Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Her şey Constance Chatterley’nin yüzünden




Toplam oy: 1025
David Herbert Lawrence
Yapı Kredi Yayınları
Bedenen ve ruhen hastalıklı olduğu aşikâr bir adam tarafından yazılmış olan bu kitap cehennemin karanlığı kadar karadır.

Bu ay D.H. Lawrence’ın kaleme aldığı Lady Chatterley'in Sevgilisi/ Lady Chatterley’s Lover’ı seçtim. Bu kitap hem İngiltere’deki aristokratlara ve yaşamlarına bir saldırı olduğu, hem de açıklıkla anlattığı cinsel ilişki anları yüzünden bir zamanlar yasaklanmıştı. Bu kitabın yasaklanmasının nedeninin ardında yatan sert cinsel ilişki sahneleri değil, daha çok sınıfsal sıkıntıydı. Yani, işçi sınıfından bir genç adam ile evli bir aristokrat kadının birbirlerine âşık olmaları, tutkuyla sevişmeleri… (Umarım incinmemişsinizdir…)

 


"Gördüğüm en menfur şey bu kitap"

 

Lady Chatterly’nin Sevgilisi evli, zengin bir kadın olan Constance Chatterley’nin felçli ve iktidarsız kocasının malikânesinde çalışan Oliver Mellors’la yasak ilişkisini anlatır. Mellors’la tutkulu bir ilişki yaşamaya başlayan Constance, hamile kaldığında kocası boşanmayı reddetse de bu iki aşığın birbirlerine karşı olan tutkusu hiç geçmez. Buraya kadar çok da ilginç bir durum yok aslında ortada. Döneme baktığımızda roman, İngiliz edebiyatında bir kadının cinsel arzularına derinlemesine yer veren nadir romanlardan olduğunu görürüz ki bu da çok önemlidir…

 

Lady Chatterley'in Sevgilisi’nin hikâyesinden çok kitabın yasaklanma hikâyesi ayrı bir roman yazdıracak türden. Romanın ilk yasak kararından sonra Lawrence, kitabın adını, Tenderness (Şefkat) olarak değiştirdi ve kitabın ana metninde büyük değişikliklere gitti. Kitap bu hâliyle üç farklı kopyayla basıldı ancak yine de orijinal haliyle basılmasını isteyen Lawrence şansını denedi. İngiltere ve İmparatorluk ülkelerinde kitabı bastıramayan Lawrence İtalya’da bir yayıncıyla anlaşarak kitabın basımını Floransa’da gerçekleştirdi.

 

Bu durum İngiliz aristokrasisine vurulan büyük darbelerden biri olarak yorumlandı. Muhafazakâr kanat hem İngiltere’deki, hem de ABD’deki sözcülerini harekete geçirdi. Ve işte o sahne; Senatör Branson Cutting kürsüden gözleri dönmüş bir şekilde elinde tutmaktan bile utandığı kitapla ilgili olarak haykırıyordu: “Lady Chatterley’s Love adlı kitaba on dakikadan daha fazla göz atamadım. Bu gördüğüm en menfur şey. Bedenen ve ruhen hastalıklı olduğu aşikâr bir adam tarafından yazılmış olan bu kitap cehennemin karanlığı kadar karadır.”

 

Kendisi de aynı zamanda bir yayıncı olan Cutting, sözlerine son verdiğinde cumhuriyetçi senatörler tarafından coşkuyla alkışlanıyordu. Kitabın onlarca yıl yazıldığı dil olan İngilizcede resmi olarak yayımlanamayacağı aşikârdı. Bunun üzerine meraklı İngiliz okuyucular özellikle aristokrasi karşıtı aydınlar sayesinde kitabın korsan kopyalarını üretmeye ve dağıtımına başladılar. 1959 yılında İngiltere’nin önemli yayıncılarından Penguen, kitabın resmi baskısını yapma kararı aldığını açıkladı. Ancak çok geçmeden dava açıldı. Muhafazakâr çevrelerce destek bulan aristokrasinin yüzlerce yıllık kuralları geçerliydi. Kitap bu sefer dava edildi. Dava konusu ise Türkiye’dekine benzerdi: “Kitap genel ahlaka mugayir kelimeler içermektedir. Bu kelimeler dolayısıyla kitabın edebi değeri sorgulanabilir bir hal almaktadır.” Yani aristokrasi inciniyordu…

 

Fuck ve Cunt mı?

