Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Kurgu Değil Gerçek Kahramanlar



Toplam oy: 5
Çocuk kitapları yazarı H. Salih Zengin yeni hikâyelerinde; Yunus Emre, Mimar Sinan, Fatih ve Evliya Çelebi gibi kültürümüzün dünyaya mal olmuş on önemli ismini anlayacakları bir dil ve üslupla günümüz çocukları ile tanıştırıyor. Kurgu kahramanlara alışmış zamane çocuklarının da yadırgamayacağı kahramanlara dönüştürerek.

İlk, orta, lise, üniversite eğitim hayatımızın kaçınılmaz bir parçasıdır tarih. Zaten Türk olanın, Türkiye’de yaşayanın öyle ya da böyle tarih bahsi, tarih bilinci ya da tarih tartışması içermeyen bir hayatı olabilir mi? Köklü, şanlı ve acısıyla tatlısıyla oldukça hareketli bir geçmişe sahip olan bir milletin fertleri olarak daha ilkokula gitmeye başlamadan bir şekilde bu kültürle, bu tarihle ve şahsiyetleriyle yüzleşiriz.

 

Eğitim hayatımız boyunca da az maruz kalmayız geçmiş bilincine. Özellikle kahramanlıkların ve iz bırakmış kahramanların hikâyelerine. Yine de uzun yıllar boyunca bazen resmî, bazen gayrı resmî, bazen de alternatif yollarla süren bu tarih aktarımının ne kadar başarılı, sağlıklı, kalıcı ve etkili olduğu tartışma götürür.

 

Çocuk edebiyatı alanında yıllardır yazdığı kitaplar ve çıkardığı dergilerle tanıdığımız Hacı Salih Zengin son çalışmasında bu çok tartışma götüren alana da el atmayı seçmiş. “Ağaç yaşken eğilir” diyerek çocuklara belli bir tarih bilincini, onlara en fazla hitap eden yönüyle, tarihin kahramanlarıyla verme gerekliliğini görmüş ve 10 kitaptan oluşan bir Tarihî Kahramanlar Serisi kaleme almış.

 

“Tarihimizde büyük işler başarmış kişilikleri çocuklarımıza ne kadar aktarabiliyor ve okutabiliyoruz? Dede Korkut, Fatih Sultan Mehmet, Yunus Emre deyince kaç çocuğun zihninde bir şeyler canlanıyor? Kronolojik bir bilgi aktarımının ötesine geçip tarihimizdeki siyasi, kültürel, manevi gerçek kahramanlarla kayda değer bir şeyler öğretebiliyor muyuz?” sorularından yola çıkmış Salih Zengin.


Öz kültürüyle bağ kurmak
Tarih şuurunu çocuklara kazandırmanın en uygun yolunun didaktik ve kronolojik bilgi aktarımı olmadığı düşüncesiyle tarihi yazan kahramanları ön plana çıkarmış Zengin. Yazarın; “Çocuklar kahramanları sever ve kendilerini onlarla özdeşleştirir. Bu hiç var olmayan bir çizgi film kahramanı da olabilir, geçmişte yaşamış gerçek bir kişilik de. Önemli olan çocukların bir kahramanla bağ kurabilmesi ve onu sevmesidir” yaklaşımının eseri geçtiğimiz günlerde Vakvak Yayınları’ndan çıkan 10 kitaplık Tarihî Kahramanlar Serisi.
H. Salih Zengin bu 10 hikâyelik seri ile kendine bir misyon yüklenmiş: Bu, edebiyatın gücü sayesinde çocukların hayal gücüne seslenerek kültürümüzdeki abidevi şahsiyetleri çocukların dünyasında gün yüzüne çıkarmak. Hatta, bu misyon salt geçmişten bugüne bir nakilciliğin ötesini de hedefliyor gibi.
H. Salih Zengin’in yarının büyükleri olacak en değerli varlıklarımızın rahat anlayacakları bir dil ve üslubunun yanında, Dağıstan Çetinkaya’nın çocuk muhayyilesine hitap eden masalsı resimleriyle bezenen Tarihî Kahramanlar Serisi ile güdülen hedefi şöyle ifade etmek mümkün: Kültürümüzde derin izler bırakan karakterleri yetişkinlerin fazla ciddi, az renkli dünyasının kalıplarından kurtararak çocukların zengin ve rengârenk hayal gücü evrenine taşımak, burada yeniden yaşatmaya başlamak.
Bir başka deyişle; çocukları kültür ve tarihimize çok uzaktan bakan birer izleyici olmaktan kurtararak, o kültürün özneleriyle hemhal kılmak ve kendi geçmişleriyle daha canlı bir tasavvur bağı kurmalarını sağlamak…

