Sabitfikir
Künye | Yazarlar | Giriş Yap

Haber

Haber

Film festivaline edebiyat karıştı



Toplam oy: 1343

Baharın gelişi, İstanbullu pek çok sinemasever için ayrı bir anlam taşır. Nisan geldi mi, güzel havalar kadar güzel bir şey daha gelecektir nitekim şehre: İstanbul Film Festivali. Üçüncü cemrenin toprağa düştüğü bu günde, bizim de sizlere güzel bir haberimiz var: 32. İstanbul Film Festivali 30 Mart'ta başlıyor ve bu kez sinemaseverler kadar edebiyatseverleri de mutlu edeceğe benziyor! 

 

 

 

 

 

 

 

 

20'nin üzerinde bölümde, 200'ü aşkın film ve pek çok söyleşi, atölye çalışması ve sinema dersiyle dolu iki haftalık festival maratonunun sonunda birkaç gün durup, dinlenmek isteyebilirsiniz! Ancak, siz de SabitFikir ekibi gibi iflah olmaz bir edebiyatseverseniz, festivalin bir bölümü sizi diğerlerine kıyasla çok daha fazla heyecanlandıracak. Uzun bir aranın ardından tekrar programa dahil edilen "Edebiyattan Beyazperdeye" bölümünden söz ediyoruz. Hangi roman uyarlamalarını seyredebileceğizi siz de bizim kadar merak ediyorsanız, bir paragraf aşağıya davet ediyoruz sizi!

 

 

 

 

 

 

 

Vasil’ Bykaw'ın romanı In the Fog

 

 

Yönetmenliğini ve senaristliğini Sergei Loznitsa’nın yaptığı In The Fog / Sislerin İçinde, barbarlık, insanlık onuru ve savaşı konu alıyor. 1942’de SSCB’nin batı sınırı Nazi işgali altındadır ve hainlik yaptığı iddiasıyla demiryolu işçilerinden biri direnişçiler tarafından cezalandırılmak üzere ormana götürülür; ormanda pusuya düşürüldüklerinde işçi ahlaki bir karar vermek zorunda kalır. Sislerin İçinde, 2012’de Cannes Film Festivali’nde FIPRESCI Ödülü, Minsk’de Büyük Ödül, Odessa ve Erivan’da En İyi Film ve Cottbus’ta En İyi Erkek Oyuncu Ödülleri’ni aldı. Bykaw'ın bir başka romanı da, daha önce Voskhozhdeniye adıyla beyazperdeye uyarlanmıştı.

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

François Mauriac'ın romanı Thérèse' Desqueyroux

 

 

Nisan 2012’de hayatını kaybeden Fransız Yeni Dalga’sının büyük yönetmeni Claude Miller’in son başyapıtı Thérèse Desqueyroux, François Mauriac’ın 1927’de yayımlanan romanının uyarlaması; çağına göre ileri fikirleri taşra ahlakıyla çelişen Thérèse Desqueyroux’nun hem evliliğini kurtarma, hem de hayatı doya doya yaşama çabasının hikâyesi. Cannes Film Festivali’nin kapanış filmi olarak gösterilen son filminde yönetmen Miller, geleneksel aile değerlerine sıkışıp kalmış bir insanı kadın hakları mücadelesi, özgürleşme ve cinsel serbestlik kavramları üzerinden anlatıyor.

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

Henry James'in romanı What Maisie Knew

 

 

Henry James’in 1897’de yayımlanan aynı adlı romanından günümüze uyarlanan What Maisie Knew / Arada Kalan, altı yaşındaki bir çocuğun, ebeveynlerinin boşanması sırasında annesiyle babası arasında kalarak yaşadığı sarsıntıyı konu alıyor. Filmin oyuncu kadrosu Julianne Moore, Steve Coogan, Onata Aprile, Alexander Skarsgard ve Joanna Vanderham gibi isimlerden oluşuyor.

