Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Eleştiri

Eleştiri

Soluksuz Serüven Aralıksız Eğlence



Toplam oy: 678

Gulyabani paçası, fil hortumu, çavuşkuşu yumurtası, yabandomuzu burnu, boğa boynuzu, devanası kuyruğu, sümüklüböcek yavrusu sümüğü, ayıbalığı bıyığı (ya da denizayısı sakalı), ala göğüslü albatros gagası, tekboynuz tırnağı, tekeböceği duyargası, suaygırı kalçası, köstebek derisi, cağırtlakkuşu yumurtası akı, karakoncolos ayağı (ayağı bulunmazsa kolu da olur), meyankökünün kare kökü, katıryılanı dişi (dişisi olursa daha iyi), baba hindi göğsü. İşte size Bay Willy Wonka’nın Wonka-Vita’sının içerdiği malzemeler. Her Wonka-Vita hapı 20 yıl gençleşmek demek. Meraklı okurlar bileşimin tam tarifini Charlie’nin Büyük Cam Asansörü’nde bulabilirler.

Tim Burton’un, Charlie’nin Çikolata Fabrikası adlı kitaptan uyarladığı filmi izlemiş olanlar Johnny Depp’in canlandırdığı şu renkli karakteri hemen hatırlayacaklardır. Bay Willy Wonka. İster film ister kitap kahramanı olsun tanışma fırsatı bulabileceğimiz en renkli karakterlerden biri Bay Wonka. Yazar Roald Dahl, Charlie’ye çikolata fabrikasını hediye ettiği bu birinci kitapta aralıksız olaylar zinciri için yerin derinliklerine de yayılmış olan fabrikayı mekân olarak seçmiştir. Kahramanları beş küçük çocuk ve ebeveynler olan bu kitap çikolatayla ilgili akla hayala sığmaz fantezilerle doludur. İkinci kitapta ise Bay Wonka, Charlie, anne babası, Joe dedesi ve Josephine ninesi, George dedesi ve Georgina ninesini cam asansöre bindirip aksiyon ve bilimkurgu filmlerini aratmayacak bir serüvene sürüklemekte. İkinci kitaptaki soluk almaksızın birbirini takip eden olaylar önce uzayda sonra da fabrikada geçiyor. Bir bölümü de Beyaz Saray’da. Dahl politika hakkındaki eleştirisini bu bölümlerde başkan ve çevresindekilerle alay ederek kuruyor. Çocuklar nasıl dalga geçerse o dille. Dil demişken, kitabın Celal Üster çevirisine dikkat etmemek mümkün değil. Bu çeviri âdeta bir sözlük. Deyimler sözlüğü, çocuk argosu sözlüğü neredeyse. İnsanı gülümseten, dimağında hoş tatlar bırakan, haz verici bir Türkçe. Üster’in yarattığı atmosfere de dikkat çekilmeli.

Roald Dahl, kuralları hiçe sayan ama zekice yazılmış çocuk kitapları ve büyüklere yönelik korku öyküleriyle oldukça sevilen bir yazar. Aslında Charlie’nin bu iki kitabı için sadece çocuk kitabı demek yanlış olur. Yetişkinlerin de bir solukta okuyup eğlenecekleri türden bu kitaplar. Uzay, Çin, Rusya. Zaman zaman kıkırdayarak gülüyor insan, zaman zaman kahkahayla. Bazen hızla akan olaylardan başı dönse de bir sonraki sayfada hangi uçuk kaçık şeyin olacağını merak etmeden duramıyor. Karakterler abartılı yönleriyle öne çıkarılırken çocuk argosundan faydalanmaktan kaçınmıyor yazar. Dahl, bazen çocuk kitaplarına ters düşebilecek şeylere yer veriyor ama ders vermeye de özen gösteriyor. Örneğin ilaç kullanırken dikkat etmek gerektiği, açgözlülüğün kötülüğü vb. Ya da gençlik ve yaşlılık haplarını konu eden hikâyenin içine yerleştirdiği matematik. Bir gençleştirip bir yaş aldırdığı karakterlerinin macerası esnasında yaptırdığı dört işlem: toplama, çıkarma, çarpma, bölme. Örneğin Georgina ninenin saydamlaşmış bedeni Eksiler Ülkesi’nde neden yatay duruyor? Çünkü o ekside, eksi işareti yataydır. Matematik, çizer Quentin Blake tarafından da desteklenmiş. Blake problemin çözümüne, Umpa Lumpa’lardan birinin eline tutturduğu karatahtada yer vermiş. Kitabın çizimleri hikâyeyi zenginleştiriyor ve akılda kalıcı.

