Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Sosyal Kütüphane: Dokki




Toplam oy: 11
Kütüphanelerle hayatı boyunca özel bir ilişkisi olan yazar Jorge Luis Borges, cennetin bir kütüphaneye benzediğine inanıyordu: “Ben cenneti her zaman bir bahçe olarak değil, bir kütüphane olarak düşünmüşümdür.” İskandinavya kütüphanelerinin en büyüğü Dokk1, sahip olduğu kitaplar kadar etkileyici tasarımı, hayatı kolaylaştıran teknolojisi ve daha da önemlisi kütüphaneyi sosyal ilişkilerin kurulacağı bir buluşma noktası olarak gören anlayışıyla büyük yazarın düşlediği “cennet”e hayli yakın gibi görünüyor.

Kütüphanelere dair yapılan her çalışmada kendine ilk sıralarda yer bulan İskandinav kütüphaneleri son olarak, Amerika’nın aylık popüler kültür dergisi Wired tarafından hazırlanan, “dünya üzerindeki en güzel görünüme sahip 10 kütüphane” listesinde karşımıza çıktı. Listenin birincisi yalnızca ülkesi Danimarka’nın değil tüm İskandinavya’nın en büyük kütüphanesi olan Dokk1. Dünyanın her yerinden toplam 10 kütüphanenin olduğu seçkide İskandinavya‘dan iki kütüphane daha yer alıyor. Listenin bizim adımıza sevindirici yanı dördüncü sırasında Tabanlıoğlu Mimarlık Ofisi tarafından yenilenen Beyazıt Halk Kütüphanesi’nin olması.

 

  

 


 

Bu kütüphanede başlıca hedef “birlikte öğrenmek.” O nedenle de sergiler, oyunlar, yaratıcı atölyeler, el işlerinden yüksek teknolojiye her şeyin birlikte yapılıp denendiği mekânlar ve her türlü buluşma için uygun alanlar yapılmış.

 


 

KÜLTÜR VE BİLGİ MERKEZİ

 

Kitap okuma oranı giderek düşse de kütüphanelere gösterilen ilgi artıyor. Öyle ki kitap okumayı çok sevmeyenler bile yeni açılan kütüphaneleri merak ediyor, ziyaret ediyor. Bunun sebebi olarak kütüphanelerin giderek bir buluşma noktası, bir yaşam alanı haline gelmeleri gösteriliyor. Dokk1, açıldığı 2015 yılından beri buluşma noktası kavramının da ötesine geçti, “yeni nesil kütüphane” unvanını kazandı. Hatta bu kavramın da uluslararası alanda öncüsü oldu. Açılışından bir yıl sonra kazandığı “en iyi halk kütüphanesi” ödülünü de ‘yeni dijital gelişmeleri, kullanıcı taleplerini, yerel kültürü ve çeşitli grupların buluşturulması arzusunu harmanlayan bir proje’ olduğu için kazandığı duyuruldu.

 

Avrupa’nın en saygın mimarlık ofislerinden Schmit Hammer Lassen Architecs’in tasarladığı Dokk1, 30 bin metrekarelik alanıyla İskandinavya’nın en büyük halk kütüphanesi, aynı zamanda da kültür, yurttaş ve bilgi merkezi. Aarhus Nehri’nin kıyısında inşa edilen Dokk1, büyük Urban Mediaspace projesinin bir parçası olarak yaratılmış; kütüphane projenin en önemli parçası. Kütüphanenin bütçesi 280 milyon Euro. Bu rakam kütüphaneyi şehrin tarihindeki en büyük inşaat projesi haline getirmiş. Projede otopark ve raylı sistemler kadar bisikletler ve bisiklet parkları da büyük yer kaplıyor.

 

 

Ziyaretçilerini daha içeri girmeden çok köşeli, geometrik tasarımıyla etkilemeyi başaran, beton, cam ve ahşabın buluştuğu bu görkemli bina, yalnızca dış tasarımıyla değil otoparkından oyun alanlarına, okuma ve etkinlik köşelerine kadar her detayda görülen tasarım oyunlarıyla da ilgi çekici.

 

 

YENİ NESİL KÜTÜPHANE ANLAYIŞI

 

Ancak bu kütüphaneyi yeni nesil kütüphane anlayışının öncüsü yapan yanı tasarımın gücünü kullanması, sahip olduğu kitap sayısı ya da teknolojik avantajları değil, tüm binanın gerçek bir sosyalleşme alanı olarak değerlendirilmesi. Kütüphane kitap okunan, bilgi sahibi olunan, araştırma, inceleme yapılan bir kurum olmanın dışında hatta bunun ötesinde “sosyal ilişkilerin kurulabileceği” bir yer olarak görülüyor.

