Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Soluksuz Serüven Aralıksız Eğlence



Toplam oy: 1380

Gulyabani paçası, fil hortumu, çavuşkuşu yumurtası, yabandomuzu burnu, boğa boynuzu, devanası kuyruğu, sümüklüböcek yavrusu sümüğü, ayıbalığı bıyığı (ya da denizayısı sakalı), ala göğüslü albatros gagası, tekboynuz tırnağı, tekeböceği duyargası, suaygırı kalçası, köstebek derisi, cağırtlakkuşu yumurtası akı, karakoncolos ayağı (ayağı bulunmazsa kolu da olur), meyankökünün kare kökü, katıryılanı dişi (dişisi olursa daha iyi), baba hindi göğsü. İşte size Bay Willy Wonka’nın Wonka-Vita’sının içerdiği malzemeler. Her Wonka-Vita hapı 20 yıl gençleşmek demek. Meraklı okurlar bileşimin tam tarifini Charlie’nin Büyük Cam Asansörü’nde bulabilirler.

Tim Burton’un, Charlie’nin Çikolata Fabrikası adlı kitaptan uyarladığı filmi izlemiş olanlar Johnny Depp’in canlandırdığı şu renkli karakteri hemen hatırlayacaklardır. Bay Willy Wonka. İster film ister kitap kahramanı olsun tanışma fırsatı bulabileceğimiz en renkli karakterlerden biri Bay Wonka. Yazar Roald Dahl, Charlie’ye çikolata fabrikasını hediye ettiği bu birinci kitapta aralıksız olaylar zinciri için yerin derinliklerine de yayılmış olan fabrikayı mekân olarak seçmiştir. Kahramanları beş küçük çocuk ve ebeveynler olan bu kitap çikolatayla ilgili akla hayala sığmaz fantezilerle doludur. İkinci kitapta ise Bay Wonka, Charlie, anne babası, Joe dedesi ve Josephine ninesi, George dedesi ve Georgina ninesini cam asansöre bindirip aksiyon ve bilimkurgu filmlerini aratmayacak bir serüvene sürüklemekte. İkinci kitaptaki soluk almaksızın birbirini takip eden olaylar önce uzayda sonra da fabrikada geçiyor. Bir bölümü de Beyaz Saray’da. Dahl politika hakkındaki eleştirisini bu bölümlerde başkan ve çevresindekilerle alay ederek kuruyor. Çocuklar nasıl dalga geçerse o dille. Dil demişken, kitabın Celal Üster çevirisine dikkat etmemek mümkün değil. Bu çeviri âdeta bir sözlük. Deyimler sözlüğü, çocuk argosu sözlüğü neredeyse. İnsanı gülümseten, dimağında hoş tatlar bırakan, haz verici bir Türkçe. Üster’in yarattığı atmosfere de dikkat çekilmeli.

Roald Dahl, kuralları hiçe sayan ama zekice yazılmış çocuk kitapları ve büyüklere yönelik korku öyküleriyle oldukça sevilen bir yazar. Aslında Charlie’nin bu iki kitabı için sadece çocuk kitabı demek yanlış olur. Yetişkinlerin de bir solukta okuyup eğlenecekleri türden bu kitaplar. Uzay, Çin, Rusya. Zaman zaman kıkırdayarak gülüyor insan, zaman zaman kahkahayla. Bazen hızla akan olaylardan başı dönse de bir sonraki sayfada hangi uçuk kaçık şeyin olacağını merak etmeden duramıyor. Karakterler abartılı yönleriyle öne çıkarılırken çocuk argosundan faydalanmaktan kaçınmıyor yazar. Dahl, bazen çocuk kitaplarına ters düşebilecek şeylere yer veriyor ama ders vermeye de özen gösteriyor. Örneğin ilaç kullanırken dikkat etmek gerektiği, açgözlülüğün kötülüğü vb. Ya da gençlik ve yaşlılık haplarını konu eden hikâyenin içine yerleştirdiği matematik. Bir gençleştirip bir yaş aldırdığı karakterlerinin macerası esnasında yaptırdığı dört işlem: toplama, çıkarma, çarpma, bölme. Örneğin Georgina ninenin saydamlaşmış bedeni Eksiler Ülkesi’nde neden yatay duruyor? Çünkü o ekside, eksi işareti yataydır. Matematik, çizer Quentin Blake tarafından da desteklenmiş. Blake problemin çözümüne, Umpa Lumpa’lardan birinin eline tutturduğu karatahtada yer vermiş. Kitabın çizimleri hikâyeyi zenginleştiriyor ve akılda kalıcı.

