Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

Dali'nin fırçasından İlahi Komedya



Toplam oy: 473

 

20. yüzyılın en önemli sanatçılarından Salvador Dali’nin, İlahi Komedya, Sürrealizm İzleri, Gala ile Akşam Yemeği adlı 3 ayrı başlıktaki eserleri İstanbul'da. 

 

 

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ev sahipliğinde, Rene Magritte, Andy Warhol gibi dünyaca ünlü sanatçıları koleksiyonunda barındıran InArtis ile Kült işbirliğinde gerçekleştirilen Salvador Dali Sergisi’nde 121 eser yer alıyor. Etkinlik, Tophane-i Amire’de 23 Aralık 2011 ile 26 Şubat 2012 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

 

 

 

 

İlahi Komedya

 

 

Dante’nin bu uzun soluklu şiirinin güzelliği, tüm duyulara hitap eden zengin ve karmaşık benzetmeleri, ayrıntılı bir şekilde betimlenen mekânları ve bütün yönleriyle karakterize edilen kişileriyle, yüzyıllar boyunca aralarında Botticelli, Flaxman, Blake, Delacroix ve Rodin gibi isimlerin de bulunduğu birçok sanatçıya ilham kaynağı olmuştur.

 

 

Bu isimlerden birisi de 20. yüzyılın en meşhur sürrealist sanatçılarından biri olan Salvador Dali’dir. 1950’li yılların başlarında dönemin İtalyan hükümetinin, Dante’nin 700. doğum günü şerefine Dali’den İlahi Komedya’yı resimlemesini istemesi bazı ihtilaflarla karşılaşsa da bu durum Dali’nin, sanat eleştirmenleri ile kendisinin, kariyerindeki en dikkate değer eserler olarak gördüğü bu çalışmayı nihayete erdirmesine engel olamamıştır. Sanatçı tarafından resmedilen 100 sulu boya, dönemin uzman ağaç oymacıları tarafından sanatçının gözetimi altında 3000’in üzerinde ahşap blok kullanılarak yeniden üretilmiştir. Ağaç blokların bu üretimde kullanılma nedeni ise ustaca işlenmiş suluboyanın ve hassas çizimlerin yeniden üretilmesine olanak sağlayan yapısıdır. Bu serinin baskısı sıkı bir şekilde kontrol altında tutulmuş olup üretimde kullanılan 3000’in üzerindeki ahşap blok baskı sonrası yok edilmiştir. Bu durum aynı zamanda Dali’nin bu projeye olan ilgisinin maddi nedenlerden çok, edebi, sanatsal ve ruhani olduğunu göstermektedir.

 

 

 

Dante’nin İlahi Komedya’da günahkârların ruhlarının dehşet verici hallerini, acı çekişlerini betimleme gücü Dali’nin hayal dünyasını beslemiş olsa da sürrealist sanatçının kurduğu imgelem tamamen kendisine özgüdür. Dante’nin kendi hikâyesinde olduğu gibi, Dali’nin “öteki dünyası” da onun kişisel ikonografisinin parçaları olan imgeler barındırır. Bunun bir örneği “Yalancılar”da (Cehennem 22) görülebilir. Etrafları bir grup zebani ile çevrelenen Dante ve Virgil, en büyük organı olan dili dışarıya çıkmış bir halde kayalara sıkışan bir hilebazla karşılaşırlar. Genellikle kırmızı kıyafet giyen Dante (Virgil her zaman mavi kıyafetlidir) bu manzarayı izler. Hilebazın yüzü çok açık bir şekilde Dali’nin 1929’daki “The Great Masturbator” ve 1931’deki “The Persistence of Memory” isimli eserlerindeki mutasyona uğramış garip kafaya benzemektedir. Zebanilerin arka planında yer alan bir sıra halindeki soluk formlar, Millet’in “The Angelus” isimli eserinden aldığı bir köylü figürünü tekrar eden ve 1930’larda sık sık kullandığı siluetlerdir.

