Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Mucizeler Atölyesi'nden Havvanur'a Mektup




Toplam oy: 16

Havvacığım, daha merhaba bile demeden, gözlerinden öpüyorum. Ve benim yerime, eve gider gitmez, evdeysen hemen şimdi, iki kardeşini öpmeni rica ediyorum.

Sorularını aldım, başım üstüne. Demek şair amcanla bir söyleşi yapmak istiyorsun. İlk fırsatta cevap yazıp göndereceğim. Acaba eğlenceli olacaklar mı, beğenecek misin?

Şimdi ve çoğu zaman, bence bir evin en çok ve bütün yüreğiyle ev olduğu yerde, mutfaktayım.

Bir iki kışkışlamadan sonra, yengen sesini çıkarmayınca, mutfak masasını iyiden iyiye çalışma masası yaptım.

Ara sıra, özünde bir mutfak masası olduğunu, ona tabii ki hatırlatıyoruz. Kitaplarla, yazılarla, burada yaşadıkça keyfine diyecek yok. Bana da, “İyi bir gelişme, hatta evrim gösterdim, özelliklerim de arttı. Hem, seninle fena bir ikili sayılmayız” diyesi geliyor. Buna inanabilirsin. Sezgilerim boş değildir.

Mutfak masa hikâyem uzun, konuyu şunun için açmıştım: Pencereden tatlı sesler geliyor. Ve sen bak içimden geçene: “Cevaplar iyi olmazsa, aralara bu sesleri karıştırırım.”

Hep aynı kuşlar. Hep de ötüyorlar. Laf aramızda, Kuşlarla arkadaş olunabilseydi, Biz çoktan can ciğer olurduk.

Anlayacağın, Havvanur, içim kalabalık, çevre sakin. Anladın?

Hayatın genci olanlar bunu hemen anlamaz. Kendi çabasıyla, dünyanın güzelliklerinden Hep yüreğinde ve yanında olacak bir arkadaş kazanmak, ve onun sayesinde kendinin dostu olmak biraz ileriki yılların işi, ama bir yerden de başlamak lazım.

İyi müzikler, güzel şiirler, harika filmler, romanlar, daha neler neler bunun içindir.

Bugünlerde çok yazıyorum, çok. Sorma, çocuk ve genç parçam bunu Havvanur’a söylemek istiyor.

Nelerden bahsetmiyorum ki. Mandalinadan, teknelerden, ağız mızıkasından, MR cihazına girmekten, uzaklardan bakınca bir yaprak gibi görünen ulu ağaçtan, şiir yazmanın zorluklarından

Tabii, tahmin edeceğin gibi, bunların arasına çaktırmadan, bazen çaktırarak, kendimi de katıyorum. Görünce amcanı tanıyabilirsin :)

Anlayacağın, çok çalışıyorum, çok. Ve durup durup; iyi, daha da iyi, yazmayı acaba başarabiliyor muyum? Diye kendime hep soruyorum.

Yazdığım şiirler, benim ve senin gibi, hayattaki güzel ve yürek arındıran, ruha kanat olan şeyleri arayanların;

Çakır gözlü veya gözü kara insanların, beyazların ve zencilerin, çiçeği burnunda doktor kızların, ve maden ocağına inen işçilerin, hatta burnu havada doçentlerin gönül vereceği kadar güzel mi?

Bir mucize olacak, bir şiirim okunurken, serçeler, vay be deyip, bir an susacaklar mı? Olur ya, daha sonra, bir başka şiirimde, Bir dereciğin durup dinlenesi gelecek mi?

Şimdilik ancak Allah’ın görebileceği bir mucizeler atölyesi kurdum. Çok çalışıyorum. Çok. Belki senin bile çalıştığından çok.

Babanın dediğine bakılırsa; Bazı günler bir, bazı günler iki gözün kitaplardaymış. O yüzden, belki senin bile çalıştığından çok, diyorum. Çok güzel şeyler, biliyorsun, çok çalışmadan olmuyor. Göz nuru dökeceksin ki, Havva’nın biri değil, evet, bir Havvanur olacaksın.

Aslında sonu gelmez ama bu mektup burada bitiyor. Sana ve kendime, İkimize birden yazdım.Zaten kendime de Mail atıyorum.

Cevaplar haftaya sende. Cevdet, amcan

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Man Booker (yeni ismiyle Booker), İngiliz Milletler Topluluğu – Commonwealth - (Avusturalya’dan Kamerun’a, Malezya’dan Kanada’ya yirmiden fazla ülkeyi ifade eder) ve İrlanda vatandaşı yazarların İngilizce yazılmış kitaplarına verilen bir ödüldür.

Dünya edebiyatında aile romanlarına sıklıkla rastlanır. Thomas Mann’ın Buddenbrooklar’ı, Heinrich Böll’ün Dokuz Buçukta Bilardo’su, Orhan Pamuk’un Cevdet Bey ve Oğulları ilk elde akla gelenler. Söz konusu romanlarda bir ailenin birkaç kuşak hikâyesi konu edilir.

Her yıl eylül ayında İstanbul’da birbiri ardına sergiler açılır. Bunların merkezinde her daim İKSV tarafından düzenlenen bienal yer alır. 2012 yılından itibaren başlayan Tasarım Bienali de bu alandaki öncülüğünü sürdürmeye devam ediyor.

Flannery O’Connor, henüz yirmi yaşında deri veremine yakalanınca bir çiftliğe yerleşerek ölümü beklemeye başlar. Dinmeyen ağrılar, acılar ve uzun, yorucu tedavilerle geçen yıllardan sonra 39 yaşında hayatını kaybeden Flannery O’Connor geride nitelikli kitaplar bırakır. İyi İnsan Bulmak Zor (1955) onun en başarılı kitaplarından biridir.

Tuhaf, insan cidden ve hakikaten tuhaf bir varlık. Diyelim bir heves çok para verip bir ayakkabı aldı da ayakkabı ayağını vurdu. Ayakkabı bana olmadı diyemez de en sevdiğim en rahat ayakkabım budur diye diye yıllarca nasırıyla gezer. Bir davette mecburen sevmediği bir yemeğe iltifat eder de yıllarca en sevdiği yemek odur diye önüne koyarlar da koyarlar.

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Kadın kahramanlar içinde bazıları var ki, yıllar önce okumuş olmama rağmen halen onların hayatlarını merak ederim. Her okuyuşta farklı bir keşif, yeni bir detay, daha önce hiç fark etmediğim bir ayrıntı dikkatimi çeker ve buna şaşırır dururum. Eskiden okuduğum bir romana dönmek, eski bir arkadaşıma merhaba demeye benzer.