Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Dosya


Dosya

Yıldız Ramazanoğlu'nu Tanımak




Toplam oy: 7
Alpay Doğan Yıldız bu kitabı ile okuyuculara bir Yıldız Ramazanoğlu rehberi hazırlamış. Son otuz yılımızın hafızası olan yazarlardan Ramazanoğlu’nu tanımak, yaşananlara şahit olmayı da beraberinde getiriyor.

Alpay Doğan Yıldız’ın Yıldız Ramazanoğlu Hikâyeciliği adlı kitabı yazarın hikâyelerini; insaf, merhamet, adalet, karşılıklı af temaları ile işleyen bir kitap. Kitaptaki “Sessizlerin Sesi” başlığı da dikkate değer bir nokta olarak yer alıyor kitapta.

 

İnsanlığa “ses olma”, bir yazarın en dikkate değer özelliklerinden biridir. Yazar olma arzusunda olan her kalem sahibi, varlığını sürdürdüğü en küçük parçadan başlayıp tüm dünyaya yayılan bir sesin sahibi olmayı arzular. Ramazanoğlu, kadınların ve mazlumların sesi olmayı kendine ilke edinmiş bir yazar. Yıldız da birçok başlıkta bu hassasiyete dikkat çekiyor. “Ev Hali, Evliliğe Giden Yol, Çalışan Kadın, Okumuş; Okumaya, Yazmaya İlgili Kadınlar” başlıkları Yıldız Ramazanoğlu hikâyelerindeki kadınları ayrıntılı şekilde işleyen bölümler.

 

“Yıldız Ramazanoğlu’nun pek çok hikâyesinde pek çok ev hali görebiliriz. Yazar evin hallerini güzel anlatır. Hikâyelerin çoğunda ana karakterler kadın olduğu için evler daha çok kadınların gözünden, kadın merkezli anlatılır demek yanlış olmaz.” “Yıldız Ramazanoğlu’nun pek çok hikâyesinde kadınlar ev dışında da bir işte çalışırlar: “Son Leylek”te Ayşe bir şirkette çalışır. (Aslında öğretmendir; başörtüsü nedeniyle işinden atılmıştır.) “Anemon Çiçeği”nde ağrı tedavisi yapan kadın, “At Hikâyesi”nde bütün işlerini yola koyup, herkesin gönlünü ayırıp ‘yazmak’ için vakit oluşturmaya çalışan kadın, ev dışında da çalışmaktadır.”

 

SON OTUZ YILIMIZIN HAFIZASI

 

Alpay Doğan Yıldız, bir tez ciddiyetinde böylesine hassas bir tarama yapmış Ramazanoğlu hikâyelerine. Kitapta en hacimli bölüm “İkna Odası”na ayrılmış. Ramazanoğlu’nun tek romanı İkna Odası. Alpay Doğan Yıldız’ın ifadesi ile; “Bir Sosyolojinin Psikolojisi.” 28 Şubat dendiğinde akla gelen en karanlık olaylardan biridir ikna odaları. Bu roman da o yılları ve yaşananları anlatan en önemli eserlerin başında geliyor. Tarihe bu romanıyla bir not düşüyor yazar. Alpay Doğan Yıldız’ın İkna Odası romanı ile ilgili yazısından bir bölümü paylaşmak istiyorum; “Yıldız Ramazanoğlu’nun 2004’te yayımlanan bu romanı, özellikle 1990’ların ikinci yarısından itibaren Türkiye gündeminin üst sıralarında yer alan ‘başörtülü kadın’ konusunu, konunun gündemde olduğu dönemde ele almış ve yayımlanmış bir romandır.” Daha sonra Alpay Doğan Yıldız bu romanı; “Anlatılan”, “Tartışılan”, “Anlatma”, “İkna Odasına Dönüp Bakınca” başlıklarıyla inceliyor.