 

 

Dali’nin çizimleri İlahi Komedya metninin illüstrasyonlarından çok, onun sürrealist yöntemiyle uyguladığı yorumladır. Ve bu yorumda Dali’nin “hayat ışığı” Gala da, aynı Dante’nin hayatındaki ilahi rehberi ve kutsal ışığı olarak gördüğü Beatrice gibi eseri ele alışında ona ilham veren etkenlerden biri olmuştur.

 

 

İlahi Komedya, sanat otoritelerince Dali’nin sadece en çok eseri içinde barındıran bir sanatsal çalışması değil aynı zamanda onun sanatsal gelişiminin bir çeşit özeti olarak da algılanmaktadır.

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder


Sevgili "Çok Ziyaretçi",

Vaclav Havel'in ölümü elbette haber değeri taşıyor. Bugün cenazesinin kalkmasının ardından sitemizde bir haberini yayımlayacağız.

İlginize teşekkürler&iyi okumalar.

 

45%
55%

Vaclav Havel'in ölümü hiçbir haber değeri taşımıyor değil mi?

52%
48%

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Geçtiğimiz günlerde Soma’nın Yırca ilçesinde termik santral inşaatı gerekçe gösterilerek kesilen 6 bin zeytin ağacının yerine yeni fidanlar dikilmesi için kampanya başlatıldı. Zeytin Ajandası Kollektifi’nin girişimiyle başlayan kampanya kapsamında bir ajanda satışa sunuldu. Bu ajandanın satışından elde edilecek gelirle Yırca’ya yeni fidanlar dikilecek.

E-postalar, onlarca telefon konuşması ve bir süre sonra yapboza dönen tablo çalışmaları sonucunda (yorgun ve) gururluyuz. İşte 2014 yılının "öne çıkan" 50 romanı!

 

Eskişehir Gezi davasının gerekçeli kararı açıklandı

Eskişehir 5. Asliye Ceza Mahkemesi, Gezi Parkı gösterilerine katıldıkları için “direnme, hakaret, kamu malına zarar verme, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme” iddiasıyla yargılanıp beraat eden 173 sanık hakkındaki kararın gerekçesini açıkladı.

Türkiye'nin en büyük online kitapçısı idefix.com'un her yıl düzenlediği ve sıkı takipçileriyle artık geleneksel hale gelen Sanal Kitap Fuarı, bu yıl 12. kez başladı. 21 Kasım 2014–1 Ocak 2015 tarihleri arasında idefix.com’da gerçekleşecek fuarı, geçtiğimiz yıl 4 milyon kişi ziyaret etmişti.

Türk-Fransız Edebiyat Ödülü, bu yıl Ziyan isimli romanıyla Hakan Günday'a verildi.

 

Söyleşi

Cüneyt Cebenoyan ile söyleşi: "Sinema eleştirisi de edebiyat sayılabilir"

 

Ayşe ÇAVDAR

 

ŞahaneBirKitap

Mitpunk. Yani edebiyatta yeni bir eğilimin, yeni bir arayışın adı. Bir bileşik kelime; mit ve punktan geliyor. Kendi hikayelerini kaybetmiş, mitlerini unutmuş bir çağın yarattığı yeni mitler ile punk kelimesinin hırpaniliğini, kırılmışlığını, öfkesini içeriyor. Bakmayın siz kulağa çok alafranga çok marjinal geldiğine. Birbirine eklenen bu iki kelime, postmodernizmi fısıldıyor.

FikriSabit

Eleştirmenler, edebiyat gazetecileri ortadan kalktıkça yazarla okur arasına giren süreç kısalıyor, piyasanın etkisinden de özgürleşiyormuş duygusu gelip yerleşiyor içimize, ama nitelikli edebiyatı keşfetmek, karmaşanın içinden iyiyi bulup çıkarmak da tam tersine giderek zorlaşıyor.

Genç ve hevesli bir edebiyat gazetecisiydim bir zamanlar. Edebiyat söyleşilerinin yeri ayrıydı benim için. Okuduğum metnin yazarıyla bir araya gelmek, aklıma takılanları sormak, bir iki saat de olsa edebiyatın derinliklerine dalmak bir yana, içimdeki magazin kuşunu da beslerdi bu söyleşiler.