Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Fikri Sabit

Fikri Sabit

Fuarını bırakmayan şehir ya da bir efsaneye sahip çıkmak...



Toplam oy: 432
Fuarını bırakmayan şehir ya da bir efsaneye sahip çıkmak...

TÜYAP Kitap Fuarı yeni yerine taşındı taşınalı, kanımca her yıl bir mucizeye imza atıyor. Şehir merkezinden bunca uzak, kitap fiyatlarının göstermelik indirimler bir yana, bunca pahalı olduğu kitap fuarına, İstanbullular bana mısın demiyor, ne mutlu ki akın akın gelip fuar merkezini dolup taşırıyorlar. Peki ama neden? En az iki saat yol gelip, ziyaret edilen üçüncü stanttan sonra kalabalıktan ve uğultudan sersemleyip herhangi bir kitabevindeki fiyatlara denk kitap satın almanın nesi keyifli olabilir?

Ben buna öncelikle, kim ne derse desin, kitabın büyüsü diyorum. Yazarın, yayıncının, reklamcının, medyanın, kitabın ve okurun aynı anda aynı yerde gerçek anlamda bir arada var oluşundan alınan haz, diyorum. Bir okur olarak fuar içinde, o ana kadar hep bir adım mesafede durduğum kitabın merkezine, sanki tam kalbine ellerimle dokunuyorum… Bir yanılsama mı, belki; gerçeklik mi, muhtemelen… Kitap Fuarı, Tepebaşı’ndaki eski yerindeyken, aslında bir tür yaşayan şehir efsanesi gibiydi, bugün gelinen noktada, şehir halkı olarak kısa bir süre önce kendi ellerimizle yarattığımız şehir efsanesini hayatta tutma çabası da var. Fuara gitmek, nerede olursa olsun, her sene tekrarlanması gereken bir ritüel gibi yaşanıyor hala. Peki o eski tadı var mı? Yok elbette. Ama nerede o eski bayramlar, hayıflanmasına geliyor galiba kitap fuarı da, ne de olsa her yıl şaşmadan hem bayramları kutlayıp hem de hiç tadı yok diye hayıflanmaya alışkınız.

Bütün bunlara ek olarak fuar organizasyonunu da es geçmemek gerek elbette, İstanbulluları ve İstanbul çevresinden gelenleri fuara taşımak için çok çaba sarf ettikleri açık. Her yıl oldukça yüklü, renkli bir programla çıkıyorlar karşımıza. Bu yıla diğerlerinden farklı olarak fuara eklemlenen iki tane yan etkinlik damgasını vuruyor: İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali ve 30 Ekim’de İstanbul’a dostluk treniyle ulaşan Word Express… Bir ayağı fuarda olmak üzere İstanbul’daki bir çok tarihi mekanda etkinlikler düzenleyen İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali, her şeyden önce Türkiye’de bir ilk. Adını bu şehrin çıkardığı en büyük edebiyatçılardan birinden, Ahmet Hamdi Tanpınar’dan alan bu ilk edebiyat festivalimizin birinci yılının en büyük eksiği ise ne yazık ki Tanpınar… Edebiyat okumaları, paneller, partiler var ama Tanpınar pek yok. Festival yöneticileri bu yılın bir hazırlık niteliğinde olduğunu söylüyor, Tanpınar’a dair yapılması gereken çalışmalara başladıklarını, 2010 yılında büyük edebiyatçımızın hakkını vereceklerini vaat ediyorlar. Tanpınar’ın romanlarındaki İstanbul gezilerini yapmak, Tanpınar’ın eserlerinde yer alan bestecilerin eserlerinden oluşan konserleri dinlemek bir yıl sonraya, bir sonraki sonbahara kaldı.  31 Ekim’de başlayan bu festivale katılmak için iki gününüz var.  Son iki günün en dikkat çekici etkinliklerinden biri Asmalımescit Şimdi Cafe’de bugün saat 18.00’de yapılacak “Şehir ve Zaman” temalı Hare ile Edebiyat Kahvesi. Etkinliğin Türk katılımcı yazarları Mine G.Kırıkkanat, Hakan Günday ve Barış Müstecaplıoğlu,  Yarın akşam saat 21.00’de Getto’da düzenlenecek, yazarların DJ’lik yapacağı kapanış partisi de oldukça dikkat çekici görünüyor.

12 farklı ülkeden 23 genç yazar  Avrupa’nın çeşitli ülkelerini dolaşarak, oralara kanlı canlı edebiyat nakli yapıyorlar nicedir. Bu edebiyat treninin son noktası ise İstanbul, edebiyat festivali ve kitap fuarıyla birleşen trene yetişmek, tartışma ve çeviri atölyelerine, edebiyat okumalarına, film gösterimlerine katılmak için de son iki gününüzün kaldığını hatırlatmadan geçmeyeyim.

Bu iki organizasyon, 2010 yılında kültüre başkentlik etmeye hazırlanan İstanbul için, 2010’un bir adım ötesinde, edebiyat adına küçük denemeler gibi görünebilir.  2010’da yaşayacaklarımızın da bir tür habercisi durumundalar. 2010 yılından daha çok edebiyat, daha derinlikli tartışma ortamları ve elbette daha çok katılımcı bekliyoruz şehir halkı olarak. Kim bilir, belki de kitap fuarı gibi yeni bir efsane yaratmaya hazırlanıyoruzdur, neden olmasın?!   

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Fikri Sabit Yazıları

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.

Eren Aysan, Hande Gündüz, Gaye Boralıoğlu, Şebnem İşigüzel, Menekşe Toprak ve Latife Tekin. Bu yıl hemen tüm edebiyat ödülleri kadın yazarlarımızın! Her şeyi bir yana koyup edebiyat adına ne kadar sevinçli bir yıl içinde olduğumuzu konuşacağız kanımca uzun bir süre.

Yaşar Kemal bir destandı, gözlerini hayata kapadı, hepimizin başı sağolsun. Şimdi bizim için, şimdi dilimiz, sözümüz, edebiyatımız için yas zamanı. Bu, Anadolu’nun, bu halkın yası. Şimdi dilden dile, sözden söze bir destan dolaşıyor içimizde. Yaşar Kemal, bir destandı, dünya üzerindeki son büyük destan anlatıcısıydı. Orta okuldan terk, “romancı olan ilk köylü” yazarımızdı.

Geçtiğimiz günlerde zaman bize nitelikli okurun kendi kendisinin eleştirmeni olması gerektiğini söylüyor demiştim.

Dikkat ettiyseniz, gözümüzün bebeği Talât Sait Halman'ın vefat haberleri, eski kültür bakanı, Türkiye'nin ilk kültür bakanı, tamlamasıyla başlıyor çoğunlukla... 12 şiir kitabı olan şair Talât Sait Halman'ı kaybettik biz oysa. Türkçeye Faulkner'in eserlerini, Shakespeare'in sonelerini, eski Mısır, Ortadoğu ve Eskimo şiirlerini kazandıran Halman'ı...

Söyleşi

Gülenay Görekçi

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.