Sabitfikir
idefix
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

Dali'nin fırçasından İlahi Komedya



Toplam oy: 376

 

20. yüzyılın en önemli sanatçılarından Salvador Dali’nin, İlahi Komedya, Sürrealizm İzleri, Gala ile Akşam Yemeği adlı 3 ayrı başlıktaki eserleri İstanbul'da. 

 

 

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ev sahipliğinde, Rene Magritte, Andy Warhol gibi dünyaca ünlü sanatçıları koleksiyonunda barındıran InArtis ile Kült işbirliğinde gerçekleştirilen Salvador Dali Sergisi’nde 121 eser yer alıyor. Etkinlik, Tophane-i Amire’de 23 Aralık 2011 ile 26 Şubat 2012 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

 

 

 

 

İlahi Komedya

 

 

Dante’nin bu uzun soluklu şiirinin güzelliği, tüm duyulara hitap eden zengin ve karmaşık benzetmeleri, ayrıntılı bir şekilde betimlenen mekânları ve bütün yönleriyle karakterize edilen kişileriyle, yüzyıllar boyunca aralarında Botticelli, Flaxman, Blake, Delacroix ve Rodin gibi isimlerin de bulunduğu birçok sanatçıya ilham kaynağı olmuştur.

 

 

Bu isimlerden birisi de 20. yüzyılın en meşhur sürrealist sanatçılarından biri olan Salvador Dali’dir. 1950’li yılların başlarında dönemin İtalyan hükümetinin, Dante’nin 700. doğum günü şerefine Dali’den İlahi Komedya’yı resimlemesini istemesi bazı ihtilaflarla karşılaşsa da bu durum Dali’nin, sanat eleştirmenleri ile kendisinin, kariyerindeki en dikkate değer eserler olarak gördüğü bu çalışmayı nihayete erdirmesine engel olamamıştır. Sanatçı tarafından resmedilen 100 sulu boya, dönemin uzman ağaç oymacıları tarafından sanatçının gözetimi altında 3000’in üzerinde ahşap blok kullanılarak yeniden üretilmiştir. Ağaç blokların bu üretimde kullanılma nedeni ise ustaca işlenmiş suluboyanın ve hassas çizimlerin yeniden üretilmesine olanak sağlayan yapısıdır. Bu serinin baskısı sıkı bir şekilde kontrol altında tutulmuş olup üretimde kullanılan 3000’in üzerindeki ahşap blok baskı sonrası yok edilmiştir. Bu durum aynı zamanda Dali’nin bu projeye olan ilgisinin maddi nedenlerden çok, edebi, sanatsal ve ruhani olduğunu göstermektedir.

 

 

 

Dante’nin İlahi Komedya’da günahkârların ruhlarının dehşet verici hallerini, acı çekişlerini betimleme gücü Dali’nin hayal dünyasını beslemiş olsa da sürrealist sanatçının kurduğu imgelem tamamen kendisine özgüdür. Dante’nin kendi hikâyesinde olduğu gibi, Dali’nin “öteki dünyası” da onun kişisel ikonografisinin parçaları olan imgeler barındırır. Bunun bir örneği “Yalancılar”da (Cehennem 22) görülebilir. Etrafları bir grup zebani ile çevrelenen Dante ve Virgil, en büyük organı olan dili dışarıya çıkmış bir halde kayalara sıkışan bir hilebazla karşılaşırlar. Genellikle kırmızı kıyafet giyen Dante (Virgil her zaman mavi kıyafetlidir) bu manzarayı izler. Hilebazın yüzü çok açık bir şekilde Dali’nin 1929’daki “The Great Masturbator” ve 1931’deki “The Persistence of Memory” isimli eserlerindeki mutasyona uğramış garip kafaya benzemektedir. Zebanilerin arka planında yer alan bir sıra halindeki soluk formlar, Millet’in “The Angelus” isimli eserinden aldığı bir köylü figürünü tekrar eden ve 1930’larda sık sık kullandığı siluetlerdir.

 

 

Dali’nin çizimleri İlahi Komedya metninin illüstrasyonlarından çok, onun sürrealist yöntemiyle uyguladığı yorumladır. Ve bu yorumda Dali’nin “hayat ışığı” Gala da, aynı Dante’nin hayatındaki ilahi rehberi ve kutsal ışığı olarak gördüğü Beatrice gibi eseri ele alışında ona ilham veren etkenlerden biri olmuştur.

