Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Yazın size boş vakit bırakmayacak denli uzun 10 kitap




Toplam oy: 76

Tatilde bavula atılacak kitaplar konusunda iki zıt görüş var. Bir taraf sıcağın yarattığı rehavet içinde ancak hızlı okunacak, "hafif" ve kelimeleri tasarruflu kullanan kitapları tercih ederken, diğer taraf ise bunun tam tersi istikamette ilerliyor. Hayatın akışının yavaşladığı yaz aylarında artan "aylaklık hakkı"nı, uzun zamandır beklettiği, başlamaya cesaret edemediği uzun soluklu ve bol labirentli okumalar için saklıyor.

 

İkinci yolu tercih edip hacimli kitapların sayfaları içinde kendinizi kaybettiğinizde, hem okunacaklar listenizden birkaç "büyük yapıt"ı silebilir hem de yaz aylarının bazen tekdüze ve kuru gelen rutinlerinden sıyrılmanın en güzel yolunu keşfedebilirsiniz.

 

Bustle'ın önerdiği uzun yaz okumalarını kendi önerilerimizle harmanladık ve pek çoğu modern klasik niteliği taşıyan 10 kitaplık bir liste ortaya çıkardık. Gerisi size ve gölgede, ağaç altında, hafif bir rüzgarın eşliğinde geçirebilireceğiniz vaktin bolluğuna kalmış.

 

 

 

 

1) Seksek - Julio Cortazar

 

 

 

 

 

2) Sahipler - A. S. Byatt

 

 

 

 

 

 

 

3) Düzeltmeler - Jonathan Franzen

 

 

 

 

 

4) Yaşam ve Yazgı - Vasili Grossman

 

 

 

 

 

 

5) Niteliksiz Adam - Robert Musil

 

 

 

 

 

 

 

6) Gülün Adı - Umberto Eco

 

 

 

 

 

 

7) Mıntıka - Mathias Enard

 

 

 

 

 

 

8) Geceyarısı Çocukları - Salman Rushdie

 

 

 

 

 

9) 2666 - Roberto Bolaño

 

 

 

 

 

 

 

10) Shantaram - Gregory David Roberts

 

 

 

 

 

 

 

AB

 

 

 

 


 

 

 

Görseller: Unsplash

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Bir ateşin başına toplanıp hikâyeler dinlemeye başladığımızdan bu yana doğaüstü kahramanlar ve onların mucizevi maceraları hayallerimizi süslüyor. Arkaik insan için hikâyelerdeki mucizeleri yaşadığı dünyaya dâhil etmek son derece olağanken modern insanın tarih ve bilim ile kurduğu ilişkinin, büyülü zamanlarla olan bağını kopardığına inanılır.

Yu Hua! Onu, bir romanının isminden mülhem modern Çin edebiyatının Kanını Satan Adam’ı olarak isimlendirebiliriz. Zira memleketinden uzaklarda, sürgün hayatı yaşayıp damarlarındaki hınzır hikâyeleri damıtarak yaşaması zor bir iş olsa gerek. Ne de olsa insanlar için kan neyse yazarlar için hayal odur.

 

Kadim zamanlardan beri “yalan” her din, her inanış ve her dünya görüşünce lanetlenmiştir. Tarihte yalanı hoş gören bir kavme denk gelmek mümkün değildir. Yine de insanın olduğu her yerde ve zamanda yalan “kullanılan” bir araçtır. Kimi zaman gerekmese bile yalan söyler insanlar. Yalanın yüzü insana daha sıcak, daha parlak görünür çoğu zaman.

 

Mad Max (2015), kıyamet-sonrası (post-apokaliptik) dünyanın kendi başına bir savaşçısı olan mücadeleci Max’ın muhtelif maceralarından oluşan macera-aksiyon türünde bir video oyunu. Kum altında kalmış havaalanlarından (Underdune), metro istasyonlarına; dağ, vadi diplerinden çok tuhaf yaylalara çeşit çeşit kamplarda efsane arabamız Magnum Opusla geziyoruz.

Çocukluğumun üç senesi Sivas’ın Gürün ilçesinin Çelikhan/Yazyurdu kasabasında geçti. Sekiz ile on yaşlarımdı bunlar. 1982-1985. Bunun öncesinde veya sonrasında köy, kasaba gibi yerlerde yaşamamıştım. Dolayısıyla hayatımın bu üç senesi, bana her zaman olağanüstü gelmiştir. İnanılmaz. Uzak. Yaşanmamış gibi. Ürkütücü. Masalımsı. Büyülü. Zorlu.

Söyleşi

Selim İleri ile edebiyat ve hayat hakkında

ŞahaneBirKitap

Kardeşlik köprüydü, herkes yerinde durdukça yıkılmayacak bir köprü, ayakları ayaklarımız olan. İki yakamız bir arada olacaktı sabit oldukça kademlerimiz. Kardeşlik perdeydi, ayrı düşsek de yırtmayacağımız bir perde, sinema perdesi değildi fakat başkalarının üzerinde kendi filmlerini oynatacağı.

 

Editör'den

Edebi türler arasındaki tartışmaları her zaman büyük bir keyifle izlemişimdir. Bu tartışmalar arasında kuşkusuz, hangi türün daha eski olduğuna dair tartışma, yazarları, şairleri ikiye böler. Şairler, şiirin en eski edebi tür olduğu iddiasındadırlar. Hikâyeciler ise insanın “tahkiye” etme ihtiyacından dolayı hikâye türünü ilk insana kadar dayandırırlar.