Umpa Lumpa’ların arada söylediği şarkı şiirler derslerin özeti gibi. Bu şarkılar hem eğlenceli hem de çocuğu şiire yaklaştıran metinler.

Eğer bilmediğiniz hapları yutarsanız,
İşin tadını tuzunu hepten kaçırırsınız,
Kolay kolay kurtaramazsınız paçayı,
Hemencecik atlatamazsınız vartayı,
Gül Pembe de bu işten nasibini aldı,
Her gün saatlerce tuvalette esir kaldı.

Tim Burton keşke bir gün Charlie’nin Büyük Cam Asansörü’nü de filme çekse. Kitabın uzayda geçen bölümleri ocuk bilimkurgusuna örnek gösterilebilir. Burton, kahramanlarımızın büyük cam asansörle uzayda yaşadığı maceraları nasıl fotoğraflar insan merak ediyor? Özellikle istediği biçime giren, dilediği kılığa bürünen, kemiksiz uzay yaratıkları, Congolozlar’ı Tim Burton gözü nasıl ifade eder? Merak uyandırıcı.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

Hikaye anlatıcılığına kafa yoran, hikayenin edebiyatın türcü doğasının ötesinde, gündelik hayatın tam da ortasındaki esaslı yeri üzerine düşünen her türlü esere merakım büyük. Hikaye olmasaydı, dünya nasıl bir yer olurdu? Yeryüzünde cereyan eden herhangi bir şey, hikaye edilmeseydi neye benzerdi?

Kendinizden emin olarak aldığınız hayati bir kararın eşiğinde, sizi o kararı almaya iten geçmişinizin bambaşka bir gerçekliğe sahip olduğunu öğrendiğinizi düşünün. Üstelik bu gerçekliği bir türlü aslına ulaştıramıyorsunuz, çünkü bilinciniz, size oynadığı oyunlarla onu sürekli değiştiriyor... Hâlâ aynı kararı alır mıydınız?

Kahraman Kara yirmi dokuz yaşında; çevirmen, bir yandan editörlük ve redaktörlük de yapıyor. Tarlabaşı’nda yaşıyor. Liste hazırlama hastalığından mustarip Kahraman Kara’nın günleri senelerdir uğraşmakta olduğu “İstanbul Kitabı” için çalışarak geçiyor. Reklam yazarı sevgilisi Elif’le, iş çıkışı buluşup yemek yiyip film izledikleri, pek de tutkulu olmayan bir ilişkileri var.

Bir zamanlar yazarların, karakterlerinin yaşamlarını başından sonuna kurgulamakta daha rahat oldukları söylenebilir; diğer bir deyişle, önceden fazla örneği olmadığı için, daha rahat uydurabiliyorlardı! Zamanla çok fazla kitap birikti ve tekrara düşmek istemeyen yazarlar, birtakım oyunlarla daha sanatsal ve şatafatlı metinler ortaya çıkartmak istediler.

İtalyan edebiyatının önemli klasiklerinden birisi olarak gösterilen Duvarcı Ustası Don Gesualdo'da tam da Sicilya'ya özgü bir hikaye anlatmış Giovanni Verga. Sicilya'nın kaderinin roman kahramanının kaderiyle birleştiği, yani yenilginin kaçınılmaz olduğu bir hayatın hikayesi...

Söyleşi

Serhat Tolga Yıkıcı ve Ayşegül Kirpiksiz ile söyleşi:


 “Wattpad genç okuru daha iyi anlamamıza imkan veriyor.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.