 

  

 

Alpay Doğan Yıldız bu kitabı ile okuyuculara bir Yıldız Ramazanoğlu rehberi hazırlamış. Son otuz yılımızın hafızası olan yazarlardan biri olan Ramazanoğlu’nu tanımak, yaşananlara şahit olmayı da beraberinde getiriyor. Olaylara birinci tekil şahıs olarak dâhil olan yazarın okunacak her öyküsü bir Türkiye ve dünya gerçeğini de beraberinde getirecektir. Yaşananlara bir ikinci gözden bakmak isteyenlere de benim tavsiyem, Yıldız Ramazanoğlu ile birlikte Cihan Aktaş öykülerini de okumaları. Çünkü bu iki yazar bütün gerçekleri olay yerinden bildirmede oldukça mahir iki yazarımız.

 

 

YILDIZ RAMAZANOĞLU
HİKÂYECİLİĞİ

Alpay Doğan Yıldız
KESİT YAYINLARI 2019

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Dosya Yazıları

Vazgeçebileceğimizi değil de tercih edebileceğimizi düşünmek ne kadar aldatıcı? Her şeyden umudunu yitirmiş birini görüyorsanız belki hırslarına belki beklentilerine küsmüştür ama en çok da bir tercih yapabileceğine inanmıştır. İnsan en çok tercih edemeyince anlamını yitiriyor olmalı vazgeçince değil. O yüzden vazgeçebileceğimiz şeylerin ne kadar fazla olduğunu görünce dehşete kapılıyoruz.

“Şiir masumluğun yeniden ele geçirilmesidir” der Octavio Paz. Bunun için başlangıca yani söze gideriz. Üstü örtülmüş bir güzelliği yeniden görünür kılmak için sözün hakkı bizi beklemektedir. Mustafa Köneçoğlu’nun sekiz yıl sonra yeniden basılan ilk kitabı Söz Hakkı, bir şairin gerçeklikle ve dünyayla kurduğu bağın hem oluş hem de eriş sancılarına odaklanan bir şiirler toplamı.

Lydia Davis, yazdığı mikro, kimi zaman birer cümleden oluşan öyküleriyle tanınıyor. Proust, Blanchot, Flaubert gibi isimleri Fransızcadan İngilizceye çeviren Davis, Deha Bursu olarak da bilinen MacArthur Bursu’nun da sahibi.

İnsanlık serüvenimizde ciddi kırılmaları tecrübe ettiğimiz bir çağda yaşıyoruz. Dijital devrim sadece alışkanlıklarımızı değil gerçekliği algılama ve yorumlama biçimimizi de temelden sarsıp deyim yerindeyse kararsızlaştırıyor. Bütün bu karmaşada hikâyeler de akacakları yeni yollar aramaktan geri durmuyor.

“Şairin hayatı şiire dâhildir” sözünü kullanan Cemal Süreya ise bunu poetik bir tespit olarak okuyup geçmek mümkün değil. Eserleri kadar hayatı da okuyucusunun her zaman ilgisini çekmiş, edebi kamunun konusu olmuş bir şairden söz ediyoruz.

Kulis

(Ahmet Edip Başaran) Şiirin Söz Hakkı

ŞahaneBirKitap

Tam bir İstanbul çocuğu olan, Alaattin Karaca’nın tanımlamasıyla “üstünde başında, sesinde soluğunda ‘eski bir İstanbul’dan rayihalar taşıyan” yazar Cem Sancar 82 denemeden oluşan yeni kitabı “Her İnsan Bir Ayet’te çocukluğunun İstanbul’unu, şehrin sokaklarını, lezzetlerini, mevsimlerini insanlarını kendine özgü muzip diliyle anlatıyor.

Editörden

Çocukken, Karadeniz’in insana sanki bir asır sürecek kadar uzun gelen ve kesilmeden yağan yağmurlarını izler, can sıkıntısından kurtulmak için kitaplara kaçardım. Yağmur yağdıkça, üzerime hikâyeler de yağardı aslında. Sahi, neye, neyimize yarardı hikâyeler.