 

 

İlahi Komedya, sanat otoritelerince Dali’nin sadece en çok eseri içinde barındıran bir sanatsal çalışması değil aynı zamanda onun sanatsal gelişiminin bir çeşit özeti olarak da algılanmaktadır.

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder


Sevgili "Çok Ziyaretçi",

Vaclav Havel'in ölümü elbette haber değeri taşıyor. Bugün cenazesinin kalkmasının ardından sitemizde bir haberini yayımlayacağız.

İlginize teşekkürler&iyi okumalar.

 

44%
56%

Vaclav Havel'in ölümü hiçbir haber değeri taşımıyor değil mi?

53%
47%

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Fransız yazar Antoine de Saint-Exupéry tarafından 1943’te yazılan ve tüm dünyada milyonlarca okuyucuya ulaşan Küçük Prens, 10 Mayıs- 31 Mayıs tarihleri arasında Zorlu Center AVM’de yeniden hayat buluyor. Büyüklerin dünyasının bir çocuğun gözünden anlatıldığı, dünya üzerinde 240'dan fazla dile çevrilen ve 140 milyon adetten fazla satan kitabın 71.

Donna Tartt'ın geçen yılın en popüler eserleri arasında gösterilen The Goldfinch adlı romanı, kurmaca dalında Pulitzer Ödülü'ne layık görüldü. Kitap, günümüz Manhattan'ında yaşayan bir yetimin, Dickensvari öyküsünü anlatıyor. Kitap henüz daha Pulitzer almamışken, amazon.com'un çok satanlar listesinde 40'ıncı sırada bulunuyordu.

 

İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali'nin (İTEF) altıncısı Vehbi Koç Vakfı'nın ana sponsorluğunda 5- 11 Mayıs tarihleri arasında, Şehir ve Yolculuk teması altında gerçekleşecek. İTEF kapsamında edebiyat severler, her yıl olduğu gibi bu yıl da festivalin uluslararası bölümünde yerli ve yabancı yazarlarla bir araya gelecekler.

İşten eve, evden işe; işten okula, okuldan işe; hayat hızla akıp giderken, bırakın geçen seneyi, dün yaptıklarımızı dahi unutuyoruz. Sevgililerimizin ve arkadaşlarımızın doğum günlerini atlıyor, özel günleri kutlamadan geçiyoruz. Tablo böyleyken, sevdiğimiz bir romancının doğduğu günü hatırlamamız ya da ünlü bir şairin öldüğü günü bilmemiz elbette mucize olurdu.

İstanbul'da bu hafta da yolu edebiyatla kesişen birçok etkinlik var.

 

Bunlardan öne çıkanları derledik:

 

Dinleti – Her Şey İnsanı Sevmekle Başlar – Sait Faik’ten Hikayeler

 

FikriSabit

Kural değişmiyor; ses, dil, yazı, yazmak ve yaşam üzerine düşünmek için, işe ölümden başlamayı göze almak gerekiyor demek ki. Her yeniden doğumun bedelini tek tek ödemek… Dilin çalışma sesi ancak böyle duyuluyor.

"Bugün kendimi Hegel’in betimlediği yaşlı Yunan gibi hissediyorum biraz: Hegel, bu adamın yaprakların, nehirlerin ve rüzgarların çıkardığı sesleri, kısacası Doğa’nın tüm titremelerini planlı bir zekanın izlerini görebilmek için hiç yorulmadan, tutkuyla incelediğini söylüyordu.

Söyleşi

Sami Berat Marçalı ile söyleşi: Üst kattaki teröristle barışma vakti!

 

Adalet ÇAVDAR

 

ŞahaneBirKitap

Bilmem ki siz de benim gibi, geçirdiğimiz dünün ardından dişil bir dünya bilgisinin eksikliğini iliklerinize kadar hissediyor musunuz? Çıkış yolunun siyasi- toplumsal erkle, güçle, kâr- zarar hesaplarıyla, kılıçla, asayla açılmayacağını bir kez bir kez daha hüzünle fark ediyor musunuz?