Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

İştah açan edebiyat



Toplam oy: 98
Jennifer Barclay // Çev. Yağmur Çevik
Siyah Kitap
Edebi Ziyafet, hem edebiyat eserlerini lezzetli yemekler, mükemmel tatlar, iştah açıcı kokular vasıtasıyla anımsamayı hem de yemek yapmayı sevenlerin ilgisini çekecek.

“Uzun yıllardır, akşamları yatışımın tiyatrosu, dramı dışında Combray’ye ait her şey benim için yok olmuşken, bir kış günü eve döndüğümde, üşümüş olduğumu gören annem, alışkın olmadığım halde, biraz çay içmemi önerdi. Önce istemedim, sonra, bilmem neden, fikir değiştirdim. Annem, birini gönderip, Küçük Madlen denilen, bir tarak midyesinin oluklu çenetleri arasında biçimlendirilmiş gibi görünen o kısa, tombul keklerden aldırdı. Az sonra, o kasvetli günün ve iç karartıcı bir yarının beklentisiyle bunalmış bir halde, yaptığım şeye dikkat etmeden, yumuşasın diye içine bir parça madlen attığım çaydan bir kaşık alıp ağzıma götürdüm. Ama içinde kek kırıntıları bulunan çay damağıma değdiği anda irkilerek, içimde olup biten olağanüstü şeye dikkat kesildim. Sebebi hakkında en ufak bir fikre bile sahip olmadığım, soyutlanmış, harikulade bir haz, benliğimi sarmıştı. Bir anda, hayatın dertlerini önemsiz, felaketlerini zararsız, kısalığını boş kılmış, aşkla aynı yöntemi izleyerek, benliğimi değerli bir özle doldurmuştu; daha doğrusu, bu öz, benliğimde değildi, benliğimin ta kendisiydi. Kendimi vasat, sıradan ve ölümlü hissetmiyordum artık. Sonra ansızın o hatıra karşımda beliriverdi. Bu tat, Combray’de pazar sabahları (pazarları Missa saatinden önce evden çıkılmadığından), Léonie Halamın, günaydın demeye odasına gittiğimde, çayına ya da ıhlamuruna batırıp bana verdiği bir parça madlenin tadıydı…” Proust’un Kayıp Zamanın İzinde eserinde geçen bu eşsiz bölüm, Fransızcaya, “madeleine de proust” ifadesini kazandırmıştır. Genellikle çocukluğa dair güçlü bir hatırayı, bir an’ı birdenbire canlandırıveren, geçmişe açılan sihirli bir kapı işlevi gören kokuları, tatları, sesleri anlatmak için kullanılır.

Sizin de sık sık başınıza gelmiştir, edebiyat eserlerinde yer alan yiyecek tarifleri, iştah açıcı şölensel sofralar, bazen basit bir sandviç ya da bir parça çikolata bile okuru bambaşka yerlere götürür. Böyle durumlarda devreye giren istemsiz (ya da Proustien) bellek kimbilir sandıktan hangi hatıraları çıkarmış, hangi anları parlatmıştır. Bu aynı zamanda zihnimizde bazı kitapların, içlerinde geçen yemek sahneleriyle kodlanmasına sebep olur. Karakuş tatlısı denince Muzaffer İzgü’nün Ökkeş serisinin, fondan denince Çalıkuşu’nda Reşat Nuri’nin anlattığı fondan yeme adabının, tarhana çorbasıyla İnce Memed’in, patlıcanlı dolma yerken Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ının, sahanda yumurta mevzubahisse Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde... kitabındaki bir öyküde Mahir Ünsal Eriş’in iki arkadaşa ikişerli paylaştırdığı dört yumurtanın, domates suyu dendiğinde Sait Faik’in Mahalle Kahvesi kitabındaki Kör Mustafa’nın aklımıza düşmesi bundandır.

Kitaplarda geçen yemek sahneleri


Siyah Kitap’tan geçtiğimiz günlerde çıkan Edebi Ziyafet, hem edebiyat eserlerini lezzetli yemekler, mükemmel tatlar, iştah açıcı kokular vasıtasıyla anımsamayı hem de yemek yapmayı sevenlerin ilgisini çekecek. Jennifer Barclay roman, şiir ve oyunlardan seçerek bir araya getirdiği yemek tariflerini, bazen de kitaplarda geçen yemek sahneleriyle eşleştirdiği reçeteleri okura sunuyor. Kitapta “Başlangıç ve Atıştırmalıklar”, “Ana Yemekler”, “Tatlılar ve Şekerlemeler” olarak üç ana başlıkta gruplanan tariflerle birlikte kitaplardan alıntılar, yazarların yemeğe dair düşünceleri ve bazen de bir yemeğin ya da yiyeceğin farklı yazarların eserlerinde nasıl karşımıza çıktığı yer alıyor.

