Aforizmaları, değinileri, polemikleri, anektodları içeren, yine bin maddeden oluşan Kitap İçin 2, birincisinden dört yıl sonra yayınlandı. Selçuk Altun bu kitapta, keşif çalışmalarını daha da derinleştirip genişleterek okurlarıyla paylaşıyor. Üçüncü bin ise, Cumhuriyet Kitap'ta çoktan başladı: Kendi izini süren bir keşşafın, araştırma ve buluntu sonuçlarını gün ışığına çıkarma eylemini bitirmesi zaten beklenmiyordu.
Hele o bir romancıysa!
Dolayısıyla Altun'un birbirinden bağımsız- özgür; kimi zaman başına buyruk, kimi zaman da birbirleriyle kesişen maddelerden oluşturduğu continuum kendini çoğaltarak sürecektir.
*
Ben, Kitap İçin 2'yi okurken şunu daha iyi anladım: Böyle bir çalışma, olağanüstü bir edebiyat heyecanının yanı sıra, aynı şiddette yaşam sevinci ve coşkusu olmadan kotarılamaz; ve böyle bir iş, ancak içtenlikle ve kendine de doğruları söyleyerek yapılabilir. Zira az önce belirttiğim gibi, yazar kendi kendinin keşşaflığına soyunmuş, kendi izini sürmektedir. Daha açık ifade edersem: Altun, kaleme aldığı maddeleri – en az romanları kadar- kendini var etmenin bir yolu olarak görüyor; hem okuduğunu, öğrendiğini; hem de bildiğini itiraf ediyor; bunu büyük bir samimiyetle ve doğrulukla yapıyor.
Kitap İçin'leri çekici kılan da, okuru yazara yakınlaştıran da bu.
Ancak bu tutumun okuru sorguladığı, köşeye sıkıştırıp itiraf etmeye zorladığı da söylenebilir. Bu konuyu kendimden örnek vererek, açık yüreklilikle açıklayayım: Kimi buluntuları, keşifleri okuduğumda, ben bunu bilmiyorum dediğim çok oldu. Bundan dolayıdır ki yazara sıkça gıpta ediyor, hatta onu kıskanıyorum.
Gerçi daha çok bilgiye, daha çok kültürel buluntuya sahip olma güdüsüyle, yazarın alttan alta mırıldandığı hayıflanmalar hissedilmiyor değil. Fakat başta söylediğim gibi, bilgi edinme bağlamındaki continuum'un sonu yok. Eldekiler, süregelen keşifler ve daha sonra edinilecek olanlar, hiç kuşkusuz yazarın edebiyat ve yaşam sevincini artıracak, ama hiçbir zaman işba noktasına ulaştırmayacaktır...
Bu - zaten- biz okurların arzu ettiği bir şey değil!
*
Kitap İçin 2'de yalnızca aforizmalar, kıs(s)alar, ipuçları, iz'ler yok; polemikler ve bazen oldukça sertleşen kritikler de var. Ancak bunlar, yazar, - - bir başkasının değil, doğrudan kendi izini sürdüğü, kendini var etmek için yazdığından - - karışık değil, açık ve samimi! Kısacası Selçuk Altun, bu tür değinilerinde, sözünü sakınmadan, sağa sola sapmadan, bazı anıştırmalar, göndermeler yapmadan dosdoğru söylüyor: Cepheden yaklaşan bir polemikçi o; oyundan oyuna geçmeden, arkadan dolanıp puan almaya çalışmadan yapıyor eleştirisini. Böylece, bu maddeler de diğerleri gibi, önemli birer iz kaydı olarak muhteviyatta yer almış oluyor.
*
Kitap İçin'lerle ilk kez buluşacaklara bir önerim olacak: Bu kitaplarda sunulan maddeler küçük birer drajedir. Daha kapsamlı, daha etkili dozlar için, keşşafın size verdiği ipuçlarının izini sürmelisiniz.
Eleştiri

Eleştiri




Yorumlar

Yorum Gönder
Diğer Eleştiri Yazıları

George Ritzer’ın üniversite öğrencilerine hazırlanmış ders kitabı niteliğindeki çalışması ‘Küresel Dünya’, dipnot ve alıntıların içinde kaybolmadan, ‘küreselleşmenin temel niteliklerini’ gözden kaçırmadan, güncel veri ve gözlemleri es geçmeden ‘toptan’ bir inceleme sunuyor.

On dört yaşındaydım ve hayat, bir deniz yatağında uyumamı emrediyordu. Oysa deniz yatağı, altında deniz olmadan bir çakıl çuvalına benzer. Uyutmaz. Uyutsa da gördüğün rüyayı hatırlatmaz. Latin alfabesini doğduktan ancak dokuz yıl sonra öğrenebilmiş bir çocuğa, eline tesadüfen geçmiş bir romanı okutmaktan başka bir halta yaramaz.

Meksikalı Juan Rulfo, yaşadığı kadar yazan biri değil ne yazık ki. Fakat onun, kaleme aldığı az sayıdaki yapıtıyla pek çok ismi etkilediğini söylemek lazım. Ülkesi Meksika ve Latin Amerika edebiyatının önemli isimlerinden olan Rulfo'nun tek romanı Pedro Paramo.

Heinrich Böll’ün Can Yayınları’ndan çıkan öykü kitabı, duyguları alt üst eden, insan elinden çıkma vahşetin sahici korkunçluğuyla bir kere daha yüzleştiren, can yakan bir kefaret öyküleri seçkisi.

"Biz kendimizi, kendi köyümüz dışındaki her yerde rahat sayan huzursuz insanlarız.” Cesare Pavese.









Facebook
FriendFeed
Twitter
RSS
Yeni yorum gönder