Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Pleasantville'den Sex and the City'e



Toplam oy: 782
Dorian Solot, Marshall Miller
Aganta Kitap
Yaşasın Orgazm, "Orgazmı seviyoruz" mottosuyla yollara düşen, cinsellik ile ilgili pek çok sorunun cevabını verebilmeyi ülkü edinen, çok denekli, çok metotlu, çok bilgilendirici, çoğulcu bir midi ansiklopedi.

"Aşk ölçülemez, oysaki ölçüsüz bilim olmaz. Bu sebeple aşkı hep dışarıda bırakmayı seçtim…" (Alfred Kinsey) Kadın orgazmı hiç kuşku yok ki şık bir konu. Onu konuşulmaya ve incelemeye değer kılan şey, kadın bedeninin kendine dair söyleyeceği sözleri olmasıyla ilişkili olmalı. "Henüz yanıtlanamamış ve kadın ruhuyla ilgili otuz yıl süren araştırmalarıma karşın benim de yanıtlamayı başaramadığım çok önemli bir soru var: Kadın ne ister?" Sigmund Freud bu soruyla hemhal edeli uzun bir süre oldu. Artık kadın ruhunun ya da bedeninin ne istediğini ölçülendirebildiğimiz, standardize etmekten imtina edip farklı keşifler içinde yürüyebileceğimiz parkurlar vadeden çalışmalar var. Şükür ki...

 

ABD'de, ülkenin çeşitli eyaletlerinde, yetişkin sağlık eğitim merkezlerinde ve üniversitelerinde kadın orgazmı, sağlıklı cinsellik üzerine eğitimler veren Dorian Solot ve Marshall Miller'ın, görüşme ve anketlerden derledikleri Yaşasın Orgazm (I ♥ Female Orgasm), raflarda boy göstermeye başladı. Bununla birlikte bu alanda gösterilen gayretler ve ortaya çıkartılan raporlar, mevzunun dillendirilmesinin konfor sayılabileceği, ferdi olduğumuz coğrafyalarda daha da önem kazanmakta. Çalışma alanının yarattığı "kıkırdamalı" deneyimler, 1950'li yıllardan bu yana gerek Alfred Kinsey'in, gerekse William Masters ve Virginia Johnson'ın beraber çalıştıkları cinsellik haritalarını, gündelik jargonumuza "geyik" yapma olanağı da sunan raporlar olarak format etmiş olsa dahi, şakanın kendi gerçeğini kastetmediğini kim iddia edebilir? Üstelik Virginia Johnson'ın, asistanı iken sonradan eşi olacağı William Masters'ın ve onun öncüllerinin tespitlerine bir kadın sesi getirerek, kadın cinselliği konusundaki suskunluğu provokatif tavrıyla domine etmesi, bugün için de özgürleştirici bir çaba olarak ilgimizi beklemekte.

 

"Seks kusursuz olmayan bir sanattır…"

 

Yaşasın Orgazm, "Orgazmı seviyoruz" mottosuyla yollara düşen, cinsellik ile ilgili pek çok sorunun cevabını verebilmeyi ülkü edinen, çok denekli, çok metotlu, çok bilgilendirici, çoğulcu bir midi ansiklopedi. Ancak ansiklopedi gibi sesi apatetik değil. Gerçekten seks ve beden üzerine değişmeyi, dönüşmeyi arzu eden herkese kapısını sonuna kadar açan, bildiğimizi, sakındığımızı, korktuğumuzu, sevdiğimizi ve eğlendiğimizi düşündüğümüz tüm tecrübe ve fantezilerimizi görünür hale getiren bir çalışma.

 

Neşeli bir okuma pratiği öneren Yaşasın Orgazm, partnerlere bedenleriyle tanış olmalarını hatırlatan, haz ve arzu konusunda sunduğu teknik ve oyuncaklarla yönlendirmeler yapan, orgazm ile ilgili pek çok mitolojik efsanenin endüstriyel bir düş olduğuyla ilgili edinimlerini paylaşan ikna edici seçkisiyle karşımıza çıkıyor. Öte yandan da çiftlerin seksi yaşarken birbirlerinden ne istiyor olacağıyla ilgili reçeteler sunmak yerine, talep etmenin ve konuşmanın en kişisel seçim olacağı yönünde önemli uyarılar yapıyor. Çalışmanın kadın orgazmı ile ilgili en ortodoks göndermelerden, en devrimci olanına değin, sinema ve dizi sektörünün referanslarından da yararlanması okuma eylemini zenginleştiren dokunuşlar şüphesiz. Ama çalışmanın en mühim ön görüsü sağlıklı bir cinsel hayatın, kadının kendi orgazmının sorumluluğunu üstüne alması ile mümkün olacağını söylemesi. Aynı zamanda doğacak kaygıları ortadan kaldırmak için bu savı, erkeğin de kendi erkeklik iktidarından vazgeçebilme becerisini gösterip, pusulayı ve haritayı partnerine bırakabilmesi yönündeki esnekliğiyle güçlendirmesi. Bununla birlikte Yaşasın Orgazm, toplumsallaşan cinsiyetlerin ötesinde cinsiyet kimliklerini aşabilmiş tüm aşk ve seksleri mesele edinen bir çalışma.

