Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Eleştiri

Eleştiri

TARİH İLERİ GİTMİYOR; İLERİ GERİ SIÇRIYOR



Toplam oy: 23
Rafet Arslan
Altıkırkbeş Yayınları

Sadece ileri doğru gitseydi; bazı şirketlerin sponsorluğunda gelişen “güncel sanat” yapıtlarıyla oyalanmakla yetinir, mesela 20. yüzyılın başlarında Picasso'yla Braque'ın adjunction (eklenti) nesnelerle ürettikleri kolajlarla hiç ilgilenmezdik. Ya da, eski fotoğraf albümlerini, şiirleri, karakalem illüstrasyonları kendi yapıtlarıyla birleştirip kolaj romanlara dönüştüren Max Ernst, aklımızın ucuna bile gelmezdi. Kolaj üretimini doruğa taşıyan Yeni Bauhaus, Cobra ve Letristleri çoktan unutmuş olurduk.

Aslında unuttuk galiba. 1968 sürecinde yaşanan görkemli yenilginin ardından avant-garde öldü, yükselen pop sanat kendi kültür endüstrisini yarattı. Ya da oluşan kültür endüstrisi kendine bir pop sanat yarattı, bilemiyorum artık!

Ama bildiğim tek şey var ki, tarihin sadece ileri gitmediğini, ileri geri sıçradığını kanıtlamak istercesine, öncü eylemci/yazarlar çıkıyor zaman zaman ortalığa. Uzun süredir sitüasyonist eylemlerle sürekli karşımıza çıkan, yazan, çizen, üreten Rafet Arslan, kendinin de içinde bulunduğu ya da başı çektiği manifesto(salt metin)ları ve kaleme aldığı erekte şiirleri bir kitapta topladı.

Manifestolarla, metinlerle, illüstrasyonlar ve sokak yapıtları-kolajlarla şiirlerin ne tür bir kan bağıyla bir araya gelip de aynı kitabın bünyesine yerleşebildiği gibi muhtemel bir sorunun önünü kesmek için, her türlü yaratımın doruğunda şiir olduğunu vurgulayan Isidore Isou'ya bırakıyorum sözü: “Yaratma süreci insanın en yüksek noktasıdır ve bu noktanın doruğunda sanat vardır ki sanatın en alası şüphesiz ki şiirdir.”

Kitap, Sokağın Sanatı İçin Manifesto'yla ve Erekte Şiir Manifestolarıyla başlıyor. Gerçekliğin karşısında olan, anti-oligarşik, bağımsız, liberter bir anlayışı savunan erekte şiirin ne olduğunu anlamak için “sokak”ı iyi bilmek gerekiyor. Daha doğrusu, önemli olanın sokakta yaşamak değil, sokakla yaşamak olduğunun farkına varmak gerekiyor.

Konu sokaktan açılmışken, bir savaş alanı olarak da ele alabileceğimiz şehirleri Porno-Politik Manifesto çerçevesinde tekrar gözden geçirmemiz gerekebilir. Elbette Paris Komünü'nün (sonradan göz göre göre kaybettiğimiz) kazanımlarını da unutmadan ve “Şehircilik diye bir şey yoktur, o sadece Marx'ın kullandığı anlamda bir ideolojidir” diyen Debord'un sözlerini de kulağımıza küpe yaparak!

Bu kaotik kitap, sözü fazla evirip çevirmeden mutant sanat için çağrı yapıyor bize. Şiirin metafiziğine girebilmemiz için gereken kapıları aralıyor, gerçeğin pornografisini gözler önüne seriyor, toplum düşmanı olmanın yolunu yöntemini gösteriyor, Portishead'le başlayan yeni devrimci marşlar öneriyor. Bütün bunları yaparken de, kendini anlamayı da anlatmayı da reddeden, bu dünyada cehennemi arayan Rimbaud'yla, toplumdan haz almasını ve aldığı hazzı sonuna kadar yaşamasını isteyen Sade'la, kendi metafizik sistemini yaratan William Blake'le, gerçeklikle tüm bağını bir tek Jenny Collon imgesi için terk eden Nerval'le, ancak ayyaşken insanlığa katlanabilen Poe'yla, tanrıya ve insana savaş açan Lautreamont'la, mutluluğu, beraber yaşayabileceği değil, beraber ölebileceği partnerinde arayan Von Kleist'le, uyuşturucuyla ölmeyi seçen Anna Kavan'la, hayatı acı, dışlanma ve kapatılmayla geçen Artaud'la kesişiyor yolu.

