Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Ağaçlar'ın Dilinden Anlıyor Muyuz?



Toplam oy: 32
Ağaçlar, okurda yemyeşil bir ormanda yürüyormuş hissine kapı aralıyor. Okudukça, ağaçlara sıradan bir gözle bakamıyorsunuz. İnsanlardan uzaklaşıp yemyeşil bir ormanda yürüyor, sevimli hayvanlarla konuşuyor, kuş seslerine kapılıp tabiatın kalbine doğru ilerlerken kendinizle karşılaşıyorsunuz.

Ağaçlar’ın dilinden anlıyor muyuz? Yazıldığı dil Almancayı kastetmiyorum elbette, bu yazıda üzerinde duracağım dil evrensel, doğanın dili. Peki ağaçların sesine kulak vermemize vesile olan şey ne? Bir kitap. Hermann Hesse’nin bütün eserlerinin bulunduğu 20 ciltlik baskıdan Volker Michels tarafından derlenmiş Ağaçlar dilimize çevrilerek Kolektif Kitap etiketiyle okura sunuldu. Bu kitapta edebiyatın farklı türlerinde kalem oynatmış Hesse’nin ağaçlarla ilgili şiirleri ve denemeleri yer alıyor, çizimler ve görsellerle birlikte.

 

Hesse’nin bütün eserlerini bilmeme rağmen kitabı görünce duraksadım, kapakta ya da künye bilgilerinde türünün ne olduğuyla ilgili bilgilere yer verilmesinden yanayım açıkçası. Okur “derleme metinler” gibi bir ifadeyle önceden bilgilendirilebilirdi, kaynakça kitabın son sayfalarına saklanmış. İçeriğe gelince, kitabı okurken insanlardan uzaklaşıp yemyeşil bir ormanda yürüyor, ağaçların ve yaprakların içinden geçiyor, sevimli hayvanlarla konuşuyor, kuş seslerine kapılıp tabiatın kalbine doğru ilerlerken kendinizle karşılaşıyorsunuz. Çünkü insanın özü buradadır, doğa insanın ilk yuvasıdır.

 

DOĞAYI BİR EV OLARAK DÜŞÜNMEK

 

Bizi böyle huzurlu bir yolculuğa çıkaran şey elbette kelimeler. Metinlerin yaprak, ağaç, orman konulu olmasının yanı sıra bunlar arasına serpiştirilen ağaç ve yaprak çizimleri yemyeşil bir ormanda yürüyormuş hissine kapı aralıyor. Zaten Hesse’nin diğer kitaplarında sıklıkla işlediği insan, varoluş, Budizm, Doğu mistisizmi gibi temaları bu kitapta doğayı merkeze alarak derlemenin amacı biraz da bu: Kendimizi evimizde hissetmek. O ev doğa, namı diğer cennet. Yoksa amaç botanik bilgi vermek değil. İnsan ve doğa arasında var olan o ilişkiyi yeniden kurmak, tabiattan hareketle insanı ve onun varoluşunu yorumlamak, evrene farklı gözle bakmak, kendi elimizle kirlettiğimiz dünyanın o saf haline yeniden ulaşmak, belki bunun için yazmak, yazmak, bir ağaca sarılır gibi yazmak diyebiliriz bu metinler için. Hatta eco-eleştirel bir gözle inceleyip bambaşka sonuçlara da ulaşabiliriz, bu yöntemin yazımızın sınırlarını aşacağını bilmesek.

 

Kitabın ilk metni “Ağaçlar”, yazarın ağaçla kurduğu o duygusal bağı özetler nitelikte. Hesse’ye göre ağaçlar tapınaktır. Kitabı okudukça, ağaçlara sıradan bir gözle bakamıyorsunuz. Her biri sanat eseri gibi uzanıyor göğe. Hesse’ye göre: “Varlığın sırrıydı ve güzeldi, görebilen için mutluluktu, anlamdı, armağan ve keşifti, Bach’la dolu bir kulağın, Cézanne’la dolu bir gözün olduğu gibi.” Bu bakımdan her sanat eseri gibi kültürün, geçmişin, birikimin ve dolayısıyla kolektif bilincin de taşıyıcısıdır ağaçlar. Mesela Bursa’da yüz yıllardır ayakta duran ağaçlar tanıyorum, onlarla konuşurken geçmişe gidiyor, gövdesine benden yüz yıl önce başka bir elin dokunmuş olma ihtimaliyle heyecanlanıyorum. Ağaçları yazarken anılarının içinden geçen Hesse’yi daha iyi anlıyorum.