 

Bir âşık özgürleşemeden diğerinin de özgürleşemeyeceği kanısıyla farklı deneyimleri paylaşan kitap, iddialarının gücünü bu gerçekten alıyor. Hazzın, aşkın, cinselliğin ve fantezinin erotik kıldığı biricik yer olan zihnimizin, bu konuda kuşanmış olduğu her zırhı soyunup diğer bedeni gerçekten kucakladığında o büyük orgazma ulaşabileceğini salık veriyor. İlk kez Jacques Lacan'ın ortaya attığı Jouissance (küçük ölüm) kavramının yarattığı metaforik gönderme de mevzunun derinliğini işaretliyor.

 

13 Temmuz'da ikinci sezonu ile ekranlarda yerini alan Showtime kanalının Masters of Sex adlı yapımı ve insanların bilinçaltını deşerek cinsel hayatları hakkında önemli bulgular edinen Alfred Kinsey'in yaşamının anlatıldığı 2004 tarihli Kinsey adlı yapım, okuma pratiğinin yanında başka güçlü kazanımlar için de yeşil ışık yakan diğer çalışmalar.

 

Yaşasın Orgazm Deniz Aycan çevirisiyle, kadınlar için sıradışı bir orgazm rehberi önerisini okurların merak ve ilgisine sunuyor. Ancak bu öneri, erkek okurları da pek çok edinim elde edeceği çarpıcı anlatım olanaklarıyla metne davet ediyor. İlerleyen başlıklar altında, bu alanda yapılmış diğer çalışmalara referans vermesi metne, akademik olmayan kaynak olma özelliği de katıyor.

 

Her kitabın kendi rengine yakışan bir müziği olabiliyor. Yaşasın Orgazm okurlarına, orgazmik sesiyle Donna Summer'ın coşkusunu katmayı da öneriyor gibi...

 

 


 

 

* Görsel: Gençay Aytekin

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Neil Gaiman’ın çağımızın hikâye anlatıcıları için bir tür süperstar olduğunu söylemek sanıyorum yanlış olmaz. En azından konu fantastik kurgu olduğunda türün pek çok gediklisi bu tanıma itiraz etmeyecektir.

Hollandalı Rönesans ressamı Pieter Bruegel; hayatı boyunca yer yer karanlık, düşündürücü ve etkileyici işleriyle öne çıkan, sanat tarihinde oldukça önemli yer edinmiş, usta diye addedilen bir isim. Çalışmaları arasında, zamanın ve mekânın ötesine geçen, günümüzde hâlâ adından söz ettiren birçok resim var ve bunlar edebiyattan sinemaya birçok eserin de esin kaynağı oldu.

 

“Velhasıl, diyeceğim o ki Tanrı’nın oğlunun ete kemiğe bürünmesindeki bereketin üstünden bin üç yüz kırk sekiz sene geçtikten sonra, İtalya’nın diğer tüm güzelliklerini gölgesinde bırakan muhteşem Floransa’ya ölümcül veba çıkageldi.”

 

Connell fakir bir genç. Üstelik annesi hoşlandığı kadının, Marianne’in evinde çalışıyor. Connell’ın Marianne’le ilişkisi, Connell’ın kendi kendine koyduğu yasaklarla sınırlandırılmış durumda; çünkü Connell,–Y kuşağının asla izlemediği– olasılıkla ailesinin evinde rastladığı, soap-opera’lardan gördüğü kahramanlardan öğrendiklerini tekrarlıyor.

“Her yerde olduğu gibi Fransa’da da bir artistin eserleri Bila kaydü şart hürmet görmesi için vefat etmiş olması lazımdır” diyor Fikret Mualla, Semiha Berksoy’a yazdığı bir mektupta.

 

Kulis

Ekrem Demirli: ''Kuşeyri, ilahi kitaba 'Sevgilinin Mektubu' gibi bakıyordu''

ŞahaneBirKitap

Amerikan psikolojisi ve varoluşçu psikoterapinin önde gelen isimlerinden Rollo May, Yaratma Cesareti adlı o pek ünlü kitabında, modern-kapitalist sarsıntı çağının bizleri bir şeyler yapmaya, üstelik yeni bir şeyler yapmaya çağırdığından bahseder.

Editörden

Deniz denildiğinde aklıma hep Küçük Kara Balık geliyor. Üstelik, Samed Behrengi’nin bu hüzünlü küçük öyküsü, yosunlarla kaplı bir kayadan göllere dökülen, oradan da nehir nehir denize açılan bir öyküdür. Elbette denizden daha fazlasını anlatır. Yine de büyük denizi özleyen küçük bir balık imgesi, insanın dünyadaki yolculuğunu anlatmada bana hep eşsiz bir metafor olarak görünmüştür.