Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Roald Dahl’ın sözlüklere kattığı altı güzel sözcük




Toplam oy: 688

Roald Dahl artık buralardan çok uzaklarda olsa da geçtiğimiz hafta, 13 Eylül günü edebiyata Willy Wonka, Mathilda ve George gibi unutulmaz kahramanları kazandıran bu usta yazarın 100. doğum günü kutlandı. Bu özel güne dair kutlamaların en anlamlılarından birine dünyaca ünlü Oxford Sözlüğü imza attı: Geçtiğimiz mayıs ayında Oxford Üniversitesi Yayınları'nca, Roald Dahl tarafından üretilen ya da gün yüzüne çıkarılan 8.000 sözcükten oluşan bir Roald Dahl Sözlüğü basılmasının ardından şimdi de Oxford Sözlüğü, Roald Dahl tarafından “uydurulan” altı sözcüğü kapsamına aldı.

 

İşte o sözcükler:


Darlesque: Eksantrik planlar yapmalarıyla bilinen, alçak ve mide bulandırıcı yetişkin karakterler, korkunçluk ya da kara mizah.


Golden Ticket :
Charlie’nin Çikolata Fabrikası’nda Willy Wonka’nın çikolata fabrikasına giriş imkanı sağlayan ve çikolata paketinin içine gizlenmiş olan bilet.


Human bean: Koca Sevimli Dev’deki arkadaş canlısı devin “human being” (insanoğlu) sözcüğü yerine kullandığı sözcük. Yine de “human bean” sözcüğünün ilk kullanımı 1842 tarihli Punch dergisine kadar gidiyor.


Oompa Loompa: Bu sözcüğün kaynağı da, tıpkı Golden Ticket gibi, Charlie’nin Çikolata Fabrikası kitabına dayanıyor. Çikolata fabrikasının bir yandan dans edip şarkı söylerken bir yandan da çikolata üreten ufak tefek işçileri Oompa Loompa’lar.


Scrumdiddlyumptious: Aşırı derecede mükemmel, leziz, müthiş. Genellikle yiyecekleri tanımlamakta kullanılan bu sözcük de Koca Sevimli Dev’in İngilizceye armağanlarından.


Witching Time:
Yine Koca Sevimli Dev’de geçen sözcüklerden biri olan “witching time” gece yarısı, tüm çocukların ve yetişkinlerin derin bir uykuda olduğu ve bütün karanlık şeylerin saklandıkları yerlerden çıkıp kendilerini dünyaya gösterdikleri bir saat dilimini ifade ediyor. Aslına bakarsanız bu ifade de yeni sayılmaz; zira ilk olarak Shakespeare’in Hamlet oyununda kullanılmıştı, yani 1604 yılında!

 

 

 

 

EK

 

 

 


 

 

Kaynak: www.qz.com

 


Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Rüyamda aksakallı bir ihtiyarı gördüğümde heyecanlandım. Bana tüm araştırmalarım için nasihat veriyordu. Dewey’e bak dedi usulca. Gece yarısında heyecanla uykudan uyandım. O gün erkenden yatmıştım ve evdekiler henüz uyumuşlardı. Uykumun derinliğinde gelen bu mesaj beni uyandırmaya yetmişti.

1. İbrahim Tenekeci’den seçme şiirler: Sözü Yormadan

 

Uzakta, hırçın denizin ortasında bir yer… Kimileri için nefes kesici güzellikte, kimileri içinse ürkütücü ve kasvetli doğası, bize bir hayli yabancı dili, yarım milyondan az nüfusu… Soğuğu ve yanardağları ile ateş ve buzun ülkesi burası; İzlanda. Bulutlar güneşi perdeledikçe, kasvet arttıkça, suç edebiyatı da daha keyifli hale gelir.

Bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biri de James Joyce’un İletişim Yayınları’ndan çıkan tek öykü kitabı Dublinliler’dir. Bu öykülerde Joyce “şehrin sesi”ni modern öyküye kazandırmıştır.

 

Kaybolan oylumlu bir roman, üç kişi etrafında gelişse de, tartıştığı çok konu var; günümüz kapitalizmi, pazarlama kültürü, evlilik kurumu, askerlik, Osmanlı mirası, aile, yazarlık, kişisel gelişimcilik… Bu romanın ve yazmaktan kaynaklı meselen neydi? Biraz buradan yola çıkalım sohbete…

 

Kulis

İbrahim Tenekeci: ''Amacımız İyiyi İstikrarlı Hale Getirmek''

ŞahaneBirKitap

Denizden, denizcilikten, deniz kahramanlarından söz eden tarihî romanımız sanıldığından daha az. Diğer dönemler bir tarafa, peş peşe büyük kahramanların çıktığı 16’ncı yüzyıl hakkında yazılanlar bile bir elin parmak sayısı kadar henüz. 1487’de doğduğu tahmin edilen ve Kanuni’den bir yıl önce, 1565’te vefat eden Turgut Reis de söz konusu yüzyıla damgasını vuran deniz kurtlarından.

Editörden

Edebiyatın en güzel tarafı, insanı içinde bulunduğu halden uzaklaştırabilme kudreti sanırım. Çünkü edebiyatın büyük ve özel malzemesi insandır. “Bir küllüğün bile öyküsünü yazabilirim” diyen Çehov bile şunu çok iyi biliyordu, aslında anlattığımız küllükten çok, insanın küllükle olan irtibatıdır. Her yazar, okuruyla bir irtibat kurar.