Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Bu kitabın tümünü alıntılayabilirsiniz



Toplam oy: 10
Ludwig Wittgenstein (Ludwig Josef Johann Wittgenstein)
Metis Yayınları

661. Aya hiç gitmediğim varsayımımda nasıl yanılabilirim?

Yanılmanın mümkün olmaması. Bilme. İnanma. Tahmin etme. Kuşku duyma. Kani olma. Emin olma. Kesinlik Üstüne, bu sözcükleri temel alarak kesinlik ve doğruyu bilmeyi irdeleyen değinilerden oluşuyor. Ludwig Wittgenstein, yaşamının son iki yılında tutmuş bu notları. Filozofun ölümünden birkaç gün öncesine kadar tutmuş olduğu bu notları manevi mirasçıları G. E. M. Anscombe ve G. H. Von Wright derlemiş.

Wittgenstein, yaşamak, yaşamayı sürdürmek için üstünde hiç durmadan bazı önermeleri kabul ettiğimizi ileri sürüyor. Bunun için de G. E. Moore’un “Burada bir el var” önermesi üstüne önermeler yaparak işe koyuluyor. Filozofun ele aldığı “Yeryüzü benim doğumumdan çok önce de vardı”, “Hiçbir zaman yerin yüzeyinden daha uzakta olmadım” gibi önermeler Moore'un “A Defence of Common Sense” ve “Prof of an External Word” adlı makalelerinde yer alan iddialardan bazıları. Moore, bu makalelerinde bazı önermelerin doğruluğunun kesinlikle bilindiğini iddia eder. Wittgenstein ise bu önermelerin kesinlikle doğru olduğunu bilmek konusunda Moore'a karşı çıkıyor. Ona göre “Biliyorum”un özelleşmiş bir kullanım olduğu ne kadar görülmüyorsa, “bildiğimi sanıyordum” hep unutulmakta.  676 değiniden oluşan kitap Wittgenstein’ın düşünme tarzına, nasıl akıl yürüttüğüne dair fikir edinmek için önemli bir kaynak. Konuları ele alış biçimi, ruhsal gelişim süreci hakkında da.

662. “Aya hiç gitmedim – ama yanılıyor olabilirim” diyecek olsaydım, bu budalaca olurdu.

Zira, bilinmeyen bir yolla uykumda aya götürülmüş olabileceğim düşüncesi bile, burada mümkün bir yanılgıdan söz etme hakkını bana vermezdi. Bunu yaparsam, oyunu yanlış oynamış olurum.

Kültür ve Değer ise filozofun ölümünden sonra kitaplaştırılan el yazması folyolarındaki notlardan toplanmış. Filozofun felsefe, sanat ve kültür üzerine değinileri arasında müzik, mimari vb. konularla, pek çok kültür insanı ve eserleriyle ilgili düşünceleri de yer alıyor. Örneğin, bir doruk değil ama bir plato olmasını İngilizliğine bağladığı Mendelssohn trajediden en uzak besteci ona göre. Benzetmelerini sıradan anlamda kötü bulduğu Shakespeare’i anlamıyor. Bu anlamıyor oluşunu onu kolay okuyamıyor olmasıyla açıklıyor. Onu birinin muhteşem bir manzarayı seyretmesi gibi okuyamıyormuş. “Shakespeare’i anlayamamamın sebebi, bütün bu asimetri içinde simetri bulmak istemem. Onun parçaları bana tablolar gibi değil de adeta muazzam taslaklar gibi görünüyor; bunlar sanki, sözgelimi, kendine her şeyi hak görebilecek biri tarafından karalanıvermiş.” Schopenhauer ise kendini hiç gözden geçirmeyen biri, çok ham bir zihin onun için. Belli bir inceliği var ama belli bir düzeyde aniden sona eriyor bu incelik.

Sevgi, trajedi, Tanrı, güzellik gibi meseleler hakkındaki sözleri ise aforizma olduğu kadar bir aile büyüğünün vereceği tavsiye niteliği/değeri de taşımakta. “Sevilmeye, takdir edilmemeye çalış”, “Kıskançlık yüzeysel bir şeydir –yani: kıskançlığın tipik rengi derine inmez- daha derine indiğinde tutkunun farklı rengi vardır. (Elbette kıskançlığı bu daha az gerçek yapmaz.)”, “Önceki başarılarla yetinmek, karlı bir havada uzun bir yürüyüş yaparken oturup dinlenmeye benzer. Uyuyakalırsın ve uyurken ölürsün.”, “Saçmalamaktan sakın korkmayın! Yeter ki saçmalarınıza dikkat göstermeyi ihmal etmeyin.”

