Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

Edebiyat klasiklerinin bir matematiği varmış



Toplam oy: 214

Polonya Nükleer Fizik Enstitüsü’nden bir grup bilim insanı, edebi eserlerdeki cümlelerin arasına gizlenmiş karmaşık ama en küçük parçada bile yinelenen geometrik şablonlar bulunduğunu öne sürdü. Buna göre, James Joyce’un Finneganın Vahı romanı, doğadaki matematiğin edebiyattaki yansımasına iyi bir örnek. 

 

Charles Dickens’tan Shakespeare’e, Umberto Eco’dan Thomas Mann’a birçok önemli yazarın kaleme aldığı 100’ü aşkın eseri detaylı bir analize tabi tutan ekip, yapıtların çoğunda cümlelerin uzunluk ve formlarının “fraktal”, yani parça ile bütün arasındaki benzerliği ortaya koyan yapıya işaret ettiğini buldu. Teoriye göre, metinlerin her bir cümlesi kurallı bir şekilde birbirine bağlı ve her biri özgün olmakla birlikte metnin genel dokusundan izler taşıyor. Fakat edebi metinlerdeki fraktal sistem, matematik evrenindeki kadar mükemmel değil; çünkü matematikteki fraktal oluşumlar sonsuz, oysa bir kitabın içindeki tümceler sınırlı sayıda. Edebi dünyadaki fraktal yapılarla ilgili dikkat çekici bir başka detay da, bilinç akışı tekniğiyle yazılmış eserlerde bu tip formlara rastlamanın daha olası olduğu. Yazarların bu kompleks yapıya zihinsel olarak ulaşabilmesi ve sonrasında tüm bunları kağıda dökebilmesi içgüdüsel yetilerle açıklanıyor.

 

Bilim insanlarına bakılırsa, bu tip metinler içinde en karmaşık olanı Finneganın Vahı. Dave Eggers’ın Müthiş Dahiden Hazin Bir Eser, Julio Cortazar’ın Seksek, Virginia Woolf’un Dalgalar yapıtları da fraktal biçemler ekseninde yazılmış diğer eserler arasında gösteriliyor.

 

Fraktal yapı kar tanelerinde gözlenebilir

 

Sierpinski üçgeni, mutlak surette simetrik bir fraktaldır.

 

Tüm fraktallar kendine benzer ya da en azından tümüyle kendine benzer olmamakla birlikte, çoğu bu özelliği taşır. Kendine benzer bir cisimde cismi oluşturan parçalar ya da bileşenler cismin bütününe benzer. Düzensiz ayrıntılar ya da desenler giderek küçülen ölçeklerde yinelenir ve tümüyle soyut nesnelerde sonsuza değin sürebilir; öyle ki,her parçanın her bir parçası büyütüldüğünde, gene cismin bütününe benzer. Bu fraktal olgusu, kar tanesi ve ağaç kabuğunda kolayca gözlenebilir.

 

 


 

 

* Kaynak: The Guardian

* Çeviren: Özge Bölen

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Antoine de Saint-Exupéry'nin Küçük Prens'in ilk kez yayımlandığı 1943 yılından hemen önce, 1942'de yazdığı bir aşk mektubu birkaç nedenden dolayı edebiyat dünyasının gündeminde.

Bazı romanlar anlattığı şehirlerle özdeşleşir. Yıllar içinde o şehrin haritasını yeni baştan yazdığı bile olur bu romanların. Dublin ve Ulysses ilişkisi böyledir mesela.

Daily Mail'ın siyasat sayfalarının editörü Senan Molony'nin gazetecilik dışındaki ilgi alanlarının başında Joyce'un Ulysses'i geliyor.

DOT’taki çalışmalarıyla tanıdığımız Murat Daltaban’ın yönetmenliğini üstlendiği Eugène Ionesco uyarlaması oyun Gergedanlar (Rhinoceros) İskoçya'dan dört ödülle döndü.

George R.R. Martin geçtiğimiz günlerde kişisel blog'unda duyurduktan sonra, tüm ajanslara haber düşmeye başladı. HBO, Game of Thrones evrenini devam ettirecek "spin-off" dizilerden ilki konusunda ciddi adımlar atmıştı artık.

 

Söyleşi

 

Emily Gould ile söyleşi // Zeynep Şen


ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.