Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Julian Barnes'tan edebiyat üzerine inciler




Toplam oy: 761
Julian Barnes
Ayrıntı Yayınları

Son kitabı "The Sense of Ending" ile bu sene dördünce kez aday gösterildiği Man Booker Edebiyat Ödülü'nü kazanan Julian Barnes'ın kendi sözleriyle yazarlık, yazmak, edebiyat ve kitaplar hakkında:

 

 

“Kitaplar “O bunu yaptı çünkü...” der. Yaşam ise “O bunu yaptı” der. Kitaplar şeylerin size açıklandığı yerdi; hayat açıklanmadığı. Bazı insanların kitapları tercih etmesine şaşırmıyorum. Kitaplar yaşamı anlamlandırır. Tek sorun şu ki anlamlardığı yaşamlar diğer insanların yaşamlarıdır, asla kendinizinki değil.” (Flaubert'in Papağanı)



İlk taslak zorluklarla doludur. Doğum yapmak gibi çok acılıdır, falat ondan sonra bebeğe bakmak ve onunla oyun oynamak neşe doludur. (Paris Review dergisindeki söyleşiden)



Edebiyat hakikate dair bir araya toplanmış gerçeklerden daha fazla şey söyleyen büyük, güzel, iyi düzenlenmiş yalanlar üretmek işlemidir. Edebiyat bunun da ötesinde pek çok şeydir; dilden zevk almak ve onunla oynamak gibi. Aynı zamanda hiçbir zaman tanışmayacağınız insanlarla iletişim kurmanın garip şekilde samimi bir şeklidir. (Paris Review dergisindeki söyleşiden)


En büyük yurtseverlik ülkeniz onursuzca, aptalca ve alçakca davrandığında bunu ona söylemektir. (Flaubert'in Papağanı)



“Yazar doğuştan dışlanmış ve duygudaşlığı evrensel biri olmalıdır: Ancak o zaman açık seçik görebilir.” (Flaubert'in Papağanı)



“Kaçılamayacak şey, hikayelerin tümünün içinde geçen şey hafızadır. Kaçak her zaman geri dönmek zorundadır, zihinsel ya da fiziksel olarak, ya da iki şekilde de.” (Guy Maupassant'ın Gezgin Satıcı'sı hakkındaki London Review of Books'taki yazısından)




“Bu kitabı yazarına güvenerek, olayları açıklamasına inanarak okuma ve rahatsız etmeyen bir meltemin sizi taşımasına izin vermek çok kolay.   Maupassant sıklıkla 'doğal bir hikaye anlatıcısı' olarak anılır; bir başka deyişle profesyonel, eğitimli, doğal olmayan bir hikaye anlatıcısı.” (Guy Maupassant'ın Gezgin Satıcı'sı hakkındaki London Review of Books'taki yazısından)



Ne kadar sıklıkla kendi yaşam hikayemizi anlatıyoruz? Bunu yaparken ne kadar sıklıkla düzeltiyor, süslüyor, sinsi kısaltmalar yapıyoruz? Ve hayat daha uzun sürdükçe,  anlatımımıza itiraz edecek daha az insan oluyor etrafta; bize hayatımızın kendi hayatımız olmadığını ve hayatımız hakkında anlattığımız hikayenin zar zor hayatımıza benzediğini hatırlatacak daha az insan. Başkalarına anlattığımız, fakat esasında kendimize anlattığımız hikayenin.” (The Sense of an Ending)


“İnsanlar beni okumaları gerektiğini söylemeyeceğim. O tarz şeyler politikacılar içindir.”


Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

A-

 

Mecnun one night

 

B-

 

Ben bu tarzı benimsedim. Elim belimde vakaların önünde bekler, sakallarımı sıvazlar, sosyolojik birtakım çıkarımlarımı dile getiririm. ‘Ne güzel bir toplum simit yiyor.’ ‘Toplum koşma oğlum beş dakika sonra tekrar gelecek tren.’ ‘Toplum şuradan geçerken az sessiz ol uykuya uzağım zaten.’

 

Çocuklar için yazılan ya da daha doğrusu bir büyük eşliğinde çocuklara felsefeyi anlatmayı gaye edinen kitapların sayısında hızlı bir artış var. Elbette yetişkinler için felsefe yapmak işin kolay tarafı ama kişiliğin oluştuğu bir çağdaki çocuklara felsefeyi anlatmak esaslı bir mesele.

Yaklaşık 500 yıl önce; 20 Eylül 1519’da İspanya’dan 5 gemi ve 265 kişi ile yola çıkılıp, 3 yıl sonra 6 Eylül 1522’de 1 gemi ve 18 kişiyle geri dönülerek dünya tarihi yeniden yazılmıştı. Çünkü “başlangıçta baharat vardı!”

 

Türkiye’de Japonya denildiğinde akıllara kültüre dair sayısız başlık gelse de Japonya son yıllarda edebiyat alanında da adından sıkça söz ettirir hale geldi. Japon edebiyatına artan ilgi edebi alanda üretimi beraberinde getirdi ve bu başlık altında çok sayıda kitap, makale vs. yazımını mümkün kıldı.

Hayatla ölüm arasında pencereden bir sınır

 

Kulis

''Roman, Tanpınar'la kendim arasında bir med cezir''

ŞahaneBirKitap

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Editörden

Ülkelerin edebi gündemiyle siyasi gündeminin kesiştiği yerlerin az olduğu düşünülür. Uzaktan bakınca öyledir de aslında. Edebiyat, elindeki en büyük imkân olan “zamandan ve mekândan” bağımsız olma lüksünü kıyasıya kullanır. Bir kitabın yazıldığı koşullar önemlidir ama o kitap yazıldığı zaman ve mekânı da aşarak, dünya edebiyat hafızasının bir yerlerine yerleşir.