Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Yazarların yatak odaları




Toplam oy: 1288

Kitaplarıyla tanıdığımız ve hayran olduğumuz yazarların yatak odalarının nasıl olduğunu merak ediyor musunuz? Apartmenttherapy adlı site, yazarların yatak odalarını dikizliyor! Merak edenler için yazarların yatak odalarına bir de biz göz attık:

 


ABD sosyeteside önemli bir yer edinen yazar Truman Capote'un Hamptons sahilinde yaşadığı evdeki yatak odası, elagan ve sade olmasıyla dikkat çekiyor.

 

 

 

 


 

 

Virginia Woolf'un yatak odası birçok detayla dolu.

 

 

 

 

 


 

 

Ernest Hemingway'in yatak odası bol ışık alıyor.

 

 

 

 


 

 

Eserlerinin çoğunu yatak odasındaki masada kaleme alan Flannery O'Connor'un, koltuk değnekleri de yatak odasında yer alıyor.

 

 

 

 


 

 

Alexander Masters'ın yatak odası, uyanır uyanmaz yazı yazmaya başlayan yazarın günlük rutinini yansıtıyor.

 

 

 

 


 

 

 

William S. Burroughs'un yakın arkadaşı  Patti Smith, Beat Kuşağı'nın kurucuları arasında yer alan yazarın yatağında oturuyor.

 

 

 

 


 

 

Pulitzer ödüllü Sylvia Plath, yalnızca kadınların kaldığı Barbizon Otel'inde birkaç ay yaşamış. Otel katoloğundan alınan bu görüntünün yazarın kaldığı odaya çok benzediği belirtiliyor.

 

 

 

 


 

 

 

Henry David Thoreau, basit bir yaşantıyı seçmiş. Yazar küçük evini yalnızca ihtiyacı olan eşyalarla döşemiş.

 

 

 

 


 

 

Victor Hugo ve onun karanlık, zengin ve kırmızı yatak odası. Romantikler akımından etkilenen yazardan bundan başkası da beklenemezdi zaten.

 

 

 

 


 

 

 

Emily Dickinson, şiirlerinin çoğunu yatak odasındaki küçük yazı masasında yazmış.



 

 

 


 

 

 

Miranda Seymour da yazılarını yatak odasındaki küçük masasında yazmayı tercih eden yazarlardan. Yazar, 14 yaşından itibaren bu yatakta uyumuş.

 

 

 

 


 

 

Korkunç hikayeler kaleme alan yazar Mary Roach, yazdıklarının aksine basit ve sade bir yatak odasına sahip.

 

 

 

 


 

 

 

Birçok şeye karşı alerjisi olan astım hastası yazar Marcel Proust'un yatak odası, yazarı dışarıdan gelebilecek ses, toz ve mikroplara karşı koruması için tasarlanmış.

 

 

 


 

 

Michael Morpurgo'nun yatak odası yazar için çalışma odası niteliği taşıyormuş. Yazar, eserlerinin çoğunu yatağında yazıyormuş.

 

 

 

 


 

 

 

William Faulkner, yatağını ofis olarak kullanıyormuş.

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder


Aslına bakılırsa sıradan birinin odası gibi görünsede hiçbiri öyle değil.. Şeytan ayrıntıda gizli :) Teşekkürler..

42%
58%

çok güzel olmuş ellerinize sağlık :)

44%
56%

güzel bir araştırma diyelim =) keşke türk yazarlar da olsaydı ..

47%
53%

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

A-

 

Mecnun one night

 

B-

 

Ben bu tarzı benimsedim. Elim belimde vakaların önünde bekler, sakallarımı sıvazlar, sosyolojik birtakım çıkarımlarımı dile getiririm. ‘Ne güzel bir toplum simit yiyor.’ ‘Toplum koşma oğlum beş dakika sonra tekrar gelecek tren.’ ‘Toplum şuradan geçerken az sessiz ol uykuya uzağım zaten.’

 

Çocuklar için yazılan ya da daha doğrusu bir büyük eşliğinde çocuklara felsefeyi anlatmayı gaye edinen kitapların sayısında hızlı bir artış var. Elbette yetişkinler için felsefe yapmak işin kolay tarafı ama kişiliğin oluştuğu bir çağdaki çocuklara felsefeyi anlatmak esaslı bir mesele.

Yaklaşık 500 yıl önce; 20 Eylül 1519’da İspanya’dan 5 gemi ve 265 kişi ile yola çıkılıp, 3 yıl sonra 6 Eylül 1522’de 1 gemi ve 18 kişiyle geri dönülerek dünya tarihi yeniden yazılmıştı. Çünkü “başlangıçta baharat vardı!”

 

Türkiye’de Japonya denildiğinde akıllara kültüre dair sayısız başlık gelse de Japonya son yıllarda edebiyat alanında da adından sıkça söz ettirir hale geldi. Japon edebiyatına artan ilgi edebi alanda üretimi beraberinde getirdi ve bu başlık altında çok sayıda kitap, makale vs. yazımını mümkün kıldı.

Hayatla ölüm arasında pencereden bir sınır

 

Kulis

''Roman, Tanpınar'la kendim arasında bir med cezir''

ŞahaneBirKitap

Haruki Murakami’nin Türkçeye yeni çevrilen romanı Dans Dans Dans’ını Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları ve Yaban Koyununun İzinde romanlarıyla birlikte değerlendireceğim. Dans Dans Dans’la Yaban Koyununun İzinde’nin kahramanı aynı. İki roman boyunca onun başından geçmiş türlü olayları okumamıza rağmen, ismini halen bilmiyoruz.

Editörden

Ülkelerin edebi gündemiyle siyasi gündeminin kesiştiği yerlerin az olduğu düşünülür. Uzaktan bakınca öyledir de aslında. Edebiyat, elindeki en büyük imkân olan “zamandan ve mekândan” bağımsız olma lüksünü kıyasıya kullanır. Bir kitabın yazıldığı koşullar önemlidir ama o kitap yazıldığı zaman ve mekânı da aşarak, dünya edebiyat hafızasının bir yerlerine yerleşir.