Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Çeviri kuşkusuz büyülü bir serüvendir



Toplam oy: 41
Fuat Sevimay
Hep Kitap
Çok teknik bir metinle karşılaşacağınızı düşünerek gözünüz korkmasın sakın; Sevimay, çeviribilimin kuramsal tarafının pratiğe nasıl yansıdığını, okur, yazar ve çevirmen olarak deneyimleyip öğrendikleriyle harmanlayarak okura sunuyor.

Roman ve öykülerinin yanı sıra nitelikli çevirileriyle de tanıdığımız Fuat Sevimay, bu kez Hep Kitap’ın “Atölye” serisinden, çeviriye ve çevirmenliğe dair bir kılavuzla karşımızda: Çeviri’Bilirsin!: Edebiyatın Gizli Kahramanlığı Hakkında Notlar.

“Çeviri nedir sorusu karşısında akla gelen ilk yanıt, yabancı dildeki metnin dilimize aktarılması ve kazandırılması şeklindedir. Bu yanıta kimsenin itirazı olmaz. Ne var ki bu tanım, yapılan işi bütünüyle karşılamaz. Çünkü aslında dilimize aktarılan, bir metin olduğu kadar metnin yazarı ve düşünce iklimidir de.” İşte, özellikle edebiyat çevirisi söz konusu olduğunda tartışma burada başlıyor. Sadık çeviri mi, serbest çeviri mi? Her şey çevrilebilir mi, asla çevrilemeyecek metinler var mıdır? Çevirmen gölgede kalmış bir yazar mı, yoksa daha mekanik bir biçimde yalnızca aktaran mı olmalıdır? Çeviri yaparken bazı katmanları feda ederek metnin bütününün ritmini ve lezzetini korumak mı önemlidir, yoksa hiçbir unsurdan vazgeçilmemeli midir? Fuat Sevimay, kitabında bir yandan bu soruların cevabını ararken bir yandan da kendi kişisel deneyimlerini paylaşıyor. Ancak çok teknik bir metinle karşılaşacağınızı düşünerek gözünüz korkmasın sakın; Sevimay, kitabın başında da belirttiği gibi, çeviribilim eğitimine dair bir yapının içinde ele almıyor bu konuları, çeviribilimin kuramsal tarafının pratiğe nasıl yansıdığını, okur, yazar ve çevirmen olarak deneyimleyip öğrendikleriyle harmanlayarak okura sunuyor.

 

 

 

Kaynak İngilizce metinlerin farklı Türkçe çevirilerini cümle cümle, kelime kelime inceleyerek, hem farklı çevirmenlerin kısacık bir paragrafı bile nasıl farklı yorumlayabileceğini gösteriyor hem de bu deneme çevirilerini birbiriyle mukayese ederek hangisinin daha uygun bir çeviri olarak değerlendirebileceğini açıklamaya çalışıyor. Bu denemeler vasıtasıyla yazarı tanımanın ve yazarın dünyasına hâkim olmanın önemine, çevirmenin ancak belirli sınırlar dahilinde (yazarın niyetinin ve metnin elverdiği ölçüde) inisiyatif kullanabileceğine, yazarın yarattığı sahneyi gözünde canlandırmanın önemine, metnin bütünselliğinin korunmasının ve sözdiziminin vazgeçilmezliğine, kaynak ve erek dilin imkanlarını bilmenin çevirmenin işini kolaylaştırdığına, diyaloglarda metnin tınısını korumanın yollarına, farklı metin türleri için farklı çeviri yöntemleri olduğuna değiniyor. Ayrıca çeviri yapmak isteyenler, çeviriye heveslenenler için kimi sözlük, sosyal medya grupları ve çeviri dernekleri tavsiyelerinde bulunup sektöre dair bilgiler de sunuyor.


Edith Grossman, Çeviri Neden Önemlidir? kitabında “çeviri sözleşmesi”nden bahseder; yazar, çevirmen ve okur arasındaki bu sözleşme, Grossman’a göre iyi bir çeviri için elzemdir. Çeviri’Bilirsin’i okurken sık sık aklıma bu çeviri sözleşmesi geldi; Fuat Sevimay’ın kitabının bu sözleşmeyi, somut örnekler üzerinden layıkıyla açıklayan bir kitap olduğunu düşündüm. Yazıyı, hem çevirmenin hem de okurun zevkle okuyacağını ve faydalanacağını düşündüğüm kitabın son cümlesiyle bitirmek yerinde olacak: Dili, edebiyatı ve etimolojiyi seviniz.

 

 

 

 


 

 

 

Görsel: Marie Bellando-Mitjans (Unsplash)

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

İstisna ve Kayboluyorsun romanlarıyla tanıdığımız Christian Jungersen, kariyerinin ilk romanı Çalılık’ta, yaşlı bir adamın inançlarına ve hayatında yaptığı seçimlere dair nefes kesici bir hikaye anlatıyor... Çalılık, iki erkek –Paul ve Eduard– arasında yaklaşık 70 yıl boyunca süren karmaşık ama yoğun bir ilişki etrafında kurgulanmış.

Sinema meraklıları hatırlayacaktır; 1984’te Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan, yönetmenliğini Wim Wenders’ın üstlendiği Paris, Texas filminin esin kaynağı, Sam Shepard’ın kaleme aldığı Motel Günlükleri’ydi.

Kütüphaneler ve okur-yazarlık üzerine düşünen, dört yıl boyunca Borges’e kitaplar okuyan, Ahmet Hamdi Tanpınar hayranı Alberto Manguel’i hepimiz biliyoruz; hatta bu ismi, 2015 yılında bir söyleşi için geldiği Boğaziçi Üniversitesi’nde dinleme şansı bile bulmuştuk.

1963 doğumlu İsviçreli yazar Peter Stamm, çağdaş Almanca edebiyatın başarılı isimlerinden. Romanları, tiyatro eserleri, radyo oyunları ile tanınıyor, pek çok ödülü var. Muhasebecilik ile başlayan hayatının yönünü –bir süre psikiyatri çalıştıktan sonra– edebiyata ve gazeteciliğe çevirmiş; edebiyatıyla günümüz meselelerini, insan ruhunun bugünlerde yaşadıklarını anlatmaya çalışıyor.

19. ve 20. yüzyıl başında yazılmış Türkçe klasik eserlerin Latin harflerine aktarılarak yayımlanması son zamanlarda hız kazanarak devam ediyor. Birçok yayınevi klasikleri gündeme taşımaya başladı. Bu eserlerin bugünün okuru için nasıl yayıma hazırlanacağı da yavaş yavaş bir tartışma konusu halini aldı.

Söyleşi

Kutlukhan Kutlu ile söyleşi

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.