Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

Dali'nin fırçasından İlahi Komedya



Toplam oy: 698

 

20. yüzyılın en önemli sanatçılarından Salvador Dali’nin, İlahi Komedya, Sürrealizm İzleri, Gala ile Akşam Yemeği adlı 3 ayrı başlıktaki eserleri İstanbul'da. 

 

 

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ev sahipliğinde, Rene Magritte, Andy Warhol gibi dünyaca ünlü sanatçıları koleksiyonunda barındıran InArtis ile Kült işbirliğinde gerçekleştirilen Salvador Dali Sergisi’nde 121 eser yer alıyor. Etkinlik, Tophane-i Amire’de 23 Aralık 2011 ile 26 Şubat 2012 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

 

 

 

 

İlahi Komedya

 

 

Dante’nin bu uzun soluklu şiirinin güzelliği, tüm duyulara hitap eden zengin ve karmaşık benzetmeleri, ayrıntılı bir şekilde betimlenen mekânları ve bütün yönleriyle karakterize edilen kişileriyle, yüzyıllar boyunca aralarında Botticelli, Flaxman, Blake, Delacroix ve Rodin gibi isimlerin de bulunduğu birçok sanatçıya ilham kaynağı olmuştur.

 

 

Bu isimlerden birisi de 20. yüzyılın en meşhur sürrealist sanatçılarından biri olan Salvador Dali’dir. 1950’li yılların başlarında dönemin İtalyan hükümetinin, Dante’nin 700. doğum günü şerefine Dali’den İlahi Komedya’yı resimlemesini istemesi bazı ihtilaflarla karşılaşsa da bu durum Dali’nin, sanat eleştirmenleri ile kendisinin, kariyerindeki en dikkate değer eserler olarak gördüğü bu çalışmayı nihayete erdirmesine engel olamamıştır. Sanatçı tarafından resmedilen 100 sulu boya, dönemin uzman ağaç oymacıları tarafından sanatçının gözetimi altında 3000’in üzerinde ahşap blok kullanılarak yeniden üretilmiştir. Ağaç blokların bu üretimde kullanılma nedeni ise ustaca işlenmiş suluboyanın ve hassas çizimlerin yeniden üretilmesine olanak sağlayan yapısıdır. Bu serinin baskısı sıkı bir şekilde kontrol altında tutulmuş olup üretimde kullanılan 3000’in üzerindeki ahşap blok baskı sonrası yok edilmiştir. Bu durum aynı zamanda Dali’nin bu projeye olan ilgisinin maddi nedenlerden çok, edebi, sanatsal ve ruhani olduğunu göstermektedir.

 

 

 

Dante’nin İlahi Komedya’da günahkârların ruhlarının dehşet verici hallerini, acı çekişlerini betimleme gücü Dali’nin hayal dünyasını beslemiş olsa da sürrealist sanatçının kurduğu imgelem tamamen kendisine özgüdür. Dante’nin kendi hikâyesinde olduğu gibi, Dali’nin “öteki dünyası” da onun kişisel ikonografisinin parçaları olan imgeler barındırır. Bunun bir örneği “Yalancılar”da (Cehennem 22) görülebilir. Etrafları bir grup zebani ile çevrelenen Dante ve Virgil, en büyük organı olan dili dışarıya çıkmış bir halde kayalara sıkışan bir hilebazla karşılaşırlar. Genellikle kırmızı kıyafet giyen Dante (Virgil her zaman mavi kıyafetlidir) bu manzarayı izler. Hilebazın yüzü çok açık bir şekilde Dali’nin 1929’daki “The Great Masturbator” ve 1931’deki “The Persistence of Memory” isimli eserlerindeki mutasyona uğramış garip kafaya benzemektedir. Zebanilerin arka planında yer alan bir sıra halindeki soluk formlar, Millet’in “The Angelus” isimli eserinden aldığı bir köylü figürünü tekrar eden ve 1930’larda sık sık kullandığı siluetlerdir.

 

 

Dali’nin çizimleri İlahi Komedya metninin illüstrasyonlarından çok, onun sürrealist yöntemiyle uyguladığı yorumladır. Ve bu yorumda Dali’nin “hayat ışığı” Gala da, aynı Dante’nin hayatındaki ilahi rehberi ve kutsal ışığı olarak gördüğü Beatrice gibi eseri ele alışında ona ilham veren etkenlerden biri olmuştur.

 

 

İlahi Komedya, sanat otoritelerince Dali’nin sadece en çok eseri içinde barındıran bir sanatsal çalışması değil aynı zamanda onun sanatsal gelişiminin bir çeşit özeti olarak da algılanmaktadır.

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder


Sevgili "Çok Ziyaretçi",

Vaclav Havel'in ölümü elbette haber değeri taşıyor. Bugün cenazesinin kalkmasının ardından sitemizde bir haberini yayımlayacağız.

İlginize teşekkürler&iyi okumalar.

 

45%
55%

Vaclav Havel'in ölümü hiçbir haber değeri taşımıyor değil mi?

47%
53%

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Perihan Mağden için Cumhurbaşkanı'na hakaret suçlamasıyla bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası istedi. Nokta dergisi yazarı Mağden hakkında, Cumhurbaşkanı’na hakaret iddiasıyla 14 Eylül 2015 tarihinde Diken haber sitesinde yayımlanan “köşeye sıkışmış vahşi bir hayvan gibi, vahşi bir kaplan gibi” sözleriyle ilgili

2014'te yayına ara veren Express dergisi yeni bir formatla Şubat 2016'da yayın hayatına dönüyor. Özel sayı niteliğindeki 141. sayıda birçok konu ve dosyaya yer veriliyor. Bir kültür-fikir dergisi olan Express sanattan siyasete, edebiyattan spora geniş bir yelpazede seçtiği konuları kapsamlı söyleşi ve yazılarla işliyor.

 

Micheal O’Mara’nın da yayıncısı olan İngiliz Yayınevi Buster Books, İngiltere’de başlatılan “Let Books Be Books” (Bırakın kitaplar kitap olsun) kampanyasına destek vererek, cinsiyetçi başlıklarını bırakan onuncu yayınevi oldu. 

 

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 44. İstanbul Müzik Festivali, 1-24 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Shakespeare’in "Eğer Müzik Aşkın Gıdasıysa, Durmadan Çalınız" dizelerinden esinlenen festivalin bu yılki programı 3 Şubat'ta düzenlenen bir basın toplantısıyla açıklandı.

 

Uluslararası denetim ve danışmanlık firması Ernst & Young’ın ardından, yayın sektörünün önemli markalarından Penguin de daha geniş yelpazede ihtihdam yaratmak için lise mezunlarını da işe almaya başlayacaklarını duyurdu. Yayıncılıkta farklı seslerin eksikliğini duyduklarını vurgulayan Penguin, farklı alanlardan ve eğitim seviyesinden adayları bu mesleğe çekmek istediklerini belirtti.

Söyleşi

İstanbul Okurken ekibi ile söyleşi: İki durak arası kitap

 

Elif BEREKETLİ

 

ŞahaneBirKitap

Bilimkurgu… Fantastik edebiyatın uzak akrabası… Fanteziyle aralarında pek çok kesişme noktası var ama bir tane de çok belirleyici, çok keskin bir ayrılma noktası. İmkansızla ilgili bir ayrılmadır bu. Bilimkurgunun niyetiyle ilgilidir. Bilimkurgu, fantastiğin aksine, imkansızı temsil etmeye niyetlenmez çünkü. Yani kısacası, anlattığı şey, spekülatif olarak mümkündür.

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.