Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

KararsızOkur // Akdeniz sahil kentlerinden romanlar




Toplam oy: 10

Akdeniz’in ışıldayan, birleştirici, mahsuldar ve yaratıcı yüzünü önce Bronz Çağı Uygarlıkları fark etti. Bugün, Bronz Çağı’ndan, 7 devletten mal -ve bilgi- taşıyan batıklar buluyoruz. Hitit’in Güneşi, labirente ismini verecek kadar kompleks Minoa sarayları, Roma döneminde bile Antik görülecek kadar eski ama kaynağını dünya dışında aratacak kadar karmaşık Mısır Piramitleri, bugünün sanatına bile ilham veren Babil’in Asma Bahçeleri Akdeniz’in bilgi ve bolluk paylaşımı sayesinde ortaya çıkabildi. Bu paylaşım ağı M.Ö. 12.yy’da bozulunca uygarlık çöktü ve en baştan başladık. 400 yıl boyunca küçük, birbirlerinden kopuk ve izole köylerde yaşadık.

Uygarlık yeniden inşa edilirken Akdeniz, kendini çevreleyen kültürleri yine birbirine dokundurdu; bir kıyıdan öbürüne -asker taşımadığı zamanlarda- mallar, fikirler ve insanlar taşıdı. Felsefe, sanat, müzik, bilim, teknoloji ve edebiyat bir kıyıdan öbürüne aktı, uç uca eklendi, çoğaldı. Toplumların zihnen ortak bir dili konuşabilmeleri, ortak olan uygarlığı beslemeleri, uygarlıktan beslenebilmeleri için gereken ortak tını yine Akdeniz sayesinde salınmaya başladı.

Akdeniz yaşamlara, kültürlere kıyı kentlerinin üzerinden nüfuz etti; insanlar ve fikirler kıyı kentlerinden dokundular toprağa... Kıyı kentlerinin arasındaki mesafe diğer şehirlerden hep daha kısa oldu. Ayın dosyası edebiyat festivalleri üzerinden şehir şehir bir yolcuğa çıkınca, Karasız Okur’da Akdeniz kıyısındaki, kültürlere kapı olmuş kıyı şehirleri ve bu şehirleri kendine yaşam alanı seçmiş romanlar ve yazarları üzerinden bir rota oluşturduk. Önümüz yaz, belki bu kentlerden bazılarında bulunur, tüm Akdeniz’e yayılan ortak tınıyı lokal ezgilerin içinde fark eder de dinlersiniz.

 

 

(Görselin büyük hali için tıklayınız.)

 

 

 

 


 

 

 

Görsel: Onur Atay

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Tamamı “uydurma” sözcüklerden oluşan The Dictionary of Obscure Sorrows’u (Müphem Kederler Sözlüğü) duymuşsunuzdur belki.

Kurtadam edebiyatının mazisi zengin, özellikle de öykü türünde. Çağdaş kurtadam romanları ise, 1990’ların sonu ve 2000’lerin başından beri ne yazık ki vampir edebiyatıyla aynı kaderi paylaşıyor. Paranormal aşk romanları ile erotik şehir fantazyaları, vampir, kurtadam ve hatta zombi gibi canavarları iliğine kadar kuruttu!

New York Halk Kütüphanesi’nin namını duymak için kenti ziyaret etmeye gerek yok. Burası tüm dünyadaki en aktif kütüphanelerden biri.  1940 yılında Albert Berg tarafından kuruma bağışlanan Berg Koleksiyonu’nu kütüphanedeki diğer koleksiyonlardan ayıran bazı özellikler var. Öncelikle bu bölümü yalnızca randevu alarak ziyaret edebiliyorsunuz.

Yaratıcılık üzerine sık sık yazan Oliver Sacks, The River of Consciousness adlı kitabında şöyle der: “Yaratıcılık yalnızca bilinçli bir idmanı değil, bilinçdışı bir hazırlanma sürecini de kapsar. Bu bir kuluçka dönemidir. Size ilham veren, sizi etkileyen unsurları özümsemek ve onları yeni bir nizam dahilinde sentezlemek için bilinçdışı mekanizmalar elzemdir.”

Klasikleri okumamak için sıralanan bahanelerden ilki hacimleriyle, "bitmek bilmeyen sayfalarıyla" ilgili olur genelde.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.