Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Niçin Okumalıyız? // Oğuz Atay




Toplam oy: 417

Her okurun bir yazarı çok sevmek için son derece haklı ve bir o kadar özgün gerekçeleri vardır şüphesiz. Yola bu bilinçle, SabitFikir okurlarının edebiyatın öne çıkan yazarlarını neden sevdiklerine ilişkin bir tartışma başlatmak için çıktık. İlk soruyu da o yazar üzerine çalışmalar yapmış bir isme yönelttik. Oğuz Atay ile başlıyor ve soruyoruz: Siz Atay'ı niçin okuyorsunuz?

 

1. Edebiyata ve yazara şüpheyle yaklaştığı için,

 

2. Bilinç akışı değil bilinç patlamasıyla yazdığı için,

 

3. Karnavalesk ve ironik olduğu için...

 

 

 


 

 

 

* Görsel: Ethem Onur Bilgiç

 


 

 

* Niçin Okumalıyız? arşivine ulaşmak için tıklayınız.

 

 


 

Yorumlar

Yorum Gönder


Oğuz Atay'ı, okumaktan başka çaresi olmayan en şiddetli rahatsızlıklardan kurtulup yeni sorunlar edinmek isteyenlerden biri olduğum okuyorum/okudum. Benim gibi olanlar okusunlar.
Okuyucuya Kahkaha attırdıktan sonra okuyanı ağlatmayıp perişan eden bu adamı okuyun.
Dünden bugüne, bugünden yarına geçmek için okuyun bu adamı. Çünkü başka çareniz yok canım insanlar.

36%
64%

Sadece iyi yazabildiği için değil yazmanın hakkını verdiği için. Bütün felsefi ve edebi özelliklerinin yanında ve dışında öze dair bir şeyleri bu kadar gerçek söyleyebildiği için. Kurduğu romanlarda olanı böylesine sade ve tevazuyla gösterdiği için. İnsana susamışsanız Oğuz Atayı okumayın, kana kana için. Derininizdeki tutunamayandan bir selam el edecektir size bir Oğuz Atay hüznüne maruz kaldığınızda.

34%
66%

Oğuz Atay tarifsiz bir yazar , tarifsiz duygularımızı ,tarifsiz dile getiren bir yazar. sırf bunun için bile sayfalarca sürüp giden bir cümlesi dai okunabilir. Oğuz abimiz.

46%
54%

Çünkü o yarattığı her kelimenin ardına dolu dolu bir hayat yerleştirmiş.
Çünkü onun kahramanları iyi bir sırdaş olabiliyor. Üstelik oturup birlikte ağlayabilmek de cabası...
Çünkü o Selimciğim Işık'ı bana tanıtan adam...
Bunlar maneviyat... Bunun dışında gerçek anlamda donanımlı, kaliteli bir yazar. Onu okumak sizi sizden öteye taşır.

39%
61%

Kısaca ve basitce anlatmak gerekirse salt insanı anlattığı için okumalıyız. Bireyin dünyadaki ve içsel yaşamını derinlenmesine yansıttığı için okumalıyız. Hepimizin hayatında bir selim ileri, hikmet bemol ya da coşkun ermiş vardır. Bu insanları yoğun hayat koşuşturmasında farkedebilmemiz için okumalıyız.

30%
70%

Her satirinda kendimi buluyorum. Onu okumak,kimseye anlatamadigim yaralari ve düsüncelerimi iyilestiriyor. Yalniz degilim diyorum. Oguzcum ataycim var diyorum. Mekani cennet olsun guzel insanin :)

46%
54%

aslında ne kadar kötü bir dünyada yaşadığımızı anlamak için oğuz atay okumalıyız. oğuz atay selim ileri, hikmet benol vb. çok sevdiğimiz karakterleri eleştirmektir, çünkü bu karakterler çok bilgili ve etrafını aydınlatacak kişiler olduğu halde toplum için bir şey yapmamaktadır veya yapamamaktadır, bu karakterlerin kendini toplumdan soyutlamaları gerçekten saçma bir durumdur, çünkü içinde yaşadığımız evren ne kadar kötü olursa olsun gidebileceğimiz başka bir dünya daha bulunmamaktadır ve bunun içinde bazı şeylerin hakkını vererek yaşamalıyız.

47%
53%

İçimizdeki Hikmet Benol'un sesini duyabilmek için Oğuz Atay okumalıyız.

45%
55%

1-Edebiyatta alternatif bir icerik ve söylem olusturdugu icin.
2-Felsefik-etik meseleleri sorunlastirip, tartisabildigi ve bu baglamda gercek bir ontolojik sorgulama sunabildigi icin.
3- Edebiyat nedir sorusunu cevaplayabildigi icin, Oguz Atay, Oguzcugum Ataydir.

42%
58%

İçimizdeki yalnızlığı bir yerden yakalayarak ona eşlik ettiği için okumalıyız.

33%
67%

Yazdigi eserlerde yasanan hayatlarin benzerlerini yasiyor olmam ve yazsam roman olur sozundeki romanlari Oguz Atayin eserlerindd goruyorum.Her insanin kendine yakin hissettigi yazar vardir benim Oguz Atay.Kimi zaman Hikmetim kimi zaman Selim.Herkes bir yerlere tutunma cabasinda iste o tutunamayanlardan biri benim.

39%
61%

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Bilinç Yumağı: “Işık Karanlıkta Parlar”

 

Cem Kalender’in Klan isimli romanı yayımlandığı günden beri okurun ilgisini çeken, duyurdukları ve duyumsattıklarıyla farkını ortaya koyan bir ilk roman.

Edebiyat tarihi bildiğimiz, tanıdığımız yerler kadar sadece hayal dünyamızda var olan yerler de ihtiva eder. Bu yerler kimi zaman içinde yaşadığımız dünyanın kimselerin bilmediği bir köşesinde kurulmuştur, kimi zamansa çok uzaklarda bir yerlerde. Fakat bu yerlerin kimileri vardır ki onların ortak özelliği okurlarının o yerleri görmek, o hikayelerin bir parçası olmak istemesini sağlamasıdır.

Kitaplarla haşır neşir olanlar bilirler ki, kütüphanenizdeki kitapların sayısı arttıkça bir düzeni sürdürmek de gittikçe zorlaşır. Kitaplar raflara sığmaz olur, gittikçe üst üste yığılır ve en sonunda işler içinden çıkılmaz bir hal alır. Peki bu krizi olumlu bir duruma dönüştürmek mümkün mü?

 

Yeni yıl yeni kitaplar demek hiç kuşkusuz. Belki de uzun zamandır çevrilmesini beklediğimiz o kitabı 2018 içinde Türkçede görebileceğiz nihayet ya da nicedir yeni bir roman yazsa diye beklediğimiz o ismin yeni romanını okuyabileceğiz sonunda. Sürpriz ilk kitaplarla, yeni isimlerle de karşılacağız hiç kuşkusuz....

İstanbul Ataşehir’de, gökdelenlerin arasında bir vahadan farksız Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi (NGBB). Girişte, duvarlarında bahçenin tarihçesinin anlatıldığı levhaların sıralandığı bir tünelden geçiyorsunuz ve adeta bir zaman tüneli gibi, sizi bambaşka bir zamana ve mekana çıkarıyor o uzunca tünel.

 

Söyleşi

İrem Çağıl ile söyleşi:


“Bize sunulan şey ‘iyi’ olmayınca ‘iyi olanı’ bizim arayıp bulmamız gerekiyor.”


Ece KARAAĞAÇ


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.