat ve aşk.