Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

İp Cambazı Değil "Ben Alageyik"




Toplam oy: 8
Ben Alageyik, iyi bir anlatıcıda olması gereken güçlü atmosferi her öyküde kuruyor. İyi bir öyküde olması gereken teknikleri de anlatıda kullanıyor. Yeni patikalar arayan hilebaz bir karakterden dedesini cebinde taşıyan bilge bir anlatıcıya…

Tüm kurmaca eserler biraz acemilik ürünüdür. Bu metinlerle bağlantılı bir durum değil. Ne kadar emek harcasanız, titizlikle uğraşsanız da üslubunuz, hikayedeki öncelikleriniz zaman içinde değişecek. Üstüne üstlük arayış peşinde bir yazarsanız yani her yeni öykünüzde aynı, o çok iyi bildiğiniz, ezberlediğiniz numarayı çekmiyorsanız bu acemilik serüvene dönüşüyor. Yazar için zor, okur için keyifli.

 

Arda Arel’in öykülerini düşününce sürekli değişim çizgisi beliriyor gözümde. Her iki kitabı da çalışma masamın üstünde. Öykücülüğünün nereden nereye dönüştüğü bir okur olarak beni heyecanlandırıyor; potansiyeli, numaraları, handikapları ve tüm çağrıları ile. Denedikleri, vazgeçtikleri ve buluşlarıyla kitaplarına göz atacak olursak 2015’te çıkan İp Cambazı Değil Silahşor ve yeni yayımlanan Ben Alageyik ilk öykülerinin isimlerini taşıyor. Bu bir rastlantı değil. Her iki öykü de yer aldığı kitaptaki kurmaca anlayışına selam çakıyor ve okura metinlerin kapısını aralıyor.

 

İP CAMBAZI DEĞİL

 

İp Cambazı Değil Silahşor, postmodern kurmaca teknikleri ovasında at koşturan bir kitap. Karakter isimleri, çapraz hikayeleri ve sıçramalı kurgularıyla okuru oyuna dahil eden bir zeka gösterisi. İlk sayfadan “Bu onun son numarasıydı. Sağ elinde tuttuğu Winchesterin namlusu okurun iki kaşının arasına bakıyordu” diyerek yolu açıp, “Ve kural beş, özgün eser yok, hepimiz alternatif finaliz” cümlesiyle merak uyandıran bir öykü evreni. Arda’nın ilk kitabı iyi öykülerden oluşuyordu. Hikâyenin akışıyla değişen, yazarın da kendi numaralarını satır satır keşfettiği bir dil. Ama ihtimalleri, riskleri ve döngüsünü de bilen bir kurgu: “Geçmiş -ya da gelecek- hayatımı düşledim.” Kendi açıklarını itiraf edip eksiklerini işe katarak şovunu gerçekleştiren bir anlatıcı. Biçimin ön planda tutulduğu, kuralları koyulmuş bir metin. Finale adım adım ilerleyen karakterler.

 

BEN ALAGEYİK

 

Arda’nın yeni kitabı Ben Alageyik’te ise farklı bir ağırlık noktası okuru bekliyor. Artık karakterler kahramanlara dönüşmüş. Yazarken keşfetmek yerine yaşanmış ve sonlanmış hikayeleri bozkır türküsü gibi okuyor. Yolun ön planda olduğu kurgular. Başladığı ya da bittiği yerin önemi yok. Atasının izinde, arketiplerin peşinde: “... dağ bayır gezmez şaman olurdum, şaman olsaydım belki her şey biraz daha kolay olurdu. (...) Kimse bana el vermedi, kimse sana elvermezse babanın yolunu yürürsün, attığı adımları izler, bastığı toprağa basarsın.” Fırlama tipler yerini bilge anlatıcılara bırakmış, bunu dile getirmekten çekinmeden: “Bu şekilde benli cümleler kurarak kendimden bütün gün bahsedebilirim ve bu sizi hiç rahatsız etmez, çünkü öyle yetiştirildim.” İki sayfa sonraysa “İşte bu da, Fui’Fui’nin hikâyesini anlatacağım ayağına kendi hikâyemi nasıl anlattığımdır.”

 

 

ATMOSFERİN GÜCÜ

 

Kitaplar özelinde yaptığım her tespitin örneklerini diğerinde yakalamak mümkün. İp Cambazı Değil Silahşor’den Ben Alageyik’e giden yolun ipuçları ortadaydı. Arda’nın metin serüveni, öykülerini buraya getirdi. İyi bildiği, öğrendiği numaralardan vazgeçerek ilk bakışta alışıldık gelen bir anlatıya dönüştü. Tam tersi de doğru. Alışıldık gelen anlatının içinde aslında ilk kitaptaki tüm numaraların karşılığı var. Öykülerin merkezleri farklı. Bu durum bambaşka okuma deneyimleri vadediyor. Yeni kitap, melez bir form. Masal teknikleriyle modern öykünün karışımı. Türk edebiyatında eşine pek rastlayamadığımız bir buluş. Özetleyelim: Atmosferin gücü. Ben Alageyik, iyi bir anlatıcıda olması gereken güçlü atmosferi her öyküde kuruyor. İyi bir öyküde olması gereken teknikleri de anlatıda kullanıyor. Yeni patikalar arayan hilebaz bir karakterden dedesini cebinde taşıyan bilge bir anlatıcıya.

 

Ben Alageyik iyi bir kitap. Öykücülüğümüzde kıymetli bir buluş. Önce okur sonra yazar olarak bizi çağırdığı ormanda kaybolmayı göze almalıyız. Oyuna ortak olmamızı beklerken ilerleyen bir hikâye. Arda’nın öykü yolculuğunun ipuçları da yine bu kitapta.

 

İlk sayfalardan bir alıntıyla meraklı okura selam, Arda’ya teşekkür edelim: “Yüzünü doğuya dönmek bizde soy âdeti değilse bile kaderidir.” Hoş geldin, Ben Alageyik.

 

 

BEN, ALAGEYİK
Arda Arel

DEDALUS 2019

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Boş gevezeliklere katılmayıp köşesinde bekleyen suskunlara ne zaman baksam, şöyle bir duyguya kapılırım. Sanki içlerinde muazzam bir hikâye birikmektedir. Anlatmak için bir çılgınlık anını bekler gibidirler. O an bir türlü gelmez ve onlar da dillerini tuttukça, sessizlikleri de gitgide koyulaşır. Bir hikâye oluşturup kâğıda dökmek de çoğu zaman böyle bir dürtünün sonucu mudur, bilemiyorum.

On İki Gezici Öykü, Gabriel García Márquez’in (1927-2014) gerçekler ve düşleri iç içe anlattığı büyülü gerçekçilik yaklaşımını en iyi yansıtan, onun baş eserlerinden biridir. Kitap, Márquez’in on sekiz yıl boyunca aralıkla birkaç kez yazdığı öykülerin bir araya getirilmesiyle oluşur.

 

KANSAS EYALETİ’NE KARŞI AÇILAN EDEBİ DAVA

 

Sultan II. Abdülhamid’in girişimleriyle Kütüphane-i Umumî-i Osmanî adıyla 1884 yılında kurulan Beyazıt Devlet Kütüphanesi, Türkiye’nin devlet tarafından kurulan ilk kütüphanesi unvanına sahip. Yarısı kitap olmak üzere bir milyonun üzerine dokümanı barındıran kütüphanede yer alan kitapların 11 bin 120 tanesini aralarında çok önemli eserlerin de bulunduğu “el yazması eserler” oluşturuyor.

Orhan Pamuk’un romanları çok konuşulur, tartışılır. Söylenenler ya Nükhet Esen’in derlediği Kara Kitap Üzerine Yazılar’da olduğu gibi bir kitaba odaklanır ya da Yıldız Ecevit’in Orhan Pamuk’u Okumak, Jale Parla’nın Orhan Pamuk’ta Yazıyla Kefaret adlı çalışmalarındaki gibi yazarın külliyatına yönelir. Oğuz Demiralp’in Orhan Bey ve Kitapları isimli çalışması ikinci gruptan.

 

Söyleşi

Sanat eleştirmeni Samed Karagöz, gazete ve dergilerde çağdaş sanat hakkında kaleme aldığı yazılarını Kamçatka (Profil Yayınları) adlı kitabında bir araya topladı. Karagöz, sanat üzerine yazarken, eleştirirken sanata karşı gösterdiği tutkulu bağlılığı ve sevgiyi hiç kaybetmeden, okuru için özel bir yol haritası da çiziyor.

ŞahaneBirKitap

Edebiyat eleştirmeni Adam Kirsch, Küresel Roman - 21. Yüzyılda Dünyayı Yazmak kitabında bir romanı küreselleştiren şey nedir sorusunun yanıtını arıyor.

Editörden

Kitaplarla ilgili internet sitelerini, dergileri karıştırdığınızda karşınıza çıkan en ilgi çekici içerik, “Hangi kitabı okumalıyım?” sorusuna verilen cevaplardır. Bu cevaplar genelde ortalama bir anlayışın yansımasıdır. Kitap okumak seçkin bir eylemdir ve kitap okuyacak kişi de, bu özel eylemi gerçekleştirmek için en “seçkin” kitabı bulmalıdır.