Labirent kitaplar | www.sabitfikir.com
Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Labirent kitaplar




Toplam oy: 7

Guardian’da yayımlanan bir yazı, Charlotte Higgins’in labirentleri konu alan kitabından yola çıkarak, Yunan mitolojisindeki Minotaur'dan günümüzdeki görsel sanatlara kadar pek çok metinde ve sanat ürününde karşımıza çıkan labirent imgesinin neden bu kadar güçlü olduğunu sorguluyor. Yoksa labirent fikrinin, zor zamanlarda, içinden çıkılmaz girift durumlarda tuhaf bir rahatlatıcı etkisi mi var?


Bu soruları, “labirent kitap” diye nitelendirebileceğimiz, olay örgüsü ve/veya inşa ettiği dil ile okura yön duygusunu kaybettiren, okuru bir tür bulmacanın içine sokan kitaplar eşliğinde düşünmek en iyisi.

 

 


Elbette labirent imgesi denince ilk akla gelen isim Borges. Borges bir keresinde labirenti uçsuz bucaksız bir okyanusa, ıssız çöllere, yabanıl ormanların yön duygusunu kaybettiren derinliklerine benzetmişti.  Ona göre, bunların hepsi kafa karıştırıcı ve korku uyandıran ortamlar olsa da, labirent korkuya neden olmazdı. Labirent, nihayetinde insan eliyle dizayn edilmiş bir yapı olarak, içinde mahsur kalana, belirli bir yapının, bir düzenin içinde kaybolma hissi verirdi.

 


Borges’in pek çok öyküsünde karşımıza çıkan labirent imgesi bazen zamanın farklı düzlemlerine işaret eder, bazen de evrenin ta kendisi diyebileceğimiz o sonsuz Borges kütüphanesini imler. Borges'in yazdığı neredeyse her şeyin temelinde yatan bir imge olup çıkar sonunda labirent.

 

Burada saydığımız kitaplar, Borgesvari bir labirent kurmasalar dahi, okuyucuyu böylesi bir sistemli kayboluş hissine sevk ediyorlar. Kimi bir bulmaca şeklinde kuruyor olay örgüsünü, kimi labirenti dilinin çok katmanlı yapısıyla inşa ediyor.

 

 

 

 

Ficciones - Hayaller ve Hikayeler

 

 

 

 

 

 

Yapraklar Evi

 

 

 

 

 

 

 

 

Kesişen Yazgılar Şatosu

 

 

 

 

 

 

 

Seksek

 

 

 

 

 

 

 

Solgun Ateş

 

 

 

 

 

 

 

Yaşam Kullanma Kılavuzu

 

 

 

 

 

 

 

 

Kara Kitap

 

 

 

 

 

 

 

C

 

 

 

 

 

 

Infinite Jest

 

 

 

 

 

 

Gravity’s Rainbow

 

 

 

 

 

 

 

AB

 

 

 


 

 

 

Yararlanılan kaynaklar: The Guardian, Flavorwire

 

Görseller: Unsplash

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Nazilerin 1933 yılından itibaren toplu kitap yakma eylemlerine hız verdiği, 1945 yılına dek de bu tarihe geçecek utanç verici pratiği sürdürdüğü biliniyor. Naziler tarafından yakılan tüm kitapların bir listesini hazırlamak imkansız olsa da, 4 bin farklı yapıtın kopyalarının yakıldığı tahmin ediliyor.

Ayşe Acar, ikinci kitabı Yeşil Adam’ın henüz yayımlandığı “Yüzyıl” serisinde, üç bölgeye ayrılmış bir dünyada geçen felsefi bir bilimkurgu öyküsü anlatıyor.

Borges hakkında Sonsuz Labirent alt başlığını taşıyan biyografik bir çizgi roman yayımlandı. Bizde daha önce çıkan, Márquez’in hayatının anlatıldığı Gabo’nun (Desen Yayınları, 2015) yazarı Pantoja’nın (d. 1971) senaryosunu yazdığı, genç İspanyol çizer Castell’in (d. 1988) çizdiği albüm, geçtiğimiz yıl İspanyolca yayımlanmıştı.

John Berger ve Selçuk Demirel işbirliğine daha önce Kıyıdaki Adam (1998), Katarakt (2011) ve Duman (2016) gibi kitaplarla tanık olmuştuk.

Turgut Uyar’ın 1978-1984 yılları arasında Elele dergisinde yayımlanan yazıları, geçtiğimiz günlerde Yapı Kredi Yayınları etiketiyle yayımlandı. Kitapta bir araya getirilen metinler, İkinci Yeni'nin büyük şairinin o dönemde okuduklarına dair görüşlerini dolambaçsız bir şekilde paylaştığı bir okuma güncesi olarak da görülebilir.

Söyleşi

Kutlukhan Kutlu ile söyleşi

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.