Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Alternatifler Sözlüğü: Çevre, İktisat, Örgütlenme, Siyaset, Teori, Ütopik Kurmacalar...



Toplam oy: 920
Martin Parker, Patrick Reedy, Valerie Fournier
NTV Yayınları

“Şayet yanılıyorsam ve size daha uygun gelen başka bir din yahut toplumsal sistem varsa, yalvarırım bana da haber verin.” Bir Ütopyalı Duası

Örgütlenme ne içindir? Boyutları ne olmalıdır? Faaliyetler nasıl ve kimlerce koordine ve kontrol edilmelidir? Örgütün sahibi olma fırsatı nasıl ve kimlere dağıtılmalıdır? İşbölümü nasıl yapılmalı, işlerin karşılığı ne olmalıdır? Alternatifler Sözlüğü, bu soruların peşine düşmüş, yanıtlar bulmuş, bazen uygulanmış bazen uygulanamamış adı üstünde alternatif örgütlenmeleri bir arada toplayan bir kitap. Alternatifler. Örgütlenmeler. Ütopyacılık. Bu üçünün arasındaki ayrımlar net bir sınıflandırma yapılmasını sağlayacak bir süreklilik arz etmez. Sözlük kısmen de olsa bu ‘süreksizlik’ üzerine bir ana fikir ortaya koyuyor. Yazarlar, maddeleri sözlüğe alırken iyi ya da kötü alternatif, örgütlenme ya da ütopya ayrımı yapmamış, yorumsuz bir tutum benimsemişler. Martin Parker, Leicester Üniversitesi’nin Yönetim Merkezi’nde Örgütlenme ve Kültür profesörü. Valérie Fournier, Leicester Üniversitesi’nin Yönetim Merkezi’nde Örgütlenme Çalışmaları’nda asistan olarak çalışmakta. Patrick Reedy ise Newcastle upon Tyne Üniversitesi’nin İşletme Fakültesi’nde ders veriyor. Onlara göre, dünyanın bazı kısımlarında sözü geçen serbest piyasa liberalizm türüne bir alternatif olmadığını ileri süren görüşe karşı bir “ispat” bu kitap. Farkında olmasak da, bu günlerde pek çoğumuz, kendimizi örgütleme tarzımızın birçok alternatifine sahibiz ve duygu, düşünce, davranış dünyalarımıza sürekli zerk edilen alternatifsizlik görüşüne karşı çıkmalıyız. Bizi bu konuda ikna etmek, kitabı hazırlama amaçlarının başını çekiyor.

Dünyada esen genel hava insanlara örgütlenme sorununun ya çoktan çözüldüğünü ya bir yerlerde çözülmekte olduğunu ya da başka bir seçenek olmadığı için bu konu üstünde durmamaları gerektiğini söylüyor. Oysa örgütlenmenin her zaman ütopyacı olanakları vardır, yeter ki karar ve tercihlere açık bırakılsın ve süreklilik içersin. Örgütlenme değişmez yasalara indirgenemez ve sadece üç beş kişinin eline bırakılamaz. İnsanlara nasıl yaşayacakları üç beş ileri gelen tarafından söylenemez. İnsan hem birey olarak hem de toplum olarak nasıl daha “iyi” yaşanabileceği üzerine kafa yormaktan sorumludur. İyi derken tırnak içine alıyorum çünkü sözlükteki birçok örgütlenme biçimine siz “iyi” demeyeceksiniz, ben de demiyorum… Bu durum da örgütlenmenin asıl tanımını gerçeklemiş oluyor: büyük bir çeşitliliğe sahip, tartışmaya olanak tanıyan bir mesele olduğu.

Zekât, örneğin, bir alternatif çeşidi olarak maddeler arasında sunuluyor: “Zekat fikrinin temelinde, dünya nimetlerine meyletmeden vermenin hem kişiyi bencillikten arındırdığı, hem de kardeşlik duygusunun bir ifadesi olduğu varsayımı yatar. Zekât ekonomik açıdan da yeniden bölüştürücü, tahsis edici ve eğitici bir rol oynar. Servetin zenginden yoksula aktarımı yoluyla eşitsizliği azaltır. Ayrıca, servetin daha üretici girişimlere aktarımını sağlayarak adil tahsis de sağlamış olur, zira İslam’da ölü sermaye günah sayılır. Zekât gönüllü olduğu ve açıkça belirlenmiş kişilere sabit bir oranla verildiği için, geleneksel vergilerden farklıdır.”

Günümüzde, “herkesin katkısına açık özgür ansiklopedi” Vikipedi’yi kullanmayana var mıdır acaba? Hemen her gün kullandığımız bu genel ağ tabanlı örgütlenmenin harekete geçirildiği iki temel ilkeyi buraya almakta fayda var: “Tarafsız bakış açısı ve (özgür erişim hakkı denebilecek) “copyleft” yahut (kâr amacı gütmeyen, telif hakları alanında esneklik ve paylaşımı yaygınlaştırmak amacıyla kurulmuş bir düşünce hareketi olan) “Creation ve Commons” (Yaratıcı Çoklu Ortamlar) lisanslarının genel ilkeleri uyarınca okuma ve kullanma özgürlüğü. Vikipedi, bu maddede bilgi ve örgütlenmeye yönelik “demokratik” ve hatta “anarşist” yaklaşımın nasıl işleyebileceğinin açık bir örneği olarak sunulmakta. Vikipedi’nin diğer alanlarda da benzerleri bulunmakta. Açık Kaynak Kodlu Yazılım hareketi (teknoloji), Ripple Projesi (finans), Indymedia (haber)...