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

Lars Kepler'in romanı Hipnozcu

 

 

Usta yönetmen Lasse Hallström’ün Salmon Fishing in the Yemen’in hemen ardından çektiği The Hypnotist / Hipnozcu, Lars Kepler’in aynı adlı romanından uyarlama bir gerilim-polisiye. Acımasız bir katilin bütün bir aileyi yok ettiği katliamdan kurtulan evin küçük oğlunun, kayıp kız kardeşini arayışını anlatan bu nefes kesen filmin oyuncu kadrosunda Lena Olin, Mikael Persbrandt ve Tobias Zilliacus yer alıyor.

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

Victor Hugo'nun romanı Gülen Adam

 

 

Victor Hugo’nun aynı adlı romanından uyarlanan L’Homme qui rit / Gülen Adam, “Edebiyattan Beyazperdeye” bölümünde en çok ilgimizi çeken filmlerden. Jean-Pierre Améris’in uyarlayıp yönettiği bu şiirsel ve siyasal dramın başrollerini Gérard Depardieu ve C.R.A.Z.Y filminden hatırlanacak Marc-André Grondin üstleniyor. Prömiyeri Venedik Film Festivali’nde yapılan filmin yönetmeni Améris, festival kapsamında İstanbul’da olacak.

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

Anthony Bruno'nun romanı Katil

 

 

Anthony Bruno’nun gerçek olaylardan esinlenerek yazdığı, aynı adlı kitaptan uyarlanan The Iceman / Katil’in yönetmeni ise Ariel Vromen. Film, acımasız bir tetikçi ve aynı zamanda mazbut aile babası Richard Kuklinski’yi, çocukluğundan çete günlerine ve tutuklanışına dek izliyor. Katil’in güçlü kadrosunda Take Shelter / Sığınak filmindeki oyunculuğu çok beğenilen Michael Shannon’un yanı sıra Winona Ryder, Chris Evans, James Franco, Stephen Dorff ve David Schwimmer gibi yıldız isimler yer alıyor.

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

Pascal Mercier'in romanı Lizbon'a Gece Treni

 

 

Merak ettiğimiz uyarlamalardan biri de, The House of the Spirits / Ruhlar Evi’nin ünlü yönetmeni Bille August’un son filmi Night Train to Lisbon / Lizbon’a Gece Treni. Kadrosunda, başroldeki Jeremy Irons’un yanı sıra, Christopher Lee gibi sürpriz bir ismin de yer aldığı film, 1970’lerin faşist Salazar Lizbon’unda geçen bir arkadaşlık, ihanet, baskı ve devrim hikâyesi. Yönetmen Bille August, filmin festivaldeki gösteriminde izleyicilerle buluşmak ve soruları yanıtlamak için İstanbul’da olacak.






 

 

 

 

"Edebiyattan Beyazperdeye" bölümüne dahil olmasalar da, roman uyarlaması olan birkaç filmi de es geçmeyelim tabi:

 

 

 

 

 

 

 

Joyce Carol Oats'un romanı Can Ateşi

 

 

Sınıf (The Class) filmi ile Altın Palmiye Ödülü kazanan Laurent Cantet’in ikinci İngilizce filmi Can Ateşi (Foxfire) de dikkatlerimizden kaçmadı tabi ki.  Amerikan yazar Joyce Carol Oates’un Türkçeye de Can Ateşi adıyla çevrilen Foxfire: Confessions of a Girl Gang romanının uyarlaması. 1950’lerde erkek egemen, şiddet ve gerilim dolu bir ortama dönüşen New York’ta, beş cesur genç kızın oluşturdukları çete, kadın isyanını anlatan romanı beyazperdeye uyarlayan Laurent Cantet, festivalin konuğu olarak İstanbul’a gelerek, filminin gösterimine de katılacak.

