Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Yarım Kalan Yüz Yıllık Hikâye




Toplam oy: 50
Mark Twain’in yarım kalan notlarından oluşan ve sonrasında Twain uzmanı Dr. John Bird tarafından Berkeley arşivinde keşfedilerek tamamlanan Prens Oleomargarin’in Aşırılması umuda dair bir şeyler fısıldayan, her yaştan okuru büyüleyecek bir kitap.

Mark Twain, hiç şüphesiz Amerikan edebiyatının en önemli ve değerini hiç kaybetmeyen yazarlarından birisi. Babasının bir çiftlik sahibi olması ona doğayı ve canlıları yakından gözlemleme fırsatı sunmuş ve kalemini bu hayal gücü ile besleyerek pek çok ölümsüz eser vermesini sağlamıştır. 1976’da yayımlanan Tom Sawyer’in Serüvenleri ve sonrasında gelen Mississippi’de Hayat ve Huckleberry Finn’in Serüvenleri ile biten üçlemenin Twain’in başyapıtı olarak kabul görmesinin sebepleri bu hayal dünyası. Bugün bile güncelliğini koruyan bu kitaplar çocukların ve büyüklerin baş ucu eserleri arasında. Mark Twain’in tarzını sevenleri heyecanlandıracak bir kitaptan söz edeceğim bu ay sizlere. Mark Twain’in daha önce hiç yayımlanmamış bir çocuk kitabının usta bir yazar tarafından tamamlanarak gün ışığına çıkarılması her açıdan heyecan verici çünkü.

 

Kutlukhan Kutlu’nun incelikli çevirisiyle yayınlanan Prens Oleomargarin’in Aşırılması her yaştan okuru yüz yıl sonra yeniden büyüleyecek gibi görünüyor.

 

Kitabın ortaya çıkış hikâyesi, kitabın hikâyesi kadar ilginç. Twain küçük kızları Clara ve Susy’e her gece masal anlatan bir baba. Clara’nın açtığı dergiden bir resim seçip hikâyeler anlatan Twain, 1879 yılında Paris’te bir otel odasında başlamış kitabın kahramanı Johnny’nin macerasını anlatmaya. Beş gün süren bu anlatım seanslarından kâğıda birtakım notlar alan Twain bu kitabı yazmadan dünyaya veda etmiş. Ve notlar 2011 yılında Twain uzmanı Dr. John Bird tarafından Berkeley arşivinde keşfedilmiş. Çok ünlü bir yazarın kaleminden çıkmış bölük pörçük ve bitmeyen bir hikâyeyi onun diline ve kurgusuna uygun şekilde tamamlamak da kolay değil tabii. Mark Twain arşivlerinde keşfedilip gün yüzüne çıkarılan çocuk kitabı taslağı, Bekçi Amos’un Hastalandığı Gün’ün Caldecott Ödüllü yazarı ve çizeri Philip ve Erin Stead’e teslim edilmiş haliyle. Ve ortaya gerçekten de Twain’in cümlelerinin ruhunu taşıyan bu kitap çıkmış. Yazar, kitabı kendisi ile Twain arasında geçen konuşmalarla destekleyerek güzel bir metin koymuş ortaya. Öyle ki Philip Stead ile Mark Twain’in metinleri birbirinden ayırt edilemez şekilde kaynaşıyor kitapta. Elbette metinler kadar kitabın çizgilerinin de hakkını yememek lazım. Erin Stead oyma, mürekkep, kara kalem ve lazer kesici kullanarak yaptığı çizimlerle dokunaklı ve muzip bir dünyanın kapısını aralıyor.

 

 

İYİLİK, CESARET VE ONURUN HİKÂYESİ

 

Tek arkadaşı Salgın ve Kıtlık isimli bir tavuk olan, yoksul Johnny’nin hikâyesi anlatılan. Ve hikâyeyi tamamlayan Philip Stead, Johnny’i siyahi bir çocuk olarak betimlemiş. Yazarın bu tercihinde o yüzyılın koşulları düşünüldüğünde belki Johnny’nin yoksulluğu ve hiç arkadaşı olmaması sebep olmuştur.

 

On dokuzuncu yüzyılda yarım kalan bu hikâyenin bu yüzyılda yeniden yazılması her bakımdan zor iş. Ama metinlerdeki hayal gücünü, olağanüstülüğü ve cümle yapısındaki estetiği görünce kitabı elimden düşüremedim. İyilik ve kahramanlık üzerine zamanın ötesine uzanan Prens Oleomargarin’in Aşırılması bir çocuk kitabı gibi görünse de büyük okurları da cezbedecek ayrıntılar barındırıyor. Fantastik sayılabilecek bu eser elinde sihirli tohumlar olan Johnny’nin kendini çalınmış (Kral’ın deyişiyle aşırılmış) bir prensi kurtarmakla görevlendirilmiş bulmasıyla devam ediyor.

 

Twain’in alaycı mizahının ve aralara serpiştirdiği hayat tarzının yansıması olan eser, umut verici bir hikâye olarak karşımızda. Her ne kadar kitap, çocuklara yönelik modern masal anlatımı standartlarına uymasa da gösterişsiz biçimde umuda dair bir şeyler fısıldıyor. Karakterler kitabın içini doldururken çizerin yumuşak ve dokunaklı illüstrasyonları da kitaba klasik bir çocuk macerasının görüntüsünü veriyor. Dokuz yaş ve üzeri herkese tavsiye olunur.