Kısacası Çağdaş Sanat Manifestoları, büyük bir sorunun ortasında olduğumuzu yüzümüze vurmak için derlenip toparlanmış, birçok kişinin emeğini aynı süzgeçten geçirmiş bir kitap. Peri masallarının toplum içinde yayılıp rasyonelleşmesine dair bir amaç yoksa, sonsuz bir lunapark yaşamına inanılmıyorsa, hiçbirimiz sanrı vericilerden daha kuvvetli değilsek, masal evlerinde gerçek yaşamlar sürdürülmüyorsa, sonsuz oyun henüz başlamamışsa, mikro topluma henüz ulaşamamışsak, bugünümüzden dolayı geleceğimizi yaşayamıyorsak ve hepsinden önemlisi, henüz harekete geçememişsek gerçekten de büyük bir sorunun ortasındayız demektir!

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Eleştiri Yazıları

George Ritzer’ın üniversite öğrencilerine hazırlanmış ders kitabı niteliğindeki çalışması ‘Küresel Dünya’, dipnot ve alıntıların içinde kaybolmadan, ‘küreselleşmenin temel niteliklerini’ gözden kaçırmadan, güncel veri ve gözlemleri es geçmeden ‘toptan’ bir inceleme sunuyor. 

On dört yaşındaydım ve hayat, bir deniz yatağında uyumamı emrediyordu. Oysa deniz yatağı, altında deniz olmadan bir çakıl çuvalına benzer. Uyutmaz. Uyutsa da gördüğün rüyayı hatırlatmaz. Latin alfabesini doğduktan ancak dokuz yıl sonra öğrenebilmiş bir çocuğa, eline tesadüfen geçmiş bir romanı okutmaktan başka bir halta yaramaz.

 

Meksikalı Juan Rulfo, yaşadığı kadar yazan biri değil ne yazık ki. Fakat onun, kaleme aldığı az sayıdaki yapıtıyla pek çok ismi etkilediğini söylemek lazım. Ülkesi Meksika ve Latin Amerika edebiyatının önemli isimlerinden olan Rulfo'nun tek romanı Pedro Paramo.

 

Heinrich Böll’ün Can Yayınları’ndan çıkan öykü kitabı, duyguları alt üst eden, insan elinden çıkma vahşetin sahici korkunçluğuyla bir kere daha yüzleştiren, can yakan bir kefaret öyküleri seçkisi.

 "Biz kendimizi, kendi köyümüz dışındaki her yerde rahat sayan huzursuz insanlarız.” Cesare Pavese.

   

Hem ruhsal hem de edebi olarak yüzyıllara yayılan o kadar güçlü bir hikâye ki onunki, aslında yazarına da fazlaca söz bırakmıyor.

Yunus Emre kimdir? Ya da şöyle sorayım, bizim Yunus’u bilmeyen var mıdır? Hepimiz biliriz onu, en mühimi de severiz, hem de çok severiz... Niyesi belli, çünkü Yunus’uzdur hepimiz. Kendini Anadolu’da yeniden yaratmış Türk insanının bizzat özüdür o. 13. yüzyıl Anadolusu’nda yaşamış bu derviş, bu şair, bulduklarıyla değil aradıklarıyla, büyük arayışıyla ve çilesiyle temsil eder bizi.

Söyleşi

RIZA KIRAÇ'LA SÖYLEŞİ: "Türkiye'de dair paranoyak bir hikâye anlatmaktı amacım..."

 

AYCAN AŞKIM SAROĞLU

 


ŞahaneBirKitap

Latife Tekin bir gün bir sohbetimiz sırasında her kitabın yazarından bağımsız bir kaderi olduğunu söylemişti bana; her kitabın kendi kaderi vardır, demişti… Tayep Salih’in “Kuzeye Göç Mevsimi”ni okurken ister istemez bu sözler geldi aklıma.  1966 yılında yazmıştı Sudanlı Taye

Anket

Paulo Coelho'nun internet üzerinden yayılan korsan yayınları desteklediğini söylemesi hakkında ne düşünüyorsunuz?



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun