Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Mucizeler Atölyesi'nden Havvanur'a Mektup




Toplam oy: 31

Havvacığım, daha merhaba bile demeden, gözlerinden öpüyorum. Ve benim yerime, eve gider gitmez, evdeysen hemen şimdi, iki kardeşini öpmeni rica ediyorum.

Sorularını aldım, başım üstüne. Demek şair amcanla bir söyleşi yapmak istiyorsun. İlk fırsatta cevap yazıp göndereceğim. Acaba eğlenceli olacaklar mı, beğenecek misin?

Şimdi ve çoğu zaman, bence bir evin en çok ve bütün yüreğiyle ev olduğu yerde, mutfaktayım.

Bir iki kışkışlamadan sonra, yengen sesini çıkarmayınca, mutfak masasını iyiden iyiye çalışma masası yaptım.

Ara sıra, özünde bir mutfak masası olduğunu, ona tabii ki hatırlatıyoruz. Kitaplarla, yazılarla, burada yaşadıkça keyfine diyecek yok. Bana da, “İyi bir gelişme, hatta evrim gösterdim, özelliklerim de arttı. Hem, seninle fena bir ikili sayılmayız” diyesi geliyor. Buna inanabilirsin. Sezgilerim boş değildir.

Mutfak masa hikâyem uzun, konuyu şunun için açmıştım: Pencereden tatlı sesler geliyor. Ve sen bak içimden geçene: “Cevaplar iyi olmazsa, aralara bu sesleri karıştırırım.”

Hep aynı kuşlar. Hep de ötüyorlar. Laf aramızda, Kuşlarla arkadaş olunabilseydi, Biz çoktan can ciğer olurduk.

Anlayacağın, Havvanur, içim kalabalık, çevre sakin. Anladın?

Hayatın genci olanlar bunu hemen anlamaz. Kendi çabasıyla, dünyanın güzelliklerinden Hep yüreğinde ve yanında olacak bir arkadaş kazanmak, ve onun sayesinde kendinin dostu olmak biraz ileriki yılların işi, ama bir yerden de başlamak lazım.

İyi müzikler, güzel şiirler, harika filmler, romanlar, daha neler neler bunun içindir.

Bugünlerde çok yazıyorum, çok. Sorma, çocuk ve genç parçam bunu Havvanur’a söylemek istiyor.

Nelerden bahsetmiyorum ki. Mandalinadan, teknelerden, ağız mızıkasından, MR cihazına girmekten, uzaklardan bakınca bir yaprak gibi görünen ulu ağaçtan, şiir yazmanın zorluklarından

Tabii, tahmin edeceğin gibi, bunların arasına çaktırmadan, bazen çaktırarak, kendimi de katıyorum. Görünce amcanı tanıyabilirsin :)

Anlayacağın, çok çalışıyorum, çok. Ve durup durup; iyi, daha da iyi, yazmayı acaba başarabiliyor muyum? Diye kendime hep soruyorum.

Yazdığım şiirler, benim ve senin gibi, hayattaki güzel ve yürek arındıran, ruha kanat olan şeyleri arayanların;

Çakır gözlü veya gözü kara insanların, beyazların ve zencilerin, çiçeği burnunda doktor kızların, ve maden ocağına inen işçilerin, hatta burnu havada doçentlerin gönül vereceği kadar güzel mi?

Bir mucize olacak, bir şiirim okunurken, serçeler, vay be deyip, bir an susacaklar mı? Olur ya, daha sonra, bir başka şiirimde, Bir dereciğin durup dinlenesi gelecek mi?

Şimdilik ancak Allah’ın görebileceği bir mucizeler atölyesi kurdum. Çok çalışıyorum. Çok. Belki senin bile çalıştığından çok.

Babanın dediğine bakılırsa; Bazı günler bir, bazı günler iki gözün kitaplardaymış. O yüzden, belki senin bile çalıştığından çok, diyorum. Çok güzel şeyler, biliyorsun, çok çalışmadan olmuyor. Göz nuru dökeceksin ki, Havva’nın biri değil, evet, bir Havvanur olacaksın.

Aslında sonu gelmez ama bu mektup burada bitiyor. Sana ve kendime, İkimize birden yazdım.Zaten kendime de Mail atıyorum.

Cevaplar haftaya sende. Cevdet, amcan

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

1977 doğumlu bir şair Eren Safi. Şimdilik yayınlanmış iki şiir kitabı var: Kamaşır ve Twitter Tepesindeki Okçular. Kamaşır toplamında yer alan Mürşidim Kocakarı ve Bir Kişi Bomba şiirleri öznel şiirler sayılabilir.

Nasreddin Hoca, Beylikler devri Anadolu’sunun en bilge karakterlerinden birisi. Ona izafe edilen fıkralar yediden yetmişe hemen herkesin neşe kaynağı, aynı zamanda tasavvufi felsefi manalar da içeren bu fıkralar hem güldüren hem de düşündürüp ders veren türden.

Kitapların dünyasına yaptığımız yolculukları düşünmeye başlayalım. Önce kitapların oluşma sürecini sanki ilk defa öğreniyormuşuz gibi hatırlamamız iyi olabilir. Zihnimizde beliren düşünceler olgunlaşınca onları harflerle kelimelere dönüştürürüz. Kelimeler sözcükler halinde ağzımızdan dökülür, uzun bir konuşma halini alır.

İran edebiyatında ve özellikle İran şiirinde, erkek egemenliğine karşı kadın rüzgârını ilk estiren şairin sinemaya giriş macerasının ilk perdesi, iki arkadaşı tarafından bir partide İran sinema dehasına önerilmesiyle başlar. Bu sabit fikirli, dik başlı ve dahi adam, hakkında pek de iyi şeyler konuşulmayan bir kadını işe alırken tereddüt eder ve bu tereddüdünden iş arkadaşına söz eder.

Fatih Balkış’ın adı okura yabancı gelmeyecektir. Fars, Yerçekimi ve Baht Dönüşü kitapları Can Yayınları tarafından basılan romancı, dört yıllık bir aradan sonra dördüncü romanını da çıkardı. Bugüne dek hep iyi işlerle karşımıza çıkan Kafka Kitap’ın, ilk Türkçe edebiyat örneklerinden biri olarak sunuldu Karaçam Ormanı’nda.

Kulis

Dünyasizlar: Post Modern Bi̇r Harut İle Marut Masali

ŞahaneBirKitap

“Aşk hata yapabilen Tanrı’sı olan bir din yaratmaktır” diyor Borges. Peki ya bu aşk hata yapabilen tanrıların doluştuğu bir topluluk yarattıysa? Öyle ki toplum bir nevi âşıklar ve âşık olunanların bir aradalığı veya onlardan fazlası olamaz mı? Sosyolojik problemler öncelikle kronolojik bir seyir ile araştırır nesnesini. Bereket versin ki aşk zikredilmez teorilerin çoğunluğunda.

Editörden

Seneler önce başka başka vesilelerle tanıdığım ve içindeki şiir söyleme gücüne hayran kaldığım Didem Madak şöyle diyor bir şiirinde:

 

Vasiyetimdir Dalgınlığınıza gelmek istiyorum Ve kaybolmak o dalgınlıkta