Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Kitap İçin 2: Kendi izini süren keşşaf



Toplam oy: 1014
Selçuk Altun
Sel Yayıncılık

Aforizmaları, değinileri, polemikleri, anektodları içeren, yine bin maddeden oluşan Kitap İçin 2, birincisinden dört yıl sonra yayınlandı. Selçuk Altun bu  kitapta, keşif  çalışmalarını daha da derinleştirip genişleterek okurlarıyla paylaşıyor. Üçüncü bin ise, Cumhuriyet Kitap'ta çoktan başladı: Kendi izini süren bir keşşafın, araştırma ve buluntu sonuçlarını gün ışığına çıkarma eylemini bitirmesi zaten beklenmiyordu.

Hele o bir  romancıysa!

Dolayısıyla Altun'un birbirinden bağımsız- özgür; kimi zaman başına buyruk, kimi zaman da birbirleriyle kesişen maddelerden oluşturduğu continuum kendini çoğaltarak sürecektir.

                        *

Ben, Kitap İçin 2'yi okurken  şunu daha iyi anladım: Böyle bir  çalışma, olağanüstü bir edebiyat heyecanının yanı sıra, aynı şiddette yaşam sevinci ve coşkusu olmadan  kotarılamaz; ve böyle bir iş, ancak içtenlikle ve kendine de doğruları söyleyerek yapılabilir. Zira az önce belirttiğim gibi, yazar kendi kendinin keşşaflığına soyunmuş, kendi izini sürmektedir.  Daha açık ifade edersem: Altun, kaleme aldığı maddeleri – en az romanları kadar- kendini var etmenin bir yolu olarak görüyor; hem okuduğunu, öğrendiğini; hem de bildiğini itiraf ediyor; bunu  büyük bir samimiyetle ve doğrulukla yapıyor.  
    
Kitap İçin'leri çekici kılan da, okuru yazara yakınlaştıran da bu.  
    
Ancak bu tutumun okuru sorguladığı, köşeye sıkıştırıp itiraf etmeye zorladığı da söylenebilir. Bu konuyu  kendimden örnek vererek, açık yüreklilikle açıklayayım: Kimi buluntuları, keşifleri  okuduğumda, ben bunu bilmiyorum dediğim çok oldu. Bundan dolayıdır ki yazara sıkça gıpta ediyor, hatta onu kıskanıyorum.        

Gerçi daha çok bilgiye, daha çok kültürel  buluntuya sahip olma güdüsüyle, yazarın alttan alta mırıldandığı  hayıflanmalar hissedilmiyor değil. Fakat başta söylediğim gibi, bilgi edinme bağlamındaki continuum'un sonu yok. Eldekiler, süregelen keşifler ve daha sonra edinilecek olanlar, hiç kuşkusuz yazarın edebiyat ve yaşam sevincini artıracak, ama hiçbir zaman işba noktasına ulaştırmayacaktır...

 Bu - zaten- biz okurların arzu ettiği bir şey değil!      

                        *
Kitap İçin 2'de yalnızca aforizmalar, kıs(s)alar, ipuçları, iz'ler yok; polemikler ve bazen oldukça sertleşen kritikler de var. Ancak bunlar,  yazar, - - bir başkasının değil, doğrudan kendi izini sürdüğü, kendini var etmek için yazdığından - - karışık değil, açık ve samimi! Kısacası Selçuk Altun, bu tür değinilerinde, sözünü sakınmadan, sağa sola sapmadan, bazı anıştırmalar, göndermeler yapmadan dosdoğru söylüyor: Cepheden yaklaşan bir  polemikçi  o; oyundan oyuna geçmeden, arkadan dolanıp  puan almaya çalışmadan yapıyor eleştirisini. Böylece, bu maddeler de diğerleri gibi, önemli birer iz kaydı olarak muhteviyatta yer almış oluyor.

                        *

Kitap İçin'lerle ilk kez buluşacaklara bir önerim olacak: Bu kitaplarda sunulan maddeler küçük birer drajedir. Daha  kapsamlı, daha etkili dozlar için, keşşafın size verdiği ipuçlarının izini sürmelisiniz. 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Asimetri Lisa Halliday’in ilk kitabı. Kitap, Time ve New York Times tarafından 2018’in en iyi on kitabı arasında gösterilirken Elle, Oprah Magazine, Kirkus Review gibi birçok mecra da 2018’in en dikkat çeken eserlerinden biri olarak niteliyor kitabı.

 

Ağaçlar’ın dilinden anlıyor muyuz? Yazıldığı dil Almancayı kastetmiyorum elbette, bu yazıda üzerinde duracağım dil evrensel, doğanın dili. Peki ağaçların sesine kulak vermemize vesile olan şey ne? Bir kitap. Hermann Hesse’nin bütün eserlerinin bulunduğu 20 ciltlik baskıdan Volker Michels tarafından derlenmiş Ağaçlar dilimize çevrilerek Kolektif Kitap etiketiyle okura sunuldu.

Aynur Dilber’in ilk öykü kitabı Az Hüzünlü Bir Yer (İz Yay. 2018), gerçekçi ve gerçeküstü tarzda öyküler içeriyor. Ben kendi payıma, kitaptaki gerçeküstü öyküleri daha çok beğendim. Bu beğeninin elbette öznel bir tarafı var ama gerçeküstü öyküleri neden daha çok beğendiğimi kendime sorduğumda, bunun tek sebebinin benim edebiyat zevkim olmadığını itiraf edeyim. Ne demeye çalışıyorum?

Adalet Ağaoğlu’nun eylülde Everest’ten çıkan kitabı Düşme Korkusu adını taşıyor. Bir kitabın ismi içeriğinden bağımsız olabilir, Gülün Adı buna güzel bir örnektir; bazı isimler içeriğe dair ipucu verebilir, bazıları ise tamamen o isim üzerine inşa edilebilir. Düşme Korkusu son gruptan.

I. Dünya Savaşı’nı takip eden günlerde, İrlandalı genç bir meteoroloji uzmanı, Antartika’daki kuş uçmaz kervan geçmez bir adaya bir yıllığına tayin edilir. Onu bırakacak olan gemi, bir önceki meteoroloji uzmanını alıp dönecektir ancak adada karşılaştıkları tek insan, tuhaf ve yabani deniz feneri bekçisi olur.

Söyleşi

Sanat eleştirmeni Samed Karagöz, gazete ve dergilerde çağdaş sanat hakkında kaleme aldığı yazılarını Kamçatka (Profil Yayınları) adlı kitabında bir araya topladı. Karagöz, sanat üzerine yazarken, eleştirirken sanata karşı gösterdiği tutkulu bağlılığı ve sevgiyi hiç kaybetmeden, okuru için özel bir yol haritası da çiziyor.

ŞahaneBirKitap

Edebiyat eleştirmeni Adam Kirsch, Küresel Roman - 21. Yüzyılda Dünyayı Yazmak kitabında bir romanı küreselleştiren şey nedir sorusunun yanıtını arıyor.

Editörden

Kitaplarla ilgili internet sitelerini, dergileri karıştırdığınızda karşınıza çıkan en ilgi çekici içerik, “Hangi kitabı okumalıyım?” sorusuna verilen cevaplardır. Bu cevaplar genelde ortalama bir anlayışın yansımasıdır. Kitap okumak seçkin bir eylemdir ve kitap okuyacak kişi de, bu özel eylemi gerçekleştirmek için en “seçkin” kitabı bulmalıdır.