Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Çeviri kuşkusuz büyülü bir serüvendir



Toplam oy: 61
Fuat Sevimay
Hep Kitap
Çok teknik bir metinle karşılaşacağınızı düşünerek gözünüz korkmasın sakın; Sevimay, çeviribilimin kuramsal tarafının pratiğe nasıl yansıdığını, okur, yazar ve çevirmen olarak deneyimleyip öğrendikleriyle harmanlayarak okura sunuyor.

Roman ve öykülerinin yanı sıra nitelikli çevirileriyle de tanıdığımız Fuat Sevimay, bu kez Hep Kitap’ın “Atölye” serisinden, çeviriye ve çevirmenliğe dair bir kılavuzla karşımızda: Çeviri’Bilirsin!: Edebiyatın Gizli Kahramanlığı Hakkında Notlar.

“Çeviri nedir sorusu karşısında akla gelen ilk yanıt, yabancı dildeki metnin dilimize aktarılması ve kazandırılması şeklindedir. Bu yanıta kimsenin itirazı olmaz. Ne var ki bu tanım, yapılan işi bütünüyle karşılamaz. Çünkü aslında dilimize aktarılan, bir metin olduğu kadar metnin yazarı ve düşünce iklimidir de.” İşte, özellikle edebiyat çevirisi söz konusu olduğunda tartışma burada başlıyor. Sadık çeviri mi, serbest çeviri mi? Her şey çevrilebilir mi, asla çevrilemeyecek metinler var mıdır? Çevirmen gölgede kalmış bir yazar mı, yoksa daha mekanik bir biçimde yalnızca aktaran mı olmalıdır? Çeviri yaparken bazı katmanları feda ederek metnin bütününün ritmini ve lezzetini korumak mı önemlidir, yoksa hiçbir unsurdan vazgeçilmemeli midir? Fuat Sevimay, kitabında bir yandan bu soruların cevabını ararken bir yandan da kendi kişisel deneyimlerini paylaşıyor. Ancak çok teknik bir metinle karşılaşacağınızı düşünerek gözünüz korkmasın sakın; Sevimay, kitabın başında da belirttiği gibi, çeviribilim eğitimine dair bir yapının içinde ele almıyor bu konuları, çeviribilimin kuramsal tarafının pratiğe nasıl yansıdığını, okur, yazar ve çevirmen olarak deneyimleyip öğrendikleriyle harmanlayarak okura sunuyor.

 

 

 

Kaynak İngilizce metinlerin farklı Türkçe çevirilerini cümle cümle, kelime kelime inceleyerek, hem farklı çevirmenlerin kısacık bir paragrafı bile nasıl farklı yorumlayabileceğini gösteriyor hem de bu deneme çevirilerini birbiriyle mukayese ederek hangisinin daha uygun bir çeviri olarak değerlendirebileceğini açıklamaya çalışıyor. Bu denemeler vasıtasıyla yazarı tanımanın ve yazarın dünyasına hâkim olmanın önemine, çevirmenin ancak belirli sınırlar dahilinde (yazarın niyetinin ve metnin elverdiği ölçüde) inisiyatif kullanabileceğine, yazarın yarattığı sahneyi gözünde canlandırmanın önemine, metnin bütünselliğinin korunmasının ve sözdiziminin vazgeçilmezliğine, kaynak ve erek dilin imkanlarını bilmenin çevirmenin işini kolaylaştırdığına, diyaloglarda metnin tınısını korumanın yollarına, farklı metin türleri için farklı çeviri yöntemleri olduğuna değiniyor. Ayrıca çeviri yapmak isteyenler, çeviriye heveslenenler için kimi sözlük, sosyal medya grupları ve çeviri dernekleri tavsiyelerinde bulunup sektöre dair bilgiler de sunuyor.


Edith Grossman, Çeviri Neden Önemlidir? kitabında “çeviri sözleşmesi”nden bahseder; yazar, çevirmen ve okur arasındaki bu sözleşme, Grossman’a göre iyi bir çeviri için elzemdir. Çeviri’Bilirsin’i okurken sık sık aklıma bu çeviri sözleşmesi geldi; Fuat Sevimay’ın kitabının bu sözleşmeyi, somut örnekler üzerinden layıkıyla açıklayan bir kitap olduğunu düşündüm. Yazıyı, hem çevirmenin hem de okurun zevkle okuyacağını ve faydalanacağını düşündüğüm kitabın son cümlesiyle bitirmek yerinde olacak: Dili, edebiyatı ve etimolojiyi seviniz.

