Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Sizin Kafka’nız hangisi?



Toplam oy: 1688

Kafka kült bir isim. Sadece eserleriyle değil, hayat öyküsüyle ve hatta fotoğrafıyla da... Dolaşımdaki iki fotoğrafı Che ya da James Dean’inkiler gibi dünyada en çok bilinen fotoğraflardan. Yüzü marka haline gelmiş. Hediyelik eşyalara, tişortlara basılmış. Fotoğraflarındaki masum bakışla birlikte hayat öyküsü birleşince bu imge daha da kuvvetleniyor. Genç yaşta veremden ölmüş olması, hayattayken hiç tanınmamış bir yazar olması, “ben ölünce tüm eserlerimi yakın” vasiyeti, ölümünden sonra kitaplarının yayınlanması, despot baba, kırık aşk hikayeleri, kadınlarla hiç ilişki kuramamış olması, kötü iş koşulları, yoksulluk, azınlık olmak... Kitap okuyan okumayan herkes onu tanıyor, hayat öyküsüne aşina.  

Kafka’nın bize anlatılan hayat hikayesinin pek gerçekçi olmadığına dair kuşku tohumları iki yıl önce, 2008’de yayınlanan haberlerle atılmıştı. Ünlü Kafka uzmanı James Hawes, basına yaptığı açıklamalarda hayat hikayesinde cinsellikle hiç ilişkisi olmadığı anlatılan Kafka’nın aslında porno meraklısı olduğunu söylüyordu. Hawes’e göre Kafka porno dergilere aboneydi ve bu dergilerden bazıları evindeki gizli bir çekmecede bulunmuştu. Hawes, Kafka'nın, not tuttuğu bazı hikâye metinlerinde de pornoya varan bir dil kullandığını, birçok tarihçinin bu belgeleri, "yazarın dünya edebiyatındaki imajını zedelememek" için kamuoyundan sakladığını da öne sürüyordu.    

James Hawes’in bu açıklamalarının amacı İngilizcede yeni yayınlanan Kafka hakkındaki kitabını tanıtmaktı. Gerçekten de bu açıklamalar çok etkili oldu ve James Hawes’in kitabı çok konuşuldu, tartışıldı. Hawes’in olay kitabı geçtiğimiz günlerde Sel Yayıncılık’tan Suğra Öncü çevirisi ile Türkçede yayınlandı. James Hawes “Hayatınızı Mahvetmeden Önce Neden Kafka Okumalısınız”da Kafka mit’ini yaratan “uydurulmuş” hayat hikayesini, onun için yaratılmış efsanelerin gerçekliğini sorguluyor.

Hawes, kitabına ilgi uyandırmak için açıkladığı sansasyonel porno koleksiyonunun işin sadece bir parçası olduğunu yazıyor. Kafka’nın kadınlarla ilişkisinin pek de sorunlu olmadığını, genç yaşlardan itibaren bir çok kadınla ilişkiye girdiğini, o dönem Prag’da çok yaygın olan randevuevlerinin gediklilerinden olduğunu belgeleriyle açıklıyor. Kafka’nın meşhur iki fotoğrafından melon şapkalı olanının aslında kadrajlı bir fotoğraf olduğunu, fotoğrafın kesilen yanında genç bir kadının bulunduğunu açıklıyor. Prag gecelerinde hafif meşrepliğiyle iyi tanınan Hansi Szokoll bu kadın.

James Hawes, adım adım Kafka efsanesini oluşturan mitleri çürütüyor. Kafka’nın fotoğraflarda oluşturulmaya çalışılan ufak tefek, ezik imajının aksine 1.90 boyunda, yapılı, kendine iyi bakan, sadece sebzelerle beslenen bir genç olduğunu belirtiyor. Hukuk eğitiminde başarılı olmuş, doktorluk payesi almış. İş koşullarının da hiç de söylenildiği gibi olmadığını, Dr. Franz Kafka’nın işinde başarılı, sevilen bir yönetici olduğunu, patronlarınca çok sevildiğini ve çok dolgun bir maaşı olduğunu anlatıyor. Patronları Kafka’yı öyle seviyorlarmış ki, askerlik görevini erteletip savaşa gitmesini bile önlemişler. Zengin bir ailenin çocuğu olan, iyi para kazanan Kafka, Prag sosyetesinde de önemli bir konuma sahip. Prag gazetelerinde sık sık adı geçiyor. Genç kadınların gözdesi.

