Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

Tam da vampirlere “yetti artık” demişken...



Toplam oy: 1084
Jasper Kent
Can Yayınları

Jasper Kent’in Oniki adlı romanı, romantik, vejetaryen, ergenlik döneminden 100 küsür yıldır çıkamamış vampirlerden sıkılan ve gerçek vampirleri okumak isteyen bünyelere ilaç gibi geliyor.

1812 yılında Rusya’da geçen roman, Rusya’nın Napolyon’un ordusuna karşı verdiği savaşı arka plan olarak kullanıyor. Roman’ın ilk sayfalarında karşılaştığımız dörtlü de bu savaşta Fransa’ya karşı casusluk yapan ve Fransız ordusunun Moskova’ya ilerleyişini yavaşlatmaya çalışan Rus askerleri. Fransızları tek başlarına yavaşlatamayacaklarını anlayan Rus askerleri, yardım çağırırlar. Ancak onların yardımına gelenler ne insan ne de askerdir. Gece çalışmayı ve öldürmeyi çok iyi bilen on iki vampir Rusların yanında savaşmaya başlar.

Gerilim öğelerinin roman boyunca devam etmesi de gerçekten bir vampir romanı okuduğunuz hissinin devam etmesine yol açıyor. Tekinsiz, soğuk ve karanlık gecelerde işlenen cinayetler, savaşın vahşeti, insanın ölüm karşısındaki çaresizliği, Oniki’nin vahşi ve gerilim dolu atmosferini tamamlıyor.

Oniki’nin gerilim, vahşet, savaş ve vampir dolu hikâyesinde belki en çok kaçırılan unsur ise yazarın asıl işlediği tema olan ihanet! On iki vampirin, Hz. İsa’nın on iki havarisinin isimlerini kullanması ve Yuda’nın (Hz. İsa’ya ihanet eden Yahuda) diğer vampirlerin arasından sıyrılması bunun ilk işareti. Roman boyunca ihanetin her türlüsü ile karşılaşıyoruz: İnsanın ülkesine ihanet etmesi, arkadaşlarına ihanet etmesi, ideallerine ihanet etmesi, karısına ihanet etmesi, insanlığa ihaneti ve belki de en önemlisi kendisine ihanet etmesi. Romanın süreci boyunca her karakterin farklı ihanetlerine tanık oluyoruz ve ister istemez kendimize soruyoruz: “İhanet etmek zorunda kalan ben olsaydım, acaba kime veya neye ihanet ederdim?”

Roman ihanet temasını işlese de okuyucuya ihanet etmiyor. Yuda’nın ve diğer vampirlerin akıbetini, Aleksey ve silah arkadaşlarının çabalarını, savaşın gidişatını son derece sürükleyici bir şekilde işliyor. Özellikle kitabın başlarında kendinizi sayfaları çevirmekten alıkoyamıyorsunuz. Yazarın savaş ve kavga tasvirleri ise o kadar başarılı ki kendinizi olayların akışının içinde, Rusya’nın soğuk ovalarının ortasında hayal etmemeniz nerdeyse imkânsız.
Oniki biraz daha derinlere inebilen bir gözle okunursa günlük hayatımıza dair ipuçları da sunabilir. İhanet’in ne olduğunu ve insanların neden ihanet edebileceğini sorgulayarak okunduğu takdirde Oniki sıradan bir bestseller olmanın ötesine geçebilecek bir kitap.

Vampir deyince James Dean çakması ergenlerin aklımıza geldiği şu dönemlerde Jasper Kent’in âşık vampirleri değil de katil vampirleri yazmasını sevinçle karşılıyoruz.

Eğlenceli, adrenalin yüklü ve sürükleyici bir gerilim okumak isteyenler için bulunmaz bir fırsat.

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

İslam’ın irfânî ve hikemî unsurları, yalnızca geçmişte değil günümüzde de dışarıdan ve içeriden muazzam bir teveccühün odağıdır. Kimileyin kütüphane raflarında görmeye alışık olduğumuz elyazması ya da matbu eserlerde böylesi unsurların varlığından haberdar olmamız, sırası geldiğinde müracaat edilsinler diye onları titizlikle gözden geçiren bazı iştiyaklı ilim adamları vesilesiyledir.

Bazı insanlar hayaletlerin varlığına inanır. Sadece geçmişte değil, bilimin ve teknolojinin epey yol katettiği günümüzde de hayaletlere inanan insan sayısı oldukça çok. Bu varlıkları gördüklerini yahut duyumsadıklarını iddia ederler. Bazısı daha ileri giderek parapsikolojiyle ilgilenir, ne kadar sahte bilim olarak görülse de hayaletleri bilimsel çerçeve içinde kanıtlama çabasına girer.

Bir deste gül ne işine yarar

Onun yerine, gel benim gülistanımdan bir yaprak al

Gül ancak beş altı gün yaşar

Bu gülistan daima ter-ü tâze durur

(Sâdi)

 

Gerek akademik, gerek edebi, gerek felsefi, hatta irfanî kaynaklara baktığımızda, delilik üzerine sayfalarca, kitaplarca, ciltlerce yazıldığını rahatlıkla görebiliriz. Şairler de bolca bahseder delilikten, Doğu kültüründen Batı kültürüne hemen hemen tüm düşünürler, filozoflar, velîler de.

Gündelik hayatta sık sık kullandığımız iki söz ediminin birbirlerine yakınlıkları da dikkat çeker: Söz vermek ile yemin etmek. Gerçi söz vermenin seküler, yemin etmenin ise kutsal olandan hareketle anlamlandırılabileceği ileri sürülebilir. Buna göre söz vermede kişi kendi itibarını pey sürmektedir. Sözünü tutamazsa itibarını yitirecektir.

Kulis

''İnsan Ancak Kendine Dışarıdan Bakınca Hakikati Fark Edebiliyor''

ŞahaneBirKitap

Şiir bir dil işçiliği olduğu kadar bir anlam işçiliğidir de. Çünkü dil bize aynı zamanda bir inceliğin adresini verir. Dilin doğduğu yer, bir ömür insanın yazgısıyla birlikte kol kola yürür. Tohum orasıdır. Dünyanın, adına ömür dediğimiz yaşamak kavgasının başladığı yerde olanca müşfikliğiyle dili görürüz. Dili yani anlama ve kavrama çabamızı.

Editörden

Ursula K. Leguin dendiğinde aklımda hep nitelikli ve bilgece hayaller kurmayı öğreten Batılı bir nine imajı beliriyor. Ursula’yı yalnızca bir hayalci olarak da niteleyemem doğrusu. Bilim Kurgu türü içindeki en filozof yazardır Ursula. Sadece yepyeni bir evren kurmakla kalmaz. Dünyamıza dair bazı kavramları da yerinden oynatır.