 

Mahkemenin bahsettiği kelimeler “Fuck” ve “Cunt” (vajina kelimesinin argo kullanımı) gibi Amerikan sinemasının klasikleşen kelimeleriydi. Mahkeme sürecinde E.M.Foster, Helen Gardner, Richard Hoggard gibi birçok edebiyat eleştirmeni tanık olarak dinlendi. Kendilerinden kitapla ilgili görüşler alındı ve sonunda kitapla ilgili yapılan savunmaları da göz önünde bulundurarak kitabın suçsuzluğuna karar verdi. Bu sırada satışa çıkan kitap ilk gün 200.000 kopya satarak İngiltere’de bile kırılması güç bir rekora sahip oldu.

 

Suçsuzluk kararıyla basıma devam eden Penguen, ikinci baskıya küçük bir not eklemeyi bir vefa borcu olarak gördü. “Bu baskı üç kadın ve dokuz erkek olmak üzere toplam 12 kişiden oluşan jüriye ve onların sayesinde Birleşik Krallıkta ilk kez yasal bir engelle karşılaşmadan D. H. Lawrence’ın kitabının basılmasını sağlayan suçsuzluk kararına ithaf edilmiştir.”
Hadi iyi okumalar, incinmeden nazik nazik…

Yorumlar

Yorum Gönder


emin olunmayan şeyler hakkında bu kadar net yazılmamalı. hatalar tekrar edilmemeli. ve en önemlisi kendini kitabın ve tanıtımın önüne çıkarmamalı.İncinmeden, nazik nazik...

40%
60%

"Cunt" olmasın o?

34%
66%

Bu kadar çok anlatım bozukluğu içeren bir metni nasıl yayımlıyorsunuz?

46%
54%

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Sabitfikir’in Mart sayısında yayınlanan ve Fatih Balkış’ın Karaçam Ormanı’nda kitabını ele aldığım yazının girişinde, Kafka yayınevinin diğer Türkçe edebiyat eserlerinden bahsederken Cahide Birgül’ün de adını anmıştım. Bu defa, müstakil bir yazı ile, ilk baskısı 1998’de yapılan yazarın ilk romanı Gölgeler Çekildiğinde üzerine konuşalım isterim.

 

İnsanın Anlam Arayışı, Victor E. Frankl

 

On dokuzuncu yüzyıl, Avrupa karşısında gerileyen Osmanlı İmparatorluğu’nun bu durumu bir tür uygarlık kaybı olarak gördüğü ve buna karşı düşünülen çarelerle toplumsal ve siyasal düzeyde modernleşmenin getirdiği değişimle yüzleşmek durumunda kaldığı bir dönemi kapsar.

Evdeyiz. Bildiğimiz tüm alışkanlıklarımız salgın nedeniyle değişiyor. Tarih yeniden yazılıyor. MÖ ve MS, tarih olacak gibi gözüküyor. KÖ ve KS yani koronadan önce ve koronadan sonra… Evet, böyle bahsedeceğiz belki de… Eskiden bir başka ülkenin vatandaşıyla karşılaşınca en dikkat ettiğim şeylerden biri sosyal mesafeydi.

Kulis

Postmodern Öykü Denince: Jorge Luis Borges

ŞahaneBirKitap

Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemine dair ilgi, Diriliş Ertuğrul ve Kuruluş Osman gibi dizilerin de etkisiyle son günlerde iyice arttı.

Editörden

Dünyanın çehresini değiştiren en büyük seyahat, bir odada, bir kitabın yoldaşlığında yapılan seyahattir. Kitaplardan en çok yola çıkmasını öğrenebiliriz. Ola ki hoyrat bir karakterle birlikte seksen günde dünyanın çevresinde devri daim eder, aklımızın eremeyeceği sırlara vakıf oluruz. Her yolculuk, insanın kendi içine attığı adımı biraz daha kuvvetlendirir.