Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Sokaktan: Uyarlasak da mı izlesek, uyarlamasak da mı okusak?




Toplam oy: 1371

Eylül ayı televizyonlar için yeni dizi sezonunun başlangıcına işaret ediyorsa da mutat Ankaralılar için Eylül, biten bir yazın ardından artık şehre dönmenin vakti. Şehre yeni dizi sezonu gelir ve kimi Ankaralılar için iklim değişir Akdeniz olur, kimisi içinse hala bozkır. Ankara sokakları edebiyat uyarlamalarının dizi olması konusunda farklı görüşlere sahip, diyebiliriz.

 

 

 


 

"Konunun uzatılması yanlış"

 

 

 

Deniz Akpınar (15) Öğrenci

 

Roman uyarlamaları başlarda ilgimi çekiyordu. Hanımın Çiftliği, Yaprak Dökümü gibi dizilerin ilk bölümlerini izledim. Ancak dizilerde romanın aslına bağlı kalınmaması ve konunun uzatılması uyarlamaları yanlış bulmama sebep oldu. Roman uyarlamaları kitabın varlığından haberdar etse de yazarın ifade etmek istediklerinin yanlış aktarılması gerçek duygusundan uzaklaşmasına sebep oluyor.

 

 

 

 

 

 

 

 


 

"Gençlik yıllarıma dönüyorum"

 

 

İsmail Kaynak (64) Motor Ustası

 

Artık çok fazla roman okuyamıyorum. Ancak gençliğimin romanlarını televizyonda görünce bu beni heyecanlandırıyor. Gençlik yıllarıma, o kitabı okuduğum zamanlara dönüyorum. Kitaptan bölümler de beraberinde aklıma geliyor. Kendi yarattığım dünya ile bu dünyayı kıyaslıyorum. Reşat Nuri Güntekin benim çok sevdiğim bir romancıydı. Onun Yaprak Dökümü'nü televizyonda izlemek benim için çok güzel bir anıydı.Dudaktan Kalbe, Yeşil Gece romanlarını da çok severim Güntekin'in. Bu romanlarının da dizi olmasını çok isterim.

 

 

 

 

 

 


 

 

 

"Önce kitabı okumalı"

 

 

 

 

Yavuzhan Ural (21) Öğrenci

 

Bence diziler kitabın yerine geçemez. Orhan Kemal'in Hanımın Çiftliği romanını okuduktan sonra diziye göz attım. Ama kitabın asıl anlatmak istediği uçup gitmişti. Kitapta yaratılan dünyadan çok daha farklı bir dünya ve kitabın asıl anlatmak istediğinin dışına çıkılmıştı. Kütap dizileşse bile izleyenler önce o kitabı okumalı. Yazarın kitabının konusunu, mesajını dizide anlatıldığı gibi sanmamalı.

 

 

 

 


 

 

 


 

 

 

 

"Beni kitaplardan soğuttu"

 

 


 

Yasemin Buyruk (39) Memur

 

 

Kitapların ruhu tam dizilere yansıtılmıyor, reyting uğruna konular uzatılıyor. Ayrıca entrika ön plana çıkarılıp eğitici yanı eksik kalıyor. Romanların aslına sadık kalarak, uzatılmadan, dizileşmesini istiyorum. Aşk-ı Memnu ve Hanımın Çiftliği dizilerini izledim. Romanlarını okumamıştım. Dizilerini izledikten sonra açıkçası romanları okuma isteği oluşmadı. Konular o kadar fazla abartılı ve ağdalıydı ki beni kitaplardan soğuttu. Artık hiçbir romanın dizisini okumadan izlemek istemiyorum.

 

 

 

 

 


 

 

 

 

"Güzel romanlar dizileştirilmeli"

 

 

 

 

Recep Uyanık (45) Hırdavatçı

 

 

Kitap okuma şansım işlerden dolayı olmuyor. Okuyamadığım kitapları, dizi olarak seyretmek benim için bir kolaylık ve zamandan tasarruf. O kitabın ne anlattığını dizilerden anlayabiliyorum. Benim gibi kitap okumaya şansı olmayanlar için edebiyatımızın güzel romanları dizileştirilmeli, kitabını okumamış olsak da dizisiyle kitabı okumuş kadar olabiliriz.

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Hayatla ölüm arasında pencereden bir sınır

 

Kendimi bildim bileli kelimelerle uğraşıyorum. Kelimelerle uğraşmayı sevdiğimi ilkokulda keşfettim. Şen şakrak bir çocuktum ve yaptığım şakaların çoğu, kelime oyunları üzerine kuruluydu. Kimi zaman kelime oyunlarım o kadar dolaylı olurdu ki onları açıklamak zorunda kalırdım. Tabii esprinin esprisi kalmazdı o zaman da. Fakat benim için kelime sadece oyun demek değil elbette.

Bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biri de Can Yayınları’ndan çıkan Jack London’un (1876-1916) Meksikalı’sıdır.

 

Aynı zamanda boksör de olan bir şairdi Arthur Cravan. Fakat itiraf etmek gerekirse ne büyük bir şairdi, ne de çok arzulamasına rağmen sıkı bir boksör olabildi.

 

Marguerite Yourcenar, 1951’de yayınlanan Hadrianus’un Anıları’nın girişinde “Zamanımızda, roman tüm öteki biçimleri yiyip yutuyor; anlatım aracı olarak insan sadece roman biçimini kullanmaya zorlanıyor.” demişti. Romanın zaferini ilan eden epey bir metne sahibiz. Ancak bir not düşmek zorundayız ki 20. yüzyılın ilk yarısında Netflix abonesi olmamıştı Yourcenar.

Kulis

''Roman, Tanpınar'la kendim arasında bir med cezir''

ŞahaneBirKitap

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Editörden

Ülkelerin edebi gündemiyle siyasi gündeminin kesiştiği yerlerin az olduğu düşünülür. Uzaktan bakınca öyledir de aslında. Edebiyat, elindeki en büyük imkân olan “zamandan ve mekândan” bağımsız olma lüksünü kıyasıya kullanır. Bir kitabın yazıldığı koşullar önemlidir ama o kitap yazıldığı zaman ve mekânı da aşarak, dünya edebiyat hafızasının bir yerlerine yerleşir.