Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

NesneKitap // Ceket cebinden gömlek cebine...




Toplam oy: 482
Yurt dışındaki kitapçılarda görüp "kıskandığımız" minik kitaplar, daha doğrusu "minikitap"lar nihayet Türkçede...

“Kış geliyor, kış geliyor,” diye bize sürekli kara kışın kapıda olduğunu hatırlatan bir dizinin yeni sezonları neden bahara girerken başlar çözebilmiş değilim. Belki de televizyonculuğun, bizi ekranın önüne çekmek için kullandığı bilmediğimiz ters psikolojik bir tekniğidir! O zaman, bugünlerde tam da karlı günlere adım atmışken, biz de bu teknikle söyleyelim; yaz geliyor… Kitapları da artık palto ve ceket cebinden gömlek cebine taşıma vaktidir!

 

İşin hikaye kısmı bir yana, gerçekten de gömlek cebine sığacak boyuttaki o özel kitapları Türkiye’de de görmek sevindirici. Yayıncılık sektörünün geliştiğini, yayınevi sayısının günden güne arttığını ya da örneğin kapak tasarımı konusundaki anlayışın değiştiğini daha sık vurguladığımız bir zamanda, böylesi yeniliklere de dünya ile eşzamanlı ulaşma, deneyimleme talebimiz doğal karşılanmalı; farklı işler ortaya koyanlar da artmalı. Dolayısıyla, ister istemez bir sevinç nidasıyla karşılıyoruz bu gelişmeyi; yurt dışındaki kitapçılarda görüp “kıskandığımız” minik kitaplar, daha doğrusu “minikitap”lar nihayet Türkçede...

 

Yayınevinden beklentimiz daha çok sayıda kitabı bu formatta yayımlaması değil yalnızca; "minikitap"lara özel ayraç da isteriz!

 

 

8 santimetreye 12 santimetre boyutunda, normal kitaplardan yaklaşık 2,5 kat daha küçük olan ve sayfaları dikey doğrultuda çevrilen/açılan  “minikitap”lar hakkında, Can Yayınları şöyle bir tanıtım yaptı: “Mürekkep, sayfa ve cilt tekniği, bu küçücük kitabı mucizevi bir buluşmayla rahat okunur kılıyor. Sayfa inceliği ustalıkla ayarlanan Minikitap, binlerce sayfalık bir kitabı bile cepte taşıyabilmeye olanak sağlıyor. Üstelik yazı karakterlerinin boyutları sıradan bir kitapla aynı büyüklükte ve tüm kitapları ‘tam metin’ okumak mümkün!” 

 

Birleşik Krallık’ta “flipback”, İspanya’da “librinos”, Fransa’da “point2” isimleriyle piyasaya sürülen “minikitap”lar, aslen Hollandalı. Yayıncılık ve matbaacılık alanlarında 150 yılı aşkın deneyimiyle Avrupa’nın tarihi firmalarından biri kabul edilen Jongbloed BV tarafından tasarlanan “minikitap”ların ilk örnekleri Eylül 2009’da yayımlanmış. (Hollanda’da “dwarsligger” ismiyle.) Bu formatta ilk olarak 16 kitap çıkıyor ama sonrasında, yaklaşık bir buçuk yıl içerisinde yüzü aşkın sayıya ulaşılmış. Gösterilen yoğun ilginin bir neticesi olarak da Avrupa’nın diğer ülkelerine sıçramış.

 

 

