Haber

#

Elif Şafak'tan eleştirilere cevap: Sessizlikte Bir Nota



Son kitabı Aşk'ın satışı 300 Bin'e varan Elif Şafak sadece para kazanmak için Mevlânâ hakkında yazdığı yönündeki eleştirilere Haber Türk'teki köşesinden "Sessizlikte Bir Nota" başlıklı yazısıyla cevap verdi:

Sessizlikte Bir Nota

Yurtdışında doktorasını yapan genç, başarılı bir Türk kadını anlatıyor: "Amerika'dayken gazeteleri takip ediyorum. O kadar moralim bozuluyor ki. Hiç mi birbirini seven yok bu ülkede diye konuşuyoruz eşimle. Sonra geliyoruz memleketimize. Bir bakıyoruz hiç de zannettiğimiz gibi değilmiş. Ailelerimiz, komşularımız, arkadaşlarımız, toplum kavgasız yaşıyor. O zaman anlıyorum, gazetelerimizdeki gürültü patırtı gündelik hayatta yok. Seviniyorum doğrusu. İyi ama eli kalem tutanlarımız neden bu kadar hırçın?"

Başkaları hakkında yazarken son derece temel bir gerçeği unutuyoruz galiba: Hakkında yazı yazdığımız kişilerin de insan olduğunu. Onların da yürek kafeslerinde bir kalp taşıdıklarını. Kalp ki camdandır, billur bir dünyadır. Bakıyorum gazetelere. Edebiyat dünyasından kimin ne kadar para kazandığı hakkında boy boy haberler. "Aşk ve Para" bağlantıları kurulmuş. İnsanın emeğinden kazanması ayıp sanki ya da sırf para kazanmak için Mevlânâ hakkında yazmışım gibi. Kinayeli, dikenli ithamlar.

Şair ve yazarlara fikirlerini sormuşlar. Bir kısmı sağolsun bir araba dolusu taş atmış. Kimi demiş ki: "Elif Şafak iyi bir yazar değil. Reklam ve pazarlama sayesinde satıyor." Kimisi demiş ki: "Bu kadar reklam bana da yapsalar ben de satarım." Marketing, reklam şirketleri, popüler kültür, efsaneler... Sonra telefonlar çalıyor. Gazeteciler arayıp "Filancaya ne cevap vereceksiniz?" diye soruyorlar. Halbuki ne filancaya ne falancaya cevap vereceğim. Polemik sevmiyorum. Gazeteleri takip ederken morali bozulan o gencecik akademisyeni hatırlıyorum. Kalemimi daha hayırlı işler için kullanmak istiyorum. Ama bir sebebi daha var polemiklerden uzak durmamın, en haksız eleştirmenime dahi cevap vermememin: Çünkü canım yanıyor. Çünkü inciniyorum. Çünkü ağırıma gidiyor. Çünkü robot değil, insanım.

Tasavvufta yollar kat etmiş manevi büyükler diyor ki: "Evlat, öyle bir kıvama gelmelisin ki, taş da gül de bir olmalı gözünde. Ne iltifata sevinmeli, ne yergiye üzülmelisin." Bense hâlâ güzel sözle mutlu oluyor, kötü sözle inciniyorum. Demek ki pişmemişim, pişmemişim, pişmemişim.

Eleştiri iki şekilde olur. Eleştirdiğin insanı ya daha ileriye götürmek ya dibe çekmek için. Birincisi "yapıcı eleştiri", yaraya merhem sürer gibi. İkincisi "yıkıcı eleştiri", keskin ve sirkeli. Yapıcı eleştiri ne kadar ağır olursa olsun başımın üstünde yeri var. Öğrenirim ondan. Öğrenirim kusurlarımdan. Seve seve. Ama hani şu dibe çekmeler var ya. Enerjim azalıyor. Moralim bozuluyor. Bazen romanlarımı yayınlamaktan vazgeçmeyi düşünüyorum. Yazmayı bırakamam ama hiç olmazsa yazdıklarımı kendime saklayayım diyorum. Ne gerek var bunca kem söz işitmeye?