 

 

AŞIRILMASI
Mark Twain ve Philip Stead

RESİMLEYEN: Erin Stead
ÇEV: Kutlukhan Kutlu
CAN ÇOCUK 2019

 

 


 

 

KISA BÖLÜM

 

NE YAPARSIN?

 

Okul öncesi dönemdeki çocuklarınıza okuyabileceğiniz hatta okumasanız bile onları resimleriyle baş başa bırakacağınız üç kitaptan söz etmek istiyorum. Bu üç kitap her ne kadar iki yıl kadar önce yayınlanmış olsa da çocuklar ve ebeveynler için yeniden hatırlanması gerektiği ortada. Kobi Yamada imzasını taşıyan ve Mae Besom’un illüstrasyonlarıyla hayat bulan bu kitaplar Bir Fikirle Ne Yaparsın?, Bir Fırsatla Ne Yaparsın? ve Bir Problemle Ne Yaparsın? isimlerini taşıyor. Her üç kitabın da çocuğa fısıldadığı ortak bir şey var: Kendine ve kalbine inan, altından kalkamayacağın hiçbir şey yok. Son derece soyut üç kavramı çocuklar için somutlaştırarak problem, fırsat ve fikirlerle nasıl bir yol çizilebileceğinin yollarını gösteren harika metinlerden oluşuyor hikâyeler. Kısa metinler son derece eğlenceli. Çizimler zaten kendi başlarına bir metne ihtiyaç kalmayacak şekilde hayal gücünü canlandıracak güçte. Çizgilerdeki renklendirme tekniği bile başlı başına bir şeyler söylüyor. Siyah-beyaz ağırlıklı çizgilerle başlayan yolculuk çocuğun uğraştığı şeyi alt etmesiyle birlikte renklenmeye başlıyor. Yani karanlıktan aydınlığa geçiş gibi. Anne-babaların bu üç kitabı mutlaka çocuklarına okumaları ve okutmalarını tavsiye ediyorum. Çocukların kendileri hakkında bir şeyler keşfetmelerini istiyorsanız tabii.

 

 


 

 

Ben Çocuk Olsam…

 

• Bu kitaptaki çizgileri saatlerce inceler ve detaylar arasında kaybolurdum.

 

• Metinlerini ezberler ve bir büyüğe ihtiyaç duymadan kitabı kendim anlayabilirdim.

 

• Kendimdeki gücü hisseder ve cesaretlenirdim.

 

 

BİR FİKİRLE, BİR FIRSATLA, BİR PROBLEMLE NE YAPARSIN?
Komi Yamada
RESİMLEYEN: Mae Besom ÇEV: A. Enes Esen
NAR ÇOCUK 2017

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Virginia Woolf’un (1882-1941) yaşarken basılı tek öykü kitabı olan Pazartesi ya da Salı (1921) bir öykü kitaplığında bulunması gereken önemli kitaplardan biridir. Virginia Woolf, Mrs. Dalloway, Dalgalar, Deniz Feneri romanlarıyla bilinç akışı tekniğinin başarılı örneklerini vermiş bir öncüdür. Bu akım günümüzde de etkisini yoğun bir şekilde göstermektedir.

Emily Dickinson’a geçmeden önce kendi çocukluğumu ve bahçe hikâyemi anlatacağım size... Macera olsun diye evden kaçıp gün batarken kimsenin ruhu duymadan döndüğüm çocukluk yıllarımda, bütün evlerin bahçeli olduğunu sanırdım. Neden, çünkü şanslıydım; oturduğumuz sakin mahallede bütün evler bahçeliydi, bizimki de.

 

Hepimiz etrafında toplanacağımız hikâyeler arıyoruz. Çünkü bir bakıma hikâye, hayatın zihinlerimizdeki anlamlandırılmış yansımasıdır. Dünyadaki varlığımızı konumlandırabilmek ve bir anlama ulaşabilmek için şeylerin mekân ve zamanda nelere bağlı, nelerle birlikte olduğunu bilmeye muhtacız.

Eğer hidâyet yazılmışsa bir kişinin alınyazısına, kişi ne denli farklı mecralarda dolaşırsa dolaşsın dönüp gelmesi muhakkaktır takdir olunana. Gai Eaton da Lozan’dan İngiltere’ye, Jamaika’dan Mısır’a hakikat arayışıyla gezinirken, bu yazgının izini süren son devir Müslüman entelektüellerinden birisidir.

 

A-

 

Mecnun one night

 

B-

 

Ben bu tarzı benimsedim. Elim belimde vakaların önünde bekler, sakallarımı sıvazlar, sosyolojik birtakım çıkarımlarımı dile getiririm. ‘Ne güzel bir toplum simit yiyor.’ ‘Toplum koşma oğlum beş dakika sonra tekrar gelecek tren.’ ‘Toplum şuradan geçerken az sessiz ol uykuya uzağım zaten.’

 

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.