Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap
sabitfikir - dergi

Haber

Haber

Edebiyat klasiklerinin bir matematiği varmış



Toplam oy: 141

Polonya Nükleer Fizik Enstitüsü’nden bir grup bilim insanı, edebi eserlerdeki cümlelerin arasına gizlenmiş karmaşık ama en küçük parçada bile yinelenen geometrik şablonlar bulunduğunu öne sürdü. Buna göre, James Joyce’un Finneganın Vahı romanı, doğadaki matematiğin edebiyattaki yansımasına iyi bir örnek. 

 

Charles Dickens’tan Shakespeare’e, Umberto Eco’dan Thomas Mann’a birçok önemli yazarın kaleme aldığı 100’ü aşkın eseri detaylı bir analize tabi tutan ekip, yapıtların çoğunda cümlelerin uzunluk ve formlarının “fraktal”, yani parça ile bütün arasındaki benzerliği ortaya koyan yapıya işaret ettiğini buldu. Teoriye göre, metinlerin her bir cümlesi kurallı bir şekilde birbirine bağlı ve her biri özgün olmakla birlikte metnin genel dokusundan izler taşıyor. Fakat edebi metinlerdeki fraktal sistem, matematik evrenindeki kadar mükemmel değil; çünkü matematikteki fraktal oluşumlar sonsuz, oysa bir kitabın içindeki tümceler sınırlı sayıda. Edebi dünyadaki fraktal yapılarla ilgili dikkat çekici bir başka detay da, bilinç akışı tekniğiyle yazılmış eserlerde bu tip formlara rastlamanın daha olası olduğu. Yazarların bu kompleks yapıya zihinsel olarak ulaşabilmesi ve sonrasında tüm bunları kağıda dökebilmesi içgüdüsel yetilerle açıklanıyor.

 

Bilim insanlarına bakılırsa, bu tip metinler içinde en karmaşık olanı Finneganın Vahı. Dave Eggers’ın Müthiş Dahiden Hazin Bir Eser, Julio Cortazar’ın Seksek, Virginia Woolf’un Dalgalar yapıtları da fraktal biçemler ekseninde yazılmış diğer eserler arasında gösteriliyor.

 

Fraktal yapı kar tanelerinde gözlenebilir

 

Sierpinski üçgeni, mutlak surette simetrik bir fraktaldır.

 

Tüm fraktallar kendine benzer ya da en azından tümüyle kendine benzer olmamakla birlikte, çoğu bu özelliği taşır. Kendine benzer bir cisimde cismi oluşturan parçalar ya da bileşenler cismin bütününe benzer. Düzensiz ayrıntılar ya da desenler giderek küçülen ölçeklerde yinelenir ve tümüyle soyut nesnelerde sonsuza değin sürebilir; öyle ki,her parçanın her bir parçası büyütüldüğünde, gene cismin bütününe benzer. Bu fraktal olgusu, kar tanesi ve ağaç kabuğunda kolayca gözlenebilir.

 

 


 

 

* Kaynak: The Guardian

* Çeviren: Özge Bölen

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Elele dergisinin yalnızca kadınlara verdiği ve “Hayata İmza Atan Kadınlar” sloganıyla düzenlenen Elele Avon Kadın Ödülleri’nin sahipleri belli oldu.

Napoli romanları ile tanınan Elena Ferrante The Guardian gazetesi için haftalık köşe yazıları kaleme almaya hazırlanıyor. Ferrante, İtalyan gazeteci Claudio Gatti'nin Elena Ferrante müstear adını kullanan yazarın gerçek kimliğine ulaştığını iddia etmesinden bu yana sessizliğini koruyordu.

İthaki Yayınları tarafından kurulan ve atölye çalışmalarının yanı sıra söyleşiler de düzenleyen İthaki Akademi bu kez Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Türkçede Polisiye Roman başlıklı bir söyleşi ile Seval Şahin'i konuk ediyor.

 

 

Geçen yıl nisan ayında, Ray Bradbury'nin kült eseri Fahrenheit 451'in HBO tarafından televizyona uyarlanacağı, bir televizyon filmi olarak karşımıza çıkacağı haberleri yayılmaya başlamıştı. İşte geçtiğimiz günlerde söz konusu filmden ilk fragman yayınlandı.

 

Yakın bir zaman önce yayımlanan Kadınlık Daima Bir Muamma isimli kitabı ekseninde Ayşegül Utku Günaydın, Tanzimat'tan itibaren kadınların dergi ve gazetelerde şekillendirdiği edebiyat geleneği üzerine konuşacak. Bugün saat 19.00'da SALT Galata'da.

Söyleşi

Jean-Paul Didierlaurent ile söyleşi:


“Okunmayan kitap, ölü kitaptır. Bu yüzden ortadan kalkması mı gerekir?”

ŞahaneBirKitap

Hayal edin. Bir mutluluk ve özgürlük hayali olsun ama bu. Bireysel, hatta bencilce isteklerinizi de kapsasın, tüm dünyayı ve insanlığı da içine alsın. Geleceğe dikin gözünüzü, tüm tarihi, geçmişi, mitleri, efsaneleri, masalları da koyun çantanıza. Sıkıcı olmayı unutun ama, eğlenceli, alaycı, neşeli, uçucu bir hayal dünyası kurun...

FikriSabit

Fikri Sabit, Ursula K. Le Guin'le aynı fikirdedir ey okur, edebiyat her zaman küçük bir kalabalığın ilgisini çeker, geriye kalan, kitlesel olan her şey doğası gereği poptur, piyasadır.

Geçtiğimiz hafta iki edebiyat dergisi –İzafi Dergisi ile Sarnıç Öykü-, kapandığını açıkladı arka arkaya. Hemen hemen aynı anda gelen bu iki haberin, bizim edebiyat ortamımız için bir haber değeri yok, maalesef. Ne de olsa edebiyat dergisi dediğimiz, kısacık bir ömre daha doğarken hapsolmuş, solgun bir heves demek bu ülke topraklarında. Bunda hepimiz hemfikiriz.