Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Vitrindekiler // Ağustos 2018




Toplam oy: 76
"Yeni çıkanlar" rafının kalabalığı içinde gözden kaçabilecek metinlere dair izlenimlerimizi bu köşemizde topluyoruz. Vitrindekiler; son ayların kitapları hakkında kısa kısa...

Viking Masalları (Yaz. Jennie Hall)


Hint, İbrani, İran ve Japon masallarının ardından Viking Masalları’nı da yayımladı Karakarga. Soğuk denizin en kuzeyinden kralların, savaşların ve denizlerin öyküleri... İzlanda’nın uzun, karanlık ve soğuk kış zamanlarında ateşin etrafında oturan ailelerin tekrar tekrar anlattıkları... Bir zamanlar yazılı olmayan, gezgin ozanların ezbere bildikleri bu efsaneler, şimdilerde çeşitli derlemelerle yanı başımızda. Bu kitapta da, bu hikayelerden bazıları yer alıyor.


Kızılderili Masalları (Yaz. Margaret Compton)


Japon, Hint, Rus ve Türk masallarının ardından Kızılderili Masalları’nı da yayımladı Maya Kitap. Kızılderililerin kadim ve renkli kültürlerinden beslenen masallar... Yakılan büyük ateşin çevresinde, kabilenin yaşlıları tarafından anlatılanlar... “Kimisinin ana teması dostlukken diğerininki korku ve ölüm olabiliyor,” ama her birinin ortak noktası, içinden doğdukları toplumun bir yansıması olmaları ve bir zamanlar sosyal hayatın tam merkezinde yer almaları...



Bir Kitap Bir Kitaptır (Yaz. Jenny Bornholdt)


Bir anlamda, kitap nedir, sorusunun peşinde dolaşıyor Jenny Bornholdt. Bir kitap, yalnızca bir kitap mıdır? Sarah Wilkins’in –bir örneğini yan “camda” gördüğünüz– harika çizimleri eşliğinde söz konusu soruya olası cevaplar okuyoruz. “Kitaplar okumak içindir,” cümlesiyle başladığına bakmayın; odamızda yere basmadan dolaşmak istiyorsak ne yapmalıyız, reçel kazalarını nasıl örtbas edebiliriz gibi kitapla ilişkileri ilk bakışta kolaylıkla kurulamayacak durumlar sizi bir hayli şaşırtabilir. Bu kitabın bir çocuk kitabı olarak hazırlandığı bilgisi de şaşırtıcı gelecektir; zaten bir çocuk kitabı, yalnızca çocuklara hitap eden bir kitap mıdır?



Kitap (Yaz. John Agard)


John Agard, sözü doğrudan “kitap”a vermiş kitabında. Yıllardır hakkında yazıp çizdiğimiz “kitap” alıyor kalemi bu sefer eline ve Neil Packer’ın –bir örneğini yan “camda” gördüğünüz– harika çizimleri eşliğinde tarihini/hayatının hikayesini anlatıyor. Yazıdan önce insanlar uzak yerlere nasıl mesaj gönderiyorlardı örneğin, ya da kitabın hayatına koyunlar nasıl girmiş olabilir? Peki ya asıl, e-kitap konusunda neler düşünüyor kendisi? Merak etmeyin, diyor, “beni ateşe atan nice insan tanıdım, biraz sanal uzayda gezinmek beni korkutur mu sanıyorsunuz?”

 

 

 

Görselin yüksek çözünürlüklü halini görmek için tıklayınız.

 

 

 

 


 

 

Görsel: Ece Zeber

 

 


 

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Yıl 1662. 29 Eylül, Pazartesi günü, İngiliz günlük yazarı Samuel Pepys Londra’da Shakespeare’in A Midsummer Night’s Dream’ini seyretmeye gidiyor ve tiyatrodan seyrettiklerinden zerre etkilenmemiş olarak çıkıyor. Günlüğüne bakılırsa: “... A Midsummer’s Night’s Dream performansından çıktık, daha önce izlememiştim, bir daha da izleyecek değilim çünkü hayatımda gördüğüm en saçma sapan oyundu bu.

Sherwood Anderson özellikle kendisinden sonra gelen Ernest Hemingway, William Faulkner, John Steinbeck, Scott Fitzgerald gibi yazarları derin bir şekilde etkilemesine rağmen her nasılsa takipçileri kadar öne çıkan, çok bilinen bir yazar olmadı. Anderson, daha çok “yazarların yazarı” olarak bilindi ve Amerikan öykücüleri için önemli bir yol açıcı görevi gördü.

Tarihi roman sevenlere gün doğdu. Mısır piramitlerinin sırlarına doymuş, Roma lejyonlarının geçit alaylarından yeterince keyif almış, ortaçağın karanlık atmosferiyle birlikte Kilise’ye, cüzzama ve saltanat oyunlarına kandıysanız, bir de gözlerinizi Amerika’ya, devrim öncesine çevirmenin tam zamanı olabilir.

 

Yırtık, rengi atmış bir örme yün takke yaşlı bir köylünün kafasında nasıl durursa evimizin yıkık, yana kaykılmış kiremit çatısı da öyle. Ailemizin, hikâyemizin üstünde. Uzaktan bakardım evimize bazen. O yamuk acımıza. Ahşap ve kiremit çatısı eğilmiş. Bütün yoksulluğun küçük, utangaç bir açıklaması elbette bu. Kilometrelerce yamaç. Okula bu yamaçlardan uçarak iniyorum sabahları.

Vazgeçebileceğimizi değil de tercih edebileceğimizi düşünmek ne kadar aldatıcı? Her şeyden umudunu yitirmiş birini görüyorsanız belki hırslarına belki beklentilerine küsmüştür ama en çok da bir tercih yapabileceğine inanmıştır. İnsan en çok tercih edemeyince anlamını yitiriyor olmalı vazgeçince değil. O yüzden vazgeçebileceğimiz şeylerin ne kadar fazla olduğunu görünce dehşete kapılıyoruz.

Kulis

Yunus Emre Tozal: Chicago’nun kütüphaneleri

ŞahaneBirKitap

Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu’nun Türk Sanatında Hayvan Sembolizmi Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanan 3. baskısıyla okurlarla buluştu. Bu baskıyı öncekilerinden ayıran en önemli fark, bu kez eserin iki cilt halinde ve genişletilmiş şekliyle yayınlanması. Uzun süre alanındaki tek kaynak olan bu kitap tartışmasız biçimde hâlâ alanındaki en önemli eser olma özelliğini koruyor.

 

Editörden

Yirminci yüzyıl ne çağıydı? Soğuk Savaş’ın mı çağıydı, aşırılıkların mı? Keşiflerin mi çağıydı; casusların, ajanların, bilmecelerin mi… 18. yüzyılın doğa bilimlerinin, 19. yüzyılın ise biyolojinin çağı olduğunu söyleyenler çoğunlukta. Albert Camus, 20. yüzyılı korku çağı olarak nitelendiriyor. Doğrusu çok da haklı. Yirminci yüzyıldan miras kalan korkuyla her birimiz yüzleştik.