Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Fikri Sabit

Fikri Sabit

İyi ki doğdun SabitFikir...



Toplam oy: 13
İyi ki doğdun SabitFikir...

Bundan tam bir yıl önce elektronik ortamda can bulmuştu Sabit Fikir, açık fikirlilerin, özgür düşüncelilerin sabitfikri olma amacıyla yola koyulmuştu. İnsanın en temel dürtülerinden biri olan hikaye etme arzusunun köklerinde var olan edebiyatla bugün başdöndürücü bir ivme kazanarak hayatlarımızın ortasına yerleşen teknolojinin, bilişimin kesiştiği yerden doğmuştu Sabitfikir. Teknolojik gelişmeleri dışlamadan edebiyat aşkını yaşatma çabasının bir ürünüydü... Üzerine serilen ölü toprağına, tüm kıstırılmışlığına rağmen eleştiriyi yaşatmak, daha da özgürleştirmek gibi bir amacımız vardı başlangıçta, bir de profesyonel yazarların yanı sıra okurlara da dişe dokunur bir yazın alanı açmak, can çekişen edebiyat dergiciliğine yeni bir yön vermek...

Peki muvaffak olabildik mi? Yaşımız henüz daha “bir”. Adı üstünde, emekliyoruz. Alacak çok yolumuz var ve biz daha yolun en başındayız. Bu soruya en doğru yanıtı bizi okuyan okurlarımız veriyor elbette, eleştirilerini bize gönderen, yayımlanan yazılara yorumlar yazan okur/yazarlarımız.

Bir yıl boyunca kitaplara olan tutkumuzu, edebiyat aşkımızı kusurlarımız ve eksiklerimizle de olsa yansıtmaya çalıştık elimizden geldiğince. Sabitfikir’in yayın hayatına doğduğu bu yıl, hiç tesadüf değil, kanımca yayın dünyamızda taşların yerinden oynadığı, teknolojiyle kendine yeni bir yön vermeye çalıştığı yıl olarak hatırlanacak, şüphesiz. Tüm eksikleri, kusurları bir yana her şeyden önce Sabitfikir bu dönüşümün tam ortasında yer aldı. Ve ne mutlu ki, bu yeni oluşumun uç verdiği nokta da sanal sayfalarını her türlü düşünceye, eleştiriye açtı.

“Eleştirinin yollarının en tıkalı olduğu noktada duruyor, sanal dünya. Benim şu satırları yazdığım ekran, sizin bu satırları okuduğunuz ortam... Geriye dönüşümüz yok artık, çok tartışanlar, yerden yere vuranlar da dahil olmalı, kabul edilmeli artık ve internet, her şey bir yana edebiyatın ve eleştirinin özgürlük alanı olmalı(...) Önümüzde dipsiz kuyu misali uzanan, heyecanlandırdığı kadar kafamızı da karıştıran internetin sonsuzluğunda, hepimize hem biraz korku hem biraz haz veren o malum ipsiz sapsızlığında, ruhlarımızdaki sanallık ve endişeyi sabitlemenin, özgürlük arzusunu belirginleştirmenin vaktidir artık. Olduğumuz yerde durup beyhude tartışmalarla yeterince zaman kaybettik zaten. Ne edebiyat öldü, ne de eleştirisi. Sadece yeni mecralarını arıyor ve kim ne derse desin akıntıya karşı, körlemesine de olsa yolunu buluyorlar. İş ki biz komplo teorilerini içimizden atabilelim.

Özgür eleştiriyi ararken onun medyadan, yayın sektöründen azade olacağı günleri bekleyenler ise fena halde yanılıyorlar. Eleştirinin göbekten bağlı olduğu bu sektörleri yadsımadan, can sıkıcı bağımlılıklara düşmeden adaletli ve verimli bir ilişki kurmaktan geçiyor gerçek özgürlük. Yeniçağın edebiyatı ve eleştirisi yeniçağın ortamında gerçek anlamda can bulacağı günleri beklerlerken, internet de bu ilişkilerin en baştan, en sağlıklı ve adaletli şekilde yeniden kurulacağı yeni bir sayfa gibi duruyor önümüzde; ilk sözü eleştiriye veren, varlığını ona borçlu olduğunu bilenlerle arasında imzalayacağımız temiz sayfalar...”

Yaklaşık bir yıl önce kaleme aldığım bu satırlar SabitFikir’in temel yönelimlerinden birkaçını içeriyor ve bugün baktığımızda ortaya atılan adım sayısı son derece etkili bir ‘tek’ adım olarak görülüyor.

Yaşımızı doldurduktan sonra kısa süre içinde yeni bir yüzle, yeni yazarlarla karşınızda olmaya, önünüzde ilk sözü daima eleştiriye veren yeni temiz sayfalar açmaya devam edeceğiz. Bu doğumgünü yazısına, bir yıl önce yayın kurulumuzun kaleme aldığı çıkış bildirisinden satırlarla son veriyorum, nice yıllara...

