Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Kült Bir Polisiye: Öksüz Brooklyn




Toplam oy: 30
Jonathan Lethem, kara mizah olarak da nitelendirilebilecek, Snatch’vari bir olay örgüsünün hâkim olduğu kitabı Öksüz Brooklyn’de, polisiye bir romanda olması gereken tüm öğeleri, öngörülemezliğinden ritmine, fazlasıyla kullanıyor.

Jonathan Lethem’in Öksüz Brooklyn kitabı, yayınlanmasının üzerinden az bir zaman geçmiş olmasına rağmen şimdiden kült statüsüne erişmiş kitaplardan. Roman, yıllar önce Plan B tarafından yayınlanmış, fakat geçen süre boyunca baskısı tükenmiş halde okurunu beklemişti. İthaki, Lethem’in kitabını Sabri Gürses çevirisiyle yeniden yayınladı.

 

Lethem, Türkiye’de yıllardır yayınlanmaması sebebiyle Türk okurunun uzak olduğu bir isim sayılabilir. Kitaplarında dedektif romanlarının her türlü öğesini eğip bükerek, oyunbaz dili ve tuhaf karakterleriyle yeni bir forma büründürüyor Lethem. Özgün üslubu Lethem’i sıradan bir dedektif romancısı olmaktan ayırıyor ve yazarı janrın işlemediği bir yazar olarak konumlandırıyor. Romanlarında bilimkurgu öğelerini polisiye romanlara has üslupla birleştirmeyi de seven Lethem’in bir diğer ilgi çekici özelliğiyse yarattığı orijinal karakterler. The Blot kitabında, tavla bağımlısı, kutu oyunlarında usta kumarbaz bir karakter Alexander Bruno’yu ortaya koyan yazar, The Feral Detective kitabının merkezine, soğukkanlılığı ve karizmasından başka bir şeyi olmayan, evinde sıçan besleyen tuhaf bir karakteri, Charles Heist’i koyuyor. Üretken bir yazar Lethem; ondan fazla kitabı var ve denemeler de kaleme alıyor: The Ecstasy of Influence adını verdiği deneme-manifestosunda, başka bir yazardan etkilenmemenin imkânsızlığına değinmiş ve bu manifestonun tamamını çeşitli yazarlardan yaptığı “alıntı”larla oluşturmuştu.

 

Öksüz Brooklyn’de Lethem karşımıza başka bir polisiye romanda rastlayamayacağımız orijinallikte karakterler koyuyor. Kitabın merkezinde, Tourette sendromlu özel dedektif Lionel Essrog var. Lionel’ın en yakın arkadaşı –Minna- ölür ve ardından, halihazırda gizli bir dedektiflik bürosunda çalışan karakterimiz, ölen arkadaşının katilini bulmak için “maceraya atılır”.

 

TEKİNSİZ, KARANLIK BİR ATMOSFER

 

Lethem, kara mizah olarak da nitelendirilebilecek, Snatch’vari bir olay örgüsünün hâkim olduğu kitapta, polisiye bir romanda olması gereken tüm öğeleri, öngörülemezliğinden ritmine, fazlasıyla kullanıyor. Fakat dahası var: Yolu bir yerde zen’le de kesişen kahramanımız -budizm ve zen motiflerini Lethem’in kitaplarında rastlamak da sürpriz değilbir yandan arkadaşının katilini bulmaya çalışırken bir yandan da hastalığının sebep olduğu dürtülerle, takıntılarla, sinir krizleri ve ağzında tutmak için yoğun çaba harcadığı küfürlerle baş etmek zorunda. Lethem, Tourette sendromlu bir dedektif karakteri yaratarak sadece özgün bir karakter yaratmış da olmuyor; sendromundan kaynaklı hemen her cümlesinin ortasında, yer yer bilinçdışısal patlak veren bağırışlarla, okuru Tourette’li olmanın ne demek olduğuna dair düşünmeye itiyor ve bu vesileyle, tekinsiz, karanlık bir atmosfer de yaratmayı başarıyor.

 

Bu noktada, Lethem’in Tourette sendromuna hayli kafa yormasının da hakkını vermeli. “Tourette sendromundan mustarip bir dedektif ilgi çekici bir fikir”den ziyade Lethem, sendromu iyice araştırmış ve Lionel’ın nesnelerle ilişkisini, kişisel deneyimleri üstüne herhangi bir denetiminin olmamasını da kurmacanın bir parçası haline getirmiş. Bu, sıradan bir dedektiflik romanını kült haline getiren öğelerden en önemlisi.

 

 

ÖKSÜZ BROOKLYN
Jonathan Lethem

ÇEV: Sabri Gürses
İTHAKI YAYINLARI 2019

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

İnsanlık dünya var olduğundan beri türlü felaketlerle karşı karşıya. Bazı topraklar, coğrafya kaderdir sözünü doğrularcasına yüzyıllardır tekrarlayan doğa olaylarının acısını çekiyor. Depremler, heyelanlar, kasırgalar bu toprakların kimliği haline gelmiş. İnsanlar yaşamlarını coğrafi olaylar doğrultusunda düzenlemek zorunda kalıyor.

Dünya yepyeni bir hadiseyle meşgul birkaç aydır; kapının dışında durmak bilmeyen bir akıştan, pencerelere çekildik. O açıklıktaki cereyandan çarpıldıkça çarpılıyoruz şimdilerde. Yerküre nüfusu ilk defa aynı anda virütik bir meselenin her aşamasına hâkim, mutasyonunu dört gözle bekliyor. Cânım bağışıklığımız bizi yarı yolda bırakmasın diye organlarımızı şımarttıkça şımartıyoruz.

Korku, çocuklarda olduğu kadar her yaştan insanın yaşadığı temel duygulardan birisi. Anlamlandırılamayan, sonucunu öngöremediğimiz bu ruhsal anlar hiç şüphesiz her insanın hayatının çeşitli aşamalarında değişerek varlığını sürdürür. Çocuklardaki korku ise bir yetişkininkinden bambaşka ve daha fantastiktir.

Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemine dair ilgi, Diriliş Ertuğrul ve Kuruluş Osman gibi dizilerin de etkisiyle son günlerde iyice arttı.

Safveti Ziya, 1875 yılında, varsıl bir ailenin çocuğu olarak İstanbul’da dünyaya gelmiş. Dönemin yüzü Batıya dönük hocalarından özel bir eğitim aldıktan sonra Galatasaray Sultanisi’ne girmiş ve burada kendisini entelektüel manada geliştirecek bir topluluğun parçası olmuş.

Kulis

Postmodern Öykü Denince: Jorge Luis Borges

ŞahaneBirKitap

Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemine dair ilgi, Diriliş Ertuğrul ve Kuruluş Osman gibi dizilerin de etkisiyle son günlerde iyice arttı.

Editörden

Dünyanın çehresini değiştiren en büyük seyahat, bir odada, bir kitabın yoldaşlığında yapılan seyahattir. Kitaplardan en çok yola çıkmasını öğrenebiliriz. Ola ki hoyrat bir karakterle birlikte seksen günde dünyanın çevresinde devri daim eder, aklımızın eremeyeceği sırlara vakıf oluruz. Her yolculuk, insanın kendi içine attığı adımı biraz daha kuvvetlendirir.