Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

John Berger ve Selçuk Demirel'le zamanın anaforlarında...




Toplam oy: 36

John Berger ve Selçuk Demirel işbirliğine daha önce Kıyıdaki Adam (1998), Katarakt (2011) ve Duman (2016) gibi kitaplarla tanık olmuştuk. Selçuk Demirel’in desenleri, geçtiğimiz günlerde Yapı Kredi Yayınları etiketiyle çıkan Saat Kaç?’ta bir kez daha Berger’ın denemelerine, şiirsel metinlerine, düşünce fragmanlarına (Berger’ın yazılarını nasıl tanımlamak isterseniz) eşlik ediyor.

Pek çok kişisel sergisinin yanı sıra, desen albümleri ve çocuklar için yazıp resimlediği kitaplarıyla da tanıdığımız Selçuk Demirel, yaşamını Paris’te sürdürüyor ve Le Monde, The New York Times gibi uluslararası basının devleri için çizimler hazırlıyor.

Berger metinlerinin İtalyancadaki çevirmeni Maria Nadotti’nin yayına hazırladığı Saat Kaç? için Berger ve Demirel 2016 yılında çalışmaya başlamış. Berger'ın 2017'nin ilk günlerinde aramızdan ayrılmasının ardından, Selçuk Demirel ve Maria Nadotti projeyi yarıda bırakmama kararı almışlar ve kelimelerle çizimler arasındaki diyaloğa Nadotti de dahil olmuş.


Ortaya çıkan yapıt, en basit tanımıyla, okuyucuyu “zaman” hakkında düşünmeye davet ediyor. Şöyle anlatıyor bu metin-desen birlikteliklerini Maria Nadotti: “Ve varoluş Selçuk için olduğu kadar John için de, insanlara özgü bir ayrıcalık değildir. Var olan doğa ve şeylerdir, sanat yapıtları ve gündelik nesnelerdir, kediler, ağaçlar, kaşıklar ve saatlerdir, düşünceler ve eylemler (...) Berger de, Demirel de zamanın boş değil, açık olduğunu bize hatırlatırlar.”


Berger’ın Selçuk Demirel’in çalışmalarını nitelediği bir alıntıyla açılıyor kitap: “Selçuk çoğu zaman, vücudun parçalarını (...) sanki insanlık durumunun komedisi orada, insan vücudunun melankolisindeymiş gibi kullanıyor.”

 

 

 

Boşlukları da kelimeler kadar iyi kullanan, tasarruflu, bazen şiir, bazen felsefe tadı veren bir kitap Saat Kaç?.


“Resim yaparken zaman duyumunu kaybediyorsun. Mesafe ölçülerine odaklanıyorsun tamamen.” diyen John Berger’ın kelimeleri Demirel’in gökyüzü deseninin içinde yankılanıyor ve boşlukta anlamını gitgide çoğaltıyor...

“Zamanın akışı anaforludur” diyen kitap, bu usul usul her şeyi değiştiren anaforun içinde kısa bir süre kalıp düşünmeye bir çağrı.

 

 

AB

 

 

 


 

 

Manşet görseli: Selçuk Demirel'in Duman (Smoke) kitabı için hazırladığı bir desen

 

 


 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Bir ateşin başına toplanıp hikâyeler dinlemeye başladığımızdan bu yana doğaüstü kahramanlar ve onların mucizevi maceraları hayallerimizi süslüyor. Arkaik insan için hikâyelerdeki mucizeleri yaşadığı dünyaya dâhil etmek son derece olağanken modern insanın tarih ve bilim ile kurduğu ilişkinin, büyülü zamanlarla olan bağını kopardığına inanılır.

Yu Hua! Onu, bir romanının isminden mülhem modern Çin edebiyatının Kanını Satan Adam’ı olarak isimlendirebiliriz. Zira memleketinden uzaklarda, sürgün hayatı yaşayıp damarlarındaki hınzır hikâyeleri damıtarak yaşaması zor bir iş olsa gerek. Ne de olsa insanlar için kan neyse yazarlar için hayal odur.

 

Kadim zamanlardan beri “yalan” her din, her inanış ve her dünya görüşünce lanetlenmiştir. Tarihte yalanı hoş gören bir kavme denk gelmek mümkün değildir. Yine de insanın olduğu her yerde ve zamanda yalan “kullanılan” bir araçtır. Kimi zaman gerekmese bile yalan söyler insanlar. Yalanın yüzü insana daha sıcak, daha parlak görünür çoğu zaman.

 

Mad Max (2015), kıyamet-sonrası (post-apokaliptik) dünyanın kendi başına bir savaşçısı olan mücadeleci Max’ın muhtelif maceralarından oluşan macera-aksiyon türünde bir video oyunu. Kum altında kalmış havaalanlarından (Underdune), metro istasyonlarına; dağ, vadi diplerinden çok tuhaf yaylalara çeşit çeşit kamplarda efsane arabamız Magnum Opusla geziyoruz.

Çocukluğumun üç senesi Sivas’ın Gürün ilçesinin Çelikhan/Yazyurdu kasabasında geçti. Sekiz ile on yaşlarımdı bunlar. 1982-1985. Bunun öncesinde veya sonrasında köy, kasaba gibi yerlerde yaşamamıştım. Dolayısıyla hayatımın bu üç senesi, bana her zaman olağanüstü gelmiştir. İnanılmaz. Uzak. Yaşanmamış gibi. Ürkütücü. Masalımsı. Büyülü. Zorlu.

Söyleşi

Selim İleri ile edebiyat ve hayat hakkında

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editör'den

Edebi türler arasındaki tartışmaları her zaman büyük bir keyifle izlemişimdir. Bu tartışmalar arasında kuşkusuz, hangi türün daha eski olduğuna dair tartışma, yazarları, şairleri ikiye böler. Şairler, şiirin en eski edebi tür olduğu iddiasındadırlar. Hikâyeciler ise insanın “tahkiye” etme ihtiyacından dolayı hikâye türünü ilk insana kadar dayandırırlar.