 

 

 

 


 

 

 

Görsel: Marie Bellando-Mitjans (Unsplash)

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Tıpkı sizin gibi. Kitabı eline almış ve alacaklar gibi, zarif kitap kapağına hayran oluyorum. Kitap kapağının güzelliğinin sadece çizgilerden ibaret olmadığını hissetmiş olmalıyız öyle uzun uzun bakarken. Kuşlarla gelen bir genişlik, kanatlanma duygusu, sarı ile gelen anlam, uçabilecek olmanın tedirginliği ve başkaca pıt pıt açıverecek nice duyguları bekleyerek bakıyoruz resme.

Kendi anlatı evrenini kuran, hikâyelerini birbirine teyelleyip size aşina bir karakteri başka bir öykünün kıyısından geçiren yazarlara pek meftunum. Bunun nedeni kültürel kodlarımıza kazınan Binbir Gece tarzı anlatılar olabileceği gibi Borges’i pek sevmemize neden olan oyuncu tavır ya da postmodern estetiğin parçalanmış gerçeklik fikri de pekâlâ olabilir.

Asimetri Lisa Halliday’in ilk kitabı. Kitap, Time ve New York Times tarafından 2018’in en iyi on kitabı arasında gösterilirken Elle, Oprah Magazine, Kirkus Review gibi birçok mecra da 2018’in en dikkat çeken eserlerinden biri olarak niteliyor kitabı.

 

Ağaçlar’ın dilinden anlıyor muyuz? Yazıldığı dil Almancayı kastetmiyorum elbette, bu yazıda üzerinde duracağım dil evrensel, doğanın dili. Peki ağaçların sesine kulak vermemize vesile olan şey ne? Bir kitap. Hermann Hesse’nin bütün eserlerinin bulunduğu 20 ciltlik baskıdan Volker Michels tarafından derlenmiş Ağaçlar dilimize çevrilerek Kolektif Kitap etiketiyle okura sunuldu.

Aynur Dilber’in ilk öykü kitabı Az Hüzünlü Bir Yer (İz Yay. 2018), gerçekçi ve gerçeküstü tarzda öyküler içeriyor. Ben kendi payıma, kitaptaki gerçeküstü öyküleri daha çok beğendim. Bu beğeninin elbette öznel bir tarafı var ama gerçeküstü öyküleri neden daha çok beğendiğimi kendime sorduğumda, bunun tek sebebinin benim edebiyat zevkim olmadığını itiraf edeyim. Ne demeye çalışıyorum?

Söyleşi

100. sayımızdan itibaren başladığımız Yayınevi Hikâyeleri’nde bu ay İz Yayınları editörü Hamdi Akyol var. Akyol, yayıncılık tarihimizin kilometre taşlarından olan İz Yayınları’nın kuruluşunu, daha çok hangi kitapları bastıklarını ve günümüz yayıncılık ortamının durumunu değerlendirdi.

 

ŞahaneBirKitap

“Tıp gerçek bir kütüphanedir, ama doğru biçimde okunması gerekir” cümlesinden yola çıkan Kütüphanedeki Beden, Charles Dickens’tan Franz Kafka’ya, Virginia Woolf’tan Susan Sontag’a, John Berger’dan Oliver Sacks’e uzanan bir yelpazeyle zenginleşen, tıbbın toplumsal tarihini edebiyat aracılığıyla aydınlatan bir antoloji.

Editörden

 

Günümüz İngiliz romancılarından Ian McEwan’ın Soğuk Savaş döneminin “edebiyat cephesi”ni anlattığı ilginç bir romanı var; Bir Parmak Bal. Ülkemizde de yayınlanan roman bir anlamda birbirine benzemeyen üç ilgi çekici konuyu garip bir kurgu etrafında bir araya getiriyor: Gizli servis, edebiyat ve aşk.