Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Sisu, Korona Ve Edebiyat Turtası Derneği




Toplam oy: 46
Cesaret, koronavirüs günlerinde dünyanın en fazla ihtiyaç duyduğu hasletler arasında bulunuyor. Pes etmemek ve yeni yollar bulmak insan tabiatının iyimser yönüne işaret ediyor. Bunu diri tutabilmek için de kitaplara her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.

Guernsey adası Fransa ve İngiltere arasında yer alıyor ve İkinci Dünya Savaşı’nda Alman işgaline uğramış. Adanın sakinleri Nazilerle geçirdikleri günlerde hayata tutunmak için bir kitap kulübü tesis ederler. Ne var ki insanların bir araya gelmesi işgal yasalarına göre yasaktır ve bunu aşmak için tuhaf yöntemler izlerler. Edebiyat ve Patates Turtası Derneği ismiyle kitaplaşan ve filmi de çekilen bu hikaye zor günlerde kitapların bir sığınak olarak kabul edildiğinin göstergesi. Ada halkından bir grubun oluşturduğu bu kulüp beraberinde birçok alt hikayenin de gelişmesine neden olmuş. Fransa’ya daha yakın olmasına rağmen Birleşik Krallık’a bağlı olan ada tabiata daha yakın olmasına rağmen kitaplara bağlanmış. En azından bir kısmı. Küresel anlamda istila halindeyiz. Sokaklarda virüsler geziyor ve yapabildiğimiz tek şey tüm dünya olarak evlerimize sığınıp kapıları sıkı sıkıya kapatmak. Korona günlerinde dünya küresel bir eve dönüştü. Yalnızlık nerede yaşarsa yaşasın tüm insanlar için ürkütücü bir hal aldığında bunu aşmanın yolları aranıyor. Sosyal medya marifetiyle yapılan canlı yayınlarda insanlar sırtlarını kütüphanelerine dayayarak diğer insanlarla konuşuyorlar. Bazı kimselerin garipsediği bu durum yeni sosyal normlar arasında kabul görmeye başladı.

 

Kitaplar sayesinde insanlar kendilerini daha güvende hissediyorlar. Sadece kitaplarla değil, kitapları seven insanlarla da iletişim kuruluyor. Krize en hazırlıklı ülkenin Finlandiya olduğu haberleri ortaya çıkınca yine kitaplara müracaat ederek Fin ruhunu anlamaya çalıştım. Sisu kelimesi çıktı karşıma ve sayıca az oldukları Ruslara karşı inançla mücadele eden Fin ruhunun dayandığı bu kelimeyi karıştırmaya koyuldum. Bu beni Katja Pantzar’ın Sisu’nun Peşinde kitabına götürdü. Sıkıntılara karşı iradenin gücünü simgeleyen bu kelime aynı zamanda ülkenin ruhunu temsil eden anahtar kavramlar arasında bulunuyormuş.

