Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Takipteyiz // Tanpınar Merkezi



Şahane
Toplam oy: 424

Yakın bir zaman önce, Twitter üzerinden paylaşımlar yapmaya başladı Tanpınar Merkezi. 22 Ocak tarihli ilk mesajlarında şu bilgi yer alıyordu: “Ahmet Hamdi Tanpınar’ın hayatını, eserlerini, hakkında yazılanları ve arşivini araştırmacılara sunmak amacıyla hazırlanmış bir sitedir.” Ve ikinci paylaşım olarak da web sitesinin adresi sunulmuştu.

 

Kurulan bu site bir projeye dayanıyor. İstanbul Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü’nde bulunan Ahmet Hamdi Tanpınar’a ait belge, not ve fotoğraflarından oluşan arşivin dijital ortama aktarılması projesi Enstitü Müdürü Prof. Dr. Fikret Turan’ın onayıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ile Marmara Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümünün işbirliğiyle 2016 sonbaharında gerçekleştirilmiş. Çalışma ekibinde de Mimar Sinan, Marmara ve İstanbul üniversetilerinden uzman isimler yer alıyor.



Sitedeki defterler, tefrikalar, fotoğraflar, roman notları ve hikaye taslakları gibi çok çeşitli dokümanlar arasında kaybolmadan önce, proje çalışma ekibinin başında yer alan Handan İnci ile görüştük: “Arşivi ilk kez 1999’da üstünkörü görebilmiştim. Daha sonra ulaşmam mümkün olmadı maalesef. Dosyaları gördüğümde heyecan kadar üzüntü de hâkimdi bana. Tanpınar’ın masasından, çekmecesinden gelişigüzel toplanıp dosyalara konmuş evrakın üzerindeki iğne ve ataşların pas lekelerine isyan etmiştim. O günden beri, hem bütün Tanpınar araştırmacılarının arşive rahatlıkla ulaşabilmesini sağlamayı, hem de bunları dijital ortama aktartarak korunmasını sağlamayı çok istiyordum. Nihayet geçen yıl sonbaharda M.Ü. Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü’nün de desteğiyle bu işi başardık. Tabii en büyük teşekkürü, bizi kapıdan çevirmek yerine ne yapmak istediğimizi anlayan ve yürekten destekleyen Prof. Dr. Fikret Turan’a borçluyuz. Ekip olarak haftalarca orada çalıştığımız süreçte çok yardımcı oldular.”



Ve elbette, Tanpınar Merkezi’nin ne amaçla kurulduğu, bizi daha nelerin beklediği, ne gibi gelecek planlarının olduğu gibi konusunda bilgi aldık.



Sitede yer alan belgelerin, paylaşımların, Tanpınar Okuma Kılavuzu'nun yazarın “anlaşılması” yolunda nasıl bir katkı sağlayacağına inanıyorsunuz? 


Saatleri Ayarlama Enstitüsü üzerinde yazarın yaptığı değişiklikleri yayımlamakla başladık. Bunların her biri ayrı ayrı çalışma konusudur. Elbette yeni bakışlar kazandıracaktır Tanpınar’a. "Okuma Kılavuzu" ise başka bir projeydi. Öğrencilerle birlikte Tanpınar kitaplarında geçen kişi, eser, mekan gibi hepimizin okurken merak ettiği başlıkları dizin haline getirmiştik. Bunları bir ansiklopediye dönüştürmeyi düşünüyordum ama giderek bu tür yayınlarda web ortamının avantajlarına kayıyor gönlüm. Burada her şeyi hemen düzeltme ve geliştirme şansınız var. Üstelik herhangi bir bedel ödemeden  daha fazla kişi ulaşabiliyor. Belki son şeklini verdiğimize inandığım bir zaman geldiğinde kitaba da dönüştürebiliriz. Şimdilik -hata ve eksiklerin gösterilmesi ricasıyla- bunları genişleterek okura sunacağız. Mümkün olduğu kadar yorumdan uzak, bilgi ve belgeyi yayımlamayı amaçlayan bir site bu.  Arşivdeki evrakın sayısı binleri buluyor, eski yazı kullandığı için el yazısının okunması da epeyce zor. Bunlar ancak çözüldükçe ve yayıma uygun bir malzeyeye dönüşürse eklenecek siteye. Arşivin yanı sıra Tanpınar hakkında yazılmış bütün yazıları da yüklüyoruz. Bunlar, araştırmacılar ve okurları için çok yararlı bir birikim sağlayacak.  Her gün bakmanızda yarar var.


İnternet sitesi haricinde MSGSÜ’de Tanpınar Edebiyat Araştırmaları Merkezi kurulacağından söz ediyorsunuz. Bu merkez ne zaman açılacak ve faaliyetleri neler olacak?


Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi bünyesinde hiç edebiyat araştırma merkezi yok. bu işin bir yanı. İkinci yanı Tanpınar’ın bizim hocamız olması. Bilindiği gibi üniversite hocalığına Akademi’de  başlamıştır Tanpınar. Dolayısıyla MSGSÜ’de bir Tanpınar Edebiyat Araştırmaları Merkezi kurulması kadar doğal bir şey düşünemiyorum. Geç bile kalınmnış. Burası Tanpınar çalışmalarını toplayacak, kullanıma sunacak ve yeni çalışmalar için projeler hazırlayacak  bir merkez olacak. Halka açık olarak çeşitli seminerler yapmayı da planlıyruz.  Özellikle Tanpınar’ın temel konularından biri olan İstanbul kültürünü ve şehir bilincini geliştirmeye hizmet edecek etkinlikler yapmak önceliklerimiz arasında yer alacak. Merkez’in için yola çıktık ancak açılışı elbette resmi prosedür tamamlanınca gerçekleşecek. Siteyi şimdiden hizmete soktuk.


Tanpınar hakkında kaleme alınan yazılar bibliyografyası 2000’de sonlanıyor. Bugüne gelecek mi?


Tanpınar üzerine ne yazılmışsa sitede bulacaksınız. Bunların çoğu fotokopi  olarak elimizde. Yazıya aktarmak ve siteye yüklemek zaman alacak. Amacımız bir an önce 2017’ye kadar gelmek ve çıkan her yeni yazıyı aynı anda siteye de yüklemek . Bu işi hızlandırmak için buradan Tanpınar hakkında yazısı yayımlanmış herkese seslenmiş de olayım. Lütfen bu yazıları Word metin olarak adresimize de gönderin. Ayrıca her türlü görseli, belgeyi de gönderenin adını belirterek siteye koyacağız.

 

 

 

Ayrıntılı bilgi için: Tanpınar Merkezi

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Arthur Schnitzler (1862-1931) ülkemizde az tanınmasına rağmen Alman dilinin en güçlü öykücülerinden biridir. Erken dönemde bilinç akışı tekniğini, iç monolog anlatım imkânını ustalıkla kullanan yazar, aşk ve ölüm üzerine derinlikli öyküler ortaya koyarken özellikle XIX. yüzyıl sonu Avrupa ve Viyana’nın çöküş dönemini belgelemiştir.

28 ağaçtan oluşan küçük bir orman yarattın. Yeni kitabın Ağaç Alfabesi’nden söz ediyorum. Nereden aklına geldi bu fikir?

 

Köklerimizi, kendi isimlerimizin yazdığı karton kahve bardaklarında aradığımız bugünlerde masallara, masallarımızı okumaya, dinlemeye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var gibi görünüyor. Mesafenin kaybolduğu, ben ve öteki, özne ve nesne, gerçeklik ve görüntüler arasındaki sınırların tamamıyla birbirine karıştığı günümüzde, doğru yolu, kendi yolumuzu bulabilmek çok daha zor.

Yıllar önce Hatice Meryem’in İnsan Kısım Kısım Yer Damar Damar’ını okuduğumda bir hazineyle karşılaştığımın farkındaydım. Bu romanda “Sıradan Bir Eteğin Harikulade Geçmişi” başlıklı kısacık bir bölüm vardır. Bir eteğin satın alınışından toz bezine dönüşene değin geçirdiği sergüzeşti anlatır.

“Dışarıdan geçen her uçağa gözüm takılıyor. Şimdi ayaklarımın altına bir Boeing çakılsa… Yerden yükselen kara duman, duvarları eriten sıcak, patlayan pencereler, havasızlıktan boğulmak, panik, intiharlar, alevler içindeki merdivenlere doğru koşmak, gözyaşları ve çığlıklar, umutsuz telefon konuşmaları neymiş öğrenirdim. Oysa oldu bu. Bu olay oldu ve olanı anlatmak mümkün değil...”

Söyleşi

UNESCO Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi'ne alınan Dede Korkut Hikâyeleri hem Türkler hem dünya kültür tarihi için niçin bu kadar önemli?

 

ŞahaneBirKitap

Svetlana Aleksiyeviç, "yepyeni bir edebi tür" olarak tanımlanan, uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla 2015 Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştü.

Editörden

Masalların hayallerden beslenen, gerçeklerin dünyasından ayrılan garip bir zemini var. Gerçeklerin dünyasından ayrılsa da, her masal kendi gerçekliğini, daha önce duymayıp, görmediğimiz bir hakikati bize fısıldar. Hakikatin bambaşka yollardan geçebileceğine inandırır; zengin hayaller peşinde, sınırsız âlemlere yolculuk etmenin anahtarlarını sunar bize.