Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Kampa giderken yanınıza alabileceğiniz 10 kitap




Toplam oy: 114

Kamp yapmanın son yıllarda giderek daha çok insan için cazip hale geldiğini söyleyebiliriz. Hem “kurgulanmış” şablon tatillerden kaçıp daha esnek bir deneyim yaşamak, hem doğaya daha yakından temas etmek, hem de masrafları kısmak adına, çadırı ve gerekli malzemeleri ayarlayıp yollara düşmek pek çok insan için günlük rutinden ideal kaçışı temsil ediyor.



İster deniz kenarına yakın bir kampa konuşlanın isterse dağda, şehrin gürültüsünden uzak bir nokta seçin, kamp için ideal mevsimlere girmek üzereyiz. Gece çadırdan kafanızı uzatıp, şehir ışıklarından azade yıldızlara bakarken kitap okumasanız da olur, ama gündüz yürüyüş ayakkabılarınızı giyip ormanda yol alırken, çantanızda kitaplar için de yer açmayı ihmal etmeyin!

 

 

 

Kampta her şey okunur elbette, ama kimi kitaplar, tepenizdeki yüksek ağaçlarla, sabaha karşı öten cırcır böcekleriyle, uzaktan duyulan şelale sesleriyle uyum içinde olmanız için size daha çok ilham verebilir.

 

 

Yol Aşkı: Yürümenin Tarihi

 

 

 

 


Kaybolma Kılavuzu

 

 


 

 

 

Walden

 

 


 

 

Yabani Elmalar

 


 

 

 

Aylak Zevkler Kitabı


 


 

 

 

İnadına Cadı

 


 

 

Bitki Zekası

 

 


 

 

 

Ekoköy İthaca

 

 


 

 

Ormandaki Yabancı

 

 


 

 

 

Yaban

 

 


 

 

 

AB

 


 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

28 ağaçtan oluşan küçük bir orman yarattın. Yeni kitabın Ağaç Alfabesi’nden söz ediyorum. Nereden aklına geldi bu fikir?

 

Köklerimizi, kendi isimlerimizin yazdığı karton kahve bardaklarında aradığımız bugünlerde masallara, masallarımızı okumaya, dinlemeye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var gibi görünüyor. Mesafenin kaybolduğu, ben ve öteki, özne ve nesne, gerçeklik ve görüntüler arasındaki sınırların tamamıyla birbirine karıştığı günümüzde, doğru yolu, kendi yolumuzu bulabilmek çok daha zor.

Yıllar önce Hatice Meryem’in İnsan Kısım Kısım Yer Damar Damar’ını okuduğumda bir hazineyle karşılaştığımın farkındaydım. Bu romanda “Sıradan Bir Eteğin Harikulade Geçmişi” başlıklı kısacık bir bölüm vardır. Bir eteğin satın alınışından toz bezine dönüşene değin geçirdiği sergüzeşti anlatır.

“Dışarıdan geçen her uçağa gözüm takılıyor. Şimdi ayaklarımın altına bir Boeing çakılsa… Yerden yükselen kara duman, duvarları eriten sıcak, patlayan pencereler, havasızlıktan boğulmak, panik, intiharlar, alevler içindeki merdivenlere doğru koşmak, gözyaşları ve çığlıklar, umutsuz telefon konuşmaları neymiş öğrenirdim. Oysa oldu bu. Bu olay oldu ve olanı anlatmak mümkün değil...”

Yazdığı romanlar ya da şiirlerle ün kazanmış birçok yazarın, biri kadim diğeri modern bu iki tür arasında sıkışıp kalmış ve bir türlü hak ettiği yeri tam olarak bulamamış olan öykü türünde de eserler verdiğini biliyoruz. Fakat, eğer bir yazar sadece öykü türünde eserler vermemişse, çoğu zaman öyküleriyle anılmaz.

Söyleşi

UNESCO Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi'ne alınan Dede Korkut Hikâyeleri hem Türkler hem dünya kültür tarihi için niçin bu kadar önemli?

 

ŞahaneBirKitap

Svetlana Aleksiyeviç, "yepyeni bir edebi tür" olarak tanımlanan, uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla 2015 Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştü.

Editörden

Masalların hayallerden beslenen, gerçeklerin dünyasından ayrılan garip bir zemini var. Gerçeklerin dünyasından ayrılsa da, her masal kendi gerçekliğini, daha önce duymayıp, görmediğimiz bir hakikati bize fısıldar. Hakikatin bambaşka yollardan geçebileceğine inandırır; zengin hayaller peşinde, sınırsız âlemlere yolculuk etmenin anahtarlarını sunar bize.