Kültürümüzün on kahramanı
Tarihî Kahramanlar Serisi’nde kültürümüzün abidevi on ismini hikâye formatında bir araya getiren H. Salih Zengin, sıkıcı bir tarih öğretisinin uzağında bugünün çocuklarının anlayacağı bir dil ve üslupla her bir karakteri bir kahraman olarak tanıştırıyor çocuklarla. Yazar, dedesiyle sohbet eden küçük bir çocuğu her kitapta farklı bir metaforla geçmişe doğru bir zaman yolculuğuna çıkarıyor ve her kitapta anlatılan kahramanın yaşadığı dönemde görünmez olarak dolaştırıyor.
Bu yolculukta çocuklar geçmişte kısıtlı imkânlarla büyük işler başarmış, çağlar ötesine geçerek günümüzde de adını yaşatan büyük isimleri yakından tanıma fırsatı buluyor. Kimler mi? Destanlarımızın Atası Dede Korkut, Tıp İlminin Büyük Bilgini İbni Sina, Gönüllerin Sultanı Hz. Mevlâna, Şiirimizin Süt Dişi Yunus Emre, Çağ Açıp Çağ Kapatan Padişah Fatih Sultan Mehmet, Müziğin Dehası Dede Efendi, Bir Dünya Gezgini Evliya Çelebi, Dünya Haritasını Çizen Denizci Piri Reis, Taşın Dili Mimar Sinan ve Dünyayı Güldüren Bilge Nasrettin Hoca…
Yazar Zengin bu serideki hikâyelerinde yer verdiği şahsiyetleri geleceğin öncüleri için rol model olacak isimler arasından seçmiş ve nedenini şöyle açıklıyor: “İçinde yaşanılan kültür ve medeniyetin öncü isimlerinden bihâber olunarak dünyada söz sahibi olmak mümkün değil. On farklı alanda büyük işler başaran on tarihî kahraman, geleceğe yüzünü çeviren çocukların geçmişe sırt dönmemeleri için bir rehber niteliğinde.”
Yazar H. Salih Zengin de, çizer Dağıstan Çetinkaya da, yayıncı Vakvak Yayınları da vazifesini tamamladı. Şimdi sıra çocuklarda. Artık çocuk okurlara düşen, kahramanını seçmek ve geleceğin kahramanı olmak için kolları sıvamak.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Neil Gaiman’ın çağımızın hikâye anlatıcıları için bir tür süperstar olduğunu söylemek sanıyorum yanlış olmaz. En azından konu fantastik kurgu olduğunda türün pek çok gediklisi bu tanıma itiraz etmeyecektir.

Hollandalı Rönesans ressamı Pieter Bruegel; hayatı boyunca yer yer karanlık, düşündürücü ve etkileyici işleriyle öne çıkan, sanat tarihinde oldukça önemli yer edinmiş, usta diye addedilen bir isim. Çalışmaları arasında, zamanın ve mekânın ötesine geçen, günümüzde hâlâ adından söz ettiren birçok resim var ve bunlar edebiyattan sinemaya birçok eserin de esin kaynağı oldu.

 

“Velhasıl, diyeceğim o ki Tanrı’nın oğlunun ete kemiğe bürünmesindeki bereketin üstünden bin üç yüz kırk sekiz sene geçtikten sonra, İtalya’nın diğer tüm güzelliklerini gölgesinde bırakan muhteşem Floransa’ya ölümcül veba çıkageldi.”

 

Connell fakir bir genç. Üstelik annesi hoşlandığı kadının, Marianne’in evinde çalışıyor. Connell’ın Marianne’le ilişkisi, Connell’ın kendi kendine koyduğu yasaklarla sınırlandırılmış durumda; çünkü Connell,–Y kuşağının asla izlemediği– olasılıkla ailesinin evinde rastladığı, soap-opera’lardan gördüğü kahramanlardan öğrendiklerini tekrarlıyor.

“Her yerde olduğu gibi Fransa’da da bir artistin eserleri Bila kaydü şart hürmet görmesi için vefat etmiş olması lazımdır” diyor Fikret Mualla, Semiha Berksoy’a yazdığı bir mektupta.

 

Kulis

Ekrem Demirli: ''Kuşeyri, ilahi kitaba 'Sevgilinin Mektubu' gibi bakıyordu''

ŞahaneBirKitap

Amerikan psikolojisi ve varoluşçu psikoterapinin önde gelen isimlerinden Rollo May, Yaratma Cesareti adlı o pek ünlü kitabında, modern-kapitalist sarsıntı çağının bizleri bir şeyler yapmaya, üstelik yeni bir şeyler yapmaya çağırdığından bahseder.

Editörden

Deniz denildiğinde aklıma hep Küçük Kara Balık geliyor. Üstelik, Samed Behrengi’nin bu hüzünlü küçük öyküsü, yosunlarla kaplı bir kayadan göllere dökülen, oradan da nehir nehir denize açılan bir öyküdür. Elbette denizden daha fazlasını anlatır. Yine de büyük denizi özleyen küçük bir balık imgesi, insanın dünyadaki yolculuğunu anlatmada bana hep eşsiz bir metafor olarak görünmüştür.