İtiraf etmeliyim, sözlükte alternatif örgütlenmelerden biri olarak ele alınan  Rosa Luxemburg’u yakından tanıma fırsatını ilk olarak, değerli dostum Rekin Teksoy’un aynı adlı tiyatro eseriyle bulmuştum. Öğrenecek ya da tazelenecek pek çok madde var bu kitapta: İkarya’ya Yolculuk,  Tolstoy, Takas, Sade, Robinson Cruise, Bilimkurgu, Atlantis, Marks, Kült, Grameen Bankası, Emma Goldman, Gandi... hatta faşizm bile...

İşte bazı “alternatif”lerden örnekler:

Walden: “Ormana gittim çünkü tedbirli yaşamak istiyordum, hayatın sadece temel gerçekleriyle yüzleşmek, öğreteceği şeyleri öğrenip öğrenemeyeceğimi görmek, ölüme yaklaştığında aslında yaşamamış olduğumu keşfetmemek istiyordum.”

Walden İki (Walden Two):
“Bence deney yapmalısın, hem de kendi hayatınla! Öyle bir kenarda durma, uzaklarda bir fildişi kuleye çekilme, sanki senin hayatın da bunların içinde değilmiş gibi.”

Le Guin, Ursula: Mülksüzler! “Sizin mülkünüz vardır, bizim yoktur. Burada her şey güzel. Ama yüzler değil. Anarres’te her şey güzel değildir, ama yüzler güzeldir... Burada mücevherleri görüyorsunuz, orada gözleri görürsünüz, insan ruhunun ihtişamını. Erkeklerimiz ve kadınlarımız özgürdür, hiçbir şeye sahip olmadıkları için özgürler. Ama siz mülk sahipleri, kendiniz de mülksünüz.”

Ada: “Kimsenin başka bir yere gitmesine gerek yok. Hepimiz zaten orada olduğumuzu bir bilebilsek.”

***

İleri Okuma bölümünde, metinlerdeki göndermeler ve ele alınan konulara ilişkin yol açıcı bilgiler içeren kitapların konusuna göre birer listesi sunulmuş. (Çevre, İktisat, Maksada Dayalı Cemaatler, Örgütlenme, Siyaset, Tarih, Teori, Ütopik Kurmacalar)

***

Daha iyi bir dünya hayal etmek ve bu dünya uğrunda çaba göstermek… Herkesin eşit, sevginin amaç, iyi niyetin temel ilke olduğu, iyi düzenlenmiş bir toplum... Benim her geçen gün üstüne bir şeyler koyduğum ve koymak için kafa yorduğum “alternatif” bu...

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Tür olarak deneme, bir Rönesans armağanı. Montaigne gibi kalemi ile öznelliğin dibini de bulsa Bacon gibi nesnellik kaygısını da öne çıkarsa işin bir ucunda bireyciliğin doğuşu var.

Lisede gittiğim bir fotoğraf sergisinin hayatımı değiştirdiğini söyleyebilirim. NTV’nin “O An” sergisi, Levent’te. O kadar etkilendim ki -özellikle “Gökyüzüne olta atan adam”- heyecandan kitapçıya gidip birkaç teknik fotoğraf kitabı aldım -hiçbirini okumadım. Ama fotoğrafçılığı merak etmeye başlamıştım.

Kosinski, 1933 yılında Polonya’nın Lodz şehrinde dünyaya gelmiş. Yahudi olan ailesi, Nazilerin Almanya’dan başlayarak tüm Avrupa’ya yaydığı korku ikliminin bir objesi olmuşlar. Haliyle Kosinski’nin çocukluğu bu karanlık sürecin gölgesinde geçmiş. İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte savrulan aile, Lodz şehrindeki Katolik topluluklardan hatırı sayılır yardımlar görmüş.

Televizyonlarda yemek programları revaçta. Sadece yemesini değil, izlemesini de seviyoruz vesselam. Sadece televizyonlar mı? Sosyal medya üzerinde yemek yapanların ciddi takipçi kitleleri var. İnternet kocaman bir yemek tarifleri kitabına dönüşmüş durumda. Peki bu kadar çok kaynak varken neden hala yemek kitapları yazılır? Şikayetçi olduğumu sanmayım.

İnsan için anılar çok değerlidir. Kişinin davranış, duygu ve düşüncelerinin arkasında geçmişi yatar. Kişiliğin inşasının temelini oluştururlar. Tabii geçmişte yaşanılanları nasıl algıladığımız, nasıl hatırladığımız da bir o kadar ehemmiyet taşır. Ancak beynimiz, yaşantıları kaydetme ve hatırlama konusunda o kadar eksiksiz ve kusursuz değil.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.