Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Editörden: Bir de yirmi yıl sonra okuyun




Toplam oy: 943

Acaba bu yaşlı dünya, hala ne çok sürprize gebe. Henüz geçiş evresinde olduğumuz dijital çağ mesela... Getirebileceği büyük değişimlere bakarken, en aklıselimim sahibimiz bile küçük bir çocuğun heyecan ve şaşkınlığına bürünüyor. Çünkü, biraz dikkat ettiğinde, henüz buzdağının görünen kısmıyla haşır neşir olduğumuzu herkes fark ediyor.

 

İş, çağların getirebileceği değişimlere göz atmaya gelince, çok hevesliyiz. Fakat bütünüyle anlamak ve gerçekçi tahminler yürütmek söz konusu olunca, kabul edelim ki biraz aciziz. Bu dünya başımıza daha neler getirebilir, hiçbirimiz tamamiyle tahayyül edemiyoruz.

 

Edebiyatta da durum aynı. Edebiyatın, özellikle de romanın, neye evrileceği sorusu moda olduğundan bu yana, düşünmeyi, hayal etmeyi, hatta bazen abuklamayı bile seviyoruz. Envayi çeşit fikir dolaşıyor ortada. Kimisi sadece formatta devrim olacağını söylüyor, kimi ise büyük içeriksel devrimler öngörüyor roman için. Gelin görün ki, hala o müthiş icadın, en klasik haliyle kitabın ellerine teslimiz. Devrim, içini doldurduğunuzda, öyle pek de kolay bir sözcük değil çünkü...

 

 

 

 

 

Harry Potter'dan, gerilla editörlüğe

 

Yine de, bu öngörüler arasında bir tanesi var ki, sadece kalplerimizin daha hızlı atmasına neden olmakla kalmıyor, bizzat yaşamlarımıza giriyor da. Adı, transmedya hikayecilik. Çok konuşuluyor, gitgide etkinliğini artırıyor. Konu Harry Potter olunca da karşımıza çıkabiliyor, gerilla editörlük kavramından konuşuyorsak da... Biz de bu sebeple, bu ayki kapak konumuzu bu kavrama ayırdık; Yenal Bilgici transmedya hikayeciliği enine boyuna sorguladı. Ben diyorum ki, hepimiz bu sayıyı saklayalım. Yirmi yıl sonra, edebiyatın geleceğine ilişkin yapılan bu yorumları okumak ve okutmak, bir tarafıyla eğlenceli gelecektir; eminim. Değil mi ki, edebiyatın bize ne sürprizleri olduğunu hala hiçbirimiz bilmiyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

A-

 

Mecnun one night

 

B-

 

Ben bu tarzı benimsedim. Elim belimde vakaların önünde bekler, sakallarımı sıvazlar, sosyolojik birtakım çıkarımlarımı dile getiririm. ‘Ne güzel bir toplum simit yiyor.’ ‘Toplum koşma oğlum beş dakika sonra tekrar gelecek tren.’ ‘Toplum şuradan geçerken az sessiz ol uykuya uzağım zaten.’

 

Çocuklar için yazılan ya da daha doğrusu bir büyük eşliğinde çocuklara felsefeyi anlatmayı gaye edinen kitapların sayısında hızlı bir artış var. Elbette yetişkinler için felsefe yapmak işin kolay tarafı ama kişiliğin oluştuğu bir çağdaki çocuklara felsefeyi anlatmak esaslı bir mesele.

Yaklaşık 500 yıl önce; 20 Eylül 1519’da İspanya’dan 5 gemi ve 265 kişi ile yola çıkılıp, 3 yıl sonra 6 Eylül 1522’de 1 gemi ve 18 kişiyle geri dönülerek dünya tarihi yeniden yazılmıştı. Çünkü “başlangıçta baharat vardı!”

 

Türkiye’de Japonya denildiğinde akıllara kültüre dair sayısız başlık gelse de Japonya son yıllarda edebiyat alanında da adından sıkça söz ettirir hale geldi. Japon edebiyatına artan ilgi edebi alanda üretimi beraberinde getirdi ve bu başlık altında çok sayıda kitap, makale vs. yazımını mümkün kıldı.

Hayatla ölüm arasında pencereden bir sınır

 

Kulis

''Roman, Tanpınar'la kendim arasında bir med cezir''

ŞahaneBirKitap

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Editörden

Ülkelerin edebi gündemiyle siyasi gündeminin kesiştiği yerlerin az olduğu düşünülür. Uzaktan bakınca öyledir de aslında. Edebiyat, elindeki en büyük imkân olan “zamandan ve mekândan” bağımsız olma lüksünü kıyasıya kullanır. Bir kitabın yazıldığı koşullar önemlidir ama o kitap yazıldığı zaman ve mekânı da aşarak, dünya edebiyat hafızasının bir yerlerine yerleşir.