Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

Dünyanın bütün Küçük Prensleri, Ankara’da bir arada



Toplam oy: 298

Ankara’daki Tayfa Kitap-Kafe, 29 Mart-25 Mayıs 2013 tarihleri arasında özel bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor.  Yıldıray Lise’nin "topladığı" 171 farklı dil ve lehçedeki Küçük Prens kitapları sergisi, sekiz hafta boyunca Tayfa Kitap-Kafe'de gezilebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Saint-Exupéry'nin unutulmaz kitabı Küçük Prens, birçok kişi gibi, Yıldıray Lise'yi de derinden etkilemiş. Yıllarca birçok dostuna hediye ettiği Küçük Prens kitabıyla ilgili koleksiyon fikri ise 2008 yılında düşmüş aklına. Kendisine  sorduğumuzda, yola çıkarken iki amacının olduğunu söyledi: “Dünyada yayımlanmış tüm dil ve lehçelerden birer kopya ile Türkçe olarak yayımlanmış tüm çevirilerden birer kopya edinmek.” Sonuç olarak; bugün koleksiyonunda 171 farklı dil ve lehçede Küçük Prens kitabı yer alıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sekiz hafta sürecek Dünyanın Küçük Prens Kitapları sergisinde dönüşümlü olarak koleksiyondaki tüm kitapları görmek mümkün. 72 farklı Türkçe baskının yanı sıra farklı boyut ve özellikteki ilginç Küçük Prens baskıları da sergileniyor. Bu süre içerisinde ayrıca çeşitli etkinlikler de düzenlenecek, Yıldıray Lise'nin serginin açılışında söylediği gibi, “Bu sadece bir sergi değil, söyleşilerin, farklı dillerde Küçük Prens kitabı okuma günlerinin ve bir film gösteriminin olacağı bir etkinlikler dizisi. Bu sergi ile sadece Küçük Prens’e değil aynı zamanda insanlığın en önemli mirası ve kültürünü oluşturan, çeşitliliğimizi anlatan dillere de vurgu yapmak istiyoruz. 8 hafta boyunca aynı kitabın farklı dillerde ve alfabelerde aynı şeyleri ifade ettiğine tanık olacaksınız.” Sergi Türkiye’deki Küçük Prens koleksiyonerlerini bir araya getirmeyi de amaçlıyor.

 

 

 

 

 

 

 

CU

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Geçmişi, kitap sayısı, koleksiyonları ve derleme kütüphanesi ile Türkiye’nin en önemli kütüphanelerinden biri olan Beyazıt Devlet Kütüphanesi artık 24 saat hizmet veriyor. Geçtiğimiz nisan ayında çalışma saatlerini artırarak 08:00-22:30 arasında hizmet vermeye başlayan kütüphane bundan böyle 24 saat açık olacak.

 

Harper Lee'nin Amerika Birleşik Devletleri'nin güney eyaletlerinde yaşanan ırkçılığı konu edindiği Bülbülü Öldürmek adlı romanı, Missisippi'de bir lisenin müfredatından çıkarıldı.

Okuyucusunu kitapların yakıldığı bir dünyaya götüren Fahrenheit 451 aynı zamanda modern bir klasik olarak kabul ediliyor; ve tasarımcıların da hayli ilgisini çekiyor. Fahrenheit 451 için geçtiğimiz günlerde yapılan bir tasarım var ki bir hayli ilginç.

 

İngilizce yazılmış romanlara verilen prestijli Man Booker Ödülü'nün bu yılki kazananı George Saunders oldu. George Saunders ödüle, Türkçeye de Arafta ismiyle çevrilen romanı Lincoln in the Bardo ile layık görüldü.

Ferenc Molnár’ın ünlü romanı Pal Sokağı Çocukları bu kez tiyatro sahnesinde karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Tatbikat Sahnesi tarafından sahneye taşınan oyunun yönetmenliğini ise ünlü oyuncu Erdal Beşikçioğlu üstleniyor.

 

Söyleşi

Serhat Tolga Yıkıcı ve Ayşegül Kirpiksiz ile söyleşi:


 “Wattpad genç okuru daha iyi anlamamıza imkan veriyor.”


Ece KARAAĞAÇ

 

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.