Umpa Lumpa’ların arada söylediği şarkı şiirler derslerin özeti gibi. Bu şarkılar hem eğlenceli hem de çocuğu şiire yaklaştıran metinler.

Eğer bilmediğiniz hapları yutarsanız,
İşin tadını tuzunu hepten kaçırırsınız,
Kolay kolay kurtaramazsınız paçayı,
Hemencecik atlatamazsınız vartayı,
Gül Pembe de bu işten nasibini aldı,
Her gün saatlerce tuvalette esir kaldı.

Tim Burton keşke bir gün Charlie’nin Büyük Cam Asansörü’nü de filme çekse. Kitabın uzayda geçen bölümleri ocuk bilimkurgusuna örnek gösterilebilir. Burton, kahramanlarımızın büyük cam asansörle uzayda yaşadığı maceraları nasıl fotoğraflar insan merak ediyor? Özellikle istediği biçime giren, dilediği kılığa bürünen, kemiksiz uzay yaratıkları, Congolozlar’ı Tim Burton gözü nasıl ifade eder? Merak uyandırıcı.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Takvimler 1990’lı yılları gösterirken “bilimkurgu mu yoksa kurgubilim mi” diye özetleyebileceğimiz bir tartışma vardı. İngilizce “Science fiction” kavramına dilimizde bir karşılık arayışı devam ediyordu o yıllarda. Hâlâ da mesele tam olarak çözülmüş değil. Zira Türk Dil Kurumu’nun tercihi “bilim kurgu” olsa da hâlâ bilimkurgu şeklinde yazmayı tercih edenler azımsanmayacak kadar çok.

Uzun ve ‘yeni bir dünya’ düzenine alışmaya çabaladığımız bir yılı geride bırakmak üzereyiz. Eskiden, çok da eski değil, geçen yıl aralık ayında yeni yıla umutla girmiştik oysaki… Tüm hayatımız değişti. Pandemi nedeniyle yeni alışkanlıklar edindik hepimiz. Evden çıkarken cüzdan, anahtar ve telefon kontrolü yaparken ilk sıraya maskeyi ekledik bu yıl.

Edebiyatın hemen her dalında eser vermek, sanırım 19’uncu de Lorme “Aşk Çelengi” demekmiş. yüzyıl şairlerinin bir özelliğidir. Onlar şiir yazar, hikâyeye bulaşır, romanla uğraşır, deneme ve piyesleriyle de anılırlar. Mesela Türk edebiyatında Namık Kemal de öyledir. Abdülhak Hamit Tarhan, Ahmed Midhat Efendi… Örnekler çoğaltılabilir. Victor Hugo da aynı kuşaktandır.

Edebiyat ve sanat tarihi, zamanın ya da kitlelerin efsaneleştirdiği ancak kendilerine atfedilen değerin ne kadarına layık oldukları şüpheli sayısız isimle doludur. Bir eseri sevmek çoğu zaman onu ortaya koyanın kusurlarını görmezden gelmemiz için yeterlidir. Ne yazık ki gerçeklerle doğrularımızın tartıldığı terazide, gerçekler daima ağır basar.

Pandemiden önce yapabildiğim endişesiz, serbest seyahatlerimden biri Tiflis’e idi. Tiflis, Sovyet mirasına yer yer sahip çıkan, yer yer de bu mirası reddeden yapısıyla ikircikli bir kent. Tarihin gördüğü en zalim liderlerden Stalin’in Gürcü olması ikircikli yapıyı pekiştiriyor.

Kulis

Mİm Kemâl Öke: ''Engelin Hakikati ‘İçimiz’dekidir. Nefsimiz!''

ŞahaneBirKitap

Reenkarnasyon, tarih boyunca birçok coğrafyada bazı farklılaşmalarla olsa da kendisine yer buldu. Dilimize de ruh göçü adıyla aktarılan bu kavram, ruhun bir bedenden diğerine geçerek varlığını sürdürdüğüne dair bir inanç.

Editörden

“Ev ki ayrıntıdır. Susmalar, küçük sevinçler, küçük acılar, küçük konuşmalar, küçük yalnızlıklar...Hepsi hepsi.” Tüm dünyayı eve sığdırmaya çalıştığımız şu günlerde İlhan Berk’in evle ilgili metnine bile küçük şeyleri konu etmesi o kadar güzel ki. Siz nasıl düşünürsünüz bilmem ama bana göre de evle ilgili olan her şey “küçük”tür.