Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Editörden: Yeni flört hayırlı olsun




Toplam oy: 1083
Her şeyi satılabilir kılmaya çalışan medya ile her şeyi duyulabilir kılmaya çalışan edebiyat iyi arkadaş olabilecek mi?

Yaşam şartları, hem şehirde hem kırsalda git gide çekilmez hale gelirken, beynimize katlanabilmek için elektrik prizlerine bağımlı hale geldik. Mesela televizyonlar... Değil mi ki, televizyon dizilerine romantikçe değil, çaresizce bağlanıyoruz artık. Bulamadığımız varsıllığı, tadamadığımız dostlukları, çekemediğimiz görkemdeki acıları ve bilemediğimiz büyüklükteki aşkları hep dizilerden biliyoruz. Dizi filmler - edebiyat ilişkisindeki artış ise, herhalde gözünüzden kaçmamıştır. Sayısız saygın edebiyatçı, dizi senaryosu kaleme almaya soyunurken, azımsanmayacak sayıda edebi eser televizyon ekranına uyarlanıyor artık.

 

 

ÇARKIN DİŞLİLERİ Mİ?



Edebiyatın bugüne dek pek çok disiplinle yakın teması oldu, hiçbiri edebiyat ile televizyonun flörtü kadar konuşulmadı. Hepimizin aklında benzer sorular var: Eğer popüler kültür (ve televizyon) gençlerin başka yerlere akıtabilecekleri enerjilerini emmek için varsa, bu sisteme ortak olan edebiyatçılar çarkın birer dişlisi haline gelmez mi? Popüler kültür, halkın kendi kültürünü yaratarak sisteme adapte olabilme çabasıysa eğer, iyi yazarların kaleme aldığı iyi diziler karşılığını nasıl bulacak? Her şeyi satılabilir kılmaya çalışan medya ile her şeyi duyulabilir kılmaya çalışan edebiyat iyi arkadaş olabilecek mi? (Ne de olsa, hakiki sanat insanı özgürleştirmeyi hedeflerken, popüler sanat mevcut şartların yeniden üretimine yarar...) Yeni çağların üretim-tüketim alışkanlıklarından dolayı bilinç bulanıklığına uğrayan izleyiciye, belki de ilaç gibi gelir yeni nesil edebi diziler. Olur mu, olur. En azından, tam tersi olmadığı sürece, öyle büyük bir sorun yok demektir.

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder


Medya sadece "tüketici kitleyi" muhatap alıyor, tüccar kimliğiyle. Üreteni muhatap almaya kalkışsa onların hakları gündemi zorlayacak. Hak deyince akan sular duracak ve durulacak. Oysa bulanık suda avlanmak bandrolsuz satışa benzer. Televizyon edebiyatı da bandrolsuz, hatta iyi eserin kırpılış kopyasından başka nedir ki! Kalite ve sayı kavramlarının kavgası....

38%
62%

Gerçek sanat , edebiyat ... bu kavramların zaten bu ülkede kaybedecek birşeyi yokki , beklesinler sadece , endişelenmeden hemde , olasılıklar 0 yada >0 ... :)

43%
57%

Medya, muktedirlerin ve muktedir olmak isteyenlerin borazanıdır. Edebiyat ise muhaliftir, doğası gereği öyle olmak zorundadır. Dolayısıyla medya ile (gerçek) edebiyatın birlikteliği oksimorondur.

55%
45%

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Yaklaşık 500 yıl önce; 20 Eylül 1519’da İspanya’dan 5 gemi ve 265 kişi ile yola çıkılıp, 3 yıl sonra 6 Eylül 1522’de 1 gemi ve 18 kişiyle geri dönülerek dünya tarihi yeniden yazılmıştı. Çünkü “başlangıçta baharat vardı!”

 

Türkiye’de Japonya denildiğinde akıllara kültüre dair sayısız başlık gelse de Japonya son yıllarda edebiyat alanında da adından sıkça söz ettirir hale geldi. Japon edebiyatına artan ilgi edebi alanda üretimi beraberinde getirdi ve bu başlık altında çok sayıda kitap, makale vs. yazımını mümkün kıldı.

Hayatla ölüm arasında pencereden bir sınır

 

Kendimi bildim bileli kelimelerle uğraşıyorum. Kelimelerle uğraşmayı sevdiğimi ilkokulda keşfettim. Şen şakrak bir çocuktum ve yaptığım şakaların çoğu, kelime oyunları üzerine kuruluydu. Kimi zaman kelime oyunlarım o kadar dolaylı olurdu ki onları açıklamak zorunda kalırdım. Tabii esprinin esprisi kalmazdı o zaman da. Fakat benim için kelime sadece oyun demek değil elbette.

Bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biri de Can Yayınları’ndan çıkan Jack London’un (1876-1916) Meksikalı’sıdır.

 

Kulis

''Roman, Tanpınar'la kendim arasında bir med cezir''

ŞahaneBirKitap

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Editörden

Ülkelerin edebi gündemiyle siyasi gündeminin kesiştiği yerlerin az olduğu düşünülür. Uzaktan bakınca öyledir de aslında. Edebiyat, elindeki en büyük imkân olan “zamandan ve mekândan” bağımsız olma lüksünü kıyasıya kullanır. Bir kitabın yazıldığı koşullar önemlidir ama o kitap yazıldığı zaman ve mekânı da aşarak, dünya edebiyat hafızasının bir yerlerine yerleşir.