Moby Dick’teki dumanı tüten balık çorbasından Deniz, Deniz’de Charles Arrowby’nin öğle yemeğinde yediği tütsülenmiş balıklara; Ulysses’te Leopold Bloom’un iştahla tükettiği sakatatlardan Canterbury Hikâyeleri’nin Franklin’i için yazarın uygun gördüğü yağlı kekliğe; Deniz Feneri’nde Marthe’ın övünçle ikram ettiği “Boeuf en Daube”dan Madam Bovary’nin düğününde servis edilen tavuk yahnisine ve elbette Kayıp Zamanın İzinde’nin meşhur madlenlerine dek pek çok tarifin yer aldığı kitap bu sıcak yaz günlerinin rehavetinde hem lezzet hem de edebiyat peşinde koşanlara hediye.

 

 

 

 


 

 

Görsel: Dilem Serbest

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Tıpkı sizin gibi. Kitabı eline almış ve alacaklar gibi, zarif kitap kapağına hayran oluyorum. Kitap kapağının güzelliğinin sadece çizgilerden ibaret olmadığını hissetmiş olmalıyız öyle uzun uzun bakarken. Kuşlarla gelen bir genişlik, kanatlanma duygusu, sarı ile gelen anlam, uçabilecek olmanın tedirginliği ve başkaca pıt pıt açıverecek nice duyguları bekleyerek bakıyoruz resme.

Kendi anlatı evrenini kuran, hikâyelerini birbirine teyelleyip size aşina bir karakteri başka bir öykünün kıyısından geçiren yazarlara pek meftunum. Bunun nedeni kültürel kodlarımıza kazınan Binbir Gece tarzı anlatılar olabileceği gibi Borges’i pek sevmemize neden olan oyuncu tavır ya da postmodern estetiğin parçalanmış gerçeklik fikri de pekâlâ olabilir.

Asimetri Lisa Halliday’in ilk kitabı. Kitap, Time ve New York Times tarafından 2018’in en iyi on kitabı arasında gösterilirken Elle, Oprah Magazine, Kirkus Review gibi birçok mecra da 2018’in en dikkat çeken eserlerinden biri olarak niteliyor kitabı.

 

Ağaçlar’ın dilinden anlıyor muyuz? Yazıldığı dil Almancayı kastetmiyorum elbette, bu yazıda üzerinde duracağım dil evrensel, doğanın dili. Peki ağaçların sesine kulak vermemize vesile olan şey ne? Bir kitap. Hermann Hesse’nin bütün eserlerinin bulunduğu 20 ciltlik baskıdan Volker Michels tarafından derlenmiş Ağaçlar dilimize çevrilerek Kolektif Kitap etiketiyle okura sunuldu.

Aynur Dilber’in ilk öykü kitabı Az Hüzünlü Bir Yer (İz Yay. 2018), gerçekçi ve gerçeküstü tarzda öyküler içeriyor. Ben kendi payıma, kitaptaki gerçeküstü öyküleri daha çok beğendim. Bu beğeninin elbette öznel bir tarafı var ama gerçeküstü öyküleri neden daha çok beğendiğimi kendime sorduğumda, bunun tek sebebinin benim edebiyat zevkim olmadığını itiraf edeyim. Ne demeye çalışıyorum?

Söyleşi

100. sayımızdan itibaren başladığımız Yayınevi Hikâyeleri’nde bu ay İz Yayınları editörü Hamdi Akyol var. Akyol, yayıncılık tarihimizin kilometre taşlarından olan İz Yayınları’nın kuruluşunu, daha çok hangi kitapları bastıklarını ve günümüz yayıncılık ortamının durumunu değerlendirdi.

 

ŞahaneBirKitap

“Tıp gerçek bir kütüphanedir, ama doğru biçimde okunması gerekir” cümlesinden yola çıkan Kütüphanedeki Beden, Charles Dickens’tan Franz Kafka’ya, Virginia Woolf’tan Susan Sontag’a, John Berger’dan Oliver Sacks’e uzanan bir yelpazeyle zenginleşen, tıbbın toplumsal tarihini edebiyat aracılığıyla aydınlatan bir antoloji.

Editörden

 

Günümüz İngiliz romancılarından Ian McEwan’ın Soğuk Savaş döneminin “edebiyat cephesi”ni anlattığı ilginç bir romanı var; Bir Parmak Bal. Ülkemizde de yayınlanan roman bir anlamda birbirine benzemeyen üç ilgi çekici konuyu garip bir kurgu etrafında bir araya getiriyor: Gizli servis, edebiyat ve aşk.