Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Her şey Constance Chatterley’nin yüzünden




Toplam oy: 1103
David Herbert Lawrence
Yapı Kredi Yayınları
Bedenen ve ruhen hastalıklı olduğu aşikâr bir adam tarafından yazılmış olan bu kitap cehennemin karanlığı kadar karadır.

Bu ay D.H. Lawrence’ın kaleme aldığı Lady Chatterley'in Sevgilisi/ Lady Chatterley’s Lover’ı seçtim. Bu kitap hem İngiltere’deki aristokratlara ve yaşamlarına bir saldırı olduğu, hem de açıklıkla anlattığı cinsel ilişki anları yüzünden bir zamanlar yasaklanmıştı. Bu kitabın yasaklanmasının nedeninin ardında yatan sert cinsel ilişki sahneleri değil, daha çok sınıfsal sıkıntıydı. Yani, işçi sınıfından bir genç adam ile evli bir aristokrat kadının birbirlerine âşık olmaları, tutkuyla sevişmeleri… (Umarım incinmemişsinizdir…)

 


"Gördüğüm en menfur şey bu kitap"

 

Lady Chatterly’nin Sevgilisi evli, zengin bir kadın olan Constance Chatterley’nin felçli ve iktidarsız kocasının malikânesinde çalışan Oliver Mellors’la yasak ilişkisini anlatır. Mellors’la tutkulu bir ilişki yaşamaya başlayan Constance, hamile kaldığında kocası boşanmayı reddetse de bu iki aşığın birbirlerine karşı olan tutkusu hiç geçmez. Buraya kadar çok da ilginç bir durum yok aslında ortada. Döneme baktığımızda roman, İngiliz edebiyatında bir kadının cinsel arzularına derinlemesine yer veren nadir romanlardan olduğunu görürüz ki bu da çok önemlidir…

 

Lady Chatterley'in Sevgilisi’nin hikâyesinden çok kitabın yasaklanma hikâyesi ayrı bir roman yazdıracak türden. Romanın ilk yasak kararından sonra Lawrence, kitabın adını, Tenderness (Şefkat) olarak değiştirdi ve kitabın ana metninde büyük değişikliklere gitti. Kitap bu hâliyle üç farklı kopyayla basıldı ancak yine de orijinal haliyle basılmasını isteyen Lawrence şansını denedi. İngiltere ve İmparatorluk ülkelerinde kitabı bastıramayan Lawrence İtalya’da bir yayıncıyla anlaşarak kitabın basımını Floransa’da gerçekleştirdi.

 

Bu durum İngiliz aristokrasisine vurulan büyük darbelerden biri olarak yorumlandı. Muhafazakâr kanat hem İngiltere’deki, hem de ABD’deki sözcülerini harekete geçirdi. Ve işte o sahne; Senatör Branson Cutting kürsüden gözleri dönmüş bir şekilde elinde tutmaktan bile utandığı kitapla ilgili olarak haykırıyordu: “Lady Chatterley’s Love adlı kitaba on dakikadan daha fazla göz atamadım. Bu gördüğüm en menfur şey. Bedenen ve ruhen hastalıklı olduğu aşikâr bir adam tarafından yazılmış olan bu kitap cehennemin karanlığı kadar karadır.”

 

Kendisi de aynı zamanda bir yayıncı olan Cutting, sözlerine son verdiğinde cumhuriyetçi senatörler tarafından coşkuyla alkışlanıyordu. Kitabın onlarca yıl yazıldığı dil olan İngilizcede resmi olarak yayımlanamayacağı aşikârdı. Bunun üzerine meraklı İngiliz okuyucular özellikle aristokrasi karşıtı aydınlar sayesinde kitabın korsan kopyalarını üretmeye ve dağıtımına başladılar. 1959 yılında İngiltere’nin önemli yayıncılarından Penguen, kitabın resmi baskısını yapma kararı aldığını açıkladı. Ancak çok geçmeden dava açıldı. Muhafazakâr çevrelerce destek bulan aristokrasinin yüzlerce yıllık kuralları geçerliydi. Kitap bu sefer dava edildi. Dava konusu ise Türkiye’dekine benzerdi: “Kitap genel ahlaka mugayir kelimeler içermektedir. Bu kelimeler dolayısıyla kitabın edebi değeri sorgulanabilir bir hal almaktadır.” Yani aristokrasi inciniyordu…

 

Fuck ve Cunt mı?