Mesafeleri kaldıran kitaplar
Kitapçıların kepenklerini kapatması dünyayı derinden etkiledi. Kitapçılar kendi “sisu”larını geliştirerek bu zor günleri atlatmaya çalışıyorlar. Avustralya’da bir kitapçı bisikletiyle evlere kitap siparişlerini bizzat teslim ediyor. Online kitap satış siteleri satışlarını artırsa da “bilgeliğin toplandığı yer” olan kitapçılara duyulan özlem artıyor. Karantina kurallarını gevşetme kararını tartışan İtalya’da kitapçıların tekrar açılacak olma ihtimali tüm dünyayı heyecanlandırdı. Kitapların tekrar dolaşıma girdiği bir dünya daha normal bir yer olarak kabul ediliyor. Kitap listeleri elden ele dolaşıyor ve insanlar karantina günlerini hangi yazarlarla geçirmek istediklerini birbirlerine soruyorlar. Çoğu bu dünyadaki günlerini tamamlamış yazarlarla yeniden buluşmanın yolu onların kitaplarını elimize almak elbette. Kitapçıların virüs günlerine verdikleri tepkiler arasında dikkat çekenler de var. Özellikle ikinci el kitap işiyle meşgul olanlar için bu bilgilerini göstermenin ve “Bu da geçer ya Hu” demenin farklı bir yolu. Londra’daki Judd Books bunlardan biri. Vitrinini tamamen beyaz bir örtüyle kaplayıp kitapların tozlanmasını engelleyen Judd Books beyaz çarşafla bir anlamda veba günlerine gönderme yaparken vitrinde açıkta kalan tek kitap hayli ilgi çekici: Veba Yılı Günlüğü. Daniel Defoe’nin bu kitabı Londra’yı kasıp kavuran 1665 veba salgınını anlatıyor ve 1722’de kaleme alınmış. İnsanoğlu tarihten ve kitaplardan güç alarak moralini yüksek tutmaya çalışıyor. İngiliz edebiyatının güçlü isimleri arasında sayılan Defoe’nun kitabı aynı zamanda güç zamanların nasıl güçlü eserlere ilham kaynağı olduğunu gösteriyor. Yazarlar eserleri için ihtiyaç duydukları zamanları bulduğunu sanırken bazı yazarlar da tavuklara yem vermekten başka hiçbir eylemde bulunamadıklarını söylüyorlar. Edebiyat ve Patates Turtası Derneği’nin benzerleri video konferans ortamlarında kurulmaya başladı. Yazarlar adına kurulan kitap kulüpleri artık sosyal medyada hızla takipçi artırıyor ve kitaplardan konuşmayı seven insanlar birbirlerini çevrimiçi ortamda buluyor. Fiziki ortamlarda bir araya gelinemediği için Edinburgh Edebiyat Festivali ve Galler’deki Hay Festival başta olmak üzere önde gelen birçok etkinlik bu seneki buluşmalarını iptal ettiğini açıkladı. Ancak bunun yerine çevrimiçi etkinlikler çoğaltıldı ve insanlar odalarından birbirleriyle buluşmaya devam etti, ediyor.
Alman işgalindeki Guernsey adasındaki edebiyat tutkunları birbirlerine seslenmenin yolunu edebiyatla bulmuşlardı ve mizahi yaklaşımlarıyla farklı yaşlardaki adalılar bir araya gelmişti. Kitaplar bugün de basiretin ve birbirimizi anlamanın yolunu sunuyor ve aramızdaki mesafeleri ortadan kaldırıyor. Cesaret, koronavirüs günlerinde dünyanın en fazla ihtiyaç duyduğu hasletler arasında bulunuyor. Pes etmemek ve yeni yollar bulmak insan tabiatının iyimser yönüne işaret ediyor. Bunu diri tutabilmek için de kitaplara her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Londra’da bir kitapçı vitrininde, Finlandiya’nın soğuk bir köşesinde ya da Manş denizindeki uzak bir adada. Anlam arayanlar için harfler büyülü bir şekilde bir araya geliyor ve yalnızlıklar aşılıyor.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

-Kimsin?

-Anneannemin torunuyum.

 

Divan Edebiyatı, sahibi meçhul bir kavram. Her halükârda 20. yüzyılın başında ortaya çıktığı konusunda bir tartışma yok. İskoçyalı oryantalist Elias John Wilkinson Gibb’in 1900 yılında yayınlanan Osmanlı Şiiri Tarihi kitabında bu kavrama hiç yer verilmez. Hepsi batılılaşma döneminde düşünülen isim alternatiflerinden biridir “Divan Edebiyatı”.

Arap coğrafyasında üretilen roman, öykü ve şiirler son yıllarda edebiyat gündeminde karşılık buluyor. Avrupa başta olmak üzere Batı’da düzenlenen büyük ve uluslararası kitap fuarlarındaki temsiliyetin güçlenmesi, en yeni eserlerin prestijli birçok ödüle değer görülmesinin bu ilgideki payı büyük elbette. Batı’nın doğuyu gördüğü “egzotik göz”le romantize edilemeyecek bir yükseliş bu.

Yirminci yüzyıl başlarında İngiltere genelinde Müslümanlara yönelik hasmane tavırlar öne çıkarken, İslam’ı seçenlerin sayısında da gözle görülür bir artış söz konusudur. İslam’la müşerref olan bu şahsiyetler, yeri geldiğinde İslam dünyasının savunucuları olarak da önemli faaliyetlerde bulunmuşlardır.

Günümüz Türk şiirinin derviş kalem şairlerinden Said Yavuz’un üçüncü kitabı Üşüyen Eller Divanı Muhit Kitap’ın şiir kitaplığından okura sunuldu. Kitapta 24 şiir bulunuyor, buna dervişin bir günü diyebiliriz. Sıkıntısı olan birinin, isyan etmeden, kırmadan ve kızmadan; insan olma vasfını koruyarak ruhundaki yarayı paylaşmasına şahitlik ediyoruz.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Kaan Burak Şen, yavaştan genç yazar olarak anılmanın sonuna doğru geliyor; Mutlu Kemikler üçüncü kitabı… Kafası bir hayli tuhaf. Şimdilerde bir roman yazdığı da söyleniyor, fakat öncesinde belirtmekte fayda var: Mutlu Kemikler öykü derlemesi henüz çıktı, pek başka bir kitaba benzetilecek bir havası da yok bu kitabın.

Editörden

Tıp ve edebiyat ilişkisi, tıbbın insanla olan ilişkisi gibi tarih boyunca şekil değiştirmiş, her dönem yeni yaklaşımlarla genişlemiştir. Tıbbın tarihi, insan acılarının da tarihidir aslında. Edebiyatın içinde kapladığı yer, diğer bilim dallarından hep daha büyük olmuştur tıbbın.