Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

İmge: Meşhur Ve Meçhul



Toplam oy: 5
İmge, ben her kadar edebiyat bağlamında kullansam da daha baskın olarak sanatta kullanılan bir kavram. Kant’ın başını çektiği “idealist” estetikçilerin takipçisi olan Gaston Bachelard’a göre imge “düşkuran bilinç”in ürünüdür ve “imge, imgelemin dolaysız bir ürünü olması dışında başka bir şey değildir.”

Doksanlı yıllarda şiir hakkında yaptığım okumalarda “imge” kavramı farklı bağlamlarda o kadar çok karşıma çıkmıştı ki 2000’lerin başında bir arkadaşım bana “İmge nedir?” diye sorduğunda “Bilmiyorum” demekten başka çarem kalmamıştı. İmge, simge, eğretileme kavramlarının birbirleri yerlerine kullanımına çok şahit olmuştum mesela. Ayrıca herkes kendi poetikasını açacağı bir maymuncuğa çevirmişti imgeyi. Beni bu cevaba iten temel sebep söz konusu metinlerde imgenin üzerinde uzlaşılmış bir kavramdan ziyade şiirsel bir etiket gibi yer almasıydı. Eskilerin bir tanımlama için asgari geçerlilik şartı olarak ifade ettiği “etrafına mani ağyarına cami” cümlesi şiirdeki “imge” kavramı için devre dışı kalmıştı adeta. İmgenin ne olduğu ve ne olmadığı bilgisini kelimenin tam anlamıyla kaybetmiştim. Hatta o dönemden bir espriyi buraya aktarırsam söz konusu sıkıntıyı bir tek benim çekmediğim de anlaşılabilir. “Oy imgelem, imgelem. Sen gelmezsen ben gelem.”

 

Peki, imge nedir? En basitinden başlayalım. TDK sözlüğünden. İlk anlam “Zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey, düş, hayal, hülyâ.” Doğan Büyük Türkçe Sözlükte ise kelimenin tarihine ilişkin önemli bir bilgi var. Bu tanımdan anlamıyla ilgili “kaosu” da okumak mümkün. “Hayâl”e karşılık olarak kullanılan ve Fransızca “image/imaj” kelimesine benzetilerek yapılan kelime.”

 

İmge, ben her kadar edebiyat bağlamında kullansam da daha baskın olarak sanatta kullanılan bir kavram. Kant’ın başını çektiği “idealist” estetikçilerin takipçisi olan Gaston Bachelard’a göre imge “düşkuran bilinç”in ürünüdür ve “imge, imgelemin dolaysız bir ürünü olması dışında başka bir şey değildir.” Buna karşılık Aristoteles’ten Marx’a uzanan karşıt fikir imgeyi içsel kaynaklı olarak kabul etmez. Nitekim Rus estetikçi Pospelov’a göre “İmgeler, her zaman, yaşamı tekil görüngüleriyle, yani gerçekliğin her görüngüsü için karakteristik olan o bireysel ve genel boyutların birliği ve karşılıklı girişimi içinde yansıtırlar.” (Gaston Bachelard, Mekânın Poetikası, Çev: Aykut Derman)

 

Kavram Atölyesi başlığı altında kesin ve net bir tanım sunamadığımın farkındayım. Ancak “atölyede” olmak ümitvar olmaktır ve yolda olmak, yola devam etmek hedefe ulaşmak kadar ve belki de hedefe ulaşmaktan bile daha kıymetlidir diyebilirim. Bu noktada Melih Cevdet Anday’ın imge tanımı işimize yarayabilir: “Şiir, bilinen sözcüklerle bilinmedik sözler kurmaktır, demiştim bir yazımda. Bunu, bilinen sözcüklerle bilinmedik imgeler yaratmaktır biçiminde de yürütebiliriz.” (Akan Zaman Duran Zaman) Nitekim Melih Cevdet Anday da “nihai hedeften” değil yola devam etmekten dem vurmuş

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Karantina, sokağa çıkma yasağı, kısıtlamalar, “evde kal” çağrıları derken, tüm dünya olarak daha önce deneyimlenmemiş çok ilginç zamanlardan geçiyoruz.

Dünya yolculuğunun ara durakları var ve biz ana rahminden sonraki duraktayız. Dünyada. Şair, “insan nerenin yerlisidir?” diye soruyor. Çünkü insan yerleşmeye eğilimli, buna ihtiyaç duyan bir varlık. Bir yere yerleşti mi hemen ora ile ünsiyet kuruyor ve bir daha ayrılmak istemiyor.

Dünyayı kasıp kavuran bir salgının içine düştük. Dünya tarihinde isimleri farklı olsa da buna benzer salgınlar yaşandı. Hepimizi ölümle ve yaşadığımız hayatla yüzleştiren bir sürecin içindeyiz. Şimdiden korona sonrası dünyanın nasıl bir sosyolojik, psikolojik dönüşüm yaşayacağına dair tezler ortaya atılmaya başlandı bile. Bekleyip göreceğiz.

Akşam olmadan yola vuruyorum kendimi. Nineme duyurmadan, artık merek yerine kullandığımız kulübedeki torbayı çividen indiriyorum. Altı yumurta. Ceplerime indiriyorum dikkatlice. Yine kimseye görünmeden, evin yukarısından geniş bir yay çizerek bakkala doğru yollanıyorum. İçim içime sığmıyor. Kurduğum şeyi başarabilirsem karlı çıkacağım. Becerebilirsem, bakalım.

Bir köy yıldızıydı, büyük bir göğü vardı

 

Kulis

Postmodern Öykü Denince: Jorge Luis Borges

ŞahaneBirKitap

Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemine dair ilgi, Diriliş Ertuğrul ve Kuruluş Osman gibi dizilerin de etkisiyle son günlerde iyice arttı.

Editörden

Dünyanın çehresini değiştiren en büyük seyahat, bir odada, bir kitabın yoldaşlığında yapılan seyahattir. Kitaplardan en çok yola çıkmasını öğrenebiliriz. Ola ki hoyrat bir karakterle birlikte seksen günde dünyanın çevresinde devri daim eder, aklımızın eremeyeceği sırlara vakıf oluruz. Her yolculuk, insanın kendi içine attığı adımı biraz daha kuvvetlendirir.