Ama sonra bir okur mektubu geliyor beklenmedik bir yerden. Bir e-mail, bir kart, dolmakalemle yazılmış bir mektup, kurutulmuş bir çiçek, bir hayır duası. Kız öğrencilerin yaptığı kolyeler; Adana'dan, Batman'dan, Elazığ'dan tebrikler; hapishanelerden dokunaklı teşekkürler... Amasya'dan, İzmir'den, Konya'dan, Rize'den, Amsterdam'dan, Berlin'den, Boston'dan.... Romanımın, gönüllerinin kapısını nasıl araladığını, AŞK'ın onlara ruhdaş olduğunu anlatıyorlar. Gözlerim doluyor. İncinen yüreğimde hummalı bir tadilat başlıyor. Dedim ya, hamım daha, güzel söze seviniyorum.

Ve okurlar... Edebiyat okurları... O kadar çoklar ve o kadar azlar. O kadar özeller ve o kadar güzeller. Öylesine som, pazarlıksız, hakiki, samimi ve baki... Sevgili okur, sen olmasan bu hengâmede kurur pilim. Okur bil ki sana müteşekkirim.

"Bilenlerden misin, öğrenenlerden mi?" diye soruyor bir gönül dostum. "Öğrenenlerdenim, şükür" diyorum. "O zaman sevin" diyor. "Teşekkür et en haşin eleştirmenlerine. Kırıyorlar ya kalbini, sevin çünkü nefsine ağır gelen şeyde senin için hayır vardır." Haklı. Ve ben o yüzden yazıyorum bu yazıyı. AŞK'ı bir çırpıda karalayanlara, nefsime ağır gelen sözlerindeki sonsuz hayır için teşekkür ediyorum...









#Yorumlar

Yorum göndermek için sisteme giriş yapmanız gerekmektedir.



# Diğer Haber Yazıları

12 Eylül’ü okumak…

12 Eylül askeri darbesinin 30. yıldönümüne sayılı günler kaldı.

Man Booker'da adaylar açıklandı

1969 yılından beri Britanya Milletler Topluluğu ve İrlanda Cumhuriyeti vatandaşları tarafından İngilizce olarak yazılmış kitaplara verilen, dünyanın en saygın edebiyat ödüllerinden Man Booker'ın altı kişilik aday listesi açıklandı.  Bu yılki seçici kurul başkanlığını şair Sir Andrew Motion’ın yaptığı ödülün kazananı 12 Ekim’de açıklanacak.

Dice Kayek: İstanbul Contrast | 26 Ağustos 2010 - 19 Eylül 2010 |

Dice Kayek markasının yaratıcıları Ece ve Ayşe Ege’nin İstanbul’u simgeleyen tasarımlarını bir araya getiren “Istanbul Contrast” sergisi, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı desteğiyle 26 Ağustos’ta İstanbul Modern’de açıldı.

PEN Türkiye: "Sivil darbeye zemin hazırlandığından kaygılıyız"

Anayasa oylamasının yapılacağı 12 Eylül tarihi yaklaşırken yazar örgütü PEN görüşlerini yazılı bir açıklamayla kamuoyuyla paylaştı. İşte PEN Türkiye Merkezi Başkanı İnci Aral tarafından yapılan açıklama:

"Türkiye’nin, yamalı 12 Eylül anayasalarına değil hak ve özgürlükleri genişletecek yeni bir anayasaya ihtiyacı var"

Masumiyet Müzesi ilk kez

Kitapları 58 dile çevrilen ve her yeni romanı büyük bir merakla beklenen Nobelli yazarımız Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesi'ni ilkbaharda açmayı planlıyor.


kitap | arkadaş | evlilik | itiraf | oyun | paylaşım | kitap-eleştiri