Hawes, Kafka’nın sadece Prag’da Almanca konuşan Yahudi azınlık içinde bilindiği ve  ölümünden sonra tanındığı tezinin de doğru olmadığını kanıtlıyor ki bunu öğrenmek çok da zor değil. Wikipedia’ya bile baksanız ölümünden önce ne kadar çok eserinin yayınlandığını görüyorsunuz. Kafka, eserlerini yayınlatmaya başladığı ilk yıllardan itibaren Almanca konuşulan ülkelerde bilinen bir yazar olmuş. Kitaplarını büyük Alman yayıncılar yayınlamış, öyküleri iyi Alman dergilerinde çıkmış ve bir de önemli edebiyat ödülünü kazanmış. Yayıncılar Kafka’nın başarılı olacağından o kadar eminmiş ki savaş koşullarına rağmen transferler, avanslar bile söz konusu olmuş.     

Kafka mit’ini oluşturan en önemli figürlerden biri “despot baba”. Hawes, ünlü Babama Mektup’tan kaynaklanan bu kanının tamamen yanlış olduğunu Kafka’nın babasının oğlunu ezmek bir yana ona hep destek olduğunu belgeliyor. Kafka’ya çok liberal davrandığını yazıyor. Zaten despot bir baba söz konusu olsa Kafka'nın randevuevlerinde sabahlaması pek mümkün görünmüyor.

James Hawes, Kafka mit’ini oluşturan en önemli eser olan Dönüşüm’deki insanın böcekleşmesi olgusunun da orijinal bir buluş olmadığını, Kafka’nın hayranı olduğu Goethe’nin kült eseri Genç Werther’in Acıları romanından alındığını belirtiyor. Hawes, bir bölümünden söz ettiğim kitabında yer alan tüm bilgilerin kolayca ulaşılabilir, göz önündeki bilgiler olduğunu ama Kafka efsanesini yaratmak için göz ardı edildiklerini ya da gizlendiklerini yazıyor. Ama şu da gerçek ki aslolan eserdir. Kafka efsanesi yaratılmamış bile olsaydı sadece eserleriyle de biz onu sevecek ve yine çok okuyacaktık. Çünkü, Kafka insanın varoluş nedenlerini oluşturan temel olguları cesurca sorgulayn büyük bir edebiyatçı. James Hawes “Hayatınızı Mahvetmeden Önce Neden Kafka Okumalısınız” da bizdeki Kafka imajını biraz sarsıyor belki ama yıkamıyor ve bu büyük ustayı tekrar okuma arzusu uyandırıyor. 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Gündelik hayatta sık sık kullandığımız iki söz ediminin birbirlerine yakınlıkları da dikkat çeker: Söz vermek ile yemin etmek. Gerçi söz vermenin seküler, yemin etmenin ise kutsal olandan hareketle anlamlandırılabileceği ileri sürülebilir. Buna göre söz vermede kişi kendi itibarını pey sürmektedir. Sözünü tutamazsa itibarını yitirecektir.

Yaşar Nabi’nin yayımladığı ilk kitaptı Otuz Beş Yaş

 

Tür olarak deneme, bir Rönesans armağanı. Montaigne gibi kalemi ile öznelliğin dibini de bulsa Bacon gibi nesnellik kaygısını da öne çıkarsa işin bir ucunda bireyciliğin doğuşu var.

Lisede gittiğim bir fotoğraf sergisinin hayatımı değiştirdiğini söyleyebilirim. NTV’nin “O An” sergisi, Levent’te. O kadar etkilendim ki -özellikle “Gökyüzüne olta atan adam”- heyecandan kitapçıya gidip birkaç teknik fotoğraf kitabı aldım -hiçbirini okumadım. Ama fotoğrafçılığı merak etmeye başlamıştım.

Kosinski, 1933 yılında Polonya’nın Lodz şehrinde dünyaya gelmiş. Yahudi olan ailesi, Nazilerin Almanya’dan başlayarak tüm Avrupa’ya yaydığı korku ikliminin bir objesi olmuşlar. Haliyle Kosinski’nin çocukluğu bu karanlık sürecin gölgesinde geçmiş. İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte savrulan aile, Lodz şehrindeki Katolik topluluklardan hatırı sayılır yardımlar görmüş.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.