“Bilgi paylaşmak içindir. İnternet'in sloganı bu. Teknolojiyi Orwell misali insanı köleleştiren bir boyut olarak görmüyoruz. Tersine, bize umut veren paylaşımcı, katılımcı, insanları din, dil, ırk ve cinsiyet ayırd etmeden yaklaştıran çoğulcu ve direngen yepyeni bir gücü hissediyoruz. Hissetmekten öte, günlük işimizde global ölçekteki bu bilgi paylaşımının içinde yaşıyoruz. Sabit Fikir de bu katılımcı ve paylaşımcı ahlaka uygun gelişsin istiyoruz. Kısacası, Sabit Fikir okurlarının katkılarına açık olacak, onlarla birlikte zenginleşecek. Katkılarınızı esirgemeyin.”

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Fikri Sabit Yazıları

Yunus Emre kimdir? Ya da şöyle sorayım, bizim Yunus’u bilmeyen var mıdır? Hepimiz biliriz onu, en mühimi de severiz, hem de çok severiz... Niyesi belli, çünkü Yunus’uzdur hepimiz. Kendini Anadolu’da yeniden yaratmış Türk insanının bizzat özüdür o. 13. yüzyıl Anadolusu’nda yaşamış bu derviş, bu şair, bulduklarıyla değil aradıklarıyla, büyük arayışıyla ve çilesiyle temsil eder bizi.

Daha geçen cumartesi Zizek İstanbul’dayken söylemişti, kapitalizmin demokrasiyle bağı kalmadı diye. Kapitalizmin burjuva demokrasisi getirdiği fikrinin/hayalinin artık gözle görülür bir şekilde çöktüğünü, kapitalizmin totaliter rejimlerden beslendiğinin altını çizmişti.

Bir gün bir edebiyat profesörü incelediği mesnevide bir şeylerin yolunda gitmediğini fark eder. Daha doğrusu mesnevi türünde daha önce görmediği bazı tuhaflıklar vardır şiirde. Anlamadığı ifadeler vardır.  O, kendinden önceki araştırmacılar-edebiyatçılar gibi yapmaz ama. Okuyup geçmez, anlamadıklarından vazgeçip, anladığı yerler üzerine yoğunlaşmayı tercih etmez.

Dostoyevski, Sibirya’da esir tutulduğu dört yılın, içinde insanlığın geleceğine dair büyük bir iyimserlik uyandırdığını söyler. Çünkü ona göre, insan bir hapishanenin dehşetini yenebiliyorsa, her şeye katlanabilecek bir varlık olmalıdır.

İki sezondur televizyonda izliyoruz Hürrem Sultan’la Sultan Süleyman’ın aşkını. Bu ay içinde evlenecekler kısmetse. Üstelik tarihe bağlı kalarak ilerlerse senaristler, nikahları şehzadelerin sünnet düğününde (Bknz.

Hem ruhsal hem de edebi olarak yüzyıllara yayılan o kadar güçlü bir hikâye ki onunki, aslında yazarına da fazlaca söz bırakmıyor.

Yunus Emre kimdir? Ya da şöyle sorayım, bizim Yunus’u bilmeyen var mıdır? Hepimiz biliriz onu, en mühimi de severiz, hem de çok severiz... Niyesi belli, çünkü Yunus’uzdur hepimiz. Kendini Anadolu’da yeniden yaratmış Türk insanının bizzat özüdür o. 13. yüzyıl Anadolusu’nda yaşamış bu derviş, bu şair, bulduklarıyla değil aradıklarıyla, büyük arayışıyla ve çilesiyle temsil eder bizi.

Söyleşi

RIZA KIRAÇ'LA SÖYLEŞİ: "Türkiye'de dair paranoyak bir hikâye anlatmaktı amacım..."

 

AYCAN AŞKIM SAROĞLU

 


ŞahaneBirKitap

Latife Tekin bir gün bir sohbetimiz sırasında her kitabın yazarından bağımsız bir kaderi olduğunu söylemişti bana; her kitabın kendi kaderi vardır, demişti… Tayep Salih’in “Kuzeye Göç Mevsimi”ni okurken ister istemez bu sözler geldi aklıma.  1966 yılında yazmıştı Sudanlı Taye

Anket

Paulo Coelho'nun internet üzerinden yayılan korsan yayınları desteklediğini söylemesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çok yerinde bir açıklama. Dünyanın nereye gittiğini herkesin görmesi lazım!
57% (41 oy)
Beni ilgilendirmiyor. Bir edebi yapıtın bana ulaşma yoluyla ilgilenmem, ben okuduğuma bakarım.
22% (16 oy)
Bence çok yanlış. Usulsüzlüğü, yasadışılığı övmesi savunulamaz!
22% (16 oy)
Oy veren sayısı: 72

Eski anketler



kitap-eleştiri bir EBİ markasıdır

kitap arkadaş evlilik itiraf paylaşım oyun