Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

İyi kitaplara kötü kapaklar




Toplam oy: 935

Bir kitabın kapağı, her zaman o kitapla ilgili çok şey söylemese de, ilk bakışta kimi sıradan kitapları çekici, kimi başyapıtları ise sıkıcı gösterebilme yetisine sahip. Bir başka deyişle; “rezil de eder vezir de.” Ancak ilk baskısında hayalkırıklığı yaratan birçok kitap kapağı, ikinci ya da daha sonraki baskılarda telafi edilebiliyor. Bakalım hangi kitaplar hatalarından dönmüş, yeni baskıdaki kapaklarıyla albenilerini geri kazanmışlar.

 

 

 

1. Evelyn Waugh

 

 

 

 

 

 

Yukarıdaki illüstrasyonlar Waugh romanlarının kışkırtıcı, absürd ve nüktedan yapısını ve yazarın eğlenceli kişiliğini yansıtıyorlar. Kullanılan renkler, kompozisyon ve kullanılan font biraz karmaşık olsa da aşağıdaki kes-yapıştır kapaklardan çok daha çekici ve merak uyandırıcı oldukları kesin.
Ayrıca kahverengi tüvit takım elbiseli figürün iki kapakta da kullanılması hoş bir devamlılık yaratmış.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

2. William Faulkner

 

 

 

 

 

 

 

 

Büyük ihtimalle Faulkner'in yaşadığı süre boyunca yayınlanan, güzel kapaklı bir kitabı hiç olmadı. Fotoğraflar çok kötü değil ancak renkler, kontrast ve okunması güç başlıklar pek kabul edilebilir değil.

Faulkner için kötü haber: Kitaplarının yeni baskısı da bu fena kapaklarla çıktı.

 

 

 

 

 

 

 

 

Fon ve alttaki başlıkların üstteki fotoğraflarla olan uyumsuzluğu, ve en önemlisi Faulkner'ın isminin olduğu ortadaki o ucuz çerçeve... Sanırım o kutucuk ilk çıkan DVD oynatıcılardaki menü tuşundan esinlenerek yapılmış. Bir önceki baskıdaki altın rengi kabartmalar bile bundan daha iyi.

Faulkner'ın ciddi ve dini-gotik operaları için en uygun kapakları aşağıdakiler.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 
3. Vladimir Nabokov

 

 

 

 

 

 

 

Nabokov gibi bir yazarı bu kötü ve soluk kapaklardan kurtarıp aşağıdaki şahane kapaklara kavuşturduğun için çok teşekkürler John Gall.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 
4. Truman Capote - Soğukkanlılıkla

 

 

 

Birçok okuru soğutan bu sıkıcı ve meşum kapak, uzun süre yenilenmedi. E-kitabının çıkmasıyla yeni bir kapak tasarımına gidilmesi, bu güzel kitabı kurtardı diyebiliriz. Sonuç hiç de fena değil

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 
5. Brontë Kardeşler

 

 

 

 

 

Görünüşe göre Brontë kardeşler kötü kapaklara mahkum. Gerek tekinsiz portreler, sıkıcı suluboya tablolar, gerekse 'hip' olmaya çalışan tasarımlar, kitaplara hakettikleri değeri vermekten acizler. Yanlış olanı görmek ve hatalardan ders almak için bu örneklere bakmak gerek.

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 
6. Joseph Conrad - Karanlığın Yüreği

 

 

Herhalde bir kapak bir kitabı ancak bu kadar 'harfiyen' anlatabilirdi.

 

 

 

 

 

 

Çeviren: Elif İlik

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Muhammed Hicazi 1900 yılında Tahran’da dünyaya gelmiş. Yüksek bir memur olan babasının imkânları sayesinde müreffeh bir çocukluk geçirmiş. Erken yaşlarda Arapça ve Fransızcayı yetkin şekilde öğrendikten sonra eğitim için Fransa’ya yollanmış. Hicazi’nin Fransa yılları onun uzaktan idrak etmeye çalıştığı Batı’yı yerinde özümsemesi için bir başlangıç noktası olmuş.

Kelimeleri hikâyeleri ile birlikte düşünürüm. Birer insan gibi yaşamları ve dönüşümleri vardır kelimelerin. Onun seyrini izlerim. Anlamları dışında görünüşleri ve tipografik hareketleri ilgimi çeker.

 

İstanbul’da yaz mevsiminin ayak sesleri duyuluyordu. Üniversitedeki bahar döneminin son dersinde felsefe hocam Cemil Güzey, okuma listesi çıkardı. Uzayıp giden listede bir kitap ismi hemen gözüme çarptı; Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar. Bu üç kelimeyi yan yana okuyunca heyecanlanmıştım.

*Paul de Senneville/Mariage d'Amour (Aşk Evliliği) bu yazıya eşlik edebilir.

Taşra, edebiyattan sinemaya geçişin en kestirme yoludur. Orada zaman, mekân ve insan sinematografik anlamın bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir derinliğe sahiptir. Ancak bu derinlik çoğu zaman bir daralmayı, dışa kapalılığı, durağanlığı, kasvetli ve sonu gelmez bekleyişleri de içinde taşır. Bu yönüyle İnsanoğlunun ebedi yazgısını, ilk sürgün anını hatırlatan ihsaslarla doludur taşra.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.