Ceket cebinde taşınabilen ve “cep boy” olarak anılan kitaplara zaten aşinayız uzunca bir süredir ama aslında -ender de olsa- çok daha minik kitaplarla da karşılaşmıştık Türkçede. Zamanında Elif Şafak’ın Bit Palas romanının yakında yayımlanacağı haberi böylesi bir özel kitapla verilmişti örneğin (romandan tadımlık bir parça vardı içerisinde) ya da Ayşe Kulin’in Bir Gün kitabının tanıtım kokteyli davetiyesi minik bir kitaptı aynı zamanda. Elime geçen en minik kitap ise, Yapı Kredi Yayınları’nın, yayımladığı bazı kitapların ilk cümlelerini içeren “100+1”iydi. Ama bu kitaplar yalnızca tanıtım amacıyla özel olarak üretilmiş kitaplardı elbette; hediye olarak dağıtılmışlardı. “Minikitap”ların kağıt inceliği de yine, aslında yabancısı olduğumuz bir incelik değil. Özellikle Yapı Kredi Yayınları’nın külliyat serisi olarak nitelendirebileceğimiz Delta serisinden çıkan örnekleri okuyanlara tanıdık gelecektir. Yine de, ne kadar tecrübeli olsak da, hatırlatmakta fayda var; sayfaları çevirirken –hem yırtılmaları önlemek hem de sinir bozucu bir şekilde her defasında fazladan sayfa çevirmemek için– biraz daha dikkatli davranmak gerekiyor. Ayrıca benim gibi kitapların altını çizenlerdenseniz, mutlaka kurşunkalem kullanın!

 

Can Yayınları’ndan aldığımız bilgilere göre, Vasconcelos’un Şeker Portakalı, Coelho’nun Simyacı, Kafka’nın Dava, Zweig’ın İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Orwell’in 1984 ve Kazancakis’in Zorba eserleriyle başlangıç yapan seri, kısa süre içinde geniş bir yayın yelpazesine sahip olacakmış. Bu yelpazenin ne kadar genişleyeceği konusunda elbette okurların ilgisi en büyük etmen olacaktır ama şimdiden, dünyadaki örnekleri de hesaba katarak şunu söyleyebiliriz sanırım; bu yayın planı, kaçınılmaz olarak, çok satan veya sürekli satan kitaplarla sınırlı kalacaktır.

 

Bu arada, yayınevinden beklentimiz daha çok kitabı bu formatta yayımlaması değil yalnızca; “minikitap”lara özel ayraç da isteriz! Bir de, fontların ince ve sıkışık olması kabul edilebilir bir seçim ama kullanılan fontun italiği, dikkat dağıtacak derecede farklı görünüyor.

 

Toplu taşımayı kullananlar için bulunmaz bir hizmet ama “minikitap”lardan birini okurken meraklı gözlerin üzerinizde olacağını unutmayın; hatta birkaç kişiyle sohbet etmek “zorunda” kalabilirsiniz. Bu, bir şeylerin başlangıcı da olabilir tabii bir yandan da!

 

 


 

 

* Fotoğraflar: Tolga Şoran

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Tamamı “uydurma” sözcüklerden oluşan The Dictionary of Obscure Sorrows’u (Müphem Kederler Sözlüğü) duymuşsunuzdur belki.

Kurtadam edebiyatının mazisi zengin, özellikle de öykü türünde. Çağdaş kurtadam romanları ise, 1990’ların sonu ve 2000’lerin başından beri ne yazık ki vampir edebiyatıyla aynı kaderi paylaşıyor. Paranormal aşk romanları ile erotik şehir fantazyaları, vampir, kurtadam ve hatta zombi gibi canavarları iliğine kadar kuruttu!

New York Halk Kütüphanesi’nin namını duymak için kenti ziyaret etmeye gerek yok. Burası tüm dünyadaki en aktif kütüphanelerden biri.  1940 yılında Albert Berg tarafından kuruma bağışlanan Berg Koleksiyonu’nu kütüphanedeki diğer koleksiyonlardan ayıran bazı özellikler var. Öncelikle bu bölümü yalnızca randevu alarak ziyaret edebiliyorsunuz.

Yaratıcılık üzerine sık sık yazan Oliver Sacks, The River of Consciousness adlı kitabında şöyle der: “Yaratıcılık yalnızca bilinçli bir idmanı değil, bilinçdışı bir hazırlanma sürecini de kapsar. Bu bir kuluçka dönemidir. Size ilham veren, sizi etkileyen unsurları özümsemek ve onları yeni bir nizam dahilinde sentezlemek için bilinçdışı mekanizmalar elzemdir.”

Klasikleri okumamak için sıralanan bahanelerden ilki hacimleriyle, "bitmek bilmeyen sayfalarıyla" ilgili olur genelde.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.