 

Mahkemenin bahsettiği kelimeler “Fuck” ve “Cunt” (vajina kelimesinin argo kullanımı) gibi Amerikan sinemasının klasikleşen kelimeleriydi. Mahkeme sürecinde E.M.Foster, Helen Gardner, Richard Hoggard gibi birçok edebiyat eleştirmeni tanık olarak dinlendi. Kendilerinden kitapla ilgili görüşler alındı ve sonunda kitapla ilgili yapılan savunmaları da göz önünde bulundurarak kitabın suçsuzluğuna karar verdi. Bu sırada satışa çıkan kitap ilk gün 200.000 kopya satarak İngiltere’de bile kırılması güç bir rekora sahip oldu.

 

Suçsuzluk kararıyla basıma devam eden Penguen, ikinci baskıya küçük bir not eklemeyi bir vefa borcu olarak gördü. “Bu baskı üç kadın ve dokuz erkek olmak üzere toplam 12 kişiden oluşan jüriye ve onların sayesinde Birleşik Krallıkta ilk kez yasal bir engelle karşılaşmadan D. H. Lawrence’ın kitabının basılmasını sağlayan suçsuzluk kararına ithaf edilmiştir.”
Hadi iyi okumalar, incinmeden nazik nazik…

Yorumlar

Yorum Gönder


emin olunmayan şeyler hakkında bu kadar net yazılmamalı. hatalar tekrar edilmemeli. ve en önemlisi kendini kitabın ve tanıtımın önüne çıkarmamalı.İncinmeden, nazik nazik...

38%
62%

"Cunt" olmasın o?

33%
67%

Bu kadar çok anlatım bozukluğu içeren bir metni nasıl yayımlıyorsunuz?

40%
60%

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Günlük yaşantıdaki kurallar çoğu zaman, yazılan eserler için de geçerlidir. Zorla gerçekleşen, kendine biçilen rolden fazlası istenen veya aşırıya kaçan her şey güzelliğini yitirir. Şair Eyyüp Akyüz, son kitabı Eskiden Buralar’da, adeta bu bilginin ışığında şiirlerini uzun tutmadan bitiriyor ve akılda kalan mısraları bize yadigâr kalıyor.

 

-Kimsin?

-Anneannemin torunuyum.

 

Divan Edebiyatı, sahibi meçhul bir kavram. Her halükârda 20. yüzyılın başında ortaya çıktığı konusunda bir tartışma yok. İskoçyalı oryantalist Elias John Wilkinson Gibb’in 1900 yılında yayınlanan Osmanlı Şiiri Tarihi kitabında bu kavrama hiç yer verilmez. Hepsi batılılaşma döneminde düşünülen isim alternatiflerinden biridir “Divan Edebiyatı”.

Arap coğrafyasında üretilen roman, öykü ve şiirler son yıllarda edebiyat gündeminde karşılık buluyor. Avrupa başta olmak üzere Batı’da düzenlenen büyük ve uluslararası kitap fuarlarındaki temsiliyetin güçlenmesi, en yeni eserlerin prestijli birçok ödüle değer görülmesinin bu ilgideki payı büyük elbette. Batı’nın doğuyu gördüğü “egzotik göz”le romantize edilemeyecek bir yükseliş bu.

Yirminci yüzyıl başlarında İngiltere genelinde Müslümanlara yönelik hasmane tavırlar öne çıkarken, İslam’ı seçenlerin sayısında da gözle görülür bir artış söz konusudur. İslam’la müşerref olan bu şahsiyetler, yeri geldiğinde İslam dünyasının savunucuları olarak da önemli faaliyetlerde bulunmuşlardır.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.