Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Sosyal Kütüphane: Dokki




Toplam oy: 14
Kütüphanelerle hayatı boyunca özel bir ilişkisi olan yazar Jorge Luis Borges, cennetin bir kütüphaneye benzediğine inanıyordu: “Ben cenneti her zaman bir bahçe olarak değil, bir kütüphane olarak düşünmüşümdür.” İskandinavya kütüphanelerinin en büyüğü Dokk1, sahip olduğu kitaplar kadar etkileyici tasarımı, hayatı kolaylaştıran teknolojisi ve daha da önemlisi kütüphaneyi sosyal ilişkilerin kurulacağı bir buluşma noktası olarak gören anlayışıyla büyük yazarın düşlediği “cennet”e hayli yakın gibi görünüyor.

Kütüphanelere dair yapılan her çalışmada kendine ilk sıralarda yer bulan İskandinav kütüphaneleri son olarak, Amerika’nın aylık popüler kültür dergisi Wired tarafından hazırlanan, “dünya üzerindeki en güzel görünüme sahip 10 kütüphane” listesinde karşımıza çıktı. Listenin birincisi yalnızca ülkesi Danimarka’nın değil tüm İskandinavya’nın en büyük kütüphanesi olan Dokk1. Dünyanın her yerinden toplam 10 kütüphanenin olduğu seçkide İskandinavya‘dan iki kütüphane daha yer alıyor. Listenin bizim adımıza sevindirici yanı dördüncü sırasında Tabanlıoğlu Mimarlık Ofisi tarafından yenilenen Beyazıt Halk Kütüphanesi’nin olması.

 

  

 


 

Bu kütüphanede başlıca hedef “birlikte öğrenmek.” O nedenle de sergiler, oyunlar, yaratıcı atölyeler, el işlerinden yüksek teknolojiye her şeyin birlikte yapılıp denendiği mekânlar ve her türlü buluşma için uygun alanlar yapılmış.

 


 

KÜLTÜR VE BİLGİ MERKEZİ

 

Kitap okuma oranı giderek düşse de kütüphanelere gösterilen ilgi artıyor. Öyle ki kitap okumayı çok sevmeyenler bile yeni açılan kütüphaneleri merak ediyor, ziyaret ediyor. Bunun sebebi olarak kütüphanelerin giderek bir buluşma noktası, bir yaşam alanı haline gelmeleri gösteriliyor. Dokk1, açıldığı 2015 yılından beri buluşma noktası kavramının da ötesine geçti, “yeni nesil kütüphane” unvanını kazandı. Hatta bu kavramın da uluslararası alanda öncüsü oldu. Açılışından bir yıl sonra kazandığı “en iyi halk kütüphanesi” ödülünü de ‘yeni dijital gelişmeleri, kullanıcı taleplerini, yerel kültürü ve çeşitli grupların buluşturulması arzusunu harmanlayan bir proje’ olduğu için kazandığı duyuruldu.

 

Avrupa’nın en saygın mimarlık ofislerinden Schmit Hammer Lassen Architecs’in tasarladığı Dokk1, 30 bin metrekarelik alanıyla İskandinavya’nın en büyük halk kütüphanesi, aynı zamanda da kültür, yurttaş ve bilgi merkezi. Aarhus Nehri’nin kıyısında inşa edilen Dokk1, büyük Urban Mediaspace projesinin bir parçası olarak yaratılmış; kütüphane projenin en önemli parçası. Kütüphanenin bütçesi 280 milyon Euro. Bu rakam kütüphaneyi şehrin tarihindeki en büyük inşaat projesi haline getirmiş. Projede otopark ve raylı sistemler kadar bisikletler ve bisiklet parkları da büyük yer kaplıyor.

 

 

Ziyaretçilerini daha içeri girmeden çok köşeli, geometrik tasarımıyla etkilemeyi başaran, beton, cam ve ahşabın buluştuğu bu görkemli bina, yalnızca dış tasarımıyla değil otoparkından oyun alanlarına, okuma ve etkinlik köşelerine kadar her detayda görülen tasarım oyunlarıyla da ilgi çekici.

 

 

YENİ NESİL KÜTÜPHANE ANLAYIŞI

 

Ancak bu kütüphaneyi yeni nesil kütüphane anlayışının öncüsü yapan yanı tasarımın gücünü kullanması, sahip olduğu kitap sayısı ya da teknolojik avantajları değil, tüm binanın gerçek bir sosyalleşme alanı olarak değerlendirilmesi. Kütüphane kitap okunan, bilgi sahibi olunan, araştırma, inceleme yapılan bir kurum olmanın dışında hatta bunun ötesinde “sosyal ilişkilerin kurulabileceği” bir yer olarak görülüyor.

 

 

Kütüphaneyi görmeseniz de web sitesindeki fotoğraflar ile hemen hemen aynı hisse kapılacaksınız; neredeyse bir alışveriş merkezi kalabalığında bir kütüphane burası; her köşede farklı bir aktivite, satranç oynayanlar, atölyelere katılanlar, bebekleriyle anneler, aileler… Bu kütüphanede başlıca hedef “birlikte öğrenmek.” O nedenle de sergiler, oyunlar, yaratıcı atölyeler, el işlerinden yüksek teknolojiye her şeyin birlikte yapılıp denendiği mekânlar ve her türlü buluşma için uygun alanlar yapılmış. Kütüphanelerin yalnızca yazının, kitabın, yazarların ve okurların evleri değil aynı zamanda tasarımın, sanatın, yaratıcı atölyelerin, konser ve tiyatro salonlarının, ailelerin, çocukların da buluşma noktası olması gerektiği anlayışıyla hayata geçirilen bu kompleks, yeşil alanları, oyun salonları, aile odalarıyla her daim kalabalık ve hayat dolu. Bu kültür kompleksini hayata geçiren mimarlık ofisinden Kim Holst Jensen de bu anlayışı şöyle özetliyor: “Amacımız yaratıcılığı vurgulayan çokkültürlü bir buluşma noktası yaratmaktı; farklı bakış açılarıyla karşılaşmak hem şehir hem de insanlar için büyük bir fırsat.”

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Kelimelerle ilişkimi şöyle tarif edebilirim; ‘Kelimelerin kalbi’ne şiir yazarak girmek... Tanpınarca söylersem ben de önce kelimeleri öğreniyorum, sonra da yaşadıkça anlamlarını. Ve şu: Bazı kelimeleri işaret ettikleri şeyden daha çok seviyorum.

 

 

 

 

Sinik Bir Başkaldırı: Edebiyat Ehlileştirilmeye Karşı


İlk karşılaşmamızda ne benim henüz yayımlanan bir metnim vardı ne de Aykut Ertuğrul’un ilk öykü kitabı raflara düşmüştü. Yayın yönetmenliğini üstlendiği “Ğ” dergisine değerlendirilmesi için gönderdiğim bir öyküyle başlayan edebiyat sohbetimizde yılları devirdik. Sanırım en kıdemli okurlarından biriyim. Bir eleştiri yazısına da bu kadar duygusallık yeter.

 

Roman edebiyatın bukalemunudur. Kanonik olmayan doğası gereği, kılıktan kılığa girme becerisine sahiptir. Bu durum roman kuramına, eleştirisine de yansır. Öyle ki her romanı, romancıyı aynı şekilde açıklayacak bir inceleme yöntemi bulamayız. Romancılığı tartışma götürmez isimler bile ifratla tefrit arasında gidip gelen yorumlara maruz kalabilir.

Söyleşi

100. sayımızdan itibaren başladığımız Yayınevi Hikâyeleri’nde bu ay İz Yayınları editörü Hamdi Akyol var. Akyol, yayıncılık tarihimizin kilometre taşlarından olan İz Yayınları’nın kuruluşunu, daha çok hangi kitapları bastıklarını ve günümüz yayıncılık ortamının durumunu değerlendirdi.

 

ŞahaneBirKitap

“Tıp gerçek bir kütüphanedir, ama doğru biçimde okunması gerekir” cümlesinden yola çıkan Kütüphanedeki Beden, Charles Dickens’tan Franz Kafka’ya, Virginia Woolf’tan Susan Sontag’a, John Berger’dan Oliver Sacks’e uzanan bir yelpazeyle zenginleşen, tıbbın toplumsal tarihini edebiyat aracılığıyla aydınlatan bir antoloji.

Editörden

 

Günümüz İngiliz romancılarından Ian McEwan’ın Soğuk Savaş döneminin “edebiyat cephesi”ni anlattığı ilginç bir romanı var; Bir Parmak Bal. Ülkemizde de yayınlanan roman bir anlamda birbirine benzemeyen üç ilgi çekici konuyu garip bir kurgu etrafında bir araya getiriyor: Gizli servis, edebiyat ve aşk.