 

AĞAÇLAR ZAMANIN ÖTESİNDEDİR

 

Hesse diyor ki; “Bu ağaçlardan birini kaybetmek bir dostu kaybetmek demektir benim için.” Üstelik bir ağacın boşluğunu başka bir ağaç dolduramaz, nasıl bir insanın yokluğunu bir başkası dolduramıyorsa. Her biri kendine özgü hüviyettedir. Bir ağaç, kapladığı alandan fazlasına ve yaşadığı zamanın ötesine hitap eder; ölürken bile çoğalmaya, kendinden sonrakine faydalı olmaya kuruludur. Hesse’ye göre ağaçlar sonbaharda ölmezler, sadece beklerler, sabırla beklerler. Mesela bir ağaca bakarak beklemeyi öğrenmek, insan için az şey midir? Bununla birlikte insan, ağaçların arasında dolaşıp onların isimlerini öğrenmeye çalışarak bile hayal gücünü geliştirebilir, onların hikâyesini düşünebilir. Sait Faik, çiçek ve balık adlarını bilmeyenlerin öykü yazamayacağını söyler. Peki ya ağaçlar ve onların isimleri? Nereden bileceğiz, memlekette ağaç mı kaldı?

 

Salkımsöğüt, kayın, kavak, akasya, çınar, kestane ve buraya sığdıramayacağım ağaç çeşidi arasında gezinirken Hesse’nin dilinden, tasvirlerinden, gözlem yeteneğinden etkilenmemek elde değil bu arada. Fakat benzer kelimelerin kullanılmasına rağmen kitaptaki şiirlerden aynı lezzeti alamadığımı belirtmeliyim. Bu belki de yıllardır tartışılan “çeviri şiir” meselesiyle ilgilidir, siz ne dersiniz bilmem ama ben, çeviriyle ortaya çıkan şiirin artık yeni bir tür olduğunu düşünenlerdenim.

 

Eski şairler insan elini çınar yapraklarına benzetirmiş. Peki o yaprak, durduk yere kendi ağacını baltalıyorsa kurumasın mı sevgili okur?

 

 

AĞAÇLAR
Herman Hesse
ÇEV: Zehra Aksu Yılmazer
KOLEKTİF KİTAP 2018

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Asimetri Lisa Halliday’in ilk kitabı. Kitap, Time ve New York Times tarafından 2018’in en iyi on kitabı arasında gösterilirken Elle, Oprah Magazine, Kirkus Review gibi birçok mecra da 2018’in en dikkat çeken eserlerinden biri olarak niteliyor kitabı.

 

Aynur Dilber’in ilk öykü kitabı Az Hüzünlü Bir Yer (İz Yay. 2018), gerçekçi ve gerçeküstü tarzda öyküler içeriyor. Ben kendi payıma, kitaptaki gerçeküstü öyküleri daha çok beğendim. Bu beğeninin elbette öznel bir tarafı var ama gerçeküstü öyküleri neden daha çok beğendiğimi kendime sorduğumda, bunun tek sebebinin benim edebiyat zevkim olmadığını itiraf edeyim. Ne demeye çalışıyorum?

Adalet Ağaoğlu’nun eylülde Everest’ten çıkan kitabı Düşme Korkusu adını taşıyor. Bir kitabın ismi içeriğinden bağımsız olabilir, Gülün Adı buna güzel bir örnektir; bazı isimler içeriğe dair ipucu verebilir, bazıları ise tamamen o isim üzerine inşa edilebilir. Düşme Korkusu son gruptan.

I. Dünya Savaşı’nı takip eden günlerde, İrlandalı genç bir meteoroloji uzmanı, Antartika’daki kuş uçmaz kervan geçmez bir adaya bir yıllığına tayin edilir. Onu bırakacak olan gemi, bir önceki meteoroloji uzmanını alıp dönecektir ancak adada karşılaştıkları tek insan, tuhaf ve yabani deniz feneri bekçisi olur.

Söyleşi

Sanat eleştirmeni Samed Karagöz, gazete ve dergilerde çağdaş sanat hakkında kaleme aldığı yazılarını Kamçatka (Profil Yayınları) adlı kitabında bir araya topladı. Karagöz, sanat üzerine yazarken, eleştirirken sanata karşı gösterdiği tutkulu bağlılığı ve sevgiyi hiç kaybetmeden, okuru için özel bir yol haritası da çiziyor.

ŞahaneBirKitap

Edebiyat eleştirmeni Adam Kirsch, Küresel Roman - 21. Yüzyılda Dünyayı Yazmak kitabında bir romanı küreselleştiren şey nedir sorusunun yanıtını arıyor.

Editörden

Kitaplarla ilgili internet sitelerini, dergileri karıştırdığınızda karşınıza çıkan en ilgi çekici içerik, “Hangi kitabı okumalıyım?” sorusuna verilen cevaplardır. Bu cevaplar genelde ortalama bir anlayışın yansımasıdır. Kitap okumak seçkin bir eylemdir ve kitap okuyacak kişi de, bu özel eylemi gerçekleştirmek için en “seçkin” kitabı bulmalıdır.