Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Karne: Nabız, Su, Sürücü




Toplam oy: 683

Üç kitabı baskısı, kapağı ve iç sayfaları yönünden değerlendirdiğimiz Karne'nin baskı kritikleri Libris Lipum, tasarım kritikleri Bila Perve tarafından yapılmıştır.

 

Baskı

 

Kitap üretiminde yapılablecek tüm hatalar var. Kapak su yolu ters, sırt pres ve yanal presler yetersiz, sırt konk ve köseler yuvarlanmış. Ön ve arka baskı ayarsız. Mazruf konusunda bu kadar titiz bir kurumun zarf konusundak özensizliği inanılmaz…

 

 

 

Kapak


Ayrıntının hepsi birbirine benzeyen standart kapaklarından bir. Kapakta kullanılan resmin küçüklügü algılamayı iyice zorlaştırıyor. Sarı tonlarına yakın krem rengi zemin üzerinde siyah başlık okumayı kolaylaştırıyor ama kitabın adı, yazar adının okunaklılığını tehlikeye atacak kadar üzerine basmış durumda. Arka kapağın tümünü kaplayan tanıtım yazısı neredeyse
okunamayacak kadar küçük dizilmiş. Okurun raf basında bu uzunlukta bir tanıtım yazısını okumasını beklemek ilginç bir yaklasım. Sırtta bulunan ktap adı ve yazar adı da zayıf ve küçük dizilmiş harflerle yazılmış.



İç sayfalar

 

İç sayfalar okunaklı ama küçük yazıtipleri kullanılarak sıkısık satır aralarıyla dizilmişs. Bu haliyle zor okunan br kitap olmasına rağmen ana metnin içinde, tırnak içine alınmış cümleler, talk kullanımı vb. gibi çeşitli farklılıklar ince br uygulama titizlğiyle yapılmış. Sayfa numaralarının altında yer alan bezemelerle bölüm başlıklarında kullanılan yazıtipinin uyumsuzluğu gözü tırmalıyor. Künyesi oldukça ayrıntılı ve yeterli.

 

 

 


 

 

 

Baskı

 

Oldukça sorunsuz bir cilt, sırt bandı dar olmasa kusursuz. Lokal lak ayarsız ve yetersiz. Kapak baskısı iyi değil.

 

 

 

 

 

 

 

 

Kapak

 

Nihayet usta iş bir kapak tasarımı. Rafta görünürlük açısından da, renk ve yazıtipi seçimleri açısından da iyi tasarlanmış bir kapak. Genellkle çok satan kitaplarda uygulanan yazar adını öne çıkarma taktiği hem teknik hem grafik açıdan çok iyi  uygulanmış. Yayınevi logosunun tasarımın bir parçası haline gelmesi de hoş bir ayrıntı sayılabilir. Sırt siyah zemin kullanılarak ama ön ve arka kapağı bütünleyen bir şekilde tasarlanmış. Kapak gibi ustaca tasarlanmış olan arka kapak, iki parçadan oluşan ancak büyük ve okunaklı puntolarla dizilmiş, raf basında bir çırpıda okunabilecek kadar kısa bir tanıtım metni içeryor.

 

 

İç sayfalar

 

İç sayfalar derli toplu ve ferah satır aralarıyla dizilmişs. Sayfa numaraları, kenar boşlukları yerli yerinde. Farklı anlatımlar için
seçilen yazıtiplernin varlığı kitabın iç tasarımını zenginleştirmiş. Ancak 'defter' için kullanılan yazıtipinin satır araları oldukça dar.
Bu sayfalarda bir okunaklılık sorunu oluştuğunu da söylemeliyiz. Keşke yazar tarafından üretilen ve bölüm başları ile bazı  sayfalarda kullanılan vinyetler, kapak tasarımında kullanılanlarla aynı görsel dile sahip olsaydı. Kapak ve arka kapak içlerinde kullanılan mavi zeminle sayfalar kitabın tasarım değerin artırıyor. Künyesi yeterli ve ayrıntılı.

 

 

 

 


 

 

 

 

Baskı

 

Kapakta su yolu ters, açmak ve okumak zorlaşıyor, kapak kıvrılmıyor. Ön ve arka baskı yer yer ayarsız.

 

Kapak

 

Grafik açıdan rafta görünürlüğü yüksek olsa da 'otobana yazılmış yazı' klişesi ile tasarlanmış tipik bir çok satan kapağı. Kapak
üzerinde yer alan tanıtım metinler küçük ve siyah dizildiği için neredeyse zeminde kayboluyor. Arka kapak biraz karışık olmakla birlikte raf önündeki okurun bilgi ihtyacını karşılamak açısından yeterli ve okunaklı. Kitabın 'başka kitaplar' serisine ait olduğunu gösteren bir bant içeren sırt tasarımı okunaklı ve güçlü.

 

 

 

İç sayfalar

 

Kullanılan kağıt, dokusu, rengi, baskıyı taşıyışı ve arka vermeyen tokluğuyla oldukça iyi bir seçim olmuş. İç sayfalar okunaklı
büyüklükte, tırnaklı bir yazıtipi ile dizilmiş. İç kapakta yer alan çevirmen adının dizildiğig yazılar gereksiz yere en genişletilerek
kullanılmış. Sayfa numaraları ortalanarak ve rahatsızlık vermeyen bir büyüklükte yerleştirlmiş, ancak kenar boşlukları biraz fazla gibi. Künyesi yeterli.

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Tamamı “uydurma” sözcüklerden oluşan The Dictionary of Obscure Sorrows’u (Müphem Kederler Sözlüğü) duymuşsunuzdur belki.

Kurtadam edebiyatının mazisi zengin, özellikle de öykü türünde. Çağdaş kurtadam romanları ise, 1990’ların sonu ve 2000’lerin başından beri ne yazık ki vampir edebiyatıyla aynı kaderi paylaşıyor. Paranormal aşk romanları ile erotik şehir fantazyaları, vampir, kurtadam ve hatta zombi gibi canavarları iliğine kadar kuruttu!

New York Halk Kütüphanesi’nin namını duymak için kenti ziyaret etmeye gerek yok. Burası tüm dünyadaki en aktif kütüphanelerden biri.  1940 yılında Albert Berg tarafından kuruma bağışlanan Berg Koleksiyonu’nu kütüphanedeki diğer koleksiyonlardan ayıran bazı özellikler var. Öncelikle bu bölümü yalnızca randevu alarak ziyaret edebiliyorsunuz.

Yaratıcılık üzerine sık sık yazan Oliver Sacks, The River of Consciousness adlı kitabında şöyle der: “Yaratıcılık yalnızca bilinçli bir idmanı değil, bilinçdışı bir hazırlanma sürecini de kapsar. Bu bir kuluçka dönemidir. Size ilham veren, sizi etkileyen unsurları özümsemek ve onları yeni bir nizam dahilinde sentezlemek için bilinçdışı mekanizmalar elzemdir.”

Klasikleri okumamak için sıralanan bahanelerden ilki hacimleriyle, "bitmek bilmeyen sayfalarıyla" ilgili olur genelde.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.