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

Kevin Power'ın romanı Bad Day in Blackrock

 


Yönetmenliğini Lenny Abrahamson’un üstlendiği, Kevin Power’in Bad Day In Blackrock adlı romanından uyarlanan Ne Yaptın Richard (What Richard Did) ise, Dublin'de, oldukça varlıklı bir ailenin "altın çocuğu" olarak görülen, ancak kendine hiç güvenmeyen bir lise öğrencisi olan Richard'ın bir anlık öfkesi sonucunda doğan trajik olayları konu alıyor.

 

 

 

 

 

Bizden havadisler böyle. Sabredelim, kitapçıklarımızı alalım. Sakin kafayla oturup iyice bir karıştıralım, gideceklerimizi işaretleyelim. İş ya da okul sebebiyle yetişemeyeceklerimize hayıflanmasak da olmaz tabi. Ve sonra biletlerimizi alıp, 30 Mart'a dek nefesleri tutalım. Şimdiden iyi seyirler!

 

 

 

Yorumlar

Yorum Gönder

Yeni yorum gönder

Diğer Haber Yazıları

Çağdaş müzeciliği yepyeni bir anlayışla Anadolu’nun kültür varlıkları haritasına katan, geleneği gelecekle buluşturan Baksı projesi, 20. yılını sürprizlerle dolu zengin bir programla kutlamaya hazırlanıyor.

Yapı Kredi Kültür Sanat’ın internet üzerinden gerçekleştirdiği canlı söyleşileri, yeni konular ve konuklarla devam ediyor. 30 Haziran Salı günü saat 18:00’da herkese açık ve ücretsiz olarak düzenlenecek söyleşinin konukları Osmanlı sufîliği üzerine çalışmalarıyla tanınan Haşim Şahin ve romanlarında Anadolu dervişlerini anlatan Gürsel Korat.

Uluslararası Arapça Kitap Yayıncıları Derneği tarafından bu yıl ilk defa düzenlenen Online Arapça Kitap Festivali 27 Haziran itibariyle başladı.  Dünya genelinde yaşanan pandemi sürecinde yayınevlerini desteklemek ve Türkiye'deki Arapça kitap severlere kitapların kolay ulaşımını sağlamak amacıyla düzenlenen festival 9 gün boyunca devam edecek.

İlyada ve Odysseia destanlarının edebi olarak yeniden yorumlandığı Ben, Kirke ve Akhilleus’un Şarkısı’ndan sonra, zincirin üçüncü halkası da İthaki okurlarını bekliyor: Pat Barker’dan Kızların Suskunluğu / Silence of the Girls. Guardian’ın, “21.

Memleket Hikâyeleri’nin unutulmaz yazarı Refik Halid Karay’ın, 1938-1965 yılları arasında dönemin en çok ses getiren gazete ve dergilerinde yayımlanan eserleri, Memleket Yazıları serisiyle yeniden hayat buldu.

Kulis

Ekrem Demirli: ''Kuşeyri, ilahi kitaba 'Sevgilinin Mektubu' gibi bakıyordu''

ŞahaneBirKitap

Amerikan psikolojisi ve varoluşçu psikoterapinin önde gelen isimlerinden Rollo May, Yaratma Cesareti adlı o pek ünlü kitabında, modern-kapitalist sarsıntı çağının bizleri bir şeyler yapmaya, üstelik yeni bir şeyler yapmaya çağırdığından bahseder.

Editörden

Deniz denildiğinde aklıma hep Küçük Kara Balık geliyor. Üstelik, Samed Behrengi’nin bu hüzünlü küçük öyküsü, yosunlarla kaplı bir kayadan göllere dökülen, oradan da nehir nehir denize açılan bir öyküdür. Elbette denizden daha fazlasını anlatır. Yine de büyük denizi özleyen küçük bir balık imgesi, insanın dünyadaki yolculuğunu anlatmada bana hep eşsiz bir metafor olarak görünmüştür.