Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Dosya


Dosya

Yazarların yatak odaları




Toplam oy: 1335

Kitaplarıyla tanıdığımız ve hayran olduğumuz yazarların yatak odalarının nasıl olduğunu merak ediyor musunuz? Apartmenttherapy adlı site, yazarların yatak odalarını dikizliyor! Merak edenler için yazarların yatak odalarına bir de biz göz attık:

 


ABD sosyeteside önemli bir yer edinen yazar Truman Capote'un Hamptons sahilinde yaşadığı evdeki yatak odası, elagan ve sade olmasıyla dikkat çekiyor.

 

 

 

 


 

 

Virginia Woolf'un yatak odası birçok detayla dolu.

 

 

 

 

 


 

 

Ernest Hemingway'in yatak odası bol ışık alıyor.

 

 

 

 


 

 

Eserlerinin çoğunu yatak odasındaki masada kaleme alan Flannery O'Connor'un, koltuk değnekleri de yatak odasında yer alıyor.

 

 

 

 


 

 

Alexander Masters'ın yatak odası, uyanır uyanmaz yazı yazmaya başlayan yazarın günlük rutinini yansıtıyor.

 

 

 

 


 

 

 

William S. Burroughs'un yakın arkadaşı  Patti Smith, Beat Kuşağı'nın kurucuları arasında yer alan yazarın yatağında oturuyor.

 

 

 

 


 

 

Pulitzer ödüllü Sylvia Plath, yalnızca kadınların kaldığı Barbizon Otel'inde birkaç ay yaşamış. Otel katoloğundan alınan bu görüntünün yazarın kaldığı odaya çok benzediği belirtiliyor.

 

 

 

 


 

 

 

Henry David Thoreau, basit bir yaşantıyı seçmiş. Yazar küçük evini yalnızca ihtiyacı olan eşyalarla döşemiş.

 

 

 

 


 

 

Victor Hugo ve onun karanlık, zengin ve kırmızı yatak odası. Romantikler akımından etkilenen yazardan bundan başkası da beklenemezdi zaten.

 

 

 

 


 

 

 

Emily Dickinson, şiirlerinin çoğunu yatak odasındaki küçük yazı masasında yazmış.



 

 

 


 

 

 

Miranda Seymour da yazılarını yatak odasındaki küçük masasında yazmayı tercih eden yazarlardan. Yazar, 14 yaşından itibaren bu yatakta uyumuş.

 

 

 

 


 

 

Korkunç hikayeler kaleme alan yazar Mary Roach, yazdıklarının aksine basit ve sade bir yatak odasına sahip.

 

 

 

 


 

 

 

Birçok şeye karşı alerjisi olan astım hastası yazar Marcel Proust'un yatak odası, yazarı dışarıdan gelebilecek ses, toz ve mikroplara karşı koruması için tasarlanmış.

 

 

 


 

 

Michael Morpurgo'nun yatak odası yazar için çalışma odası niteliği taşıyormuş. Yazar, eserlerinin çoğunu yatağında yazıyormuş.

 

 

 

 


 

 

 

William Faulkner, yatağını ofis olarak kullanıyormuş.

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder


Aslına bakılırsa sıradan birinin odası gibi görünsede hiçbiri öyle değil.. Şeytan ayrıntıda gizli :) Teşekkürler..

41%
59%

çok güzel olmuş ellerinize sağlık :)

43%
57%

güzel bir araştırma diyelim =) keşke türk yazarlar da olsaydı ..

46%
54%

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Simon Garfield’ın Saatler isimli eseri, Turkuvaz Kitap’ın ciddi emek sonucu yayına hazırladığı bir çalışma olarak raflardaki yerini aldı. Kitabın çevirisini bir saat tutkunu, Esquire’in saat editörü Özge Dinç’in yapmış olması, kitaba karşı ayrıca bir merak uyandırıyor.

 

Orta mektebe gidiyordum. Kara kuru bir köylü uşağıydım. Sınıfa girerken burnumu çekerdim. Utanırdım kara kuruluğumdan. Okul yolunda Nefarettin abiyi görürdüm. Köylümüz, uzaktan akrabamızdı. Karateciydi. Burası çok önemli işte! Anadolu’nun tüm taşra vilayetlerinde, eğer bir akrabanız karateciyse siz de onun yaptığı hareketleri yapabiliyormuşsunuz hissi olurdu. Türkiye şampiyonasına katılmıştı.

Abdullah Harmancı’nın yeni öykü kitabı Baltan Taşa Değecek, Muhit Kitap tarafından yayımlandı. Yazar, gerek Kurmacanın Büyülü Sureti adlı kuramsal eseriyle gerekse öykü kitaplarıyla öyküyle olan dostluğundan ödün vermedi. Muhteris’te keşfettiğim bir şey vardı onun öyküsüne dair: Hayatın keşmekeşine kapılıp unutulmaması gereken bir bakış vardır onun öykülerinde.

Modern dönemin efsanevî tarihçilerinden biri Fernand Braudel ise, diğeri Arnold Toynbee’dir. Efsane olmalarının nedeni, sadece tarih alanında yaptıkları araştırmalar değildir. Ayrıca bu tarih üzerine düşünce üretmeleridir. Yorumcudur bu iki tarihçi. Tarih felsefesi de yaparlar. Sosyologların birinci derecede kaynakları arasındadır kitapları. Sanatı da bilirler.

Çocuklar için yazmak… Sanırım son yılların en dikkat çekici konu başlıklarından birisi bu. Çocuklar için masallar, romanlar yazmak, resimli kitaplar hazırlamak birçok insan için heyecan verici bir hedef haline geldi son yıllarda. Bu rüzgârın oluşmasında elbette sosyal medyanın etkisi büyük. Ama burada tuhaf bir durumun olduğunu göz ardı etmemek lazım.

Kulis

Bir Rüya Gibi Dağılacak Olan Hokkabazlar Dünyasında Yaşıyoruz

ŞahaneBirKitap

Yazının başlığı da methiye cephesini epeyce açığa çıkarıyor ama en sonda ulaşmam gereken yargıyı en başa taşıyarak atayım ilk adımı: Türkçe yazılan ya da Türkçeye çevrilen kalburüstü bütün tarihî romanları okuduğunu varsayan, kendisi de az çok ilgi görmüş hacimli üç örnekle bu alana katkıda bulunan biri olarak, bugüne dek Moğol Kurdu’ndan daha iyisine rastlamadım.

Editörden

Roman türü denilince aklıma hemen Lukacs’ın ünlü sözü geliyor: “Roman, tanrının bırakıp gittiği bir dünyanın destanıdır.” İlk büyük roman diyebileceğimiz Don Kişot da aslında Tanrı’nın olmadığı bir dünyanın romanıydı. Roman 18 ve 19. yüzyıllarda siyasi politik bir etki alanına sahipti. Bana kalsa siyasi politik etki alanından hiç vazgeçmedi roman.