 

 

Kütüphaneyi görmeseniz de web sitesindeki fotoğraflar ile hemen hemen aynı hisse kapılacaksınız; neredeyse bir alışveriş merkezi kalabalığında bir kütüphane burası; her köşede farklı bir aktivite, satranç oynayanlar, atölyelere katılanlar, bebekleriyle anneler, aileler… Bu kütüphanede başlıca hedef “birlikte öğrenmek.” O nedenle de sergiler, oyunlar, yaratıcı atölyeler, el işlerinden yüksek teknolojiye her şeyin birlikte yapılıp denendiği mekânlar ve her türlü buluşma için uygun alanlar yapılmış. Kütüphanelerin yalnızca yazının, kitabın, yazarların ve okurların evleri değil aynı zamanda tasarımın, sanatın, yaratıcı atölyelerin, konser ve tiyatro salonlarının, ailelerin, çocukların da buluşma noktası olması gerektiği anlayışıyla hayata geçirilen bu kompleks, yeşil alanları, oyun salonları, aile odalarıyla her daim kalabalık ve hayat dolu. Bu kültür kompleksini hayata geçiren mimarlık ofisinden Kim Holst Jensen de bu anlayışı şöyle özetliyor: “Amacımız yaratıcılığı vurgulayan çokkültürlü bir buluşma noktası yaratmaktı; farklı bakış açılarıyla karşılaşmak hem şehir hem de insanlar için büyük bir fırsat.”

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Boş gevezeliklere katılmayıp köşesinde bekleyen suskunlara ne zaman baksam, şöyle bir duyguya kapılırım. Sanki içlerinde muazzam bir hikâye birikmektedir. Anlatmak için bir çılgınlık anını bekler gibidirler. O an bir türlü gelmez ve onlar da dillerini tuttukça, sessizlikleri de gitgide koyulaşır. Bir hikâye oluşturup kâğıda dökmek de çoğu zaman böyle bir dürtünün sonucu mudur, bilemiyorum.

On İki Gezici Öykü, Gabriel García Márquez’in (1927-2014) gerçekler ve düşleri iç içe anlattığı büyülü gerçekçilik yaklaşımını en iyi yansıtan, onun baş eserlerinden biridir. Kitap, Márquez’in on sekiz yıl boyunca aralıkla birkaç kez yazdığı öykülerin bir araya getirilmesiyle oluşur.

 

KANSAS EYALETİ’NE KARŞI AÇILAN EDEBİ DAVA

 

Sultan II. Abdülhamid’in girişimleriyle Kütüphane-i Umumî-i Osmanî adıyla 1884 yılında kurulan Beyazıt Devlet Kütüphanesi, Türkiye’nin devlet tarafından kurulan ilk kütüphanesi unvanına sahip. Yarısı kitap olmak üzere bir milyonun üzerine dokümanı barındıran kütüphanede yer alan kitapların 11 bin 120 tanesini aralarında çok önemli eserlerin de bulunduğu “el yazması eserler” oluşturuyor.

Orhan Pamuk’un romanları çok konuşulur, tartışılır. Söylenenler ya Nükhet Esen’in derlediği Kara Kitap Üzerine Yazılar’da olduğu gibi bir kitaba odaklanır ya da Yıldız Ecevit’in Orhan Pamuk’u Okumak, Jale Parla’nın Orhan Pamuk’ta Yazıyla Kefaret adlı çalışmalarındaki gibi yazarın külliyatına yönelir. Oğuz Demiralp’in Orhan Bey ve Kitapları isimli çalışması ikinci gruptan.

 

Söyleşi

Sanat eleştirmeni Samed Karagöz, gazete ve dergilerde çağdaş sanat hakkında kaleme aldığı yazılarını Kamçatka (Profil Yayınları) adlı kitabında bir araya topladı. Karagöz, sanat üzerine yazarken, eleştirirken sanata karşı gösterdiği tutkulu bağlılığı ve sevgiyi hiç kaybetmeden, okuru için özel bir yol haritası da çiziyor.

ŞahaneBirKitap

Edebiyat eleştirmeni Adam Kirsch, Küresel Roman - 21. Yüzyılda Dünyayı Yazmak kitabında bir romanı küreselleştiren şey nedir sorusunun yanıtını arıyor.

Editörden

Kitaplarla ilgili internet sitelerini, dergileri karıştırdığınızda karşınıza çıkan en ilgi çekici içerik, “Hangi kitabı okumalıyım?” sorusuna verilen cevaplardır. Bu cevaplar genelde ortalama bir anlayışın yansımasıdır. Kitap okumak seçkin bir eylemdir ve kitap okuyacak kişi de, bu özel eylemi gerçekleştirmek için en “seçkin” kitabı bulmalıdır.