Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Çeviri kuşkusuz büyülü bir serüvendir



Toplam oy: 27
Fuat Sevimay
Hep Kitap
Çok teknik bir metinle karşılaşacağınızı düşünerek gözünüz korkmasın sakın; Sevimay, çeviribilimin kuramsal tarafının pratiğe nasıl yansıdığını, okur, yazar ve çevirmen olarak deneyimleyip öğrendikleriyle harmanlayarak okura sunuyor.

Roman ve öykülerinin yanı sıra nitelikli çevirileriyle de tanıdığımız Fuat Sevimay, bu kez Hep Kitap’ın “Atölye” serisinden, çeviriye ve çevirmenliğe dair bir kılavuzla karşımızda: Çeviri’Bilirsin!: Edebiyatın Gizli Kahramanlığı Hakkında Notlar.

“Çeviri nedir sorusu karşısında akla gelen ilk yanıt, yabancı dildeki metnin dilimize aktarılması ve kazandırılması şeklindedir. Bu yanıta kimsenin itirazı olmaz. Ne var ki bu tanım, yapılan işi bütünüyle karşılamaz. Çünkü aslında dilimize aktarılan, bir metin olduğu kadar metnin yazarı ve düşünce iklimidir de.” İşte, özellikle edebiyat çevirisi söz konusu olduğunda tartışma burada başlıyor. Sadık çeviri mi, serbest çeviri mi? Her şey çevrilebilir mi, asla çevrilemeyecek metinler var mıdır? Çevirmen gölgede kalmış bir yazar mı, yoksa daha mekanik bir biçimde yalnızca aktaran mı olmalıdır? Çeviri yaparken bazı katmanları feda ederek metnin bütününün ritmini ve lezzetini korumak mı önemlidir, yoksa hiçbir unsurdan vazgeçilmemeli midir? Fuat Sevimay, kitabında bir yandan bu soruların cevabını ararken bir yandan da kendi kişisel deneyimlerini paylaşıyor. Ancak çok teknik bir metinle karşılaşacağınızı düşünerek gözünüz korkmasın sakın; Sevimay, kitabın başında da belirttiği gibi, çeviribilim eğitimine dair bir yapının içinde ele almıyor bu konuları, çeviribilimin kuramsal tarafının pratiğe nasıl yansıdığını, okur, yazar ve çevirmen olarak deneyimleyip öğrendikleriyle harmanlayarak okura sunuyor.

 

 

 

Kaynak İngilizce metinlerin farklı Türkçe çevirilerini cümle cümle, kelime kelime inceleyerek, hem farklı çevirmenlerin kısacık bir paragrafı bile nasıl farklı yorumlayabileceğini gösteriyor hem de bu deneme çevirilerini birbiriyle mukayese ederek hangisinin daha uygun bir çeviri olarak değerlendirebileceğini açıklamaya çalışıyor. Bu denemeler vasıtasıyla yazarı tanımanın ve yazarın dünyasına hâkim olmanın önemine, çevirmenin ancak belirli sınırlar dahilinde (yazarın niyetinin ve metnin elverdiği ölçüde) inisiyatif kullanabileceğine, yazarın yarattığı sahneyi gözünde canlandırmanın önemine, metnin bütünselliğinin korunmasının ve sözdiziminin vazgeçilmezliğine, kaynak ve erek dilin imkanlarını bilmenin çevirmenin işini kolaylaştırdığına, diyaloglarda metnin tınısını korumanın yollarına, farklı metin türleri için farklı çeviri yöntemleri olduğuna değiniyor. Ayrıca çeviri yapmak isteyenler, çeviriye heveslenenler için kimi sözlük, sosyal medya grupları ve çeviri dernekleri tavsiyelerinde bulunup sektöre dair bilgiler de sunuyor.


Edith Grossman, Çeviri Neden Önemlidir? kitabında “çeviri sözleşmesi”nden bahseder; yazar, çevirmen ve okur arasındaki bu sözleşme, Grossman’a göre iyi bir çeviri için elzemdir. Çeviri’Bilirsin’i okurken sık sık aklıma bu çeviri sözleşmesi geldi; Fuat Sevimay’ın kitabının bu sözleşmeyi, somut örnekler üzerinden layıkıyla açıklayan bir kitap olduğunu düşündüm. Yazıyı, hem çevirmenin hem de okurun zevkle okuyacağını ve faydalanacağını düşündüğüm kitabın son cümlesiyle bitirmek yerinde olacak: Dili, edebiyatı ve etimolojiyi seviniz.

 

 

 

 


 

 

 

Görsel: Marie Bellando-Mitjans (Unsplash)

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Rebecca Solnit, Kaybolma Kılavuzu’nda, Borges’in az bilinen bir öyküsünden bahseder. Öykünün başkahramanı olan şair, imparatorun muazzam büyüklükteki, dolambaçlı sarayını mükemmel biçimde tarif eden bir şiir yazar.

Mutluluğa Dair Bir Düşünce, belki de isminden ötürü, başta bir “kişisel gelişim” önerisi gibi gelse de; bilakis, daha iyi bir dünya için somut adımlar atmış iki mühim aktivistin imzasını taşıyarak, güçlü argümanıyla okur için tünelin ucunda -belki cılız, belki değil- bir ışık yakma ihtimali taşıyor. Bahsettiğim iki isim Luis Sepúlveda ve Carlo Petrini.

Bir metin/heykel/resim/sinema filmi/tiyatro oyunu üzerine düşünmek, bu düşünmeyi bir metne dönüştürmek nasıl bir süreci göz önüne almak demek? Bu süreci yazıya dökerken, dökme hali için kelimeler her zaman yeterli olur mu? Bunu bir başka şekilde anlatmak mümkün mü? Cem İleri'nin E Evi'ni okurken bu sorular kafamın bir köşesinde hep dönüp durdu.

Havalar ısındı, çiçekler böcekler derken evlilik mevsimi geldi çattı. Binbir türlü hayallerle birçok çift, dünya evine girecekler. Zaman zaman düşünüyorum; bu kadar fazla kişi evlenirken, bir yandan da o kadar fazla evlilik yürümüyor. İşte tam da nedenlerini anlamaya çalışırken, yakın bir zaman önce, hayatıma bir çift giriverdi ve evliliğin nasıl yürüdüğü üzerine kafa patlatmamı sağladılar.

Bugün uluslararası bir şöhret sahibi olan Haruki Murakami, Rüzgârın Şarkısını Dinle’de yazarlığa adım atışının hikayesini anlatıyor. Kısa ve sıcak bir anlatı.

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.