Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Vitrindekiler // Ağustos 2018




Toplam oy: 62
"Yeni çıkanlar" rafının kalabalığı içinde gözden kaçabilecek metinlere dair izlenimlerimizi bu köşemizde topluyoruz. Vitrindekiler; son ayların kitapları hakkında kısa kısa...

Viking Masalları (Yaz. Jennie Hall)


Hint, İbrani, İran ve Japon masallarının ardından Viking Masalları’nı da yayımladı Karakarga. Soğuk denizin en kuzeyinden kralların, savaşların ve denizlerin öyküleri... İzlanda’nın uzun, karanlık ve soğuk kış zamanlarında ateşin etrafında oturan ailelerin tekrar tekrar anlattıkları... Bir zamanlar yazılı olmayan, gezgin ozanların ezbere bildikleri bu efsaneler, şimdilerde çeşitli derlemelerle yanı başımızda. Bu kitapta da, bu hikayelerden bazıları yer alıyor.


Kızılderili Masalları (Yaz. Margaret Compton)


Japon, Hint, Rus ve Türk masallarının ardından Kızılderili Masalları’nı da yayımladı Maya Kitap. Kızılderililerin kadim ve renkli kültürlerinden beslenen masallar... Yakılan büyük ateşin çevresinde, kabilenin yaşlıları tarafından anlatılanlar... “Kimisinin ana teması dostlukken diğerininki korku ve ölüm olabiliyor,” ama her birinin ortak noktası, içinden doğdukları toplumun bir yansıması olmaları ve bir zamanlar sosyal hayatın tam merkezinde yer almaları...



Bir Kitap Bir Kitaptır (Yaz. Jenny Bornholdt)


Bir anlamda, kitap nedir, sorusunun peşinde dolaşıyor Jenny Bornholdt. Bir kitap, yalnızca bir kitap mıdır? Sarah Wilkins’in –bir örneğini yan “camda” gördüğünüz– harika çizimleri eşliğinde söz konusu soruya olası cevaplar okuyoruz. “Kitaplar okumak içindir,” cümlesiyle başladığına bakmayın; odamızda yere basmadan dolaşmak istiyorsak ne yapmalıyız, reçel kazalarını nasıl örtbas edebiliriz gibi kitapla ilişkileri ilk bakışta kolaylıkla kurulamayacak durumlar sizi bir hayli şaşırtabilir. Bu kitabın bir çocuk kitabı olarak hazırlandığı bilgisi de şaşırtıcı gelecektir; zaten bir çocuk kitabı, yalnızca çocuklara hitap eden bir kitap mıdır?



Kitap (Yaz. John Agard)


John Agard, sözü doğrudan “kitap”a vermiş kitabında. Yıllardır hakkında yazıp çizdiğimiz “kitap” alıyor kalemi bu sefer eline ve Neil Packer’ın –bir örneğini yan “camda” gördüğünüz– harika çizimleri eşliğinde tarihini/hayatının hikayesini anlatıyor. Yazıdan önce insanlar uzak yerlere nasıl mesaj gönderiyorlardı örneğin, ya da kitabın hayatına koyunlar nasıl girmiş olabilir? Peki ya asıl, e-kitap konusunda neler düşünüyor kendisi? Merak etmeyin, diyor, “beni ateşe atan nice insan tanıdım, biraz sanal uzayda gezinmek beni korkutur mu sanıyorsunuz?”

 

 

 

Görselin yüksek çözünürlüklü halini görmek için tıklayınız.

 

 

 

 


 

 

Görsel: Ece Zeber

 

 


 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Bozkırın, insanı çağıran, hep aşina kaldığımız gizemli bir yanı var. Belki de uçsuz bucaksız bir deniz kıyısında duyduğumuz tekinsizlik de, sık orman yollarında ağaç dalları arasından göğü bulma çabamız da binlerce yıllık genetik bir hafızanın ürünü. Toprağı ayaklarımızın altında hissetmeyi, ufku görmeyi, bozkırın hikâyesini dinlemeyi istiyoruz.

Kurmaca üreten bir yazarın yeni çıkan kitabından ne bekleriz? Birden fazla cevabı var bu sorunun: Yeteneklerini sivriltmesi, bizi yeni buluşlara götürmesi ya da çok sevdiğimiz ve alıştığımız üslubuyla yeni bir hikâyeye sürüklemesi. Her okurun, her yazar için farklı cevapları vardır mutlaka. Gölgesiz Matiz hakkında bir yazıya başlarken ben de kendi yanıtlarımı arıyorum.

 

Şaşırtıcı bir ilk kitap: Alim

 

Söyleşi

100. sayımızla birlikte hazırlamaya başlayacağımız Yayınevi Hikâyeleri’nde sözü alternatif işler üreten, okurları edebiyatın özgün örnekleriyle tanıştıran sevdiğimiz yayınevlerine bırakıyoruz.

ŞahaneBirKitap

Sanat eleştirmeni, sanat tarihçisi, ressam, şair, toplumbilimci, düşünür John Ruskin, On Dokuzuncu Yüzyılın Fırtına Bulutu eserinde sanayi devriminin sonuçlarını çevresel yönden ele alıyor.

Editörden

Ütopya fikrinin ortaya çıktığı Ortaçağ Batı’sı, insanlığa karanlık bir gelecek vaat etmesine rağmen, kendi topraklarında doğmuş “rahatsız ruhlar” eliyle her zaman temize çekildi. Birilerinin ütopyası, başka birilerinin distopyası oluyordu çünkü. Batı’nın en parlak ütopyası İngiltere’dir ve ne hikmetse ütopya dediğimiz tür de İngilizler eliyle pazarlanmıştır tüm dünyaya.