Kitabın sonunda ise hoş bir sürpriz var, bir şiir… Çevirmen notunda şiirin çevirisinde sanat kaygısı gütmediğini belirtmiş. “Bir Şiir” adlı bu şiirden minik bir bölüm:

“Kimdi öyleyse ayaklarının dibinde yatan,
bize hafif bir esinti gibi dokunan bu örtüyü ören?
Zefir bile senin kölen miydi?
Örümcek miydi o, yoksa ipekböceği mi?”

Yukarıda da görüldüğü gibi elden gelse tüm kitabın alıntılanacağı bir başucu kitabı denebilir mi Kültür ve Değer için? Evet.

Evet yanıtında yanılıyor olamam. Biliyorum. Bildiğimi mi sanıyorum yoksa?

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Brian Arthur, ekonominin temel yasalarını sorgulayan çalışmalarıyla önemli katkılarda bulunmuş bir bilim adamıdır. Mühendis kökenli bir ekonomist olarak hem meslektaş hem 1980’li yılların Viyana’sından hemşehri oluruz.

Çağdaş Latin Amerika edebiyatının en önemli temsilcileri arasında sayılan Roberto Bolano’nun –her anlamda- dev eseri 2666 şubat ayında Türkçeye çevrilmişti. Her anlamda dev eseri derken hem içeriğini hem de 1000 sayfalık fiziksel hacmini kast ediyorum. Zaten bu hacim nedeniyle roman hakkında yazmayı biraz geciktirdim.

Hayır, öyle bitmiyor. Yüzlerce sayfa süren kalp çarpıntısı, gelgit, kaçıp kovalamaca,  Mr. Darcy'nin Elizabeth'e evlenme teklifi etmesiyle son buldu ve perde kapandı, son yazısı belirdi, kitabın arka kapağına ulaştık diye hikaye bitti sanıyoruz. Çok yanılıyoruz. Aslında devamı var, görmediğimiz odalarda, okumadığımız sayfalarda bir şeyler olmaya devam ediyor.

Yıllar önce öldüm ben ve şimdi bir mezarın arkasından konuşuyorum sizinle. Kısa bir ömrüm oldu, yirmi sene bile sürmedi hayatım; buna rağmen yaşadım, hayaller kurdum, insanlarla tanıştım. Kavgalar ettim onlarla ve ölmüş olsam bile kimse yaşadıklarımı, hissettiklerimi ve öfkemi elimden alamaz artık.

Garanti Bankası'nın geçen sene, imparatorluk dönemine ait Osmanlı Bankası ana binasında açılan mekanı Salt Galata, 8 Temmuz'a kadar Tercüme Eden sergisine ev sahipliği yapacak. Daha önce Londra ve Tokyo'da düzenlenen bu serginin Türkiye ayağının küratörleri Charles Arsene-Henry, Shumon Basar ve Suna Kafadar.

Tarih geçmişte yaşananlar mıdır, yoksa tarihçilerin anlattıkları mıdır, sorusunu geçeli çok oldu. Artık bizim için tarih popüler kültür ürünlerinin kullanımına açılmış bir engin alandır.

Cumhuriyetin Osmanlı tarihini keşfi son sürat devam ediyor… Çılgın bütçeli filmler, olay yaratan diziler, yıldızlaşan Osmanlı tarihçilerinin çalışmaları, onların tarihe getirdikleri yeni yorumlar ve elbette romanlarla Osmanlı İmparatorluğu’nu keşfetmekle, cılkını çıkarma kıvamı arası bir yerlerdeyiz şimdilik.

 

Söyleşi

Behçet Çelik: Okuyucuyu hesaba katarak yazmıyorum
Son dönem edebiyatın en verimli ve dikkat çeken isimlerden yazar Behçet Çelik ile, son romanı Soluk Bir An' hakkında söyleşmek üzere Beşiktaş'ta denize nazır bir kahvehanede buluştuk.

ŞahaneBirKitap

Consuelo, ona ailesinin verdiği isim: Meksikalı bir kadın, hizmetçilerin hizmetçisi, hiç sesi çıkmayan, durmaksızın acı çeken, katlanan ve dayanan. Connie, onun koleje gidip iki yıl burada okumayı başarmış hali, bir parça da olsa toplumun diplerinden yukarılara uzanmasını sağlayan.

Anket

Okuma kültürünün yaşı olur mu?

Ceren Çıplak sokağa çıktı ve sordu: Yeni türeyen 'gençlik edebiyatı' kategorisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce okumanın yaşı olur mu?



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun